Çatışma dili saygı dili
Tarih: 7.4.2017 13:33:54 / 271okunma / 0yorum
Prof. Mustafa Çağrıcı

Üç Aylar´a girmiş bulunuyoruz. Hepimiz için, insanlık için hayırlara vesile olsun.
Dinî ve milli kültürümüzde kutsal zamanlar, insanların ibadetlerinde ve ahlâkî hayatlarında tövbe ve arınma; ruhunu, dilini ve hareketlerini inceltme vesilesi bilinirdi. Elbette hâlâ bu dindarlık anlayışını sürdüren yüce gönüller var. Ama yaşananlar gösteriyor ki, dindarlıkta derinliğimizi kaybettiğimiz modern zamanlarda görsellik ve sloganik tutumlar, kutsal zamanlar hakkındaki telakkilerimizi de hayli yozlaştırmış bulunuyor.
Bu tür sapmalar duygu ve düşüncelerden başlıyor, sonra söze ve eyleme dönüşüyor. Nitekim fikirlerimiz sertleşti; öfke ve nefret duygularımız yoğunlaştı. Bir ihtiras, öfke ve nefret çılgınlığının koca bir millete ne büyük zararlar verdiğini, ülkenin uçurumun kenarından döndüğünü gördük.
Onun için eski düşünürler “Öfke yarı deliliktir” derlerdi. Bence günümüz İslâm toplumlarının büyük sorunlarından biri, akıldan ziyade öfkenin yönettiği bir ilişki biçimini rutin haline getirmiş olmalarıdır. Saygı duygumuzu, saygı dilimizi yitiriyoruz.
***
En başta nefsimi kastederek diyorum ki, giderek sertleşen, tehlikeli bir hal alan, bizi nereye çekeceği kestirilemeyen bir ‘çatışma dili´nin girdabına kapılmış bulunuyoruz. Daha çok saldıranlar daha çok okunuyor, daha çok dinleniyor. Şiddet duygularımız, şiddet dilimiz ve şiddet eylemlerimiz artık kutsal zaman, kutsal mekan tanımıyor. Tek kutsalımız nefislerimiz oldu.
Kendi toplumlarında ahlâkî dindarlığı yükseltmek için çırpınan eski âlimlerimiz ve mutasavvıflarımız, o dönemlerde bilhassa fıkıh ve kelâm uleması arasında yaygın olan “münazara, hilâf, cedel” tarzı tartışma yöntemlerini eleştirirlerdi. Okuduklarımdan çıkardığım sonuca göre Gazâlî bu eleştirileri iki sebepten dolayı yapıyordu: 1- Ulemayı kuşatan itibar arayışı, yaranma sevdası ve rakibini alt edip mahcup duruma düşürmekten duydukları bir tür gurur tatmini; 2- Bu yöntemlerin toplumda bir çatışma dili ve ortamı üretmesi. Oysa çatışma dili kötü ve yanlıştı; çünkü: 1- İslâm´ın ahlâkî ilkelerine aykırı idi. 2- Eninde sonunda topluma zarar getiriyordu. 3- Her türlü olumsuzluğun sorumlusu olarak karşı tarafı gösterip bizi sorumluluktan uzaklaştırıyordu.
***
Kanaatince Osmanlı´dan birinci derecede almamız gereken şey saygı, hoşgörü ve sevgi kültürü olmalıydı. Osmanlılar, seleflerinden devraldıkları bu kültürü, başta medreseler ve tekkeler olmak üzere, resmî ve özel ortamlarda topluma mal ederek, milyonlarca kilometrekarelik ülkede çok çeşitli dinî, etnik ve kültürel kimliğe sahip toplulukları o dönem şartlarında asırlarca birlikte barış içinde yaşattılar.
Bu dinî ve milli kültür ortamında Müslümanlar –söz gelimi- gayrimüslim komşularına kurban eti, aşure vs. ikram ederlerdi. Gayrimüslimler de Müslümanlara saygılarından dolayı Ramazan´da perhiz tutarlar, en azından Müslümanların gözünün önünde yiyip içmezlerdi.
Bugün de benzer saygıyı yaşatanların bulunduğu biliyoruz. Bir Ermeni dinî lideri bir defasında bana “Ramazan´da iftara davet edildiğim günlerde Müslümanlarla aynı duyguyu paylaşmak için oruç tutuyorum” demişti. Bir Yahudi dinî lideri de İspanya´da yemek masasından kalkmış, bir yerden bir şey alarak cübbesinin altına saklayıp salondan ayrılmıştı. Merakımı anlayan refakatçisinin söylediğine göre, sakladığı şey bira şişesiymiş. İstanbul müftüsüne karşı saygısızlık olmasın diye odasına çıkıp orada içmiş.
“Diğerine saygı” denilen inceliği hepimiz hepimize karşı gösterebiliriz. Bilirsiniz; Hıristiyan Necran heyeti, ayin yapmak için yer sorduklarında Resûl-i Zişan efendimiz onlara Mescid-i Nebî´yi göstermişti. Bir evi de gösterebilirdi; ama herhalde bunun karşı tarafı inciteceğini düşünmüştür.

Anahtar Kelimeler: Çatışma, dili, saygı, dili
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Nasıl bir çağda yaşıyoruz? (16 Şubat 2018 - Cuma)
Akıl ve bilim çağında din (11 Şubat 2018 - Pazar)
“1/4 domuz”: Bir kafa yapısı (30 Ocak 2018 - Salı)
Tasavvuf hakkında okunacak bir kitap (09 Ocak 2018 - Salı)
Ev sahibinin günahı (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
İnsan olarak Hz. Peygamber (12 Aralık 2017 - Salı)
‘Büyük oyun´un nesiyiz? (29 Kasım 2017 - Çarşamba)
“Küp içindekini sızdırır” (21 Kasım 2017 - Salı)
‘Sünnet´e dair (10 Kasım 2017 - Cuma)
Din görevlilerinin eğitimi (05 Kasım 2017 - Pazar)
‘Hoca Efendi´ kimliği (29 Ekim 2017 - Pazar)
Cami dernekleri (22 Ekim 2017 - Pazar)
Cami ve medeniyet (13 Ekim 2017 - Cuma)
Mehdilik sempozyumu (07 Ekim 2017 - Cumartesi)
´Anlama sorunumuz´ (29 Eylül 2017 - Cuma)
Buna ‘uygarlık´ mı diyorsunuz? (21 Eylül 2017 - Perşembe)
İbretlik ülke: Pakistan (17 Eylül 2017 - Pazar)
Müslümanlar ne kadar müslüman? (12 Eylül 2017 - Salı)
Ümmet ve Ümmetçilik (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
‘Bizim camia´nın sorunları (09 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İktisat felsefesi sorunumuz (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Diyanet ve din eğitimimiz (29 Temmuz 2017 - Cumartesi)
İslâm düşüncesinin kısa hikâyesi (07 Temmuz 2017 - Cuma)
“İslâm tevhid dinidir” ne demek? (30 Haziran 2017 - Cuma)
“Doğrusu nedir?” (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
Ramazan´a girerken (27 Mayıs 2017 - Cumartesi)
‘Din´ anlayışımız üzerine (23 Mayıs 2017 - Salı)
Gündemdeki konu: İslâmcılık (16 Mayıs 2017 - Salı)
‘Tekbir´ (10 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Kendin için istediğini…´ (18 Nisan 2017 - Salı)
Suizan ya da niyet okuma (22 Mart 2017 - Çarşamba)
Suizan ya da niyet okuma (17 Mart 2017 - Cuma)
Siyasetimizde güzel gelişmeler (02 Mart 2017 - Perşembe)
İslamofobi (10 Şubat 2017 - Cuma)
‘İğneyi kendimize…´ (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Hutbe ve hayat tarzı (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
Üniversiteler ve hocalar niye var? (06 Ocak 2017 - Cuma)
İlâhiyat öğretimimize dair (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
PISA raporunun düşündürdükleri (16 Aralık 2016 - Cuma)
‘Kadına şiddet´e farklı bir bakış (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Söküp atmalıyız´ ama nasıl? (29 Kasım 2016 - Salı)
“Hüve´l-Bâkî (16 Kasım 2016 - Çarşamba)
Cemaat müdafilerine… (06 Kasım 2016 - Pazar)
Din ve dünyevîleşme (22 Ekim 2016 - Cumartesi)
Müslümanlar ‘bütünleşebilir´ mi? (15 Ekim 2016 - Cumartesi)
‘Zor oyunu bozar´ (08 Ekim 2016 - Cumartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Başkasını düzeltmeniz için, önce kendinizi düzeltiniz!

HZ.ÖMER (R.A)
Yusuf Ziya Cömert
Yusuf Ziya Cömert
Siyasetçiler ‘Adana´daki Kahve´ye uğrasın
MUSTAFA KUTLU
MUSTAFA KUTLU
BEYAZ
İBRAHİM TENEKECİ
İBRAHİM TENEKECİ
Varlığımıza musallat olanlar
Talha Gurbetçi
Talha Gurbetçi
CEMRE KİTABEVİMİZ VE KİTAP KULÜBÜMÜZ
Muhsin Kaya
Muhsin Kaya
AÇIK KONUŞUN, SEÇİK DÜŞSÜN
İsmail Dursun
İsmail Dursun
Bir Robinho Vardı Keyif Veren
Ahmet ÖZDEMİR
Ahmet ÖZDEMİR
SİVAS İLİ VE İLÇELERİNDEKİ TÜRK DEVRİ HAMAMLARI
Yavuz Bülent Bakiler
Yavuz Bülent Bakiler
AZERBAYCAN TÜRKÜ, AZERBAYCAN TÜRKÇESİ 2
Zübeyir Kamil Akkaya
Zübeyir Kamil Akkaya
Batı´ya Doğru – Bir Çöküş!
Ergün Diler
Ergün Diler
Anlayacaklar!
Beşir Ayvazoğlu
Beşir Ayvazoğlu
Sultan Abdülhamid biyografisi yazmak
Gülşah YARLI
Gülşah YARLI
´Yıldız´ parladı
BERAT DEMİRCİ
BERAT DEMİRCİ
YATAY SOYAĞACI
Yusuf Ziya Ünsal
Yusuf Ziya Ünsal
Soyumuzu Bulduk mu?
Prof. Mustafa Çağrıcı
Prof. Mustafa Çağrıcı
Nasıl bir çağda yaşıyoruz?
Fikret ÜNSAL
Fikret ÜNSAL
KAR YAĞMIYOR YAĞMIYOR
Ö. EMİR DOĞAN
Ö. EMİR DOĞAN
MEB YÖNETİCİ ATAMA YÖNETMELİĞİ TASLAĞI 2018(2)
Mahmut Erol Kılıç
Mahmut Erol Kılıç
Şîrâz…
Muzaffer Gücer
Muzaffer Gücer
ŞEHİRDE İMECE
Aydın Ünal
Aydın Ünal
Kürtler, PKK ve Afrin
Salih Tuna
Salih Tuna
Mustafa Kemal´in şu yoldaşına bak sen
Aziz Erdoğan
Aziz Erdoğan
YETENEK HARİTASI
Müjgan Üçer
Müjgan Üçer
Türkülerimizi Unutulmaktan Kurtaran Kahraman Muzaffer Sarısözen (1899- 1963)
Salih Şahin
Salih Şahin
OSMANLI ARAPLARI NASIL SÖMÜRDÜ!
İbrahim KAYA
İbrahim KAYA
Kutlu Yolun Yolcusu: Mehmed Âkif
YUSUF KAPLAN
YUSUF KAPLAN
İlerleme putu ve zihnî felçleşme
S. Emrah GÖKTAŞI
S. Emrah GÖKTAŞI
Sivil toplum
Mehmet Şevket EYGİ
Mehmet Şevket EYGİ
Bir zata mektup
Tarık Sezai Karatepe
Tarık Sezai Karatepe
Roboski: Acının Tarifi Yok!
AKİF EMRE
AKİF EMRE
İran toplumunun gelecek tahayyülatı
İlhan Yüksel
İlhan Yüksel
SİZ HANGİSİNİ İSTİYORSUNUZ.?
Selahattin Çerik
Selahattin Çerik
Her gün KARA!..