CANKUŞU-YAŞAMINI YİTİRDİ
Tarih: 10.4.2018 18:00:16 / 314okunma / 0yorum
Yavuz Bülent Bakiler

Hayatın ikinci yüzü ölümdür. Eskiler ölümü uykunun kardeşi olarak kabul etmişlerdir. İslam´a göre ölüm, bir ot gibi çürüyüp gitmek, yok olmak, yitmek-bitmek değildir. Ölüm, yeni bir dünyaya doğmaktır. Nitekim Kur´an´ı Kerimde buyuruluyor ki:

“Her nefisi ölüm tadıcıdır. Sonra da ancak, Bize-Allah´a- döndürülürsünüz”

İslam ulularının eserlerinde, ölüm bir kadife yumuşaklığıyla anlatılmıştır. Mesela Hz Mevlana´ya göre”Ölmek, Şeb´i arus´tur, yani sevgiliyle buluşmak-kavuşmak gecesidir. Sevgililer sevgilisi de Allah´tır”

Hazreti Mevlana´nın sandukasının üzerine yazılan dokuz beyitlik gazelinde ölüm tam bir İslam inancıyla anlatılmıştır. Hazreti Mevlâna diyor ki:

“Öldüğüm gün, benim tabutumu omuzlar üzerinde gördüğün zaman, bende bu cihanın derdi var sanma!

Bana ağlama! Yazık yazık, vah vah deme! Şeytanın tuzağına düşersen vah vahın sırası o zamandır. Yazık yazık o zaman denir. Cenazemi gördüğün zaman ayrılık ayrılık deme. Benim buluşmam, görüşmem o zamandır. Beni mezara koyunca elveda elveda deme. Mezar cennet topluluğunun perdesidir. Batmayı gördün ya, doğmayı da seyret. Güneşle Ay´a batmadan ne zarar gelir ki? Sana batma görünür ama, o doğmaktadır. Mezar hapishane gibi görünür ama, canın hapisten kurtulmuştur. Yere hangi tohum ekildi de tekrar bitmedi? Neden insan tohumuna gelince bitmeyecek zannına düşüyorsun? Hangi kova suya salındı da dolu olarak çıkmadı?”

Mevleviler, kat´iyyen öldü, vefat etti, yitti gitti  demezler. “Hakk´a yürüdü” derler. Ne güzel, ne sıcak bir ifade. “Hakk´a Yürüdü”. Dünyada doğumu ve ölümü aynı zamanda bir Mevlevi şeyhi olan şair Arif Nihat Asya kadar, acaba kim yumuşak ve güzel anlatabilmiştir.

Arif Nihat Asya bir mensur şiirinde diyor ki:

“Bir yanağından öptüm şöyle ey dünya, öbür yanağından da öpmek için, kaç günlük yol yürümeliyim?”

Mevlevi Arif Nihat Asya doğumu, dünyanın bir yanağından öpmek olarak kabul ediyor. Ona göre ölüm dünyanın öbür yanağını öpmektir. Ne güzel, ne rahat, ne yumuşak bir söyleyiş.

Şimdi, zaman zaman alkışlarla kaldırılan cenazelerimiz için radyolarımız, televizyonlarımız, gazetelerimiz, ‘Yaşamını yitirdi´ ifadesini kullanıyorlar. “Yaşamını yitirdi” ne kadar çirkin, ne kadar zavallı, ne kadar cin çarpmış sarsak bir cümle.

Dünkü zengin Türkçemizde, ölüm gerçeğini anlatan yüzden gazla ifade vardı. İşte onlardan bazıları. Bir kimse dünyasını değiştirince ondan sadece “öldü” yada “yaşamını yitirdi” diye bahsedilmiyordu. Şu güzel, şu zarif, şu ince, şu pırıl pırıl kelimeler, deyimler kullanılıyordu. Mesela şöyle deniliyordu;

Can kuşunu uçurdu, Cennete kavuştu, Cennetlik oldu. Canını kurban etti, Dünyasını değiştirdi. Dar-ı Beka´ya irtihal etti. Ecel şerbetini içti. Ebediyete göçtü. Gerçek hayata uyandı. Hakk´a yürüdü. Hakk´a kavuştu, Kalıbını dinlendirdi, Kulağının dibi sarardı, Kuş gibi uçtu gitti. Merhum oldu, Mevla´sına kavuştu, O dünyaya gitti, Ömrünü size bağışladı, Ölüm kapısını dövdü, Ömür defteri kapandı, Rahmet´i Rahman´a kavuştu, Rahata erdi, ruhunu teslim etti. Şehit düştü, Sizlere ömür oldu, Topratan geldi toprağa gitti, Ukbaya irtihal eyledi, Yatağından kalkamadı, Yensiz gömlek giydi, Vefat etti, Azrail sinesine kondu, Bir varmış bir yokmuş oldu, Gor´a gitti. Ve daha niceleri ve daha niceleri… Bir de istenmeyen, sevilmeyen kimselerin ölümlerini anlatan deyimler, kelimeler var ki onları burada saymak istemiyorum. Geberdi, zıbardı, nalları dikti, Gorbegor oldu, Tahtalı köşe gitti… gibi ifadeler. Şu dünkü Türkçemizin zenginliğine, dünkü insanımızın inceliğine dikkat buyurun. Bir de bu günkü basitliği, çirkinliği, kuruluğu, yavanlığı düşünün.

Ne olmuş ne olmuş?

-Yaşamını yitirmiş!

- Haydi oradan zavallı adam! Yiten-biten bir şey yok yitirilmek bitirilmek istenen Türkçemizin zenginliği ve güzelliğidir.

“Yaşamını yitirmiş” miş! Yitirilen kaybedilen bir şeyi bulmak ihtimali var olduğuna göre, “Yaşamını yitirenlerin” yakınları, yitirdikleri yaşamları arasınlar biraz. Şuada burada bulabilirler (!) belki.

 

Anahtar Kelimeler: CANKUŞU, YAŞAMINI, YİTİRDİ
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
DECCALI DEKKAL DİYE OKUMAK KİBARLIĞI (24 Nisan 2018 - Salı)
BÜYÜK HARFLER NERELERDE KULLANILIR? (03 Nisan 2018 - Salı)
BEYAZ TÜRKÇENİN BÜYÜK ŞAİRİ (20 Mart 2018 - Salı)
BAYRAM CEMRESİ (13 Mart 2018 - Salı)
BAHTİYAR VAHAPZÂDE´NİN SORUSU (28 Şubat 2018 - Çarşamba)
AVUSTURALYADA İNGİLİZLEŞEN TÜRKLER (06 Şubat 2018 - Salı)
AŞGABATTA KİTAP (30 Ocak 2018 - Salı)
DİLDE BİRLİĞİMİZİ BOZANLAR (06 Kasım 2017 - Pazartesi)
Dilde Birlik, Fikirde Birlik, İşte Birlik (30 Ekim 2017 - Pazartesi)
Mesela mı örneğin mi diyelim? (16 Ekim 2017 - Pazartesi)
Çaya Çorbaya Yoğun (10 Ekim 2017 - Salı)
CANKUŞU-YAŞAMINI YİTİRDİ (02 Ekim 2017 - Pazartesi)
Ana Dil mi, Ana Dili mi? (13 Eylül 2017 - Çarşamba)
SİVAS´TA İNANILMAZ BİR GELİŞME (05 Eylül 2017 - Salı)
ARGO (28 Ağustos 2017 - Pazartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
İki kişiyi aşan, bir başkasına da söylenen her sır, yayılır.

Mevlana