CANKUŞU-YAŞAMINI YİTİRDİ
Tarih: 2.10.2017 10:42:22 / 295okunma / 0yorum
Yavuz Bülent Bakiler

Hayâtın ikinci yüzü ölümdür. Eskiler ölümü uykunun kardeşi olarak kabul etmişlerdi. İslâm´a göre ölüm, bir ot gibi çürüyüp gitmek, yok olmak, yitmek-bitmek değildir. Ölüm, yeni bir dünyaya doğmaktır. Nitekim Kur´an-ı Kerim´de buyruluyor ki:
“Her nefis, ölümü tadıcıdır. Sonra da ancak, Bize Allah´a döndürülürsünüz”
İslâm ulularının eserlerinde, ölüm bir kadife yumuşaklığıyla anlatılmıştır. Meselâ Hz. Mevlâna´ya göre “ölmek, şeb´i arus´tur, yâni sevgiliyle buluşmak-kavuşmak gecesidir. Sevgililer sevgilisi de Allah´tır”.
Hz. Mevlâna´nın sandukası üzerine yazılan 9 beyitlik gazelinde ölüm, tam bir İslâm inancıyla anlatılmıştır. Hz. Mevlâna diyor ki:
“Öldüğüm gün, benim tabutumu omuzlar üzerinde gördüğün zaman, bende bu cihanın derdi var sanma!
Bana ağlama!Yazık yazık, vah vah deme!
Şeytanın tuzağına düşersen, vah vahm sırası o zamandır.
Yazık yazık o zaman denir. Cenâzemi gördüğün zaman ayrılık ayrılık deme.
Benim buluşmam, görüşmem o zamandır.
Beni mezara koyunca elvedâ, elvedâ deme.
Mezar, cennet topluluğunun perdesidir.
Batmayı gördün ya, doğmayı da seyret.
Güneş´le Ay´a, batmadan ne zarar gelir ki?
Sana batma görünür ama, o doğmadır.
Mezar hapishane gibi görünür ama, canın hapisten kurtuluşudur.
Yere hangi tohum ekildi de tekrar bitmedi?
Neden insan tohumuna gelince bitmeyecek zannına düşüyorsun?
Hangi kova kuyuya salındı da dolu olarak çıkmadı?”
Mevlevîler, kat´iyyen öldü, vefât etti, yitti gitti demezler. “Hakk´a yürüdü” derler. Ne güzel, ne sıcak bir ifâde. “Hakk´a yürüdü”. Dünyada doğumu ve ölümü, aynı zamanda bir Mevlevi şeyhi olan şâir Arif Nihat Asya kadar, acaba kim yumuşak ve güzel anlatabilmiştir. Arif Nihat Asya bir mensur şiirinde diyor ki:
“Bir yanağından öptüm söyle ey Dünya, öbür yanağından da öpmek için, kaç günlük yol yürümeliyim?”
Mevlevî Arif Nihat Asya doğumu, dünyanın bir yanağından Öpmek olarak kabul ediyor. Ona göre ölüm, Dünyanın öbür yanağını öpmektir. Ne güzel, ne rahat, ne yumuşak bir söyleyiş.
Şimdi, zaman zaman alkışlarla kaldırılan cenazelerimiz için radyolarımız, televizyonlarımız, gazetelerimiz “yaşamını yitirdi” ifâdesini kullanıyorlar. “Yaşamını yitirdi” ne kadar çirkin, ne kadar zavallı, ne kadar cin çarpmış bir sarsak cümle.
Dünkü zengin Türkçemizde, ölüm gerçeğini anlatan yüzden fazla ifâde vardı. İşte onlardan bazıları. Bir kimse dünyasını değiştirince ondan sadece “öldü” veya “yaşamını yitirdi” diye bahsedilmiyordu. Şu güzel, şu zarif şu ince, şu pırıl pırıl kelimeler, deyimler kullanılıyordu. Meselâ şöyle deniliyordu:
Can kuşunu uçurdu, Cennete kavuştu, Cennetlik oldu, Canını kurban etti, Dünyasını değiştirdi, Dâr-ı bekaya irtihal etti, Ecel şerbetini içti, Ebediyete göçtü, Gerçek hayata uyandı, Hak´ka yürüdü, Hak´ka kavuştu, Kalıbını dinlendirdi, Kulağının dibi sarardı, Kuş gibi uçtu gitti, Merhum oldu, Mevlâsma kavuştu, O dünyaya gitti, Ömrünü size bağışladı, Ölüm kapısını dövdü, Ömür defteri kapandı, Rahmet-i Rahman´a kavuştu, Rahata erdi, Ruhunu teslim etti, Şehit düştü, Sizlere ömür oldu, Topraktan geldi toprağa gitti, Ukbâya irtihal eyledi, Yatağından kalkamadı, Yensiz gömlek giyindi, Vefât etti, Azrail sinesine kondu, Bir varmış bir yokmuş oldu, Gor´a gitti. Ve daha niceleri, ve daha niceleri…
Bir de istenmeyen, sevilmeyen kimselerin ölümlerini anlatan deyimler, kelimeler var ki onları burada saymak istemiyorum. Geberdi, Zıbardı,
Nalları dikti, Gorbegor oldu, Tahtalı köye gitti… gibi ifâdeler. Şu dünkü Türkçe´mizin zenginliğine, dünkü insanımızın inceliğine dikkat buyurun. Bir de bugünkü basitliği, çirkinliği, kuruluğu, yavanlığı düşünün.
Ne olmuş ne olmuş?
-Yaşamını yitirmiş!
-Haydi oradan zavallı adaml Yiten-biten bir şey yok yitirilmek bitirilmek istenen Türkçemizin zenginliği ve güzelliğidir.
“Yaşamını yitirmiş”miş! Yitirilen, kaybedeline bir şeyi bulmak ihtimali varolduğuna göre, ‘‘yaşamını yitirenlerin” yakınları, yitirdikleri yaşamları arasınlar biraz. Şurada-burada bulabilirler (!) belki.

Anahtar Kelimeler: CANKUŞU, YAŞAMINI, YİTİRDİ
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
“DEPREMİN ALETSEL BÜYÜKLÜĞÜ” (01 Mayıs 2018 - Salı)
DECCALI DEKKAL DİYE OKUMAK KİBARLIĞI (24 Nisan 2018 - Salı)
CANKUŞU-YAŞAMINI YİTİRDİ (10 Nisan 2018 - Salı)
BÜYÜK HARFLER NERELERDE KULLANILIR? (03 Nisan 2018 - Salı)
BEYAZ TÜRKÇENİN BÜYÜK ŞAİRİ (20 Mart 2018 - Salı)
BAYRAM CEMRESİ (13 Mart 2018 - Salı)
BAHTİYAR VAHAPZÂDE´NİN SORUSU (28 Şubat 2018 - Çarşamba)
AVUSTURALYADA İNGİLİZLEŞEN TÜRKLER (06 Şubat 2018 - Salı)
AŞGABATTA KİTAP (30 Ocak 2018 - Salı)
DİLDE BİRLİĞİMİZİ BOZANLAR (06 Kasım 2017 - Pazartesi)
Dilde Birlik, Fikirde Birlik, İşte Birlik (30 Ekim 2017 - Pazartesi)
Mesela mı örneğin mi diyelim? (16 Ekim 2017 - Pazartesi)
Çaya Çorbaya Yoğun (10 Ekim 2017 - Salı)
Ana Dil mi, Ana Dili mi? (13 Eylül 2017 - Çarşamba)
SİVAS´TA İNANILMAZ BİR GELİŞME (05 Eylül 2017 - Salı)
ARGO (28 Ağustos 2017 - Pazartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
"Yıkılıp düşene gülme sakın sen. Yiğit düşüp kalkmayınca belli olmaz "