Çakma bunalım veya II. Yeni
Çakma bunalım veya II. Yeni
Tarih: 27.2.2015 10:40:41 / 557okunma / 0yorum
MUSTAFA KUTLU

 

19. Asır tanrıtanımazlığın, pozitivizmin, aklın yüceltilmesi ve yaygınlaşması, teknolojik yeniliklerin, sanayinin akıl almaz biçimde ilerlemesi sonucu insanlığa cennetin dünyada kurulacağını telkin ediyordu. Bu bilimperestlik öyle bir hegemonya kurdu ki, karşı çıkanlar afarozdan nasibini aldı.

 

Heyhat! Bu refah-ilerleme-zenginlik-konfor sonunda I. Dünya Savaşı, ardından II. Dünya Savaşı koptu. Medeniyetin beşiği tüm dünyayı cayır cayır yakıyordu. Öyle ki bu savaşlarda tüm dünya tarihinde savaşta ölenlerden çok ölüm oldu, akıl almaz katliamlar yaşandı.

 

Vay be! Dünyadaki cennet vaadi böyle mi sonuçlanacaktı? (Felsefe, bilim, sanat ve teknoloji insanoğlunu cennete değil düpedüz cehenneme getirmişti) Batı`daki sanatçılar, düşünürler, büyük bir yıkım yaşadı “bunalım”a düştü. İntiharlar arttı, hayatın bir mânası kalmadı.

 

Evet artık hayat, varlık, dünya saçma (absürd) bir şeydi. Ona bir mâna vermek mümkün görülmüyordu. Anlamsızlık hakim oldu.

 

Öyleyse “batsın bu dünya” deyip gerçeküstücüler başta akıl düzeni, bunun dışavurumu olan dil düzenine saldırdılar. Picasso ve benzeri sürrealist ressamlar insan başta olmak üzere tüm tabiatı varlığı yakıp yıktılar acaip, anlamsız bir resme başladılar. Buna yeni bir gerçek, yeni bir estetik buldular deniyor (!) Edebiyatçılar anlamsızlığı baştacı etti, “çıkmazın güzelliği”ni anlattı. “Varoluşçuluk” bir felsefe olarak hayata ve dünyaya yeni bir mâna vermeye çabaladı. Oysa biz, bizi Gerçeküstücülüğe götürecek bir sanatsal, fikrî, zihnî toplumsal bir macera yaşamamıştık. Resim geçmişimiz fevkalade fukara idi.

 

II. Yeni konusunda en kapsamlı çalışmayı (İkinci Yeni Poetikası, Hece Yay. Kasım 2013, 3. baskı) yapan Prof. Dr. Alaattin Karaca II. Yeni’nin doğuşunu şu sebeplere bağlıyor:

 

1.DP döneminin toplumsal-siyasal baskısı ve bu dönemdeki büyük toplumsal değişme. (Evet Türkiye değişti ancak bir DP baskısından bahsetmek zordur. 1952 tevkifatı ve solcular üzerindeki CHP zamanından beri süregelen baskı vardır ama, vatandaş ceberrut CHP idaresinden kurtulmanın sevincini 1950 seçimleri ile yaşayarak maddi bakımdan 1950-54 arasında geniş bir nefes almıştır. Bu geniş nefes 27 Mayıs ile kesildi).

 

2. Garip şiirine ve Toplumcu Gerçekçi şiire, daha doğrusu söze dayalı şiire tepki (II. Yeni bir fikre, ideolojiye, düzene, dile inanmadığı için yıkacak bir şey arıyordu).

 

3.Batı sanatlarının (Gerçeküstücülük, atonal müzik, soyut resim ve sürrealist sinema) etkisi ile biyografik olgular.

 

Burada asıl sebep Tanzimat’tan bu yana göregeldiğimiz “Batı`yı taklit” unsurudur. Karaca ne yazık ki bu asıl sebep üzerinde yeterince durmuyor.

 

Şunu bilmeliyiz.

 

Türkiye II. Dünya Savaşı’na girmedi ve Batı’nın çektiği acıları, vicdan azabını çekmedi. Gerçi CHP iktidarında baskı vardı, ekmek karne ile alınıyordu ama bu savaşın olduğu yerlerdeki ıstırap ile karşılaştırılamaz. Bu çerçevede II. Yeni eleştirileri yapılmıştır.

 

Suut Kemal Yetkin bu konuda şunları söylüyor:

 

“Toplumcu Gerçekçiliğin apaçıklığı ardından kapalı öznelliğin, anlamsızlığın, bunun da ardından varoluşçu bir metafiziğin sonucu olan bunalma ya da öfkelenme edebiyatının kapışıldığını hepimiz biliyoruz. İkinci Yeni diye önemle anlatılan ve bir sürü sorulara konu olan sözde şiir akımına bakarsak verimlerinin Michaux’dan, Gerçeküstücülüğü bazı değişikliklerle sürdüren René Char’ın ve İngiltere’deki benzerlerinden kopya edilmiş olduğunu görürsünüz.”

 

Bir başka eleştiri de Tahsin Saraç’tan geliyor.

 

“Oysa özetlemek gerekirse, 1955’ten sonra İkinci Yeni adı altında yayımlanan şiirler belirtilen noktaların hepsine ters yönde gelişmiştir. Nedensiz ve Köksüz bir Batı taklididir. Çok taklit eden hiç yaratamaz, sözü vardır Frenklerin. İkinci Yeni hepten taklit olduğu için bir yaratması yoktur.”

 

İkinci Yeni şairleri arasında sadece Sezai Karakoç inançlı bir Müslüman olduğu için bu yıkıcı ve çakma bunalımdan kendini kurtarmış, metafizik şiiri zirveye taşımıştır.

 

Ece Ayhan ve İlhan Berk kadar yıkıcı olmayan Turgut Uyar belki de duruma ilk uyanan şairdir. Onun “Şiir çıkmazda çünkü insan çıkmazda” sözü tüm olup biteni özetler. Bu “çıkmaz”ın ne olduğunu yukarıda belirttik. Birbirlerinden habersiz aynı özellikleri taşıyan şiirlerle ortaya çıkan ve “Pazar Postası”nda yazarak bir akım gibi değerlendirilen bu hareketin şairleri zamanla kendi yollarına gitti. Kimi cinselliğe, kimi sivilliğe, kimi sosyalizme yürüdü. Şüphesiz hepsi kabiliyetli şairlerdi ve günümüze kadar süren, hatta muhafazakâr çevreleri de etkileyen bir tesir bıraktılar. (Bunalım bu kuşak hikâyecilerinde daha belirgindir). Sosyalist çevrelerden çok eleştiri alan bu akım “çakma bunalım” ile edebiyat tarihimizde bir yer edindi.

 

İdeolojik mücadele fırtınası sona erdiğinde ayakta kalan isimler bunlar oldu. Türk şiirinde görülen son hamledir.

 

Zaten yetmişten sonra ne hamle kaldı ne edebiyat. Sanat tümüyle tüketim ekonomisinin bir aparatı oldu.

 

İkinci Yeni hareketinin tüm boyutlarını öğrenmek isteyenler Alaattin Karaca’nın eserini okumalıdır.

Anahtar Kelimeler: Çakma, bunalım, II, Yeni
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Eskiler alıyorum… (18 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Aidiyet (11 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Çıkmaz sokak-geçer akçe (04 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Ceviz ile sincap (27 Haziran 2018 - Çarşamba)
Tatil programı (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
Elveda zamanı (06 Haziran 2018 - Çarşamba)
Haddini bilmek (30 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Kıssadan hisse (24 Mayıs 2018 - Perşembe)
“Öteki” diye biri yok (17 Mayıs 2018 - Perşembe)
“Öteki” diye biri yok (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
Piyasa (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Tanrı misafiri (25 Nisan 2018 - Çarşamba)
İnsanı tanımak (12 Nisan 2018 - Perşembe)
İnsanı tanımak (29 Mart 2018 - Perşembe)
Tarihi yapanlar ve yazanlar (15 Mart 2018 - Perşembe)
Yara (07 Mart 2018 - Çarşamba)
Mesele (28 Şubat 2018 - Çarşamba)
BEYAZ (21 Şubat 2018 - Çarşamba)
Sarışın (09 Şubat 2018 - Cuma)
Mus­ta­fa KUT­LU (02 Şubat 2018 - Cuma)
Ahlâk ağacı (25 Ocak 2018 - Perşembe)
Şehir, kültür ve sanat (2) (18 Ocak 2018 - Perşembe)
Şehir, kültür ve sanat (1) (11 Ocak 2018 - Perşembe)
Sanat nedir? (05 Ocak 2018 - Cuma)
Korku zamanı (22 Aralık 2017 - Cuma)
Bizim mahalle (14 Aralık 2017 - Perşembe)
Şiir öldü mü? (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Hayatın nabzı (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Hayat zor (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Hayat zor (16 Kasım 2017 - Perşembe)
Aramıza kim girdi (09 Kasım 2017 - Perşembe)
Başka format yok mu? (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Günler gelip geçerken (26 Ekim 2017 - Perşembe)
Kurban ile bayram (20 Ekim 2017 - Cuma)
Eğitimin olmazsa olmazı: Disiplin (12 Ekim 2017 - Perşembe)
Kimin borusu ötüyor? (05 Ekim 2017 - Perşembe)
Tükenmeyen hazine (22 Eylül 2017 - Cuma)
Aidiyet (14 Eylül 2017 - Perşembe)
Gergin miyiz? (07 Eylül 2017 - Perşembe)
İnsan nereye koşuyor? (04 Eylül 2017 - Pazartesi)
Atla, atla (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Eğlence (17 Ağustos 2017 - Perşembe)
Çöpten gıda (11 Ağustos 2017 - Cuma)
Tek tip (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Kirlenme (04 Temmuz 2017 - Salı)
Takva nerede? (08 Haziran 2017 - Perşembe)
Domatesin tadı (26 Mayıs 2017 - Cuma)
Hikâye ve romanda kişiler (19 Mayıs 2017 - Cuma)
“İkinci Yeni” üzerine (11 Mayıs 2017 - Perşembe)
Eğitim şart (28 Nisan 2017 - Cuma)
Devamsızlık bilgisi (16 Nisan 2017 - Pazar)
Evvelbahar (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Nurettin Albayrak (23 Mart 2017 - Perşembe)
Heidegger´in Kulübesi (17 Mart 2017 - Cuma)
Fotoğrafın anlattığı (03 Mart 2017 - Cuma)
SİZ VE BİZ (23 Şubat 2017 - Perşembe)
Büyük filim (09 Şubat 2017 - Perşembe)
Anne (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Kar yazısı (27 Ocak 2017 - Cuma)
Devlet ve şahsiyet (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Televizyonda evlilik (13 Ocak 2017 - Cuma)
“Hemşehrilikten feragat” (06 Ocak 2017 - Cuma)
Nihayet tarım (04 Aralık 2016 - Pazar)
İstanbullu kim? (19 Ekim 2016 - Çarşamba)
Ruh (06 Ekim 2016 - Perşembe)
Mazmun (21 Temmuz 2016 - Perşembe)
ŞÜKÜR (09 Temmuz 2016 - Cumartesi)
Eski eserler ve Taksim´e cami (30 Haziran 2016 - Perşembe)
DUA (09 Haziran 2016 - Perşembe)
FARKINDALIK (05 Mayıs 2016 - Perşembe)
Çağla (27 Nisan 2016 - Çarşamba)
Güle dair (21 Mayıs 2015 - Perşembe)
Huzur (26 Nisan 2015 - Pazar)
Cinayetler (19 Mart 2015 - Perşembe)
İş insanı güzelleştirir (05 Mart 2015 - Perşembe)
Köprü ve göç (18 Şubat 2015 - Çarşamba)
Fena (04 Şubat 2015 - Çarşamba)
Izdırabın boyutu (28 Ocak 2015 - Çarşamba)
Hayat tarzı (21 Ocak 2015 - Çarşamba)
Kar yazısı (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Taşra çıkarması (31 Aralık 2014 - Çarşamba)
Kırk milyon fidan (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Hangi muhafazakarlık (18 Aralık 2014 - Perşembe)
Dört kişiden biri (04 Aralık 2014 - Perşembe)
Birlik-beraberlik (26 Kasım 2014 - Çarşamba)
Müzik bitti mi? (19 Kasım 2014 - Çarşamba)
Bir avuç toprak (13 Kasım 2014 - Perşembe)
Kafayı çizen adam (05 Kasım 2014 - Çarşamba)
Cumhurbaşkanlığı Sarayı (31 Ekim 2014 - Cuma)
Bana ne yapacağımı söyle (23 Ekim 2014 - Perşembe)
M. Seyfettin Özege (15 Ekim 2014 - Çarşamba)
Üniversite ve kütüphane (09 Ekim 2014 - Perşembe)
Halime Toros merhaba (07 Ekim 2014 - Salı)
Huşû (21 Eylül 2014 - Pazar)
Yeni Türkiye ama nasıl? (11 Eylül 2014 - Perşembe)
Sarnıçlara dönmek (04 Eylül 2014 - Perşembe)
Eski ve yeni (28 Ağustos 2014 - Perşembe)
Af adaletten üstündür (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
Hep aynı hikâye (14 Ağustos 2014 - Perşembe)
Zenginlik (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Açlık (05 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Daima iyiyi, güzeli, doğruyu öğrenebilmek için okuyunuz, okutunuz?

Hacı Bektaşı Veli