Yusuf Ziya Cömert


Büyürken küçülen rakamlar

Büyürken küçülen rakamlar


Eskiden ‘tağşiş’ denirmiş. Evvela sözlüğe bakalım. Kelimenin kökenine inmek için Nişanyan Sözlüğü uygun.

Arapça ‘ğaşşa’ kökünden geliyor. Kandırmak, sahtecilik yapmak.

Özel anlamı “Paranın ayarını bozarak sahtecilik yapmak.”

Altın veya gümüş paranın içindeki bakır oranını arttırıyorsun. Paranın değerini düşürüyorsun.

Bu devletin işine bir müddet yarıyor. Diyelim bir yere on altın ödemen gerekiyor. Tağşiş edilmiş para ile ödersen biraz eksik ödemiş oluyorsun.

Bir müddet işe yarıyor. Çünkü zaman geçince paranın düşük kıymeti artık herkesin malumu oluyor.

Tabii tağşiş, yeniçerilerin, memurların canını sıkabiliyor. Zamanında bu tür rahatsızlıklar olmuş.

Tarihçiler Osmanlı’da ilk tağşişi Fatih Sultan Mehmet’in yaptığını söylüyor. Sonradan da kimi küçük, kimi büyük tağşişler yapılmış.

Bugün yaygın olan kelimeyi kullanmak gerekirse, ‘tağşiş’ bir çeşit devalüasyon.

Burada ‘tağşiş’in tarihini anlatmak niyetinde değilim.

Devalüasyonun, enflasyonun geçmişine biraz bakmak istedim. O kadar.

Eskiden döviz kurları devlet tarafından ilan ediliyordu.

Devalüasyon yapılınca da yetkililer “Türk Lirası şu kadar devalüe edildi” diye açıklıyordu.

Serbest kura geçildikten sonra para kendi değerini piyasa şartlarında buluyor.

Bir devalüasyon oluyor. Türk lirasının değeri düşüyor. Adı üstünde de-valüasyon, değer düşmesi.

Fakat devlet, kalkıp, Türk Lirası’nın değeri şuradan şuraya indi demiyor. Veya Dolar bugünden itibaren 10 liradır demiyor.

Diyebilse diyecek ama diyemiyor.

Ama, devletin, hükümetlerin doğru veya yanlış ekonomi politikaları sebebiyle, dövize talebin artmasıyla, dövizin azalmasıyla, dış borcun çoğalmasıyla, piyasa şartlarında bir çeşit devalüasyon oluyor.

Devalüasyon olunca devletin iç borcu azalmış oluyor.

10 liralık borç yine 10 lira.

Fakat 10 lira eski on lira değil.

Tağşiş edilmiş.

Bir bakıma, devlet sahtecilik yapmış, kıymeti düşük parayla vatandaşını kandırmış.

Tabii şimdi banknot kullanıyoruz. İçindeki altın oranı düşmüyor. Zaten altın yok içinde. Kağıttan yapılıyor.

Değeri devletin itibarından geliyor.

Paranın itibari değeri düşüyor.

Devletin itibarı da düşüyor denilir mi bu cümlenin hemen arkasından?

Eğer para itibar göstergesiyse denilir.

Değilse denilmez.

Para itibar göstergesi mi?

En azından insanların büyük bir kısmı için öyle görünüyor.

‘Paran kadar konuş’ diye bir laf var dilimizde.

Doların seyrine bakınca, liranın kıymetinin ne kadar düştüğünü anlıyoruz.

Son bir yılda dolar 7,5 liradan 12 liraya çıkmış. Yüzde 50’yi geçiyor.

Lira kazanıp döviz borcu ödeyen için felaket.

Döviz kazanıp lira harcayanlar için felaket değil.

Peki dar gelirliler için? Sabit gelirliler için?

Sabit dediğim, sözün gelişi. TL sabit değil ki, sürekli düşüyor.

Buna eksilen gelir demek daha doğru.

Mesela 2825 lira aylık alan asgari ücretliler için?

Geçen sene bu vakitler 2825 lira 376 dolar ediyordu. Bugün 235 dolar. Aradaki 141 dolar gitmiş.

Kim götürmüş?

Kötü yönetilen, yanlış yönetilen ekonomi götürmüş.

Ya da devlet götürmüş.

Tağşiş, devletin parayla yaptığı hizmetlerin değerini de fena halde düşürüyor.

Mesela Öğretmenler Günü’nde öğretmenlere hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, öğretmenler için yapılan iyileştirmeleri anlattı.

Rakamla söylerken çok iyi.

Öğretmen maaşı 2002 yılında 470 liraymış, şimdi 5 bin 100 lira olmuş.

2002 yılında dolar 1,400 lira. Bugüne göre hesap edince 1,4 lira. Dolara göre hesap ettiğinizde artış 20 yılda yüzde 20.

Yine de eksilmemesi iyi.

Eksilenler de var.

Ek ders ücreti 165 liraymış. Bugün 1272 liraya çıkmış.

Dolara vurduğun zaman 117 dolardan 104 dolara inmiş.

Öğretmenin hazırlık ödeneği 2002’de 175 liraymış. 2021’de 1250 lira olmuş. 175 lira 2002’de 125 dolar ediyor. 1250 lira ise bugün sadece 104 dolar.

20 yılda artmamış, eksilmiş.

Tağşiş olunca, rakamların önündeki sıfırlar da önemini kaybediyor.

Rakamlar büyürken küçülüyor.

Düzelir inşallah.

 Karar Gazetesi 26 Kasım 2021 tarihli yazısının iktibasıdır.



YAZARLAR