‘Büyük oyun´un nesiyiz?
Tarih: 29.11.2017 11:26:37 / 103okunma / 1yorum
Prof. Mustafa Çağrıcı

Küresel oyun kurucuları “Büyük oyun”larını Müslümanlar üzerinde oynamayı sürdürüyorlar. Uluslararası siyaset uzmanı olmayan benim gibi birine bile olaylar kendini okutacak kadar açık. Alanım gereği beni ilgilendiren soru, “bu oyunun Müslümanlar üzerinde her sahnelendiğinde neden böylesine başarılı olabildiği”dir.
Ana sebebin şu olduğunu düşünüyorum: Çünkü Müslüman toplumlar, entelektüel olarak, kendilerini araçsallaştırmayacak, kullandırtmayacak kadar gelişmiş değiller. Bunu, Müslüman dünyanın önemli bir kısmını kan ve gözyaşına boğan, Müslümanlık onurunu da insanlık onurunu da yerlerde süründüren din yorumlarına ve mezhep vb. grup çekişmelerine bakarak kolaylıkla anlayabiliriz.
Bazılarımız belki iyi niyetle Kur´an´ı ve “doğru İslâm”ı savunmak için “Kur´an´cılık” yapıyoruz; bazılarımız Peygamberimizi savunmak için “hadisçilik” veya Ehl-i sünnet´i savunmak için “gelenekçilik” yapıyoruz. Bir başka Müslüman dünya daha var ki, onlar da hâlâ on dört asır öncesinin kan davasının peşinde. Oysa özellikle son otuz kırk yıllık gelişmelere bakıp da bu tür ayrışmaların Müslüman toplumları ne hallere düşürdüğünü görememek -açıkça söylemek gerekirse- tam bir zihinsel körlüktür; herkesin görüp bildiği “büyük oyun”un –âmiyâne tabiriyle- piyonu olmaktır. Türkiye gibi zihinsel körlükten kurtulmak için ne bedeller ödemiş bir ülkede bile Kur´an´cılık, Hadisçilik, mezhepçilik, cemaatçilik gibi dinde tefrika sayılmış bloklaşmalar bu kadar gündem oluşturabiliyor; hatta zaman zaman siyasete bile yön verebiliyorsa, bu halleriyle “büyük oyun”un değirmenine su taşıyanların “büyük oyun”dan şikâyet etmeye hakları yoktur.
***
“Büyük oyun”a gelmemenin birinci şartı bu oyuna içgüdüsel tepkiler vermek yerine, onu ‘anlamak´ ve çözmek´tir. ‘Anlamak´ ve ‘çözmek´ zihinsel bir sonuçtur; bu ise dinen de aklen de aptallıktan başka bir şey olmayan yıkıcı tartışma ve ayrışmalara değer vermeyecek kadar toplumsal akıl ve zekânın gelişmiş olmasını gerektirir.
Her alanda tartışmalar oluyor, olacaktır da. Bilim ve düşünce böyle gelişti, bundan sonra da böyle gelişecek. Yeter ki tartışmanın yöntemi bilgi, amacı da doğruyu bulmak olsun. Ama bir toplumda -kimin işine yaradıkları ortada olan- bir kısım insanların din adına veya dini kullanarak giriştikleri ayrıştırıcı faaliyetlere yüz binler, milyonlar değer veriyor, destek oluyorsa; tv.lerde, şurada burana din adına yapılan, dinde de akılda da bilimde de yeri olmayan saçma sapan programlar izleyici rekorları kırıyorsa bu dünyanın din anlayışında ve bu anlayışı oluşturan resmi ve/veya merdiven altı din eğitimi ve öğretiminde büyük sorunlar var demektir. Müslüman toplumların hâlâ farkına varamadıkları ana meseleleri budur.
Müslüman toplumlarda bu din eğitimi ve anlayışı böyle gittiği sürece “büyük proje”nin senaristlerine kalan, sadece bu “malzeme”yi işlemektir. Dünün el-Kaide´si bugün DAİŞ oldu, FETÖ oldu. “Büyük oyun”nun kurucularının yenilerini piyasaya sürmekte gecikmeyecekleri anlaşılıyor. Çünkü ortada istemedikleri kadar kendi din yorumunu, kendi mezhebi, cemaati vesairesini hâkim kılma uğruna diğerlerinin gırtlağına sarılmaya hazır, akıl, basiret ve vicdan yoksunu kitleler var.
***
Son bir not: Ülkemizde ve diğer Müslüman ülkelerinde özellikle din bağlamında yeterli ve sağlıklı alan araştırmaları –ne yazık ki- yapılmıyor. Doğrusu vaktim ve imkânım olsa hali hazırda –mesela başta imam-hatip ortaokulları ve liseleri, hatta ilâhiyat fakülteleri olmak üzere- din eğitimi ve öğretimi veren resmî ve özel kurumlarımızın ne kadarının hangi “dinî” fraksiyonların etkisine girdiği üzerine bir alan araştırması yapmak isterim. Eminim ki birkaç Batılı kurum ülkemizde böylesi çalışmalar yapıyordur.

Anahtar Kelimeler: Büyük, oyun, nesiyiz
Okuyucu Yorumları (1 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Berat Demirci
30.11.2017 07:18:14
Pek kıymetli hocam, imam hatip ve ilahiyatlar üzerine hem de çok yönlü çalışmaya ihtiyaç var... Bir de mantar gibi biten, ne olduğu belirsiz "özel teşekkül"ler var ki, kapalı kutu...
Yazarın Diğer Yazıları
İnsan olarak Hz. Peygamber (12 Aralık 2017 - Salı)
“Küp içindekini sızdırır” (21 Kasım 2017 - Salı)
‘Sünnet´e dair (10 Kasım 2017 - Cuma)
Din görevlilerinin eğitimi (05 Kasım 2017 - Pazar)
‘Hoca Efendi´ kimliği (29 Ekim 2017 - Pazar)
Cami dernekleri (22 Ekim 2017 - Pazar)
Cami ve medeniyet (13 Ekim 2017 - Cuma)
Mehdilik sempozyumu (07 Ekim 2017 - Cumartesi)
´Anlama sorunumuz´ (29 Eylül 2017 - Cuma)
Buna ‘uygarlık´ mı diyorsunuz? (21 Eylül 2017 - Perşembe)
İbretlik ülke: Pakistan (17 Eylül 2017 - Pazar)
Müslümanlar ne kadar müslüman? (12 Eylül 2017 - Salı)
Ümmet ve Ümmetçilik (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
‘Bizim camia´nın sorunları (09 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İktisat felsefesi sorunumuz (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Diyanet ve din eğitimimiz (29 Temmuz 2017 - Cumartesi)
İslâm düşüncesinin kısa hikâyesi (07 Temmuz 2017 - Cuma)
“İslâm tevhid dinidir” ne demek? (30 Haziran 2017 - Cuma)
“Doğrusu nedir?” (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
Ramazan´a girerken (27 Mayıs 2017 - Cumartesi)
‘Din´ anlayışımız üzerine (23 Mayıs 2017 - Salı)
Gündemdeki konu: İslâmcılık (16 Mayıs 2017 - Salı)
‘Tekbir´ (10 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Kendin için istediğini…´ (18 Nisan 2017 - Salı)
Çatışma dili saygı dili (07 Nisan 2017 - Cuma)
Suizan ya da niyet okuma (22 Mart 2017 - Çarşamba)
Suizan ya da niyet okuma (17 Mart 2017 - Cuma)
Siyasetimizde güzel gelişmeler (02 Mart 2017 - Perşembe)
İslamofobi (10 Şubat 2017 - Cuma)
‘İğneyi kendimize…´ (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Hutbe ve hayat tarzı (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
Üniversiteler ve hocalar niye var? (06 Ocak 2017 - Cuma)
İlâhiyat öğretimimize dair (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
PISA raporunun düşündürdükleri (16 Aralık 2016 - Cuma)
‘Kadına şiddet´e farklı bir bakış (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Söküp atmalıyız´ ama nasıl? (29 Kasım 2016 - Salı)
“Hüve´l-Bâkî (16 Kasım 2016 - Çarşamba)
Cemaat müdafilerine… (06 Kasım 2016 - Pazar)
Din ve dünyevîleşme (22 Ekim 2016 - Cumartesi)
Müslümanlar ‘bütünleşebilir´ mi? (15 Ekim 2016 - Cumartesi)
‘Zor oyunu bozar´ (08 Ekim 2016 - Cumartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:54 07:38 12:38 15:02 17:20 18:51
Gazabını yutucu, sır saklayıcı, ayıp örtücü ol?

Hacı Bektaşı Veli