Buna ‘uygarlık´ mı diyorsunuz?
Tarih: 21.9.2017 11:23:42 / 309okunma / 0yorum
Prof. Mustafa Çağrıcı

Doğrudur, bilimler gelişti. Bilimlerin ürettiği teknoloji hayatı rahatlatan sayısız araçlar üretti. Sözgelimi tıp aletleri, tedavi yöntemleri, ilaçlar keşfedildi. Ama bütün bunlar oldu diye dünyada beş yüz yıl, bin yıl öncesine göre daha mı az insan ölüyor?
Doğrudur, dünyada daha çok besin üretiliyor. Ama bugün dünyada beş yüz yıl, bin yıl öncesine göre daha mı az insan açlık ve sefalet içinde yaşıyor?
Allah aşkına söyler misiniz? Şu beş dünya patronunun parmağında oynattığı Birleşmiş Milletler, izlemeye bile dayanamadığımız yüz binlerce Arakanlı Müslüman için ne yaptı? Afrika´daki, Asya´daki her şeyleri talan edilen mazlumların, mağdurların, açların hangi sorununu çözdü?
Bu toplumlara sürekli travmalar yaşatan, birbirine kırdıran, böylece sorunlarını birlikte düşünüp çözmelerine bir türlü fırsat vermeyenler, o -sözüm ona- “uygar dünya” değil de kim?
Modern dünyada bilim ve teknoloji gelişti de ne oldu? Dünyanın efendileri, daha doğrusu çapulcuları beş yüz yıl, bin yıl öncesine göre daha mı az ülkeyi sömürüyorlar? Daha mı az insanı köleleştiriyorlar? O insanlar kendi topraklarından; beş yüz yıl, bin yıl önce gerçekten kendilerine ait olan, karınlarını doyurdukları kaynaklarından şimdi daha mı çok yararlanıyorlar? Onlar oralarda beş yüz yıl, bin yıl öncesine göre şimdi daha mı mutlular?
***
Küresel siyaseti, küresel ekonomiyi, küresel askerî gücü gerçekleştirmeyi başaranlar küresel ahlakı, küresel adaleti, küresel merhameti geliştirecek akla sahip değiller mi? Tabii ki sahipler. Ama akıllarını oraya çalıştırmıyorlar ve hiçbir zaman da çalıştırmadılar.
Neden mi? Çünkü bütün bu bilimsel ve teknik icatları bulan çağdaş akıl hastalıklı bir akıldır. Zira -kendini farklı biçimlerde ifade etse de- Hz. Adem´den itibaren -kim bilir- belki yüz binlerce yıldır koruduğu ana karakterini ilk defa olarak kaybetmiş bir akıldır bu. İnsanlık tarihinde ilk defa varlığının hem kaynağı hem amacı olan “el-Hayru´l-A‘lâ”sından, “en yüksek iyi”sinden kopmuş, kuşatıcı insanlık değerlerini yitirmiş, çölde yolunu kaybetmiş (dalalet) bir akıldır bu.
Yüce Kitabımızın ifadesiyle, “Allah´ı her an ve her yerde bizim yanımızda, özümüzde” bilen akıl değil artık o… “Bize şah damarımızdan daha yakın olan”a, “gözlerimizin hain bakışını ve kalplerimizin sakladıklarını bilen”e ve “bütün yapıp ettiklerimizi görüp gözeten”e karşı sorumluluk bilincini yetirmiş akıldır artık o… En az, Descartes´ın Tanrı´yı saati kurup işini bitirmiş “bir saat ustası” ilan ettiğinden bu yana kendisini de, bilgiyi de, insanı da özünden koparıp yabancılaştırmış akıldır o. “Onlar Allah´ı unuttukları için Allah da onlara kendilerini unutturdu.” (Haşr 59/19).
Bu akıl “Niçin?” sorusunu bırakıp “Nasıl?” sorusuyla sınırlandırdı kendini. Ve nihayetinde bu akıl, sadece “güç” biriktirmeye odaklandı ve biriktirilen güç, güç sahibine, kendisini birine –tabii ki güçsüzlere- karşı kullanmayı dayattı. Yani akıl ürettiği gücün kölesi oldu.
İşte “yönetme, sömürme” ve hâlâ ortada “hayır” diyebilenler kaldıysa onları da “yok etme” şeklindeki hayvanca eğilimleri besleyen bu akıl yüzünden –merhum Garaudy´nin ifadesiyle- “Milyonlarca yıllık insanlık destanı bugün tepetaklak olabilir. Çünkü tarihte ilk defa bizler, bütün hayatı mahvetmenin teknik imkanlarına sahip bulunuyoruz.”
***
Kur´ân-ı Kerîm´i başından sonuna kadar bu gözle okuduğumuzda, bizden insanlığı böyle bir akıbetten kurtarabilecek akla sahip olmamızı istediğini görürüz. Goethe´ye “Muhakkak ki dine ve akla uygun bir görüş ve bir İslâm ki hepimiz eninde sonunda onu kabul etmek zorunda kalacağız” (Willemer´e mektubundan) dedirten sebeplerden biri, işte Kur´an´ın sahip olmamızı istediği bu akıldır.

Anahtar Kelimeler: Buna, uygarlık, diyorsunuz
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Kur´an ahlâkını anlamak için (13 Eylül 2018 - Perşembe)
Derin bir kaygı ya da çığlık (07 Eylül 2018 - Cuma)
Din-dünya ilişkisini doğru anlamak (31 Ağustos 2018 - Cuma)
Dinamik dindarlık (17 Ağustos 2018 - Cuma)
‘İran ve turan´ (27 Temmuz 2018 - Cuma)
15 Temmuz ihanetinin hatırlattıkları (19 Temmuz 2018 - Perşembe)
‘Din dili´ sorunumuz (13 Temmuz 2018 - Cuma)
Veda Hutbesi üzerine (06 Temmuz 2018 - Cuma)
Seçim sonucuna farklı bakışlar (29 Haziran 2018 - Cuma)
Dinî bilgi ve Diyanet (21 Haziran 2018 - Perşembe)
Türkiye´nin dinî ve kültürel birikimi (17 Haziran 2018 - Pazar)
İslâm´ın güncel sunumu (07 Haziran 2018 - Perşembe)
Havanda su dövmek (25 Mayıs 2018 - Cuma)
Yüz yıl önce yüz yıl sonra Ramazan (18 Mayıs 2018 - Cuma)
İslâmiyet insaniyettir (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zâhirî-Selefî din yorumu (02 Mayıs 2018 - Çarşamba)
‘Kutlu Doğum´un ardından (26 Nisan 2018 - Perşembe)
İnanç sapması-Ahlak sapması (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Dil terörü (06 Nisan 2018 - Cuma)
Diyanet´in taahhütnamesi (26 Mart 2018 - Pazartesi)
Diyanet´in taahhütnamesi (22 Mart 2018 - Perşembe)
İlâhiyatlar ‘güncelleme´nin neresinde? (14 Mart 2018 - Çarşamba)
YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM (09 Mart 2018 - Cuma)
Sert konuşma! (07 Mart 2018 - Çarşamba)
Düşünme, istişare ve iş yapma üzerine (01 Mart 2018 - Perşembe)
‘Daha az daha çoktur´ (23 Şubat 2018 - Cuma)
Nasıl bir çağda yaşıyoruz? (16 Şubat 2018 - Cuma)
Akıl ve bilim çağında din (11 Şubat 2018 - Pazar)
“1/4 domuz”: Bir kafa yapısı (30 Ocak 2018 - Salı)
Tasavvuf hakkında okunacak bir kitap (09 Ocak 2018 - Salı)
Ev sahibinin günahı (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
İnsan olarak Hz. Peygamber (12 Aralık 2017 - Salı)
‘Büyük oyun´un nesiyiz? (29 Kasım 2017 - Çarşamba)
“Küp içindekini sızdırır” (21 Kasım 2017 - Salı)
‘Sünnet´e dair (10 Kasım 2017 - Cuma)
Din görevlilerinin eğitimi (05 Kasım 2017 - Pazar)
‘Hoca Efendi´ kimliği (29 Ekim 2017 - Pazar)
Cami dernekleri (22 Ekim 2017 - Pazar)
Cami ve medeniyet (13 Ekim 2017 - Cuma)
Mehdilik sempozyumu (07 Ekim 2017 - Cumartesi)
´Anlama sorunumuz´ (29 Eylül 2017 - Cuma)
İbretlik ülke: Pakistan (17 Eylül 2017 - Pazar)
Müslümanlar ne kadar müslüman? (12 Eylül 2017 - Salı)
Ümmet ve Ümmetçilik (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
‘Bizim camia´nın sorunları (09 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İktisat felsefesi sorunumuz (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Diyanet ve din eğitimimiz (29 Temmuz 2017 - Cumartesi)
İslâm düşüncesinin kısa hikâyesi (07 Temmuz 2017 - Cuma)
“İslâm tevhid dinidir” ne demek? (30 Haziran 2017 - Cuma)
“Doğrusu nedir?” (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
Ramazan´a girerken (27 Mayıs 2017 - Cumartesi)
‘Din´ anlayışımız üzerine (23 Mayıs 2017 - Salı)
Gündemdeki konu: İslâmcılık (16 Mayıs 2017 - Salı)
‘Tekbir´ (10 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Kendin için istediğini…´ (18 Nisan 2017 - Salı)
Çatışma dili saygı dili (07 Nisan 2017 - Cuma)
Suizan ya da niyet okuma (22 Mart 2017 - Çarşamba)
Suizan ya da niyet okuma (17 Mart 2017 - Cuma)
Siyasetimizde güzel gelişmeler (02 Mart 2017 - Perşembe)
İslamofobi (10 Şubat 2017 - Cuma)
‘İğneyi kendimize…´ (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Hutbe ve hayat tarzı (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
Üniversiteler ve hocalar niye var? (06 Ocak 2017 - Cuma)
İlâhiyat öğretimimize dair (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
PISA raporunun düşündürdükleri (16 Aralık 2016 - Cuma)
‘Kadına şiddet´e farklı bir bakış (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Söküp atmalıyız´ ama nasıl? (29 Kasım 2016 - Salı)
“Hüve´l-Bâkî (16 Kasım 2016 - Çarşamba)
Cemaat müdafilerine… (06 Kasım 2016 - Pazar)
Din ve dünyevîleşme (22 Ekim 2016 - Cumartesi)
Müslümanlar ‘bütünleşebilir´ mi? (15 Ekim 2016 - Cumartesi)
‘Zor oyunu bozar´ (08 Ekim 2016 - Cumartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Tek olan şey bölünme kabul etmez, gerçek tekdir.

Hz. Muhammed