Bugün Alaeddin Yavaşca´nın doğum günü
Tarih: 1.3.2018 17:49:22 / 254okunma / 0yorum
Beşir Ayvazoğlu

İki yıl kadar önce, bu köşede, değerli insanları yaşarken onurlandırmak için yapılan toplantıları önemsediğimi, fakat bu toplantıların özenle hazırlanıp uygulanması gerektiğini, alelacele düzenlenen, çok az dinleyicinin katıldığı toplantıların amaçlananın tam tersi bir sonuç verebileceğini ifade etmiştim.
Çeşitli alanlarda önemli hizmetlerde bulunmuş insanlara unutulmadıklarını göstermenin başka yolları da vardır. Mesela üç beş kişi bir araya gelip bir demet çiçekle ziyaretlerine gitmek bile daha anlamlı olabilir. Geçen ayın sonlarında İstanbul Kültür ve Turizm Müdürü Coşkun Yılmaz´ın Bilal Erdoğan Bey´le birlikte Alaeddin Yavaşca´yı evinde ziyaret ederek geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna, Cumhurbaşkanımızın da üstadı birkaç defa telefonla aradığına ve ilk fırsatta evinde ziyaret edeceğine dair haberleri okuyunca çok sevinmiş, bir şeyler yazmak niyetiyle defterime not etmiştim.
Bu kadirşinaslığın bir süredir yaşlılığa bağlı hastalıklarla boğuşan aziz sanatkârı ne kadar memnun edip duygulandırdığını tahmin etmek zor değil.
***
Alaeddin Yavaşca´nın hayatını yıllar önce kendisinden uzun uzun dinlemiştim. Onunki gibi hayatların çok iyi bilinmesi gerektiğine inananlardanım.
Aziz üstad, 1 Mart 1926 tarihinde, yani tam doksan iki yıl önce bugün, Kilis´te dünyaya gelmiş ve öyle bir ağlama tutturmuş ki, susturabilene aşk olsun! Babası Yavaşcazade Cemil Bey musiki meraklısıymış; tesadüf bu ya, o günlerde bir gramofon ve Tanburî Cemil Bey´in taş plaklarından bazılarını satın alıp eve getirmiş ve küçük Alaeddin´in kendisini çıldıracak raddelere getiren viyaklamasını bastırmak için gramofona bir plak koymuş. Birden derin bir sessizlik... Kulaklarına inanamayan zavallı adam, plağı susturunca bacaksız yeniden viyaklamaya başlamış. Plak susunca o yaygarayı basıyor, musiki başlayınca susuyormuş.
Kısacası, Yavaşcazade Cemil Bey, adaşı Cemil Bey´in plaklardan taşan sihirli tanbur ve kemençe nağmeleri sayesinde dayanılmaz bir işkenceden kurtulmuş.
Bu, Alaeddin Bey´in musikiye kundakta başladığı anlamına geliyor.
***
Alaeddin Bey, çocukluk yıllarını, Kilis´te bahçesi yasemin ve asmalarla bezeli bir bahçesi olan âsude bir evde yaşamış, musiki ve kuş sesleriyle iç içe… En zor eserleri bile bir iki dinleyişte ezberine alabiliyormuş. Sonra, Batı müziği eğitimi almış olmakla beraber Türk musikisini de seven ve öğrencilerine sık sık Sedat Öztoprak´ın Fahri Kopuz´la birlikte bestelediği Suzidil Saz Semaisi´ni dinleten müzik öğretmeni Zihni Çelikalp tarafından keşfedilmiş. İlk ve ortaokulu Kilis´te okuduktan sonra Konya Lisesi, ardından İstanbul Erkek Lisesi ve bu lisenin efsanevî edebiyat öğretmeni, şair, yazar ve neyzen Hakkı Süha Gezgin...
Hakkı Süha Bey sayesinde, kendini birden musiki hayatının ortasında bulan Alaeddin Yavaşca, İbnülemin Mahmud Kemal Bey´in Beyazıt´ta, Bakırcılar Çarşısı´ndaki konağında yapılan meşhur pazartesi toplantılarına ve Dr. Çerçöp Sami Bey´in evindeki fasıllara da devam etmiş, bu evlerde, sadece ileri gelen musiki üstadlarını değil, musikiye meraklı bütün kalburüstü ilim, sanat, siyaset ve devlet adamlarını tanıma imkânını bulmuş.
***
Erkek Lisesi´nden sonra İstanbul Tıp Fakültesi´ne giren Alaeddin Yavaşca aynı yıllarda Üniversite Korosu´nda da yer almıştır. İstanbul Radyosu, deneme yayınına o sıralarda başlar ve Üniversite Korosu´na -Ankara Radyosu´nda kısa bir süre önce verdiği konser geniş yankı uyandırdığı için- çeşitli çevrelerin muhalefetine rağmen ayda iki gün, kırkar dakikalık yayın verilir (1949). Programın yirmi beş dakikasını koro, son on beş dakikasını ise Alaaddin Yavaşca´nın solosu dolduracaktır.
Yavaşca, radyo konserlerinin beklenmedik bir ilgi görmesi ve radyonun müzik yayınları şefi Cevdet Çağla´nın tavsiyesi üzerine girdiği imtihanı başarıyla vererek radyoda muntazam program alan bir solist olur. Bir yandan da son sınıfa geçtiği için Haseki Hastahanesi´nde, Ord. Prof. Dr. Tevfik Remzi Kazancıgil´in başında bulunduğu klinikte kadın doğum stajı yapmaktadır, yani nefes alacak zamanı yoktur. Yine de Nevzad Atlığ´la birlikte İbnülemin´in evindeki pazartesi toplantılarını hiç kaçırmaz.
***
Alaeddin Yavaşca, Mesut Cemil döneminde, İstanbul Radyosu´nun sözleşmeli sanatçıları arasına katılacak, böylece maddî problemlerini hallederek jinekoloji ihtisasını başarıyla -fakat birbirinden tamamen farklı iki iş arasında bölündüğü için olağanüstü bir gayret göstermek suretiyle- tamamlayacaktır. Özellikle radyonun canlı yayın döneminde görev yaptığı için son derece gerilimli bir meslek hayatı yaşayan Yavaşca, sesinin benzersiz rengi, kudretli icracılığı ve bestekârlığının yanı sıra, geniş musiki bilgisi, kanaryaları ve -bir koltukta birkaç karpuzu birden taşıması yüzünden- dalgınlığı ile de meşhurdur.
Zeki Arif Ataergin, Münir Nureddin Selçuk, Sadeddin Kaynak gibi önemli müzik adamlarından meşk eden ve özellikle son yıllarında Sadeddin Kaynak´ın çok yakınında bulunan Alaeddin Yavaşca´nın meşk silsilesi, bir yandan Dede Efendi´ye, bir yandan Kazasker Mustafa İzzet´e, bir yandan da Enderunî Ali Bey´e kadar uzanmaktadır. Bu demektir ki, Alaeddin Yavaşca, bir eseri icra etmeye başladığı zaman, seçkin tavrında, bütün bir geçmiş, derinden derine ses veriyor.
Cumhuriyet yıllarında, musikimizin verdiği var olma mücadelesinin en önemli aktörlerinden biri olan aziz üstada ben de geçmiş olsun diyor, doğum gününü kutluyor ve çok daha uzun bir ömür diliyorum.

Anahtar Kelimeler: Bugün, Alaeddin, Yavaşca, doğum, günü
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
‘Muhteşem ve feyizli bir başlangıç´ (26 Ağustos 2018 - Pazar)
Rahip Brunson, Reverend Frew ve Halûk (14 Ağustos 2018 - Salı)
Mütebahhir bir dost: Metin Kayahan Özgül (07 Ağustos 2018 - Salı)
Şerefiye Sarnıcı ve sanat (29 Temmuz 2018 - Pazar)
Futbol, milliyetçilik ve ırkçılık (23 Temmuz 2018 - Pazartesi)
Eşsiz bir dost: Mustafa Çalık (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Dergâh dergisi okurken... (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Münevver, aydın, entelektüel (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Semavi Eyice ve Sultan Abdülmecid´in tuğrası (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
‘Yâr bana bir eğlence meded´ (04 Haziran 2018 - Pazartesi)
Kudüs, Mescid-i Aksa ve edebiyatımız (22 Mayıs 2018 - Salı)
Ramazan düşünceleri (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Edebiyat tarihimiz yeniden yazılmalı (08 Mayıs 2018 - Salı)
‘Geceleyin bir ses böler uykumu´ (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zulmiyye´den Adliyye´ye Yenicami (30 Nisan 2018 - Pazartesi)
Nurullah Ataç ve Tevfik Fikret (27 Nisan 2018 - Cuma)
Hayat Ağacı´ndan Bursa´da Zaman´a (19 Nisan 2018 - Perşembe)
Hekimbaşı´nın karanfilleri (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
‘Miraciye Saklı Miras´ (14 Nisan 2018 - Cumartesi)
‘Utandım bu âciz şairliğimden´ (10 Nisan 2018 - Salı)
Leyleklerin Müslümanlığı (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Bir sahafın dağarcığından (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Tophane-i Âmire´de muhteşem bir sergi (08 Mart 2018 - Perşembe)
Soyadı hikâyeleri (04 Mart 2018 - Pazar)
Shaykh Tosun Bayrak Al-Jerrahi Al-Halveti (22 Şubat 2018 - Perşembe)
Sultan Abdülhamid biyografisi yazmak (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Cinuçen Bey´in hatıraları (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Bir milyon kitap meselesi (11 Şubat 2018 - Pazar)
Müslümanlar, kitaplar ve kütüphaneler (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Haydarpaşa Garı ve tarih (25 Ocak 2018 - Perşembe)
‘Annemin Kütüphanesi´ (21 Ocak 2018 - Pazar)
Gözyaşı çeşmesi kurumasın (17 Ocak 2018 - Çarşamba)
Haydarpaşa Garı ve tarih (13 Ocak 2018 - Cumartesi)
Vampirizm ve Batı medeniyeti (09 Ocak 2018 - Salı)
İstanbul´un delifişek takvimi (04 Ocak 2018 - Perşembe)
Âkif´e, dostlarına ve dostluğa dair (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Annemarie Schimmel ve Mevlânâ (22 Aralık 2017 - Cuma)
Karacaahmet, Ali Fuad Başgil ve Atsız (16 Aralık 2017 - Cumartesi)
Osmanlı barışı ve Filistin (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Mehmet Âkif ve Nâzım Hikmet (05 Aralık 2017 - Salı)
Türkler ve Ruslar (27 Kasım 2017 - Pazartesi)
Türkler ve Ruslar (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
‘Büyük Kedi Katliamı´ (19 Kasım 2017 - Pazar)
Milli Saraylar Resim Müzesi (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Nobel Edebiyat Ödülü´ne dair güftügû (08 Kasım 2017 - Çarşamba)
TOKİ´nin yeni vizyonu (05 Kasım 2017 - Pazar)
TOKİ´nin yeni vizyonu (23 Ekim 2017 - Pazartesi)
Türk tarihçiliğinin iki İsmail´i (17 Ekim 2017 - Salı)
Osmanlı bilim mirası (06 Ekim 2017 - Cuma)
Bartók, Sarısözen ve türkülerimiz (30 Eylül 2017 - Cumartesi)
Kerkük üzerine düşünceler (27 Eylül 2017 - Çarşamba)
Bienaller ve güncel sanat (21 Eylül 2017 - Perşembe)
Mardinîzadeler Şerif Mardin (17 Eylül 2017 - Pazar)
‘Hayal Şehir´in ince ressamı (13 Eylül 2017 - Çarşamba)
Malazgirt´ten İstanbul´un fethine (30 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İstifanın üç devirdeki anlamları (25 Ağustos 2017 - Cuma)
Körleşme (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
“Vay benim köse sakalım” (11 Ağustos 2017 - Cuma)
‘İhtiyar´ın imparatorluğu (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Şehir, kent ve ‘kent kültürü´ (01 Ağustos 2017 - Salı)
‘Bir nev-civansın şûh-ı cihansın´ (20 Haziran 2017 - Salı)
‘Hezarfen´ (17 Haziran 2017 - Cumartesi)
Sahibinin aynası: Hususi kütüphane (14 Haziran 2017 - Çarşamba)
Davul muhabbeti (06 Haziran 2017 - Salı)
Fâtih´in biyografisini yazmak (01 Haziran 2017 - Perşembe)
Kızılelma muhabbeti (25 Mayıs 2017 - Perşembe)
Bir Darülelhan vardı (19 Mayıs 2017 - Cuma)
‘Ben sulh adamıyım´ (15 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Biyografi muhabbeti (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
‘Tebessüm İnkılâbı´ (28 Nisan 2017 - Cuma)
Renkler muhabbeti (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Bir ağaç gibi tek ve hür...´ (16 Nisan 2017 - Pazar)
Karga muhabbeti (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
İnci Enginün´e saygı (29 Mart 2017 - Çarşamba)
İnci Enginün´e saygı (25 Mart 2017 - Cumartesi)
‘Hezarfen Çizgen´den ‘Anbean´ (14 Mart 2017 - Salı)
Ezana ve ezan şiirlerine dair (28 Şubat 2017 - Salı)
Sanat, edebiyat ve ahlâk (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
‘Feyhaman Duran: İki Dünya Arasında´ (08 Şubat 2017 - Çarşamba)
Gazi, Serbest Fırka ve Ağaoğlu Ahmet Bey (04 Şubat 2017 - Cumartesi)
‘Zamanı Aşan Taşlar´ (29 Ocak 2017 - Pazar)
Satranç muhabbeti (23 Ocak 2017 - Pazartesi)
Refik Erduran ve Türk aydınları (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
‘Bembeyaz bir dünyada yaşamak´ (10 Ocak 2017 - Salı)
Elveda Galata Köprüsü (05 Ocak 2017 - Perşembe)
Köprüler ve tüneller (30 Aralık 2016 - Cuma)
Yüz yıl önce neler oldu? (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
‘Âlemde ziyâ kalmasa halk etmelisin, halk!´ (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Tanburî Cemil Bey ve oğlu (04 Aralık 2016 - Pazar)
‘Yangın vaaar!´ (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Tarihim, şerefim, her şeyim...´ (31 Ekim 2016 - Pazartesi)
Maymuncuk kelimeler (18 Ekim 2016 - Salı)
Sivas´ta Selçuklu´yu düşünmek (07 Eylül 2016 - Çarşamba)
Tarikatlar ve siyaset (19 Ağustos 2016 - Cuma)
Yazmak ve yazarlık hakkında düşünceler (27 Haziran 2016 - Pazartesi)
Masalları bile dönüştürmek istediler (21 Haziran 2016 - Salı)
‘Kul olayım kalem tutan ellere´ (14 Haziran 2016 - Salı)
NECİP FAZIL VE AĞAÇLAR (07 Haziran 2016 - Salı)
Aydos´un ikinci fethi (04 Haziran 2016 - Cumartesi)
HARİKA BİR FOTO-BİYOGRAFİ (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
OSMAN HAMDİ BEY VE YEŞİL CAMİ (24 Mayıs 2016 - Salı)
Üç sofra (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Bıyık hikayeleri (17 Mayıs 2016 - Salı)
MECAZ, KİNAYE,ALEGORİ, İRONİ. V.B. (03 Mayıs 2016 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Kötü adın çirkinliği harften, deniz suyunun acılığı kap?tan değildir?

Mevlana