‘Bizim camia´nın sorunları
Tarih: 9.8.2017 17:42:45 / 298okunma / 0yorum
Prof. Mustafa Çağrıcı

Geçenlerde bir hocamızın başı örtülü kızlar hakkında yazdığı bir yazı basında ve sosyal medyada epeyce tartışma konusu oldu. Ben bu tartışmaya girmeyeceğim. Ama bu vesileyle bizim camianın iki gerçeğine ya da sorununa değinmek istiyorum.
***
1. Bizim imam-hatip ve ilâhiyat camiasının eğitim dünyasından gelenlerin tamamına yakınında sorunlu bir saygı anlayışı, anlayışımız, daha doğrusu ahlâkî bir çelişkimiz var. Bizler bir yandan “Haksızlık karşında susan dilsiz şeytandır” diyoruz; Hz. Peygamber´in bir hadisi olan bu cümleyi tabii ki inanarak kullanıyoruz. Ama diğer yandan haksız ve yanlış olduğu apaçık ortada olan herhangi bir konuşma, yazı veya uygulama karşısında bile ilgili kişiye duyduğumuz “saygı”dan, onunla olan duygusal ilişkimizden, ortak aidiyetimizden vb. sebeplerden dolayı ses çıkarmak istemiyoruz, bunun saygısızlık olacağını düşünüyoruz. Ses çıkarmaya yeltenen birine karşı da saygısızlıkla suçlama anlamına gelen tepkiler gösteriyor, hizaya getirici çıkışlarda bulunuyoruz.
Pekiyi, ne olacak? Kapalı kapılar ardında “O yapılan, yazılan yanlıştı” derken bu fikrimizi, bilgimizi toplumla da paylaşma sorumluluğumuz yok mu? Ayrıca hepimizin aslında dost eleştirisine ihtiyacımız yok mu? “Bârika-i hakikat müsâdeme-i efkârdan çıkar” (Hakikatin kıvılcımı, fikirlerin çatışmasından çıkar) diyenler, tarihte böyle düşünüp böyle yazanlar yanlış mı yapmış?
Eskiden dostlar birbirine “Dost acı söyler” derlerdi. Şimdi ise bizim camiada dostlar birbirine –acıdan vazgeçtik- tatlı bile söylemiyorlar. Hanefîlik içinde İmam-ı Azam´ın en büyük fikir ve fetva muhalifleri, onun en gözde öğrencileri olan İmam Ebû Yusuf, Muhammed eş-Şeybanî ve İmam Züfer idi. Ve üstelik Hanefîlik geleneğinde birçok konuda bu üç “öğrenci”nin görüş ve fetvaları tercih edilip uygulanmıştır. Onlar ve geçmişte onlar gibi binlercesi hocalarına karşı saygısız mıydı?
Esasen İslâm kültüründe dini ilgilendiren konularda çok farklı görüşler olmuş; din içinde çok seslilik “rahmet” olarak telakki edilmiş; bu telakki de insanlara geniş bir ifade özgürlüğü alanı açmıştı. İslâm âlimleri çoğunlukla dini ortak aidiyet alanı olarak görmüşler; bir görüşü, bir mezhebi din olarak değil, görüş veya mezhep olarak korkusuzca savunmuş ya da eleştirmişlerdir. Eserlerinde “Vallâhü a‘lem bi´s-savâb” (doğrusunu en iyi Allah bilir) diyerek, yazdıklarında hata etmiş olabileceklerini büyük bir tevazu ve özgüven içinde ifade etmişlerdir.
***
2. Bizim camianın konumuz bağlamında ikinci sorununun da “kadın”na bakışlarında olduğunu düşünüyorum. Daha doğrusu bizim imam-hatip ve ilâhiyat camiasının önemli bir kısmı yeni dünyada yaşıyor ama eski dünyadaymış gibi düşünüyor; kadına bakış ise bu temel sorunun bir parçasını oluşturuyor.
Sosyal, psikolojik ve iktisadi şartlar pozitif durumlardır; insanın fizyolojisi ve dili gibi kısa veya uzun bir zaman içinde doğal gelişme gösterirler; normatif kurallar da –elbette kendi köklü değerler dünyasından kopmadan- bu gelişmelere göre değişime tabi tutulmak zorundadır. Tutulmazsa yeni realite ile eski zihin arasında çatışma çıkar ve -hiç kuşkumuz olmasın ki- sonunda yeni realite kazanır. Ama değişim ve dönüşümü biz yönetmediğimiz için –Allah korusun- o köklü değerleri kaybetme tehlikesini de yaşarız.
Derin değişim ve dönüşümlerin yaşandığı çağımızda bilginin önemi ve etkisi inanılmaz derece arttı. İlkel beden gücü önemini kaybederken bilgi ve aklın üretip yönettiği aletlerin kullanımı yaygınlaştı ve zenginleşti. Bütün bu gelişmeler, erkekle eşit düzeyde zihinsel donanım ve gelişmişliğe sahip olan kadının da “insan” kimliğini “kadın” kimliğinin önüne geçirdi.
Bizim camia bu basit hakikati neden göremiyor, anlayamıyorum.

Anahtar Kelimeler: Bizim, camia, sorunları
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Yüz yıl önce yüz yıl sonra Ramazan (18 Mayıs 2018 - Cuma)
İslâmiyet insaniyettir (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zâhirî-Selefî din yorumu (02 Mayıs 2018 - Çarşamba)
‘Kutlu Doğum´un ardından (26 Nisan 2018 - Perşembe)
İnanç sapması-Ahlak sapması (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Dil terörü (06 Nisan 2018 - Cuma)
Diyanet´in taahhütnamesi (26 Mart 2018 - Pazartesi)
Diyanet´in taahhütnamesi (22 Mart 2018 - Perşembe)
İlâhiyatlar ‘güncelleme´nin neresinde? (14 Mart 2018 - Çarşamba)
YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM (09 Mart 2018 - Cuma)
Sert konuşma! (07 Mart 2018 - Çarşamba)
Düşünme, istişare ve iş yapma üzerine (01 Mart 2018 - Perşembe)
‘Daha az daha çoktur´ (23 Şubat 2018 - Cuma)
Nasıl bir çağda yaşıyoruz? (16 Şubat 2018 - Cuma)
Akıl ve bilim çağında din (11 Şubat 2018 - Pazar)
“1/4 domuz”: Bir kafa yapısı (30 Ocak 2018 - Salı)
Tasavvuf hakkında okunacak bir kitap (09 Ocak 2018 - Salı)
Ev sahibinin günahı (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
İnsan olarak Hz. Peygamber (12 Aralık 2017 - Salı)
‘Büyük oyun´un nesiyiz? (29 Kasım 2017 - Çarşamba)
“Küp içindekini sızdırır” (21 Kasım 2017 - Salı)
‘Sünnet´e dair (10 Kasım 2017 - Cuma)
Din görevlilerinin eğitimi (05 Kasım 2017 - Pazar)
‘Hoca Efendi´ kimliği (29 Ekim 2017 - Pazar)
Cami dernekleri (22 Ekim 2017 - Pazar)
Cami ve medeniyet (13 Ekim 2017 - Cuma)
Mehdilik sempozyumu (07 Ekim 2017 - Cumartesi)
´Anlama sorunumuz´ (29 Eylül 2017 - Cuma)
Buna ‘uygarlık´ mı diyorsunuz? (21 Eylül 2017 - Perşembe)
İbretlik ülke: Pakistan (17 Eylül 2017 - Pazar)
Müslümanlar ne kadar müslüman? (12 Eylül 2017 - Salı)
Ümmet ve Ümmetçilik (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
İktisat felsefesi sorunumuz (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Diyanet ve din eğitimimiz (29 Temmuz 2017 - Cumartesi)
İslâm düşüncesinin kısa hikâyesi (07 Temmuz 2017 - Cuma)
“İslâm tevhid dinidir” ne demek? (30 Haziran 2017 - Cuma)
“Doğrusu nedir?” (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
Ramazan´a girerken (27 Mayıs 2017 - Cumartesi)
‘Din´ anlayışımız üzerine (23 Mayıs 2017 - Salı)
Gündemdeki konu: İslâmcılık (16 Mayıs 2017 - Salı)
‘Tekbir´ (10 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Kendin için istediğini…´ (18 Nisan 2017 - Salı)
Çatışma dili saygı dili (07 Nisan 2017 - Cuma)
Suizan ya da niyet okuma (22 Mart 2017 - Çarşamba)
Suizan ya da niyet okuma (17 Mart 2017 - Cuma)
Siyasetimizde güzel gelişmeler (02 Mart 2017 - Perşembe)
İslamofobi (10 Şubat 2017 - Cuma)
‘İğneyi kendimize…´ (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Hutbe ve hayat tarzı (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
Üniversiteler ve hocalar niye var? (06 Ocak 2017 - Cuma)
İlâhiyat öğretimimize dair (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
PISA raporunun düşündürdükleri (16 Aralık 2016 - Cuma)
‘Kadına şiddet´e farklı bir bakış (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Söküp atmalıyız´ ama nasıl? (29 Kasım 2016 - Salı)
“Hüve´l-Bâkî (16 Kasım 2016 - Çarşamba)
Cemaat müdafilerine… (06 Kasım 2016 - Pazar)
Din ve dünyevîleşme (22 Ekim 2016 - Cumartesi)
Müslümanlar ‘bütünleşebilir´ mi? (15 Ekim 2016 - Cumartesi)
‘Zor oyunu bozar´ (08 Ekim 2016 - Cumartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
İlim, kendini bilmektir.

Yunus Emre