Gülşah Akkaş Yaman


BİRAZ ADAB 

BİRAZ ADAB 



“Adablar müstehaplara, müstehaplar sünnetlere, sünnetler vaciplere, vacipler farzlara ulaştırır” diyordu henüz on beş yaşlarında okuduğum, Adabı muaşeret ve görgü kuralları kitabında. Her şey titizlikle büyük bir hassasiyetle yazılıp çizilmişti. Eve giriş adabı, insanlarla konuşma adabı tek tek işlemişti. Misafire ikramın fazileti anlatılırdı uzun uzun, lakin sofrada üç kere den fazla misafire ''ye!'' ısrarında bulunmamak lazım diyordu. Aksi takdirde misafir bu durumu yanlış algılayıp, “Acaba sürekli bana mı bakıyor” diyebileceğini. Ve böyle ince ince detaylar.
Adab arapça bir kelimedir. Adb kökünden gelen ‘adab "görgü, terbiye, usul bilgisi" sözcüğünün çoğuludur. Adab çatısının altında ''Görgü, terbiye, usul '' çok şey saklıyor. ''Usul bilmek yol yordam bilmek'' deriz. İşte tüm bu kurduğumuz kelimelerin ev sahibi Adap. İnsanla kurduğun ilişkinin bir kapısı varsa, adap kapı tokmağı gibi. Nasıl tutuğun nasıl çaldığın çok önemli. Tekrar yıllar önceye gidip hatırladığım kadarı ile kitabın dallarını çeviriyorum.
“Komşuna nereye gidiyorsun? Nerden geliyorsun diye sorma ! poşetinde ne var? deme!O laki  Söylemek istemez ve yalan söyler. Ve sen bu günaha sebep olursun.” Kimsenin camından içeri keskin bakış atma, açık olsa dahi.” Tabi bu hususlar efendimiz tarafından da işaret edilen konular. ''Ve her kim olursa olsun oğlunda olsa kardeşin de olsa, evin beyine daha evine varmadan o evle ilgili haber verme. O evle ilgili haberi eşinden duysun, senin verdiğin bilgi ile eşler arasında bir huzursuzluk çıkabilir bunun sebebi de sen olursun.''
Yazı yazmaya ara verip kitabı elime alıp baktığımda böyle bir tavsiye ile karşılaşıyorum: Mühüm bir tavsiye, ancak bu tavsiyeye Adap bilen uyabilir. Diğer türlü böyle bir şey iddia ettiğinizde “Ne olacak canım ben bunu kötü niyete yapmadım” diyecek ve kendince bir kaçış yolunu seçecek.
Zaten ''Adabı kitaptan çok Adabsızdan öğrenirsin'', yaşarken hassasiyetle baktığın tüm konular karşı tarafta basitleştirildiği ise o zaman Adab ne kadarda önemli bir meziyet dersin. Geçmiş olsun demek, teşekkür etmek, özür dilemek, hepsi adap bilmekten ileri gelir. İnsanız öfkemize, kızgınlığımıza mağlup olduğumuz anlar muhakkak olacak. Biz aciziz. Lakin biraz olsun adab bilirsek, kahvesine eşlik etmesini isteyen dostumuz çok olur. Nazenin bir hal üzerine olursak, nazenin bir hayata sahip olur kimseyi huzursuz etmeyiz.
Biraz Adab...
Bir sonraki yazıda buluşmak duası ile.



YAZARLAR