Bir hilal uğruna...
Bir hilal uğruna...
Tarih: 24.3.2015 15:57:57 / 679okunma / 0yorum
İBRAHİM TENEKECİ

Çanakkale için ‘centilmenler savaşı’ da deniliyor. Her iki tarafın düzgün ve dürüst savaştığı, onurlu ve olgun davrandığı, yiğitlik gösterdiği. Bakalım öyle mi?

İngiliz savaş muhabiri Ellis Ashmead Bartlett, zafere tanıklık etmek için Çanakkale önlerine gelen savaş muhabirlerinden biri. Güçlerinden ve galibiyetten son derece emindirler. Birkaç gün sonra İstanbul’da olacaklardır.

Çanakkale Gerçeği isimli kitap, onun notlarından, şahitliklerinden oluşuyor.

Daha ilk sayfalarda, Ayasofya’ya haç dikmekten ve İstanbul’u Türklerin elinden almaktan bahsediliyor. Çanakkale harekatı için, “en büyük haçlı seferi” deniliyor. (78) Bu topraklarda kemikleri dağılıp kalmış olan şövalyelerin intikamlarının alınacağı söyleniyor.

Mehmet Akif, Çanakkale önlerine gelenler için “Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela” tanımını yapmıştı. İşte ispatı: “Bu son haçlı seferi için buraya getirilmiş olan askeri kuvvet hakikaten birbirinden farklı bir kitle idi.” (86) İngilizler, İskoçlar, İrlandalılar, Fransızlar, Tasmanyalılar, Senegalliler, Sihler, Yahudiler, Nepal’den gelen Gurkhalar, Avustralya ve Yeni Zelandalılar, sömürge birlikleri. Ellis Bartlett, işte bundan dolayı, üç gün devam eden Alçıtepe muharebesine ‘Milletler Savaşı’ demeyi uygun görür.

Ve ilk itiraf geliyor: “Bugünkü Türkler, Avrupa politikasının tek faktörü olan varlıkları için savaşıyorlar.” (144) Bu tespitin yanına, Ercan Yıldırım’ın önemli bulduğumuz bir cümlesini ekleyelim: Vatan, Osmanlı için, artık mümkün olduğunca ‘kaybetmemek’ fikridir. (Anadolu’da İslâm Ruhu, sayfa 175)

Türk tarafının 19 Mayıs’ta gerçekleştirdiği ve ağır kayıplarla sonuçlanan taarruz, kitapta geniş şekilde anlatılıyor. “İki hat arasındaki cesetlerin defni için düşman 21 Mayıs’ta mütareke yapma teklifinde bulunmuş ise de, ön siperlerde bulunan askerlerin şüpheli tavırlarından dolayı mütareke teklifine itibar edilmemiştir.” (177)

Sonrasında ne oluyor? Çürüyen bedenlerin çıkardığı koku tahammül edilemez hale gelince, Anzak ordusu komutanının talebi üzerine, 24 Mayıs günü sekiz saatlik bir ateşkes yapılıyor.

Çanakkale Gerçeği kitabını önemli kılan, İngiliz gazetecinin bilmeyerek yaptığı itiraflardır. İşte onlardan biri: “Muhtelif yerlerde büyük ateşler yakılmıştı. Etrafta bulunan Türk cesetlerinden kurtulmak mühim bir mesele teşkil ettiğinden dolayı ateşte yakılıyordu; bunlardan etrafa yayılan çürümüş ceset kokusu hakikaten dayanılmayacak kadar iğrençti.” (192) Sığındere’de oluyor bunlar.

Ellis Bartlett, Türklerden alınan siperleri gezer. Gördüklerini, ayrıntılarına kadar yazar. “Bir köşede tüfeklerini dizleri üzerine aykırı koymuş ve birlikte oturmuş yedi Türk vardı. Bunlardan biri, arkadaşının boynuna kolunu dolamış ve yüzüne mütebessimane bakıyordu. İşte bu anda ölüm, bu yedi arkadaşı avlamıştı. Bunların tamamı sanki uyuyor gibi görünüyorlardı, çünkü bu yedi Türk askerinden ancak birisinde yara izi gördüm.” (193) Böylece, farkında olmadan, boğucu gaz kullanıldığını itiraf eder.

Büyük dedemiz Sığındere’de şehit düşmüş. Hep aklıma gelir, düşünürüm: Acaba yakılıp yok edilen şehitlerimizden biri de o muydu? Zehirli gaza maruz kaldı mı?

***

Mehmet Akif, Çanakkale şiirinde; “Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk / Sade bir hadise var ortada: Vahşetler denk” derken, bize ne anlatmaya çalışıyor? ‘Yamyam’dan kastı nedir?

Okuyalım: “Maori yerlileri, gecenin karanlığı içinde kendi dillerinde harp şarkıları söyleyerek düşmana hücum ettiler ve onları dehşet içinde bırakarak hepsini süngüden geçirdiler ve kalanları da tüfek dipçiğiyle yok ettiler.” (225)

Başka bir gün: “Bu hücumda birçok Türk vurulup düştü ve geri kalanı da yiğit müstemleke askerlerimiz tarafından süngü, tüfek dipçiği ve mızrakla öldürüldü. Maorilerden birkaçı muharebenin şiddetinden kudurmuş bir hale gelerek Türklere yanaştılar ve tüfeklerinin dipçiğini kullanarak Türklerin kafalarına vurarak onlardan birçoklarını yerlere serdiler. Türkler, bu vahşi ve zalim muamele karşısında yerlerinde duramayarak, canlı ve sağlam kalanlar firara başladılar.” (226)

Anlatılanlardan anladığımız şu: Esir almıyorlar, yaralıları bile katlediyorlar. Hiçbir insanî kural tanımıyor ve durmadan savaş suçu işliyorlar.

İngiliz gazeteci, bu kanlı sahneler karşısında keyiflidir: “Her ne olursa olsun, bu, muharebenin pek şanlı ve güzel bir icraatı idi.” Akif’le cevap verelim: ‘Hayasızcasına…’

Demokrasi maskesi altına gizlenmiş Amerikan barbarlığını çeyrek yüzyıldır coğrafyamızda görüyoruz. Bu satırlar da, İngiliz barbarlığını bütün çirkinliğiyle gözler önüne seriyor. Yeni Zelanda’dan getirilen vahşi yerlilerin nasıl ve ne şekilde kullanıldığını okudukça, ürperiyoruz.

“Sonuncu ve en büyük haçlı seferi” denilen harekat, arzu edildiği gibi gitmez. İşler değişir. Ümitsizlik başlar. Kitapta bunu da görüyor, okuyoruz: “Esasen, ordu acınacak bir vaziyettedir. Savaş gücü büyük çapta kaybolmuş, subay ve erlerin morali çökmüştür.” (277) Sonrasını biliyoruz.

***

Çanakkale’de işgal kuvvetlerinin işlediği insanlık suçları, başka kaynaklarda da yer alıyor. Paylaştıklarımızdan daha fena olanları var. Yani ortada centilmenlik falan yok. Biraz daha ayrıntılı bilgi arayanlar, Mesut Erşan’ın Çanakkale Muharebelerinde Savaş Hukuku İhlalleri isimli tez çalışmasına bakabilirler. Hilal-i Ahmer bayrağı çekilmiş hastanelerin sürekli bombalanması, Türk savaş esirlerinin katledilmesi, devletler hukukuna ve insanlık yasalarına uyulmaması, bireysel ve sistematik savaş ihlalleri. Belgeli, ispatlı.

Çanakkale’de, milletimizin aziz evlatları, inanılmaz bir acımasızlıkla karşılaşmış ve kıyıma uğramıştır. Bütün bunları unutup karşı siperden atılan bir paket sigarayı öne çıkarmak, bana kalırsa, hakkaniyetli bir tavır değil. Yeni rejimle ve resmi tarihle beraber, batılı zalimleri aklama, yaptıklarını unutturma çabasına benziyor bu.

Fethi Gemuhluoğlu’nun ifadesiyle; masum, mazlum, mahzun ve mağdur milletimiz; Çanakkale’de kıyameti yaşamıştır. Yıkım karşısında millî şairimiz dahi kendini tutamamış, batı medeniyetine ‘kahbe’ demek zorunda kalmıştır.

Günümüze gelecek olursak. Sayın Erdoğan, yaptığı konuşmada; Birinci Dünya Savaşı’nın bitmediğini ve hâlâ sürdüğünü söyledi. Devletin en tepesindeki ismin bu hakikati kabul edip dillendirmesi, elbette iyiye işaret.

Said Halim Paşa, Buhranlarımız isimli eserinde şöyle der: Batının ‘şark meselesi’ dediği şey, aslında, topraklarımızın paylaşılmasıdır. (267) Bugünkü mesele ise Türkiye’nin kuşatılması ve tekrar ayağa kalkmasının engellenmesidir.

Anahtar Kelimeler: Bir, hilal, uğruna
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Kendini büyük görmek (17 Aralık 2018 - Pazartesi)
İyilik yolunda olmak (13 Aralık 2018 - Perşembe)
Devlet aklı (06 Aralık 2018 - Perşembe)
Her eleştiren (03 Aralık 2018 - Pazartesi)
MENFAAT (29 Kasım 2018 - Perşembe)
Hayat ile ölüm arasında (26 Kasım 2018 - Pazartesi)
Yerel seçimler yaklaşırken (22 Kasım 2018 - Perşembe)
Son günlerin dünyası (15 Kasım 2018 - Perşembe)
Barbar Modern Medenî (13 Kasım 2018 - Salı)
Hafızamızı tazeleyelim (05 Kasım 2018 - Pazartesi)
Yeni havalimanı ve civarı (02 Kasım 2018 - Cuma)
Şu ittifak meselesi (29 Ekim 2018 - Pazartesi)
Kitaplar arasında (25 Ekim 2018 - Perşembe)
Kitaplar arasında (22 Ekim 2018 - Pazartesi)
Siyaset ile insaniyet arasında (18 Ekim 2018 - Perşembe)
Mecburi istikamet (15 Ekim 2018 - Pazartesi)
Hayret duygumuzu kaybediyoruz (11 Ekim 2018 - Perşembe)
Yıllar geçer, ihtimaller azalır (08 Ekim 2018 - Pazartesi)
Allah sabredenlerle beraberdir (04 Ekim 2018 - Perşembe)
Ne anladın, anlat? (27 Eylül 2018 - Perşembe)
Böyle mi olacaktı? (24 Eylül 2018 - Pazartesi)
Rahmet ile zahmet arasında (16 Eylül 2018 - Pazar)
Şiddet ile inayet arasında (12 Eylül 2018 - Çarşamba)
Yazamamak (09 Eylül 2018 - Pazar)
Kitaplar, dergiler ve son durum (06 Eylül 2018 - Perşembe)
Gurbetten sılaya doğru (02 Eylül 2018 - Pazar)
Ortak kader (24 Ağustos 2018 - Cuma)
Onur meselesi (15 Ağustos 2018 - Çarşamba)
Ayrı dünyalara ait iki kavram (27 Temmuz 2018 - Cuma)
Yazmış bulunduk (22 Temmuz 2018 - Pazar)
İzzet bize, zillet size (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Kaderimizin merkezi (11 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Doğru ve düzgün olmak (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Olması gereken (04 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Yer isimlerinin peşinden gitmek (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Şimdi (27 Haziran 2018 - Çarşamba)
Bütünlüğü korumaktan yanayız (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
Benzersiz bir dönem (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
Kıymet ve kıyamet (09 Haziran 2018 - Cumartesi)
Taşınmak (07 Haziran 2018 - Perşembe)
Yaşanan ve yansıyan (02 Haziran 2018 - Cumartesi)
Tatsız bir durum (31 Mayıs 2018 - Perşembe)
Kalbî beraberlik, çıkarsız birliktelik (26 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Bazı yeni konular (23 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Halimizden memnun muyuz? (19 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Uzun bir gün (16 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Tarih dönüyor (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Dostluk nedir? (09 Mayıs 2018 - Çarşamba)
İbrahim Karagül için (16 Nisan 2018 - Pazartesi)
Bir kelimeden (11 Nisan 2018 - Çarşamba)
İçten bir seda (08 Nisan 2018 - Pazar)
Ülkü Tamer için (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Sahafnâme (01 Nisan 2018 - Pazar)
Gençlik nereye gidiyor? (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Birkaç şey birden (24 Mart 2018 - Cumartesi)
Dünya Su Günü (21 Mart 2018 - Çarşamba)
Dünya Ormancılık Günü (18 Mart 2018 - Pazar)
Son günlerde (15 Mart 2018 - Perşembe)
Dilimizde olan, kalbimizde de bulunmalıdır (07 Mart 2018 - Çarşamba)
İnsana ümit veren konular (04 Mart 2018 - Pazar)
Yıkıcı değil, yapıcı olalım (25 Şubat 2018 - Pazar)
Varlığımıza musallat olanlar (21 Şubat 2018 - Çarşamba)
Kıymetli bir çabaya şahitlik etmek (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Sultan Abdülhamid Han´ı anmak ve anlamak (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Millî uyanış (12 Şubat 2018 - Pazartesi)
Aklı karışıklar için kılavuz (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Vatandan yana olmak... (01 Şubat 2018 - Perşembe)
Dün, bugün, yarın (26 Ocak 2018 - Cuma)
Hayatın her yeri (22 Ocak 2018 - Pazartesi)
Kısaca (19 Ocak 2018 - Cuma)
Yolda olmak (08 Ocak 2018 - Pazartesi)
Edebiyat ve hayat (05 Ocak 2018 - Cuma)
Yeniden millet oluyoruz (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Millete sadakat ümmete vefa (25 Aralık 2017 - Pazartesi)
Elbette Filistin (22 Aralık 2017 - Cuma)
En küçük adım bile (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
Daima Kudüs (14 Aralık 2017 - Perşembe)
Aklıma ilk gelenler (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Bütün bu olaylar (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Ben, Öteki ve Ötesi (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Eski Vatan (28 Kasım 2017 - Salı)
Bize düşen, düşmemektir (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Kazandıkça kaybetmek (19 Kasım 2017 - Pazar)
Türkiye nedir? (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Kirli dil, kibirli hâl (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Gençliğimizin kahramanları (26 Ekim 2017 - Perşembe)
Yazmış bulunduk (20 Ekim 2017 - Cuma)
Bir kütüphane kurmak (17 Ekim 2017 - Salı)
Millet dersine çalışmalıyız (12 Ekim 2017 - Perşembe)
Yazmadan önce (09 Ekim 2017 - Pazartesi)
Altı çizilenler (05 Ekim 2017 - Perşembe)
Yolculuğumuz (22 Eylül 2017 - Cuma)
Dengemizi koruyalım (19 Eylül 2017 - Salı)
Kırsalda neler oluyor? (15 Eylül 2017 - Cuma)
Bir mesele (07 Eylül 2017 - Perşembe)
Üzücü ve şaşırtıcı olan (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Görülen lüzum üzerine (31 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Kardeşliğimizi tahkim etmeliyiz (27 Temmuz 2017 - Perşembe)
Vatanı vatansızlara bırakmadık (11 Temmuz 2017 - Salı)
İyilerle birlikte olmak (07 Temmuz 2017 - Cuma)
İyilik berekettir (03 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Türkiye, müşterek derdimizdir (05 Haziran 2017 - Pazartesi)
Aslımızdan kopamayız (02 Haziran 2017 - Cuma)
Kırk yıllık hatır (24 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Tek tesellimiz (12 Mayıs 2017 - Cuma)
Son günler için (08 Mayıs 2017 - Pazartesi)
BAHAR (05 Mayıs 2017 - Cuma)
Kazanırken kaybedilen (25 Nisan 2017 - Salı)
KISACA (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Yeniden niyet etmeliyiz (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
Yeminli düşmanlık (24 Mart 2017 - Cuma)
Dünden devam (17 Mart 2017 - Cuma)
Hayat ve bereket (15 Mart 2017 - Çarşamba)
Bize gelen, bizimle giden (06 Mart 2017 - Pazartesi)
Yirmi yıl sonra (04 Mart 2017 - Cumartesi)
Yapmak ile Yıkmak (24 Şubat 2017 - Cuma)
Arkadaşlık (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Nerede duruyoruz? (09 Şubat 2017 - Perşembe)
Pullarımız (07 Şubat 2017 - Salı)
Güzellik (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Dert söyletir, derman susturur (27 Ocak 2017 - Cuma)
Bize düşen vazife (17 Ocak 2017 - Salı)
Kar (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Buradayız, bekliyoruz (10 Ocak 2017 - Salı)
Sağlam duralım (23 Aralık 2016 - Cuma)
Evlatlarımız (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Türkiye bir mesuliyetin adıdır (20 Kasım 2016 - Pazar)
Saygı ile sevgi (02 Kasım 2016 - Çarşamba)
Fitne ateşi (21 Ekim 2016 - Cuma)
Son durum (14 Ekim 2016 - Cuma)
Türkiye´yi savunmak (10 Ekim 2016 - Pazartesi)
Devletin ve milletin bekâsı için (18 Ağustos 2016 - Perşembe)
15 Temmuz 2016 (21 Temmuz 2016 - Perşembe)
Göz gördü, gönül sevdi (14 Temmuz 2016 - Perşembe)
Dünyanın çivisi (30 Haziran 2016 - Perşembe)
Güzel bir kitap (17 Haziran 2016 - Cuma)
Hak ve Bâtıl (14 Haziran 2016 - Salı)
Yapan, yaptınız diyendir (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Kâğıt, kalem ve sosyal medya (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Fitne (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Ne durumdayız? (16 Kasım 2015 - Pazartesi)
Akan kan, yükselen kin (26 Ağustos 2015 - Çarşamba)
Kenan Evren öldü (16 Mayıs 2015 - Cumartesi)
Kültür meselemiz (23 Nisan 2015 - Perşembe)
Oyunu bozmak zorundayız (21 Nisan 2015 - Salı)
Kıyamet değil, kıyam (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Siyaset ve millet (30 Mart 2015 - Pazartesi)
Bu bir gezi yazısıdır (10 Mart 2015 - Salı)
Bugün (28 Şubat 2015 - Cumartesi)
Söz vermek, almak... (27 Şubat 2015 - Cuma)
İmha ve ihya (09 Şubat 2015 - Pazartesi)
Yoldaki işaretler (05 Şubat 2015 - Perşembe)
Sözün özü (31 Ocak 2015 - Cumartesi)
Sözün namusu (28 Ocak 2015 - Çarşamba)
İnsan insanın aynasıdır (21 Ocak 2015 - Çarşamba)
Dostluk ve düşmanlık (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Hepimiz tehlikedeyiz (12 Ocak 2015 - Pazartesi)
Sarıkamış için (08 Ocak 2015 - Perşembe)
Bıldır (04 Ocak 2015 - Pazar)
Son zamanlar (01 Ocak 2015 - Perşembe)
Sana kalpten soruyorlar (28 Aralık 2014 - Pazar)
Bir insana sarılmak (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Yerli ve millî olmak (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Tarihte bugün (18 Aralık 2014 - Perşembe)
Gerçek Hayat (30 Kasım 2014 - Pazar)
Geçici menfaatler, kalıcı anlamlar (28 Kasım 2014 - Cuma)
Yaşatırsanız, yaşarsınız (26 Kasım 2014 - Çarşamba)
Kudüs için (20 Kasım 2014 - Perşembe)
Ağaçlar ve odunlar (17 Kasım 2014 - Pazartesi)
Anadolu Gençlik Derneği (13 Kasım 2014 - Perşembe)
Zengin çeşit, fakir insan (11 Kasım 2014 - Salı)
Duâ Tâneleri (07 Kasım 2014 - Cuma)
Yoksulun sırtı, zenginin karnı (05 Kasım 2014 - Çarşamba)
Yeniden Bursa (04 Kasım 2014 - Salı)
Türkiye`ye inanmak (31 Ekim 2014 - Cuma)
Bursa`nın kıymeti (28 Ekim 2014 - Salı)
Türkiye, umudun yurdu (23 Ekim 2014 - Perşembe)
Yüksek hayat tecrübesi (16 Ekim 2014 - Perşembe)
Olmadı (12 Ekim 2014 - Pazar)
Batı bataklığı (08 Ekim 2014 - Çarşamba)
Acı gerçek, tatlı yalan (07 Ekim 2014 - Salı)
Doğan ölür, yapılan yıkılır (24 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ölüm var (21 Eylül 2014 - Pazar)
Kalbin betonlaşması (11 Eylül 2014 - Perşembe)
Kıymet, bilinmek ister (09 Eylül 2014 - Salı)
Kardeşlik âdabı (05 Eylül 2014 - Cuma)
Kitabın ahlakını korumak (05 Eylül 2014 - Cuma)
Birinci Meclis Ruhu (03 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ancak birlikte başarabiliriz (29 Ağustos 2014 - Cuma)
Kardeşime dokunma! (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
Değişen bir şey var mı? (20 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Birlikte dirlik vardır (18 Ağustos 2014 - Pazartesi)
Fesadın işi: Haset (15 Ağustos 2014 - Cuma)
YARIN (10 Ağustos 2014 - Pazar)
Yolda olmak... (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hatırla ve sıkı tut (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Merhamet etmek (03 Ağustos 2014 - Pazar)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
İman hem nurdur hem kuvvettir, hakiki imanı elde den adam kânata meydan okuyabilir.

BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ (R.A)
Kemal Öztürk
Kemal Öztürk
Yeni bir konferans modeline ihtiyaç var
Ahmet ÖZDEMİR
Ahmet ÖZDEMİR
Sevgi güneşi Mevlana
D. Mehmet Doğan
D. Mehmet Doğan
Değerler aşınması ve ahlâkın ikamesi!
Coşkun GÖKKUŞ
Coşkun GÖKKUŞ
ROBİNHO FARKI...
İsmail Dursun
İsmail Dursun
Yiğidodan Dört Dörtlük Müsabaka
Beşir Ayvazoğlu
Beşir Ayvazoğlu
Sıradışı bir imam-hatipli: Mehmet Çebi
YUSUF KAPLAN
YUSUF KAPLAN
Aile çöküyor, toplum çatırdıyor... Nizamülmülk´ün “gece orduları” gerek bize...
Mehmet Şevket EYGİ
Mehmet Şevket EYGİ
Şerefsiz namussuz alçak rezil vs...
İBRAHİM TENEKECİ
İBRAHİM TENEKECİ
Kendini büyük görmek
İbrahim KAHVECİ
İbrahim KAHVECİ
Bankalar ne yapsın
Yusuf Ziya Ünsal
Yusuf Ziya Ünsal
Poşetleri bırakın giydiklerimize bakın!
BERAT DEMİRCİ
BERAT DEMİRCİ
KÖY TÜKENDİ TOPRAĞIMIZI KURTARIN!
Prof. Mustafa Çağrıcı
Prof. Mustafa Çağrıcı
Din eğitimimiz: Bin yıl önce, bin yıl sonra
Gülşah Akkaş Yaman
Gülşah Akkaş Yaman
Ümit kesmeyin;
MUSTAFA KUTLU
MUSTAFA KUTLU
Bilenlerle bilmeyenler
Yusuf Ziya Cömert
Yusuf Ziya Cömert
Biraz daha teori çalışalım
Ö. EMİR DOĞAN
Ö. EMİR DOĞAN
EV ÖDEVİ Mİ!...
Aydın Ünal
Aydın Ünal
Aday belirlemek artık kolay değil
Salih Tuna
Salih Tuna
Kadir Mısırlıoğlu´nun fesi, PKK´nın kalpağı
Selahattin Çerik
Selahattin Çerik
Şükürname!
Müjgan Üçer
Müjgan Üçer
SİVAS HALAYINA DURAN GENÇLER
Muzaffer Gücer
Muzaffer Gücer
SİVASIN ÇERMİKLERİ
Osman Nuri Kesici
Osman Nuri Kesici
25 Eylül Dünya Eczacılar günü...
Mahmut Erol Kılıç
Mahmut Erol Kılıç
Bilgilendirme notu
Muhsin Kaya
Muhsin Kaya
SİVAS´A SELAM YOLA DEVAM
Talha Gurbetçi
Talha Gurbetçi
OSMANLICAYA SAHİP ÇIKALIM
Yavuz Bülent Bakiler
Yavuz Bülent Bakiler
DÜŞMANIYIM ASALETİN KELİMELERDE BİLE”
Sami Akkuş
Sami Akkuş
DUA EDİN...
Ergün Diler
Ergün Diler
Kıbrıs planı
Gülşah YARLI
Gülşah YARLI
Sezona veda
Fikret ÜNSAL
Fikret ÜNSAL
DEDİKODUSU ÇIKARSA OLUR
Aziz Erdoğan
Aziz Erdoğan
ÇANAKKALE RUHU DÜNDEN DİRİDİR
Zübeyir Kamil Akkaya
Zübeyir Kamil Akkaya
Batı´ya Doğru - Taklit Bitti, Tahkik Başladı!
Salih Şahin
Salih Şahin
OSMANLI ARAPLARI NASIL SÖMÜRDÜ!
S. Emrah GÖKTAŞI
S. Emrah GÖKTAŞI
Sivil toplum
Osman Nuri KESİCİ
Osman Nuri KESİCİ