Gülşah Akkaş Yaman


Bir hikaye

Bir hikaye


 Vaktiyle bir derviş berbere gidip: - Vur usturayı berber efendi, der. Berber dervişin saçlarını kazımaya başlar. Tam bir tarafı bitirip usturayı diğer yana vuracakken mahallenin kabadayısı içeri girer. Doğruca dervişin yanına gider, başının kazınmış tarafına sert bir tokat atarak:

- Kalk bakalım kabak kalk da tıraşımızı olalım, diye bağırır.

´Dövene elsiz, sövene dilsiz´ olan, halktan gelen her şeyin Hak´tan geldiğine inanan derviş, sabreder. Fakat kabadayının tıraş esnasında da dili durmaz, sürekli alay eder dervişle. Kabak aşağı, kabak yukarı!

Nihayet tıraş biter, kabadayı dükkandan çıkar. Henüz bir kaç metre gitmiştir ki kontrolden çıkan bir at arabası yokuştan aşağı hızla gelerek kabadayıyı altına alıp sürükler. Kabadayı, başını taşlara vura vura can verir. Berber dervişe bakar, sorar:

- Bu ceza biraz ağır olmadı mı derviş efendi?

Derviş düşünceli bir şekilde cevap verir:

- Vallahi gücenmedim ona. Hakkımı da helal etmiştim. Gel gör ki, bu kabağın da bir sahibi var. Eğer o gücendiyse bilemem.

Hikaye işte...

Nereden geldi aklına diyenler için.

Kaç kez yazıldı, kaç kez okundu bilemem tabi ama bir kez de ben kaleme almak istedim .

Zulme uğrayanın fısıltısından korkmak lazım onun fısıltısını işiten ,gören ALLAH var.

´´İnsan nisyan ile maluldür.´´

İnsan kelimesinin, ?unutmak? manasındaki?nisyan?dan türediği ifade edilir .

Zaman gelir. Zulmeden zulmettiğini de unutur .Lakin geçmiş ve gelecek zamanın sahibi var .

Her ortamın bir kabadayısı ,bir de kabağı olacak elbet ..

Ancak Kaf Suresi´nin 16. Ayeti şöyledir:

"İnsanı biz yarattık. Onun için, nefsinin kendisine neler fısıldadığını, neler telkin ettiğini de biz pek iyi biliriz. Çünkü biz ona şahdamarından daha yakınız."

Canı yanan ,kalbi acıyan her ağızdan çıkana dikkat etmek lazım .

Şahdamarından daha yakın olan ALLAH muhakkak haklıya hakkını teslim edecektir .

Zulmeden zulmüyle başbaşa kalacak elbet.

Dilimizle ,elimizle kimseye zulmetmemek duası ve niyeti ile ...

Gücenmesin kabağın sahibi .