Bir avuç toprak
Bir avuç toprak
Tarih: 13.11.2014 17:34:43 / 459okunma / 0yorum
MUSTAFA KUTLU

 Oturduğumuz evin yanındaki büyük ve boş arsaya devasa bir bina inşa edildi.

 İki yüksek rezidans, otel, alt kat bir alışveriş merkezi, havuz, süs bitkileri ve her yer beton. Beton zeminde granit kayalar. Her bina insanın üstüne üstüne geliyor. İkisi de birer ejderha.

 Mimarlar, peyzaj ustaları bu korkuyu, bu baskıyı kırmak, insanlara biraz olsun ferahlık vermek için alış-veriş merkezinin üzerini çimenler, çiçekler, bodur ağaçlar ile süslediler. Gören kişi orada bir avuç toprak var sanacak, orayı gerçek bir bahçeymiş diye kabul edecek.

 Acaba eder mi?

 Beton ve çelik karşısında aciz kalan insan kendi yarattığı canavarın şerrinden kaçmak için her türlü yalana inanmak ihtiyacındadır.

 Hani yaşı yetmiş, işi bitmiş adama `Abi ya çok genç gösteriyorsun, en fazla kırk beş, elli. Bunun sırrı nedir?` diye iltifat etmiş biri; o da `Söyle söyle yalan ama hoşuma gidiyor` demiş.

 Betona, çeliğe, asfalta, modern yapılara, şehirlere, yollara böyle bir kamuflaj uygulaması şudur: Gerçek tek taş yerine imitasyon. Aldanışın pençesine düşen âdemoğlu bir çiçek, bir kelebek görsün; ayağı toprağa değsin, bir an için tabiata olan hasreti giderilsin, zavallı kafesinden çıkıp şöyle bir derin nefes alsın diye.

 İnsanın kendi kendine acıması nasıl bir ruh halidir?

 Şöyle: Çırpınış. Tuzağa düşen kuşun kanatlarını kanatıncaya kadar çırpınması, sonra yorgun düşmesi ve ölgün bakışlarla kadere rıza göstermesi gibi.

 Ama Karadeniz`li yine de isyan ediyor.

 Sevgili Ömer Erdoğan bizi, Rize`de şehre tepeden bakan evinde ağırlamıştı.

 Aşağılarda Karadeniz insanının engel tanımayan enerjisini bizatihi gördüm.

 Evlerin, yani 8-10 katlı apartımanlarını çatılarını yapmamışlar. Beton çatıya toprak taşıyıp mısır, fasülye, çiçek, domates falan yetiştirmişler. Hatta biri ağaç dahi dikmiş. Akşama doğru bahçeye çıkıyor, o ağaç altına bir sandalye atıyor, önündeki yeşilliği seyrediyor. Kara lahanalar onu çocukluğuna, buralarını apartıman olmadan önceki tek veya iki katlı, müstakil, bahçeli evlerine götürüyor.

 Arı kovanlarına, mısır ekmeğine.

 Çatıya kovan da koymuş, hatta biri ufak bir ahır yaparak ineği de oraya bağlamış. Anası Fadime Nine Sarıkız`dan ayrılamamış besbelli.

 Onlar bu apartıman tepesindeki bahçede kendilerini hâlâ eski günlerde sanıyor. Görenler gülüyormuş, umurlarında değil. Gürgen, kayın, kestane, çam, dişbudak, karaağaç, ormanlarının yerini, apartıman ormanları aldı. Bunalıyorlar.

 Bir avuç toprağı onlara çok görmeyin.

 Kaddafi bir ara Libya`da kırsal nüfusu şehirlere çekmek için onlara apartımanlar yaptırıp bedava dağıtmıştı.

 Çölden gelen göçebeler keçilerini de beraber getirdiler, ama koca sürünün o apartıman ormanında barınması mümkün değildi.

 Keçiler kesildi, etleri yendi.

 Ama hepsi değil.

 Çölün adamı bir yolunu bulmuş üç-beş keçi saklamıştı. Çölden getirdiği kumu, kumda yetişen çöl bitkilerini balkona yaymış, keçileri balkona bağlamıştı.

 Böyledir.

 İnsanoğlu`nun kendini doğurup emziren anaç topraktan ayrılması zordur. Resmen gurbete, hatta zindana düşüyorsun.

 Dolayısıyla son günlerde İstanbul`da gündemi işgal eden, hakkında sanal medyada espriler üretilen `Ekolojik otobüs`ü yadırgamayalım.

 Onun da çatısına çimen döşenmiş, çiçek ekilmiş. Böylece motor sesinden, çelikten, egzozdan, asfalt kokusundan aracı çekip almak, en azından görüntüyü kurtarmak istemişler.

 Yeşil ev oluyor da, yeşil otobüs neden olmasın.

 Yalan dünya işte.

 Bir avuç toprağa hasret yaşayıp gidiyoruz.

Anahtar Kelimeler: Bir, avuç, toprak
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Şehir, kültür ve sanat (1) (11 Ocak 2018 - Perşembe)
Sanat nedir? (05 Ocak 2018 - Cuma)
Korku zamanı (22 Aralık 2017 - Cuma)
Bizim mahalle (14 Aralık 2017 - Perşembe)
Şiir öldü mü? (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Hayatın nabzı (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Hayat zor (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Hayat zor (16 Kasım 2017 - Perşembe)
Aramıza kim girdi (09 Kasım 2017 - Perşembe)
Başka format yok mu? (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Günler gelip geçerken (26 Ekim 2017 - Perşembe)
Kurban ile bayram (20 Ekim 2017 - Cuma)
Eğitimin olmazsa olmazı: Disiplin (12 Ekim 2017 - Perşembe)
Kimin borusu ötüyor? (05 Ekim 2017 - Perşembe)
Tükenmeyen hazine (22 Eylül 2017 - Cuma)
Aidiyet (14 Eylül 2017 - Perşembe)
Gergin miyiz? (07 Eylül 2017 - Perşembe)
İnsan nereye koşuyor? (04 Eylül 2017 - Pazartesi)
Atla, atla (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Eğlence (17 Ağustos 2017 - Perşembe)
Çöpten gıda (11 Ağustos 2017 - Cuma)
Tek tip (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Kirlenme (04 Temmuz 2017 - Salı)
Takva nerede? (08 Haziran 2017 - Perşembe)
Domatesin tadı (26 Mayıs 2017 - Cuma)
Hikâye ve romanda kişiler (19 Mayıs 2017 - Cuma)
“İkinci Yeni” üzerine (11 Mayıs 2017 - Perşembe)
Eğitim şart (28 Nisan 2017 - Cuma)
Devamsızlık bilgisi (16 Nisan 2017 - Pazar)
Evvelbahar (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Nurettin Albayrak (23 Mart 2017 - Perşembe)
Heidegger´in Kulübesi (17 Mart 2017 - Cuma)
Fotoğrafın anlattığı (03 Mart 2017 - Cuma)
SİZ VE BİZ (23 Şubat 2017 - Perşembe)
Büyük filim (09 Şubat 2017 - Perşembe)
Anne (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Kar yazısı (27 Ocak 2017 - Cuma)
Devlet ve şahsiyet (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Televizyonda evlilik (13 Ocak 2017 - Cuma)
“Hemşehrilikten feragat” (06 Ocak 2017 - Cuma)
Nihayet tarım (04 Aralık 2016 - Pazar)
İstanbullu kim? (19 Ekim 2016 - Çarşamba)
Ruh (06 Ekim 2016 - Perşembe)
Mazmun (21 Temmuz 2016 - Perşembe)
ŞÜKÜR (09 Temmuz 2016 - Cumartesi)
Eski eserler ve Taksim´e cami (30 Haziran 2016 - Perşembe)
DUA (09 Haziran 2016 - Perşembe)
FARKINDALIK (05 Mayıs 2016 - Perşembe)
Çağla (27 Nisan 2016 - Çarşamba)
Güle dair (21 Mayıs 2015 - Perşembe)
Huzur (26 Nisan 2015 - Pazar)
Cinayetler (19 Mart 2015 - Perşembe)
İş insanı güzelleştirir (05 Mart 2015 - Perşembe)
Çakma bunalım veya II. Yeni (27 Şubat 2015 - Cuma)
Köprü ve göç (18 Şubat 2015 - Çarşamba)
Fena (04 Şubat 2015 - Çarşamba)
Izdırabın boyutu (28 Ocak 2015 - Çarşamba)
Hayat tarzı (21 Ocak 2015 - Çarşamba)
Kar yazısı (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Taşra çıkarması (31 Aralık 2014 - Çarşamba)
Kırk milyon fidan (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Hangi muhafazakarlık (18 Aralık 2014 - Perşembe)
Dört kişiden biri (04 Aralık 2014 - Perşembe)
Birlik-beraberlik (26 Kasım 2014 - Çarşamba)
Müzik bitti mi? (19 Kasım 2014 - Çarşamba)
Kafayı çizen adam (05 Kasım 2014 - Çarşamba)
Cumhurbaşkanlığı Sarayı (31 Ekim 2014 - Cuma)
Bana ne yapacağımı söyle (23 Ekim 2014 - Perşembe)
M. Seyfettin Özege (15 Ekim 2014 - Çarşamba)
Üniversite ve kütüphane (09 Ekim 2014 - Perşembe)
Halime Toros merhaba (07 Ekim 2014 - Salı)
Huşû (21 Eylül 2014 - Pazar)
Yeni Türkiye ama nasıl? (11 Eylül 2014 - Perşembe)
Sarnıçlara dönmek (04 Eylül 2014 - Perşembe)
Eski ve yeni (28 Ağustos 2014 - Perşembe)
Af adaletten üstündür (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
Hep aynı hikâye (14 Ağustos 2014 - Perşembe)
Zenginlik (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Açlık (05 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
"Ya yıldızların Her biri bir mühendistir veya onları yapan bir mühendis vardır!.."