Bir fotoğraf karesinden taşanlar
Tarih: 24.2.2017 13:10:48 / 326okunma / 0yorum
AKİF EMRE

Fotoğrafın icadını insanlık tarihinin ikinci büyük devrimi olarak açıklar fotoğraf felsefesi ile uğraşanlar. Bu yaklaşıma göre, nasıl yazının, yani bugün kullandığımız anlamda lineer yazının icadı insanlık için bir dönüm noktası ise, fotoğraf makinesinin keşfini de ikinci büyük dönem olarak yorumlanır. Zira görsel düşünme, algılama ve ifade gücü yeni bir boyut kazanmıştır. Artık fotoğraf kendi gramerini, metnini oluşturacaktır.
Fotoğrafa bu derecede anlam yüklenmesini abartılı bulanlar da vardır elbette. Yine de hatıra olmak üzere çektirilmiş bir resme hemen hepimiz olduğundan çok farklı boyutta anlamlar sığdırmaya çalışırız.. Mazi, unutulmuşluklar, geri gelmeyecek olan anlar... Aynaya aksedenden daha farklı yansımadır.
Fotoğrafı, objeyi zaman ve mekanı ekseninde dört boyutuyla sentezleyerek yüzeye iki boyutlu yansıtılması olarak tanımlıyor V. Fulusser. Bir yüzeye aktarılan fotoğrafın yansıttığı hakikat onu gören gözün algılayışına bağlıdır. Hakikatin yeniden yorumlanarak yüzeyde tecellisi belki de...
Her gözün bir fotoğraf çekme tarzı olduğu her gözün bir veya birçok fotoğraf okuma biçimi vardır.
İnsan neden fotoğraf çekmek ihtiyacı hisseder? Yahut insan neden kendi fotoğrafının çekilmesini ister. Bir yönüyle yazı yazmayı bilmekle edebi ürün vermek arasındaki farka gönderme yapılabilir. Böylece fotoğrafa daha sanatsal, felsefi boyut katmaya, yorumlamaya çalışanlar fotoğrafa sanat, fotoğrafçıyı da sanatkar gözüyle bakacaklardır. Fotoğrafa yüklenen bu aşırı anlam bir tarafa bırakalım.
Fotoğrafa düşen her suretin anlamını yitirmiş, donmuş bir nesneye dönüştüğünü düşündüğüm çoktur. Yüzeye yansıtılan, iki boyuta indirgenen, dondurulan ister suret, ister eşyanın kendisi olsun artık o kendine ait olmaktan çıkmıştır. Vizörden yansıtılan, hele dijital ortamda bilgisayar programının maharetine teslim edilmiş iki boyutlu edilgen bir gerçekliktir artık. Onu istediğimiz gibi şekillendirebilir, yorumlayabilir, algılarla oynayabiliriz.
Değil mi ki, fotoğraf felsefesi kurmaya gayret edenler de fotoğraf çekme eylemini dünyayı teslim alma, ele geçirme iştahımızla açıklamaya çalışırlar. Deklanşöre bir kez basarak istediğini, istediğin çerçevede yakalamak, teslim almak. Belki de öldürmek.
Fotoğraf teslim alma, elde etme, ele geçirme duygumuzu tatmin eder... Gözümüzün yeniden anlamlandırdığı fotoğraf aslında onu çeken fotoğraf makinesini, kamerayı değil fotoğraf makinesinin arkasındaki gözü yansıtır.
Fotoğrafçıyı da fotoğraf makinesi teslim alır... Hayata vizörden bakmaya alışan insan bir güzelliği temaşa etmeden önce fotoğraflamak ister. Bu öylesine tutkuya dönüşür ki, vizörsüz nesnelere bakamaz; nesneler, dünya vizöre sığdığı kadar anlam kazanır onun gözünde.
Aynı zamanda resmi çeken gözün nesneyi, çevresini, dünyayı bütüncül olarak nasıl gördüğünü değil vizöre sığdırdığı dünyayı yansıtır. Vizöre bir dünyayı sığdıran gözün sahibini de kamera, fotoğraf makinesi teslim alır.
Fotoğrafa yeni bir boyut katmaktan çok fotoğrafın var olan anlamını katleden nevzuhur icat da selfie... modern insanın kendini kendisine teşhir duygusunu tatmin ediyor. Kendini teşhir ederken teslim alınıyor. Belki farkına bile varmadan bir fotoğrafçının karesine girerek ona teslim alma duygusunu yaşatmanız, fotoğrafçının avını yakalama hazzını tatmasına bilinçli ya da bilinçsiz olarak katkı sunmanızla, bunu kendi kendinize yapmanız arasında da boyut farkı var.
Fotoğraf çekmek ateş etmektir. İngilizcede fotoğraf çekmekle silah kullanmak, silahı ateşlemek aynı kelime ile ifade ediliyor....
Elinde fotoğraf makinesi ile gördüğünüz insan aslında avlanmaktadır. Hakikat avcısı, hakikate teslim olur. Fotoğrafla hakikati avlayan avcının hakikati teslim alması ile hakikate teslim olması ile arasındaki fark modern insanın derin çelişkisidir.
Fotoğrafçıyı ava çıkan avcıyla ilişkilendiren bakış açısı her şeyden önce bu teknolojiyi geliştiren uygarlığın değerler yargılarını, bakış açısını yansıtır. Ateş etmek, silah kullanmakla fotoğraf çekmeyi aynı kelimede ifade eden bir anlam dünyası.
Eğer fotoğraf çekmek ateş etmekse selfie çekmek silahı kendine doğrultmaktır. Bir tür intihar.
Yahut kamerayı kendine çevirerek kendi kendinin esiri olmak.
Peki kendini teslim alan ne ya da kim?
Ateş altında kalmak ya da silahı kendine doğrultmak; kendi kendine ateş edersiniz yahut teslim alınırsınız.
Savaş suçlusu İsrailli bakanla selfie çektiren bakanın durumuna dair semiolojik bir okuma denemesiydi.
Fotoğraf çekmek, kendi kendini çekmek; avlamak yahut avlanmak, anlamın teslim alınması ya da anlamın teslim olması... bir fotoğraf karesine bunca çapraşık çağrışımlar her zaman sığdırılamaz. Fotoğrafın da ideolojisi vardır.

Anahtar Kelimeler: fotoğraf, karesinden, taşanlar
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
İran toplumunun gelecek tahayyülatı (23 Mayıs 2017 - Salı)
PAPA ve Avrupa´nın yön duygusu (19 Mayıs 2017 - Cuma)
Özgürleştirici efendi modeli (14 Mayıs 2017 - Pazar)
Hindistan´ın dökülen makyajı: Keşmir (04 Mayıs 2017 - Perşembe)
Erguvanlar da yanar (02 Mayıs 2017 - Salı)
Kapitalizmin iğvasına kapılmak (29 Nisan 2017 - Cumartesi)
Ne söylediği önemli (24 Nisan 2017 - Pazartesi)
Bir ‘dil´in açtığı hasar (19 Nisan 2017 - Çarşamba)
Kimyası bozulan insanlık (07 Nisan 2017 - Cuma)
Reklamın sahte gerçekleri (05 Nisan 2017 - Çarşamba)
Batı ile hesaplaşma zamanı mı? (30 Mart 2017 - Perşembe)
Piramitlerin gölgesi (25 Mart 2017 - Cumartesi)
Değişen nedir? (21 Şubat 2017 - Salı)
Seküler çağın sonu (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
Sonlu teorilerin sonu (06 Şubat 2017 - Pazartesi)
Şehirlerin ahlakı (03 Şubat 2017 - Cuma)
Ayartıcı aydın hazzı (01 Şubat 2017 - Çarşamba)
Bir radikal portresi (29 Ocak 2017 - Pazar)
Boğaz´dan çıkan Arap Baharı (20 Ocak 2017 - Cuma)
Sistem, avansı geri istiyor (13 Ocak 2017 - Cuma)
Komplo ve umut (02 Ocak 2017 - Pazartesi)
Amerika neden veto etmedi? (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Parantezi kim, nasıl kapatacak? (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
Halep öfke hattı (17 Aralık 2016 - Cumartesi)
En son ne zaman? (04 Aralık 2016 - Pazar)
Yerlilerin işgali (29 Kasım 2016 - Salı)
Amerika´nın dünyaya çevrilen objektifi (31 Ekim 2016 - Pazartesi)
Sistemin sinir uçları (19 Ekim 2016 - Çarşamba)
Geleneksel sanat mümkün mü? (15 Ekim 2016 - Cumartesi)
Mahallenin gençlik sınavı (12 Ekim 2016 - Çarşamba)
Lozan´ın sesi Bağdat´tan gelir (10 Ekim 2016 - Pazartesi)
Filistinlilere -‘apartheid rejimi´ (09 Temmuz 2016 - Cumartesi)
‘Alman vekiller´ kimi temsil ediyor (11 Haziran 2016 - Cumartesi)
Şam ve Ankara´yı yaklaştıran korku (04 Haziran 2016 - Cumartesi)
Mermerde iz bırakan adam (31 Mayıs 2016 - Salı)
İslamcılık yerel mi, yerli mi? (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
Muhafazakar Makyevelizm (24 Mayıs 2016 - Salı)
Dağa çarpan hakikat gönüllüsü (17 Mayıs 2016 - Salı)
Nil´de zikir çağıltısı (25 Ağustos 2015 - Salı)
“Kudüs sevilmeden insanlığa girilemez” (16 Mayıs 2015 - Cumartesi)
Tarih, geçmiş, Ermeni meselesi (21 Nisan 2015 - Salı)
Bir siyasal metafor olarak Lozan (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Yerli olmadan çözüm hayal (27 Mart 2015 - Cuma)
Amerika’nın Netanyahu ile imtihanı (24 Mart 2015 - Salı)
HDP’nin sol ve etnik bagajı (08 Mart 2015 - Pazar)
Bir Özbek masalı (21 Şubat 2015 - Cumartesi)
Tarihçinin anıları nasıl okunmalı? (10 Şubat 2015 - Salı)
Bir kral öldü diyeler (06 Şubat 2015 - Cuma)
Hak etmek pay kapmak değildir (05 Şubat 2015 - Perşembe)
Kanın ideolojik debisi (03 Şubat 2015 - Salı)
İhvan şiddet sarmalına girerse... (02 Şubat 2015 - Pazartesi)
İstiklal Mahkemeleri efsanesi (31 Ocak 2015 - Cumartesi)
Avrupa’da Müslümanlar ve sol (29 Ocak 2015 - Perşembe)
Gırnata’da ilk ezan (23 Ocak 2015 - Cuma)
Din ve seküler merhamet (20 Ocak 2015 - Salı)
Öfke derin, fikir vasat (16 Ocak 2015 - Cuma)
‘Fransız kalma’nın dayanılmaz korkusu (08 Ocak 2015 - Perşembe)
Süreç ve şiddet sarmalı (01 Ocak 2015 - Perşembe)
İki farklı muhalif olma hali (30 Aralık 2014 - Salı)
Ortadoğu`ya “dahil olan” Avrupa (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Noel’in adını koymak (24 Aralık 2014 - Çarşamba)
Rus ‘gazı’na gelmeyelim (20 Aralık 2014 - Cumartesi)
Bölgeye müdahil olmadan dahil edilmek (16 Aralık 2014 - Salı)
Osmanlıca yahut hafıza söküm (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
Alevilik kimin sorunu? (05 Aralık 2014 - Cuma)
Eklemlenmek çürütür (01 Aralık 2014 - Pazartesi)
Havra ve siyasal şizofreni (28 Kasım 2014 - Cuma)
Devlet STK’sı (24 Kasım 2014 - Pazartesi)
Amerika’yı keşfetmenin bedeli (18 Kasım 2014 - Salı)
Müslüman tarihi mi, İslam tarihi mi? (17 Kasım 2014 - Pazartesi)
Türkiye`yi Tunus` parantezine almak (11 Kasım 2014 - Salı)
Kazanan değil kaybeden önemli (10 Kasım 2014 - Pazartesi)
ABD`nin yeni Pearl Harbor`u? (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Değerlerin ikonlaşması (04 Kasım 2014 - Salı)
Ümmet fikri öldü mü? (31 Ekim 2014 - Cuma)
Kobani`den Stalingrad çıkarmak (28 Ekim 2014 - Salı)
Söylemin esiri olmadan (28 Ekim 2014 - Salı)
Söylemin esiri olmadan (25 Ekim 2014 - Cumartesi)
Bana doğru soruyu sor (24 Ekim 2014 - Cuma)
Ertelenmiş eleştiri öldürür ! (17 Ekim 2014 - Cuma)
Süreç ve iki farklı kırılma alanı (16 Ekim 2014 - Perşembe)
`Ben demiştim` demeden (12 Ekim 2014 - Pazar)
Varoluş hükmünü savunuyorum (09 Ekim 2014 - Perşembe)
`Biden sistemi`nin gücü ve zaafı? (08 Ekim 2014 - Çarşamba)
Kredi kartı kadar itibar (25 Eylül 2014 - Perşembe)
Baas gerçekleştiremedi ama... (24 Eylül 2014 - Çarşamba)
Neo-oryantalizme IŞİD takviyesi (16 Eylül 2014 - Salı)
Bush`un ve Obama`nın 11 Eylül`ü (12 Eylül 2014 - Cuma)
İŞİD’in sosyolojisi (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
Euro İslam (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
NATO`nun temel çelişkisi (09 Eylül 2014 - Salı)
Modern kutsallık (05 Eylül 2014 - Cuma)
Almanlar Balkanlara el atıyor! (02 Eylül 2014 - Salı)
Eskiden de böyle miydi? (01 Eylül 2014 - Pazartesi)
Söylemin sosyal maliyeti (29 Ağustos 2014 - Cuma)
Devletin Müslümanlıkla imtihanı (29 Ağustos 2014 - Cuma)
Şehir üstüne güzellemeler (26 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Yaldızlı sözlerle erdem bağdaşmaz.

Konfüçyus