Bir Darülelhan vardı
Tarih: 19.5.2017 18:11:30 / 432okunma / 0yorum
Beşir Ayvazoğlu

İçinde bulunduğumuz yıl, Darülelhan´ın kuruluşunun 100. yılıdır. Bu ismi uzmanlar ve meraklılar dışında bilen kaç kişi çıkar, bilmiyorum.
İkinci Meşrutiyet devrinde Muzıka-yı Hümâyun eski önemini kaybederek bir askerî bando ve bir saray orkestrasından ibaret küçük bir kuruluş haline gelmiş, Darülbedayi de Birinci Dünya Harbi yüzünden kapanınca ciddi bir boşluk doğmuştu.
Bu boşluğu doldurmak amacıyla Maarif Nezareti tarafından hazırlanan Musiki Encümeni ve Darülelhan Talimatnamesi, 9 Aralık 1916 tarihli irâde-i seniyye ile yürürlüğe girdi ve Darülelhan 1 Ocak 1917 tarihinde öğretime başladı.
Musiki Encümeni, fahrî üyelerden oluşan geniş yetkili bir ilim ve sanat kurulu, Darülelhan ise Türk ve Batı Musikileri ile tiyatro bölümlerinden oluşan bir konservatuvar niteliği taşıyordu. Peyami Safa´nın Fatih-Harbiye adlı romanında, bu kurum etrafındaki alaturka-alafranga tartışmaları ele alınmıştır.
***
Darülelhan, Cumhuriyet´e intikal eden önemli kurumlardan biriydi; ne var ki çiçeği burnunda devletimizi kuranların musikiyle ilgili başka projeleri vardı. İlk olarak Musiki Encümeni kaldırıldı, Darülelhan ise İstanbul Şehremaneti´ne bağlandı. 14 Eylül 1924 tarihinde yapılan açılış töreninde konuşan müdür Musa Süreyya Bey´e göre Darülelhan´ın amaçlarını şunlardı: Batı musikisindeki gelişmeleri yurdumuzda da yaymak, musikimizin değerli eserlerini saklayıp koruyarak devamını sağlamak, millî musikimizi lâyık olduğu seviyeye yükseltmek, ilmî toplantılar düzenleyerek eski musiki eserlerimizi tespit etmek, opera, operet ve şan´la ilgili diğer Batı musikisi eserlerini di limize aktarmak ve uygulamak.
OMAR tarafından hazırlanan “Sırlanmış Sesler” adlı dört CD´lik albümün kapağı.
Musa Süreyya Bey´in konuşması, musiki politikasının merkezine Batı Musikisinin yerleştirileceğine dair işaretler taşıyordu. Nitekim Maarif Vekâleti´nin İstanbul Şehremaneti´ne yazdığı 9 Aralık 1926 tarihli yazıyla, hiç beklenmedik bir zamanda, Darülelhan´ın adı İstanbul Konservatuvarı olarak değiştirildi ve Türk Musikisi Şubesi kapatıldı.
***
Bu uygulama, devletin Türk musikisini artık devrini kapamış bir musiki olarak gördüğü ve müzeye kaldırmak istediği anlamına geliyordu. Muzıka-yı Hümâyun´un Fasl-ı Atik bölümünün bir uzantısı olarak kurulan Riyâset-i Cumhur İnce Saz Heyeti de çok geçmeden aynı akıbete uğradı.
Darülelhan, Anadolu´da türkü derlemeleri de yapmıştır. “Darülelhan Külliyatı Anadolu Halk Şarkıları”nın üçüncü defterinin kapağı. Bu defterde Alaşehir, Manisa, İzmir, Ödemiş ve Aydın´da derlenmiş 48 halk türküsünün notaları yer almaktadır.
Devrin büyük müzikologlarından Rauf Yektâ Bey, haklı olarak, Darülelhan´ın Türk musikisi şubesinin kaldırılmış olmasını, millî musiki kültürümüze vurulan büyük bir darbe olarak nitelendirir ve yalnız Batı Musikisinin öğretildiği konservatuvardan Türk bestekârının yetişemeyeceğini söyler.
***
Belediye Konservatuvarı olarak yoluna devam eden Darülelhan´ın daha sonraki macerası bu yazıda özetlenemeyecek kadar uzundur. İzin verirseniz, sadece Darülelhan´ın Türk Musikisi Şubesi kaldırıldıktan sonra kurulan Alaturka Musiki Tasnif ve Tesbit Heyeti´nin çalışmalarından kısaca söz etmek istiyorum. Başkanlığına Rauf Yektâ Bey´in tayin edildiği heyetin diğer üyeleri de Zekâî Dedezâde Hafız Ahmed Irsoy ve İsmail Hakkı Bey´dir. Kısa bir süre sonra ölen İsmail Hakkı Bey´in ye rine Ali Rıfat Çağatay getirilecek, birkaç yıl sonra da Dr. Suphi Ezgi ve Mesud Cemil Bey´ler heyete katılacaktır.
OMAR Yaz Okulu´nda yapılan çalışmalardan bir görüntü.
Adı geçen heyet tarafından tespit ve tasnif edilerek yayımla nan yüzlerce eser, Türk musikisi repertuvarının büsbütün yok olmasını önlemiştir. Asıl önemli olan, tespit edilen eserlerin çoğunun Hafız Ahmed Efendi´nin hafızasındaki biçimiyle ve onun okuduğu gibi notaya alınmış olmasıdır. Bu önemlidir; çünkü Hafız Ahmed Irsoy, inanılmaz hafızasındaki yüzlerce eseri babası Zekâi Dede´den, o da Dede Efendi´den meşk etmiştir. Heyet tarafından neşredilen nota külliyatı, bu sebeple Türk musikisi çevrelerinde son derece yüksek prestije sahiptir ve abide bir neşriyat olarak kabul edilmektedir.
***
Bu yazıyı niçin yazdığıma gelince... Önümüzdeki Cumartesi gecesi Aya İrini´de Kültür ve Turizm Bakanlığı ile kısa adı OMAR olan İ.Ü. Osmanlı Dönemi Müziği Uygulama Araştırma Merkezi tarafından bir program gerçekleştirilecek. Saat 19.00´da başlayacak programın amacı, kuruluşunun 100. yılı vesilesiyle “ilk resmi müzik okulumuz” olan Darülelhan´ı kültür dünyamızın gündemine taşımak...
OMAR´ın müdürü ve İcra Heyeti Şefi Gönül Paçacı´nın gayretiyle gerçekleştirilen programda, Cumhurbaşkanlığı Klasik Türk Müziği Korosu, İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu, İstanbul Devlet Türk Müziği Topluluğu ve OMAR İcra Heyeti yer alacak. Gönül Hanım, repertuarın Belediye Konservatuarı´nın yetiştirdiği, bu kurumda hocalık veya şeflik yapmış bestecilerin eserlerinden oluştuğunu söyledi.
Konservatuvarın tarihini yansıtacak belgesel görüntülerin de sunulacağı program vesilesiyle, 1926 yılından itibaren çeşitli metotlarla ses kaydı alınmış olan eserlerinden oluşan “Sırlanmış Sesler- Darülelhan ve Sonrası Taş Plak Kayıtları” başlıklı dört CD´lik bir albüm hazırlandı.
Ayrıca bu kurumdan yetişmiş usta iki sanatkâra Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı tarafından onur ödülü takdim edilecek.
OMAR´ın bir sürprizi daha var:
Darülelhan´ın 1924-1925 yıllarında yedi sayı neşredebildiği Darülelhan Mec-muası, 8. sayıdan itibaren devam ettirilecek ve ilk sayı yetiştirilebilirse geceye katılanlara armağan edilecek.
Darülelhan Türk ve Batı Musikilerinin öğretildiği ve gelişmesi için sürekli katkıda bulunulan ve imkânlar sağlanan bir konservatuvar olarak yaşatılsa ve gelenekli bir kurum olarak kesintilere uğramadan günümüze ulaşabilseydi, bugün belki de musiki konusunda başka meseleleri konuşuyor olacaktık.

Anahtar Kelimeler: Darülelhan, vardı
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
‘Muhteşem ve feyizli bir başlangıç´ (26 Ağustos 2018 - Pazar)
Rahip Brunson, Reverend Frew ve Halûk (14 Ağustos 2018 - Salı)
Mütebahhir bir dost: Metin Kayahan Özgül (07 Ağustos 2018 - Salı)
Şerefiye Sarnıcı ve sanat (29 Temmuz 2018 - Pazar)
Futbol, milliyetçilik ve ırkçılık (23 Temmuz 2018 - Pazartesi)
Eşsiz bir dost: Mustafa Çalık (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Dergâh dergisi okurken... (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Münevver, aydın, entelektüel (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Semavi Eyice ve Sultan Abdülmecid´in tuğrası (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
‘Yâr bana bir eğlence meded´ (04 Haziran 2018 - Pazartesi)
Kudüs, Mescid-i Aksa ve edebiyatımız (22 Mayıs 2018 - Salı)
Ramazan düşünceleri (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Edebiyat tarihimiz yeniden yazılmalı (08 Mayıs 2018 - Salı)
‘Geceleyin bir ses böler uykumu´ (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zulmiyye´den Adliyye´ye Yenicami (30 Nisan 2018 - Pazartesi)
Nurullah Ataç ve Tevfik Fikret (27 Nisan 2018 - Cuma)
Hayat Ağacı´ndan Bursa´da Zaman´a (19 Nisan 2018 - Perşembe)
Hekimbaşı´nın karanfilleri (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
‘Miraciye Saklı Miras´ (14 Nisan 2018 - Cumartesi)
‘Utandım bu âciz şairliğimden´ (10 Nisan 2018 - Salı)
Leyleklerin Müslümanlığı (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Bir sahafın dağarcığından (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Tophane-i Âmire´de muhteşem bir sergi (08 Mart 2018 - Perşembe)
Soyadı hikâyeleri (04 Mart 2018 - Pazar)
Shaykh Tosun Bayrak Al-Jerrahi Al-Halveti (22 Şubat 2018 - Perşembe)
Sultan Abdülhamid biyografisi yazmak (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Cinuçen Bey´in hatıraları (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Bir milyon kitap meselesi (11 Şubat 2018 - Pazar)
Müslümanlar, kitaplar ve kütüphaneler (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Haydarpaşa Garı ve tarih (25 Ocak 2018 - Perşembe)
‘Annemin Kütüphanesi´ (21 Ocak 2018 - Pazar)
Gözyaşı çeşmesi kurumasın (17 Ocak 2018 - Çarşamba)
Haydarpaşa Garı ve tarih (13 Ocak 2018 - Cumartesi)
Vampirizm ve Batı medeniyeti (09 Ocak 2018 - Salı)
İstanbul´un delifişek takvimi (04 Ocak 2018 - Perşembe)
Âkif´e, dostlarına ve dostluğa dair (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Annemarie Schimmel ve Mevlânâ (22 Aralık 2017 - Cuma)
Karacaahmet, Ali Fuad Başgil ve Atsız (16 Aralık 2017 - Cumartesi)
Osmanlı barışı ve Filistin (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Mehmet Âkif ve Nâzım Hikmet (05 Aralık 2017 - Salı)
Türkler ve Ruslar (27 Kasım 2017 - Pazartesi)
Türkler ve Ruslar (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
‘Büyük Kedi Katliamı´ (19 Kasım 2017 - Pazar)
Milli Saraylar Resim Müzesi (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Nobel Edebiyat Ödülü´ne dair güftügû (08 Kasım 2017 - Çarşamba)
TOKİ´nin yeni vizyonu (05 Kasım 2017 - Pazar)
TOKİ´nin yeni vizyonu (23 Ekim 2017 - Pazartesi)
Türk tarihçiliğinin iki İsmail´i (17 Ekim 2017 - Salı)
Osmanlı bilim mirası (06 Ekim 2017 - Cuma)
Bartók, Sarısözen ve türkülerimiz (30 Eylül 2017 - Cumartesi)
Kerkük üzerine düşünceler (27 Eylül 2017 - Çarşamba)
Bienaller ve güncel sanat (21 Eylül 2017 - Perşembe)
Mardinîzadeler Şerif Mardin (17 Eylül 2017 - Pazar)
‘Hayal Şehir´in ince ressamı (13 Eylül 2017 - Çarşamba)
Malazgirt´ten İstanbul´un fethine (30 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İstifanın üç devirdeki anlamları (25 Ağustos 2017 - Cuma)
Körleşme (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
“Vay benim köse sakalım” (11 Ağustos 2017 - Cuma)
‘İhtiyar´ın imparatorluğu (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Şehir, kent ve ‘kent kültürü´ (01 Ağustos 2017 - Salı)
‘Bir nev-civansın şûh-ı cihansın´ (20 Haziran 2017 - Salı)
‘Hezarfen´ (17 Haziran 2017 - Cumartesi)
Sahibinin aynası: Hususi kütüphane (14 Haziran 2017 - Çarşamba)
Davul muhabbeti (06 Haziran 2017 - Salı)
Fâtih´in biyografisini yazmak (01 Haziran 2017 - Perşembe)
Kızılelma muhabbeti (25 Mayıs 2017 - Perşembe)
‘Ben sulh adamıyım´ (15 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Biyografi muhabbeti (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
‘Tebessüm İnkılâbı´ (28 Nisan 2017 - Cuma)
Renkler muhabbeti (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Bir ağaç gibi tek ve hür...´ (16 Nisan 2017 - Pazar)
Karga muhabbeti (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
İnci Enginün´e saygı (29 Mart 2017 - Çarşamba)
İnci Enginün´e saygı (25 Mart 2017 - Cumartesi)
‘Hezarfen Çizgen´den ‘Anbean´ (14 Mart 2017 - Salı)
Ezana ve ezan şiirlerine dair (28 Şubat 2017 - Salı)
Sanat, edebiyat ve ahlâk (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
‘Feyhaman Duran: İki Dünya Arasında´ (08 Şubat 2017 - Çarşamba)
Gazi, Serbest Fırka ve Ağaoğlu Ahmet Bey (04 Şubat 2017 - Cumartesi)
‘Zamanı Aşan Taşlar´ (29 Ocak 2017 - Pazar)
Satranç muhabbeti (23 Ocak 2017 - Pazartesi)
Refik Erduran ve Türk aydınları (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
‘Bembeyaz bir dünyada yaşamak´ (10 Ocak 2017 - Salı)
Elveda Galata Köprüsü (05 Ocak 2017 - Perşembe)
Köprüler ve tüneller (30 Aralık 2016 - Cuma)
Yüz yıl önce neler oldu? (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
‘Âlemde ziyâ kalmasa halk etmelisin, halk!´ (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Tanburî Cemil Bey ve oğlu (04 Aralık 2016 - Pazar)
‘Yangın vaaar!´ (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Tarihim, şerefim, her şeyim...´ (31 Ekim 2016 - Pazartesi)
Maymuncuk kelimeler (18 Ekim 2016 - Salı)
Sivas´ta Selçuklu´yu düşünmek (07 Eylül 2016 - Çarşamba)
Tarikatlar ve siyaset (19 Ağustos 2016 - Cuma)
Yazmak ve yazarlık hakkında düşünceler (27 Haziran 2016 - Pazartesi)
Masalları bile dönüştürmek istediler (21 Haziran 2016 - Salı)
‘Kul olayım kalem tutan ellere´ (14 Haziran 2016 - Salı)
NECİP FAZIL VE AĞAÇLAR (07 Haziran 2016 - Salı)
Aydos´un ikinci fethi (04 Haziran 2016 - Cumartesi)
HARİKA BİR FOTO-BİYOGRAFİ (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
OSMAN HAMDİ BEY VE YEŞİL CAMİ (24 Mayıs 2016 - Salı)
Üç sofra (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Bıyık hikayeleri (17 Mayıs 2016 - Salı)
MECAZ, KİNAYE,ALEGORİ, İRONİ. V.B. (03 Mayıs 2016 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Hepimiz ölümün nişanlısıyız?

CENAP ŞEHABETTİN