Bienaller ve güncel sanat
Tarih: 21.9.2017 11:23:00 / 275okunma / 0yorum
Beşir Ayvazoğlu

İKSV tarafından düzenlenen 15. İstanbul Bienali dün başladı. Tarihi öne çekilen Contemporary Istanbul (CI) ise üç gün önce başlamıştı. Bu iki büyük organizasyon, bizde sanat çevrelerinin “çağdaş sanat”tan ayırdetmek için “güncel sanat” (contemporary art) dedikleri sanat anlayışının dünyadaki en önemli temsilcilerini bir araya getirmektedir.
Televizyon, video, bilgisayar gibi teknolojik araçların ve akla gelebilecek her türlü malzemenin kullanıldığı ve mizahın ön plana çıktığı, karikatürle akraba, şaşırtmaya bayılan, protest, daha da önemlisi, bir ideolojiyi, dünya görüşünü yansıtmaktan ziyade ideolojileri, gelenekleri ve alışkanlıkları sorgulayarak sarsmak amacına yönelik, yaratıcı bir zekânın ürünleri olsalar bile eğer bir müzede kalıcı olarak sergilenme şansı yakalamamışsa kaçınılmaz olarak çöpe giden “iş”lere Türkiye´de son zamanlarda “güncel sanat” deniyor ve bu kavramı tercih edenlerle “çağdaş (veya modern) sanat” kavramını benimseyenler arasında hararetli bir tartışma sürüp gidiyor.
Güncel sanat, şu anda yapılan ve yapıldığı dönemin sosyo-politik meselelerini tartışan sanattır. Performans veya happening denilen, tiyatro ve gösteri sanatlarıyla akraba sanat da aynı çerçevenin içine konulabilir.
Güncel sanatçılar, ürettiklerine “sanat eseri” değil, “iş” demeyi tercih ediyor, ama bazıları zekânın yanı sıra işçiliğe de önem veriyor ve gerçekten çarpıcı işler ortaya koyuyorlar. Ama bazı iş´ler var ki sadece bir protesto... İstanbul Bienallerinden birinde, eşcinsel bir sanatçının iş´i, cinsel tercihi sebebiyle askerlikten muaf tutulduğuna dair belgeyi bir duvara asmaktan ibaretti. Başka bir bienalde de Felix Gonzalez-Torres isminde Kübalı ressamın “Portrait of Ross” (Ross´un Portresi) isimli iş´i sergilenmişti. Portre, salonun bir köşesindeki ambalajlı şeker yığınıydı. Sanatçının ne demek istediğini ancak bu “iş”le ilgili açıklamayı okursanız anlayabilirdiniz. Meğerse Ross, bu Kübalı ressamın AIDS´den ölen sevgilisiymiş. Kendisi de aynı hastalıktan ölmüş. Şekerin miktarı onun ağırlığı kadarmış. Sergiyi gezmeye gelenler bu şekerlerden istedikleri kadar alıp yiyebiliyor, şeker ağızlarında erirken hem bu ikisinin arasındaki ilişkinin erotizmini, hem de şekerler azaldıkça Ross´un
AIDS´e yakalandıktan sonra yavaş yavaş eriyip yok oluşunu hissediyorlarmış.
***
Sınırlarının çizilmesi ve tarif edilmesi çok zor olan bu sanat anlayışı hakkında konuşan hemen herkes, söze mutlaka Duschamp´ın 1917 yılında “Çeşme” adını verdiği ve bir Dada sergisine gönderdiği pisuvarı hatırlatarak başlar. Çünkü güncel sanatın olmazsa olmazlarından olan enstalasyon (yerleştirme), onun ready-made´lerinden doğdu. Güncelciler, endüstriyel objelere asli fonksiyonları dışında bir fonksiyon ve anlam yüklenerek sanat eseri niteliği kazandırılmasına ready-made diyorlar.
Önceleri bu tür uygulamalar sanat olarak görülmüyor, sanat eserinin metalaştırılmasına karşı çıkmak, sanatın anlamını ve yaratıcılık kavramını sorgulayıp tartışmaya açmak amacını taşıyordu. Duschamp, iki yıl sonra da bir Mona Lisa röprodüksiyonuna sakal ve bıyık ekleyip altına L.H.O.O.Q harflerini yazmıştı. Bu harfler “Kızın yakıcı k….çaları var” anlamına geliyordu. Duchamp´ın amacı, hem hem yüksek sanatla alay edip dalga geçmek, hem de kapitalizmin sanatı bir kazanç ve kara para aklama aracı haline getirmiş olmasına itiraz etmekti.
Sadece Duchamp´ın “iş”leri değil, empresyonizm sonrası bütün modern sanat akımları çağdaş Batı medeniyetinin insanlığı getirip bıraktığı noktaya isyan anlamı taşıyordu. Yani savaşa, savaşın yarattığı ruh çöküntüsüne, yıkıntılara, ümitsizliğe... Bu isyan en radikal ifadesini Dada akımında buldu. Tristan Tzara´nın, 1916´da, Zürich´teki bir kahvede ortaya attığı ‘Dada´ kelimesi bu isyanı anlamsızlığıyla yansıtan bir çeşit formüldü. “Çeşme” Dadacıların ilgisini bu sebeple çekmişti.
Duschamp´ın “Çeşme”si sanat tarihinde bir dönüm noktasıdır. Hatta sanat eleştirmenleri ‘Dada ve gerçeküstücülüğün kovası Duschamp´ın “Çeşme”sinden akan suyla doldu,´ derler. Kazimir Malevich´in “Sıfır Biçim”ini de unutmamak gerekir. Petrograd´da 1915 yılında açılan “Son Fütürist Resim Sergisi”nin başköşesine Malevich´in beyaz bir zemin üzerinde tek siyah kareden oluşan resmi asılmıştı. Sanatın geçmişle bütün bağları kesilerek sıfırdan başlaması gerektiğini anlatmaya çalışıyordu Malevich. Ona göre, nesneler dünyası insanlar tarafından kendi çıkarları için tasarlanmıştı.”
***
Kısacası modern sanat bir isyanın sonucuydu, protest bir sanattı. Ama sanat piyasasını iyi bilen birine, “Duchamp´ın ‘Çeşme´si yahut sakallı bıyıklı Mona Lisa´sı günümüzde mesela Sotheby´s tarafından müzayedeye konulsa kaça satılır?” diye sorunuz, “Sıfırlarını sayamayız!” cevabını alacağınızdan eminim. Bu da Duchamp, Malevich ve Dadacıların itiraz ettikleri noktaya geri dönüldüğü anlamına gelmektedir.
Damien Hirst isimli bir sanatçı, bir köpekbalığını doldurur, dev bir vitrine yerleştirip gösterişli bir isimle heykel diye sergiler. Bu iki ton ağırlığında ve dört buçuk metre uzunluğunda -üstelik çürümekte olan- ölü balık, güncel sanat eseri diye on iki milyon dolara satışa çıkarılır, işin tuhafı altı milyon dolara satılır da... Eserin ismi “The Physical Impossibility of Death in the Mind of Someona Living...”
Dahası var: Alexander Brener isimli bir sanatçı, Malevich´in yukarıda sözünü ettiğim eserinin üzerine yeşil sprey boyayla dolar sembolü çizmiş, Pierre Pinoncelli isimli biri de Duchamp´ın ‘Çeşme´sini kırıp içine işemişti. Sizce de bu iki “sanatçı” bir bakıma Malevich´in 1915´te, Duchamp´ın 1917´de yaptıklarını günümüzde yapmış olmuyorlar mı?”
Sanat piyasası, Malevich´in dolar sembolü çizilmiş “Siyah Kare”sine ve Duchamp´ın içine edilmiş “Çeşme”ye yakın bir gelecekte kim bilir kaç milyon dolar değer biçecek?
***
Bu anlattıklarım, güncel sanatın yeni ve çarpıcı bir dil olduğu ve bu dille her fikrin anlatılabileceği gerçeğini değiştirmiyor.

Anahtar Kelimeler: Bienaller, güncel, sanat
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Eşsiz bir dost: Mustafa Çalık (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Dergâh dergisi okurken... (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Münevver, aydın, entelektüel (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Semavi Eyice ve Sultan Abdülmecid´in tuğrası (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
‘Yâr bana bir eğlence meded´ (04 Haziran 2018 - Pazartesi)
Kudüs, Mescid-i Aksa ve edebiyatımız (22 Mayıs 2018 - Salı)
Ramazan düşünceleri (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Edebiyat tarihimiz yeniden yazılmalı (08 Mayıs 2018 - Salı)
‘Geceleyin bir ses böler uykumu´ (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zulmiyye´den Adliyye´ye Yenicami (30 Nisan 2018 - Pazartesi)
Nurullah Ataç ve Tevfik Fikret (27 Nisan 2018 - Cuma)
Hayat Ağacı´ndan Bursa´da Zaman´a (19 Nisan 2018 - Perşembe)
Hekimbaşı´nın karanfilleri (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
‘Miraciye Saklı Miras´ (14 Nisan 2018 - Cumartesi)
‘Utandım bu âciz şairliğimden´ (10 Nisan 2018 - Salı)
Leyleklerin Müslümanlığı (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Bir sahafın dağarcığından (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Tophane-i Âmire´de muhteşem bir sergi (08 Mart 2018 - Perşembe)
Soyadı hikâyeleri (04 Mart 2018 - Pazar)
Shaykh Tosun Bayrak Al-Jerrahi Al-Halveti (22 Şubat 2018 - Perşembe)
Sultan Abdülhamid biyografisi yazmak (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Cinuçen Bey´in hatıraları (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Bir milyon kitap meselesi (11 Şubat 2018 - Pazar)
Müslümanlar, kitaplar ve kütüphaneler (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Haydarpaşa Garı ve tarih (25 Ocak 2018 - Perşembe)
‘Annemin Kütüphanesi´ (21 Ocak 2018 - Pazar)
Gözyaşı çeşmesi kurumasın (17 Ocak 2018 - Çarşamba)
Haydarpaşa Garı ve tarih (13 Ocak 2018 - Cumartesi)
Vampirizm ve Batı medeniyeti (09 Ocak 2018 - Salı)
İstanbul´un delifişek takvimi (04 Ocak 2018 - Perşembe)
Âkif´e, dostlarına ve dostluğa dair (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Annemarie Schimmel ve Mevlânâ (22 Aralık 2017 - Cuma)
Karacaahmet, Ali Fuad Başgil ve Atsız (16 Aralık 2017 - Cumartesi)
Osmanlı barışı ve Filistin (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Mehmet Âkif ve Nâzım Hikmet (05 Aralık 2017 - Salı)
Türkler ve Ruslar (27 Kasım 2017 - Pazartesi)
Türkler ve Ruslar (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
‘Büyük Kedi Katliamı´ (19 Kasım 2017 - Pazar)
Milli Saraylar Resim Müzesi (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Nobel Edebiyat Ödülü´ne dair güftügû (08 Kasım 2017 - Çarşamba)
TOKİ´nin yeni vizyonu (05 Kasım 2017 - Pazar)
TOKİ´nin yeni vizyonu (23 Ekim 2017 - Pazartesi)
Türk tarihçiliğinin iki İsmail´i (17 Ekim 2017 - Salı)
Osmanlı bilim mirası (06 Ekim 2017 - Cuma)
Bartók, Sarısözen ve türkülerimiz (30 Eylül 2017 - Cumartesi)
Kerkük üzerine düşünceler (27 Eylül 2017 - Çarşamba)
Mardinîzadeler Şerif Mardin (17 Eylül 2017 - Pazar)
‘Hayal Şehir´in ince ressamı (13 Eylül 2017 - Çarşamba)
Malazgirt´ten İstanbul´un fethine (30 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İstifanın üç devirdeki anlamları (25 Ağustos 2017 - Cuma)
Körleşme (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
“Vay benim köse sakalım” (11 Ağustos 2017 - Cuma)
‘İhtiyar´ın imparatorluğu (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Şehir, kent ve ‘kent kültürü´ (01 Ağustos 2017 - Salı)
‘Bir nev-civansın şûh-ı cihansın´ (20 Haziran 2017 - Salı)
‘Hezarfen´ (17 Haziran 2017 - Cumartesi)
Sahibinin aynası: Hususi kütüphane (14 Haziran 2017 - Çarşamba)
Davul muhabbeti (06 Haziran 2017 - Salı)
Fâtih´in biyografisini yazmak (01 Haziran 2017 - Perşembe)
Kızılelma muhabbeti (25 Mayıs 2017 - Perşembe)
Bir Darülelhan vardı (19 Mayıs 2017 - Cuma)
‘Ben sulh adamıyım´ (15 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Biyografi muhabbeti (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
‘Tebessüm İnkılâbı´ (28 Nisan 2017 - Cuma)
Renkler muhabbeti (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Bir ağaç gibi tek ve hür...´ (16 Nisan 2017 - Pazar)
Karga muhabbeti (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
İnci Enginün´e saygı (29 Mart 2017 - Çarşamba)
İnci Enginün´e saygı (25 Mart 2017 - Cumartesi)
‘Hezarfen Çizgen´den ‘Anbean´ (14 Mart 2017 - Salı)
Ezana ve ezan şiirlerine dair (28 Şubat 2017 - Salı)
Sanat, edebiyat ve ahlâk (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
‘Feyhaman Duran: İki Dünya Arasında´ (08 Şubat 2017 - Çarşamba)
Gazi, Serbest Fırka ve Ağaoğlu Ahmet Bey (04 Şubat 2017 - Cumartesi)
‘Zamanı Aşan Taşlar´ (29 Ocak 2017 - Pazar)
Satranç muhabbeti (23 Ocak 2017 - Pazartesi)
Refik Erduran ve Türk aydınları (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
‘Bembeyaz bir dünyada yaşamak´ (10 Ocak 2017 - Salı)
Elveda Galata Köprüsü (05 Ocak 2017 - Perşembe)
Köprüler ve tüneller (30 Aralık 2016 - Cuma)
Yüz yıl önce neler oldu? (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
‘Âlemde ziyâ kalmasa halk etmelisin, halk!´ (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Tanburî Cemil Bey ve oğlu (04 Aralık 2016 - Pazar)
‘Yangın vaaar!´ (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Tarihim, şerefim, her şeyim...´ (31 Ekim 2016 - Pazartesi)
Maymuncuk kelimeler (18 Ekim 2016 - Salı)
Sivas´ta Selçuklu´yu düşünmek (07 Eylül 2016 - Çarşamba)
Tarikatlar ve siyaset (19 Ağustos 2016 - Cuma)
Yazmak ve yazarlık hakkında düşünceler (27 Haziran 2016 - Pazartesi)
Masalları bile dönüştürmek istediler (21 Haziran 2016 - Salı)
‘Kul olayım kalem tutan ellere´ (14 Haziran 2016 - Salı)
NECİP FAZIL VE AĞAÇLAR (07 Haziran 2016 - Salı)
Aydos´un ikinci fethi (04 Haziran 2016 - Cumartesi)
HARİKA BİR FOTO-BİYOGRAFİ (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
OSMAN HAMDİ BEY VE YEŞİL CAMİ (24 Mayıs 2016 - Salı)
Üç sofra (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Bıyık hikayeleri (17 Mayıs 2016 - Salı)
MECAZ, KİNAYE,ALEGORİ, İRONİ. V.B. (03 Mayıs 2016 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
İmanın efdali: nerede olursan ol, Allah?ın (CC) seninle olduğunu bilmendir.

Hz. Muhammed