Berat Demirci


BEYAZLARIN TEBDİL VE TEDAVÜLÜ

BEYAZLARIN TEBDİL VE TEDAVÜLÜ


28 Şubat sürecinde bir kavram olarak geliştirilen "Beyaz Türkler" ciddi bir gerçekliğe de tekabül etmektedir. “Türk” sıfatı burada ülke bildirir, belli tüketim kalıplarına sahip zümreleri işaret eder. Bu zümreler, mevcut iktidar zoruyla oluşturulmuş acar sosyete kümelerinin hem muallimi hem mürebbisidir. Beyaz Türkler ne kadar asrîlik mukallidi ise, bunlar da öyledir, bir nevi nöbet değişimi de sayılabilir. İdeoloji, demokrasinin bir gereği olarak sulandırılmış bir mahiyettedir ve rey veren kitlelerin zayıflıkları üzerine kurulmuş, liberal söylemlerle itinayla dengelenmiştir.

Mahut Beyaz Türkler’in ideolojik dayanağı laikliktir ve laiklik anlayışları, batıdaki uygulamalarla mukayese edilerek kıyasıya eleştirilir idi. Düzenin sürdürülmesi için eleştirenle eleştirilenin taşıdığı işlevin aynı olması bir kez daha test edilmiştir ve artık böyle mızmızlanmalara mahal kalmamıştır. İnşa edilmiş olan benlikler ve kimlikler üzerine maarif ve aile meselesini de kapsayacak şekilde daha yoğun düşünmek icap eder. Türbanlı yahut mini şortluya laf atmalar vesilesiyle nostalji yaşatan ve medya vasıtasıyla derhal sulandırılan atarlanmalar, oy tabanlarını sıcak tutmak için verilen sade suya tirit mesajlardan ibarettir. Tarihin nasıl çatallandığı, toplumun hangi istikamette değiştiği üzerine söz söylemek, söyleyeni ciddi olarak iktidarın bürokrasiyle takviyeli organlarıyla karşı karşıya getirmektedir. Çünkü Beyaz Türkler’in sağcı sürümü olan etkin gruplar, iktidarın nasıl kullanılacağı konusunda uzmanlaşmış ve her alanda örgütlenmişlerdir. Seçilenlere, atananlara ahlakî bir teklif bildirmek, en azından meşru otoriteye saygısızlıktır; sadece uymak gerektir. Açık iletişim kanalı gibi gözüken bazı resmî organ ve uygulamaların ciddiyetsizliğini tecrübe ile öğrendim ve tecrübe ettiğime bin pişmanım. Elbette dertlenmeyi ve dertleşmeyi daima tecrübe edeceğim; pişman olmadan yaşanır mı?

Laikliğin ve dinin cari yaşam tarzı için taşıdığı önemin ve misyonun çakışması şu an için yaşadığımız en mühim hadisedir. Bugün neredeyse müesses hale gelmiştir. Geleceğe matuf sözüm ona tasavvurlar ise gerçek hayatta o kadar karşılıksız ki, yalanlamaya değer yanları kalmamıştır. Tarifeler üzerinden konuşur gibi yapanları da artık kimse dinlemiyor.



YAZARLAR