‘Ben´in ‘ben olmayan´la buluşması
Tarih: 10.7.2018 17:27:32 / 174okunma / 2yorum
Prof. Mustafa Çağrıcı

Allah dileseydi evreni tek tip, canlıları tek tür, insanları da tek fikirli, tek huylu, tek renkli, tek dinli, tek dilli… yaratırdı. Kur´ân-ı Kerîm´in dört ayrı yerinde bu husus dile getirilmektedir. Bu ayetlerin birinde şöyle buyurulur: “Sizin her birinize bir yol, bir yöntem verdik. Allah dileseydi sizi bir tek ümmet/inanç topluluğu yapardı. Fakat size verdikleriyle sizi sınamak istedi. Öyleyse yarışırcasına iyilik yapın” (Mâide 5/48).
Demek ki Allah çokluk olsun istedi. Çünkü biz, bilen ve düşünen varlıklar olarak, kendi var oluşumuzu çokluk içinde anlarız; kendi ahlâkî değerimizi, hatta bizatihi ahlakı çokluk içinde buluruz. Ahlak, benim dışımdakilerle yüzleştiğimde başlar. Bendeki ahlâkî bilinci de karakteri de ortaya çıkaran ötekiyle buluşmamdır. Ahlâkın şu meşhur “altın kural”ını hatırlayalım: “Sana yapılmasını istemediğin şeyi sen de başkasına yapma.” Demek ki, ahlakın olması için benim olmam yetmiyor; sahnede bir de başkasının, “ben olmayan”ın bulunması gerekiyor. Bir “ben olmayan” var ise, ancak o zaman her birimiz birer “ben” olarak kendi insani varlığımızın ve anlamımızın farkına varırız. Yani, “ben olmayan” var ise, ancak o takdirde “ben” anlamlıdır.
***
Çağdaş İtalyan düşünürü Umberto Eco “Öteki Sahneye Girdiğinde” başlıklı konferansında “İnsanlar arası ilişki olmadığında, ormana bırakılan yeni doğmuş bir bebek, insan olamaz… Herkesin –ödün vermeksizin- bize asla bakmamaya ve yokmuşuz gibi davranmaya karar verdikleri bir cemaatte yaşasak ya ölür ya da çıldırırdık” der. Böyle olunca, ötekileştirmek bize sadece yalnızlık değil, daha kötüsü, hiçlik getirir.
Buradan şöyle bir ahlâkî sonuç çıkıyor: “Ben olmayan”ı yok etmek, yok etmeye çalışmak ya da yokmuş gibi davranmak yerine –tam tersine- bizi “ben”imizin farkına vardırdığı için ona teşekkür etmek ve en azından kendi varlığımızın anlamını yaşatmamız için onun varlığını sürdürmesine katkı sağlamak zorundayız. Buradan bakınca savaş yapmaya mecbur bırakılmak ile savaşı istemek ayrı şeylerdir. İnsanların savaş yapmak zorunda kalmaları, savaşmanın mutlak olarak ahlâka uygun olduğu anlamına gelmez. Öyleyse ahlâkî sorumluluğumun gereği olarak savaşın olmadığı bir dünya için çalışmalıyım. Şimdilik ütopik gözükse bile…
***
Gönlünde herkese, her canlıya ve her şeye yer veren bir mistik ya da sûfînin nasıl olup da –dışarıdan bakıldığında üstüne üşüşen bütün zorluklara rağmen- öylesine rahat, mutlu ve zengin bir dünyasının olduğunu, bu “ben”-“ben olmayan” arasındaki ontolojik ve ahlâkî ilişki çerçevesinden bakarak daha iyi anlarız. Ve dışındakilere karşı gönlünü kapatanların sevgisiz, huysuz ve yalnız olduğunu da yine buradan bakınca daha iyi görürüz.
Çeşitliliğin Yaratıcının planı olduğunu ve Yaratıcının planının kötü olamayacağını düşündüğümüzde de “ben olmayan”lara karşı daha hoşgörülü ve sevgiyle davranırız. Sûfî kültürümüzdeki “Yaradılanı severiz, Yaradan´dan ötürü” öğretisi buradan gelir.
Böyle bir insanlık ilişkisini şimdilik yeteri kadar göremiyorsak bile, sorumluluğumuz, o ilişkinin kurulmasına ve geliştirilmesine katkı sağlamaktır.
Eğer sunduğum düşünme tarzının içinde nefrete yer olsaydı, en başta “ben olmayan”ları zihin ve eylem dünyasında yok etmeyi planlayanlardan nefret etmek gerekirdi; sadece benim şahsımı yok etmek istedikleri için değil, kendi dışındaki “ben”leri yok etmek isteyecek kadar ahlâkî anlamda kendilerini hiçleştirdikleri için… Kendi felsefî, siyasi, ideolojik vb. şablonlarına uymuyor diye başkalarını ötekileştirenler, hatta küfür ve hakaret edenler, aslında bu tutumlarıyla kendilerini hiçleştiriyorlar. Bu tiplerin, karşısındakilerin yanlış yapmalarından daha çok doğru yapmalarından korkmaları buradan ileri geliyor.

Anahtar Kelimeler: olmayan, buluşması
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
İnsan olmak / İnsan kalmak (05 Ekim 2018 - Cuma)
‘Müslüman insan´ ne idi ne oldu (27 Eylül 2018 - Perşembe)
Kur´an ahlâkını anlamak için (13 Eylül 2018 - Perşembe)
Derin bir kaygı ya da çığlık (07 Eylül 2018 - Cuma)
Din-dünya ilişkisini doğru anlamak (31 Ağustos 2018 - Cuma)
Dinamik dindarlık (17 Ağustos 2018 - Cuma)
‘İran ve turan´ (27 Temmuz 2018 - Cuma)
15 Temmuz ihanetinin hatırlattıkları (19 Temmuz 2018 - Perşembe)
‘Din dili´ sorunumuz (13 Temmuz 2018 - Cuma)
Veda Hutbesi üzerine (06 Temmuz 2018 - Cuma)
Seçim sonucuna farklı bakışlar (29 Haziran 2018 - Cuma)
Dinî bilgi ve Diyanet (21 Haziran 2018 - Perşembe)
Türkiye´nin dinî ve kültürel birikimi (17 Haziran 2018 - Pazar)
İslâm´ın güncel sunumu (07 Haziran 2018 - Perşembe)
Havanda su dövmek (25 Mayıs 2018 - Cuma)
Yüz yıl önce yüz yıl sonra Ramazan (18 Mayıs 2018 - Cuma)
İslâmiyet insaniyettir (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zâhirî-Selefî din yorumu (02 Mayıs 2018 - Çarşamba)
‘Kutlu Doğum´un ardından (26 Nisan 2018 - Perşembe)
İnanç sapması-Ahlak sapması (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Dil terörü (06 Nisan 2018 - Cuma)
Diyanet´in taahhütnamesi (26 Mart 2018 - Pazartesi)
Diyanet´in taahhütnamesi (22 Mart 2018 - Perşembe)
İlâhiyatlar ‘güncelleme´nin neresinde? (14 Mart 2018 - Çarşamba)
YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM (09 Mart 2018 - Cuma)
Sert konuşma! (07 Mart 2018 - Çarşamba)
Düşünme, istişare ve iş yapma üzerine (01 Mart 2018 - Perşembe)
‘Daha az daha çoktur´ (23 Şubat 2018 - Cuma)
Nasıl bir çağda yaşıyoruz? (16 Şubat 2018 - Cuma)
Akıl ve bilim çağında din (11 Şubat 2018 - Pazar)
“1/4 domuz”: Bir kafa yapısı (30 Ocak 2018 - Salı)
Tasavvuf hakkında okunacak bir kitap (09 Ocak 2018 - Salı)
Ev sahibinin günahı (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
İnsan olarak Hz. Peygamber (12 Aralık 2017 - Salı)
‘Büyük oyun´un nesiyiz? (29 Kasım 2017 - Çarşamba)
“Küp içindekini sızdırır” (21 Kasım 2017 - Salı)
‘Sünnet´e dair (10 Kasım 2017 - Cuma)
Din görevlilerinin eğitimi (05 Kasım 2017 - Pazar)
‘Hoca Efendi´ kimliği (29 Ekim 2017 - Pazar)
Cami dernekleri (22 Ekim 2017 - Pazar)
Cami ve medeniyet (13 Ekim 2017 - Cuma)
Mehdilik sempozyumu (07 Ekim 2017 - Cumartesi)
´Anlama sorunumuz´ (29 Eylül 2017 - Cuma)
Buna ‘uygarlık´ mı diyorsunuz? (21 Eylül 2017 - Perşembe)
İbretlik ülke: Pakistan (17 Eylül 2017 - Pazar)
Müslümanlar ne kadar müslüman? (12 Eylül 2017 - Salı)
Ümmet ve Ümmetçilik (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
‘Bizim camia´nın sorunları (09 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İktisat felsefesi sorunumuz (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Diyanet ve din eğitimimiz (29 Temmuz 2017 - Cumartesi)
İslâm düşüncesinin kısa hikâyesi (07 Temmuz 2017 - Cuma)
“İslâm tevhid dinidir” ne demek? (30 Haziran 2017 - Cuma)
“Doğrusu nedir?” (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
Ramazan´a girerken (27 Mayıs 2017 - Cumartesi)
‘Din´ anlayışımız üzerine (23 Mayıs 2017 - Salı)
Gündemdeki konu: İslâmcılık (16 Mayıs 2017 - Salı)
‘Tekbir´ (10 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Kendin için istediğini…´ (18 Nisan 2017 - Salı)
Çatışma dili saygı dili (07 Nisan 2017 - Cuma)
Suizan ya da niyet okuma (22 Mart 2017 - Çarşamba)
Suizan ya da niyet okuma (17 Mart 2017 - Cuma)
Siyasetimizde güzel gelişmeler (02 Mart 2017 - Perşembe)
İslamofobi (10 Şubat 2017 - Cuma)
‘İğneyi kendimize…´ (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Hutbe ve hayat tarzı (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
Üniversiteler ve hocalar niye var? (06 Ocak 2017 - Cuma)
İlâhiyat öğretimimize dair (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
PISA raporunun düşündürdükleri (16 Aralık 2016 - Cuma)
‘Kadına şiddet´e farklı bir bakış (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Söküp atmalıyız´ ama nasıl? (29 Kasım 2016 - Salı)
“Hüve´l-Bâkî (16 Kasım 2016 - Çarşamba)
Cemaat müdafilerine… (06 Kasım 2016 - Pazar)
Din ve dünyevîleşme (22 Ekim 2016 - Cumartesi)
Müslümanlar ‘bütünleşebilir´ mi? (15 Ekim 2016 - Cumartesi)
‘Zor oyunu bozar´ (08 Ekim 2016 - Cumartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Erlerle sohbet seni de erlere katar.