Bektaşilerden kulak küpesi
Tarih: 9.7.2018 17:50:15 / 73okunma / 0yorum
Ahmet ÖZDEMİR

Bilmem hiç düşündünüz mü, Bektaşiler daha çok ramazan aylarında hatırlanır. Birkaç kez yazdım. Nakl-i küfür, günah sayılmaz diye sözüm ona bir fetva vardır. Bizim gözü açık suniler Ramazan´da güya günaha girmemek için içlerinden gelenleri Bektaşilerin sırtına yüklemişler. Nasıl olsa onların "gık"ları çıkmaz. Onların "gık"ları çıkmaz ama, adam olana öyle "cuk" oturtmaları vardır ki, izan sahipleri anlayacaklarını anlarlar. 

Bugünkü yazımı birkaç Bektaşi fıkrası ve arkasından bir deyimin açıklamasıyla bitireceğim. Bakalım kim ne anlayacak?
Bir gün Bektaşiye sormuşlar:

- Baba erenler, niçin oruç tutmazsınız?
- Vallahi tutmak isterim ama halim mecalim yok.
- İftara çağırsalar gider misin?
- Aaa... doğrusu ne yapar eder giderim.
- Canım, bu nasıl olur? Allah´ ın emrini dinlemiyorsun da kulların davetine icabet ediyorsun.
- Bunda şaşılacak ne var? Bilirsiniz ki Cenabı Hak merhametlilerin merhametlisidir. Bir eşref saatine gelirse kulların günahını derhal affedebilir. Fakat insanlar böyle midir ya? Onlar, en küçük bir sebepten güceniverirler. Bunun için davetlere derhal icabet etmek gerekir.

Bektaşi içiyordu. Kendisine:
- Sarhoş olmaktan korkmuyor musun, dediler. O:
- Hayır, benim sarhoşluğumdan kimseye bir zararım dokunmaz ki. Siz asıl içmeden sarhoş olanlardan çekinin.
- Kim onlar?
- Bunlar bir takım sonradan görmelerdir ki, ellerine dünya malı geçtiği için ne oldum delisi olurlar.
Sofulardan bir zevzek, Bektaşi ile güya alay etmek için ona her rastlayışında rüyalar uydurur söyler ve bu rüyaların konularını da , mutlaka Bektaşi babalarını küçültecek uydurma vakalara ayırırmış.

Bir sabah Bektaşi işine giderken bu zevzek herif yine kendisini karşılamış:
- Aman dostum, bu gece öyle bir rüya gördüm ki bayılacaksın.
Diye söze başlamış ve rüyasında, bir Bektaşi babasının kendisinin ağzına tükürdüğünü anlatmış.

Bektaşi, rüyayı büyük bir dikkatle dinlemiş.
- Hakikaten, rüya çok mühim... Her halde bizim baba senin suratına tükürecekmiş. Fakat bu tükürük, yanlışlıkla ağzına girmiş
Sultan Abdülmecid bir gün Boğaziçi´nde büyük bir bağın tam ortasındaki köşkünde oturan bir Bektaşi babasını ziyarete gitmis. 
Bektaşi, o gün komşu bağdaki bir arkadaşını ziyarete gitmiş. O dönünceye kadar padişah bağın her tarafını dolaşmış. Bektaşi dönünce karşılıklı konuşmaya başlamışlar: 

Abdülmecid: "Erenler, bağın maşallah çok büyük. Üzümünü ne yapıyorsun?´´ 
Bektaşi: "Müritlerle ve canlarla birlikte yeriz Sultanım." 
Abdülmecid: "Buradaki üzüm yemekle biter mi? " 
Bektaşi: "Yemediğimizi de sıkıp fıçılara basar, suyunu içeriz!" 
Abdülmecid: "Peki ama, sıkılmış üzüm şarap olmaz mı?" 
Bektaşi: "Vallahi Sultanım, biz üzümü sıkıp fıçılara basarız. Allah ne isterse o olur. Üst tarafına karışmak haddimize mi?"
Bu fıkralardan sonra gelelim deyimimize. 

Genç erkekler şimdi kulaklarına küpe takıyorlar. Kendilerini kınayanlara da Yavuz Selim´in tarih kitaplarındaki kulağı küpeli resmini gösteriyorlar. 
Aslında o resim Yavuz Selim´in değil, Şah İsmail´in resmidir. Dikkatle bakılırsa kafasındaki 12 parçalı kızıl başlık görülebilir. Bu başlıktan dolayı Şah İsmail in yolundan olanlara o zamanlar ve de halen Kızılbaş dendiği söyleniyor. Efendim ben çizmeden yukarı çıkmayayım. Sözü "Kulağına küpe olmak" deyimine getireyim. 

Bektaşilik tarikatında, tarikata yeni girecek olanların kulağına nasihat edilir ve tarikatın ana düsturlarını unutmaması için pir´in ya da şeyhin kapısının eşiğinde kulağı delinerek, "Menkuş" denilen bir çeşit küpe takılırdı. Bugün, söylenenlerin önemli olduğunu ve söz söylenenin bu sözü hatırından çıkarmaması gerektiğini vurgulamak üzere kullandığımız "Kulağına küpe olsun" deyimi, Bektaşilikteki bu küpe takma geleneğinden doğmuş bir sözdür.

Anahtar Kelimeler: Bektaşilerden, kulak, küpesi
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Adıyla müsemma bir Ozan Dertli (18 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Sabahattin Ali ve dram (17 Temmuz 2018 - Salı)
Vehip Sinan (16 Temmuz 2018 - Pazartesi)
Asker ocağı ana kucağı (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Bayrak (13 Temmuz 2018 - Cuma)
Nurettin Özdemir ve vatan tanımı (12 Temmuz 2018 - Perşembe)
Ayran mı şerbet mi? (11 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Şakşakçılar goygoycular (05 Temmuz 2018 - Perşembe)
Toprakdan dışarı olmak (02 Temmuz 2018 - Pazartesi)
Ah Yemen ! (29 Haziran 2018 - Cuma)
Gönül dostluğu (24 Haziran 2018 - Pazar)
Erdoğan Alkan (22 Haziran 2018 - Cuma)
Bayram nostaljisi (18 Haziran 2018 - Pazartesi)
Bugün bayram günü (17 Haziran 2018 - Pazar)
Mehmet Behçet Yazar (11 Haziran 2018 - Pazartesi)
Deniz türküsü (08 Haziran 2018 - Cuma)
Atlara ilişkin efsaneler (06 Haziran 2018 - Çarşamba)
Yalan ve iman (04 Haziran 2018 - Pazartesi)
İnsan kısım kısım ve Âşık Hüseyin (31 Mayıs 2018 - Perşembe)
Âşık Yalınayak (28 Mayıs 2018 - Pazartesi)
Birlikte yaşadık bu topraklarda (25 Mayıs 2018 - Cuma)
Ferit Ragıp Tuncor (22 Mayıs 2018 - Salı)
Baki kalan bu kubbede (14 Mayıs 2018 - Pazartesi)
Mendil verdim geline (11 Mayıs 2018 - Cuma)
Ahmet Kutsi Tecer Sempozyumu (01 Mayıs 2018 - Salı)
Kitabımsın kitap (28 Nisan 2018 - Cumartesi)
Atatürk ve Bektaşilik (24 Nisan 2018 - Salı)
Hani benim çocukluğum? (23 Nisan 2018 - Pazartesi)
23 Nisan´a doğru (22 Nisan 2018 - Pazar)
Eskiden baharın müjdesi kardelenlerdi. (14 Nisan 2018 - Cumartesi)
Şakanın kataloğu olur mu? (03 Nisan 2018 - Salı)
Âşık Veysel, kahır ve sabır (26 Mart 2018 - Pazartesi)
Kadınlar Günü (09 Mart 2018 - Cuma)
Alparslan (05 Mart 2018 - Pazartesi)
Asker mektupları (26 Şubat 2018 - Pazartesi)
BU VATAN KİMİN? (17 Şubat 2018 - Cumartesi)
Sevgi ile yarış olmalı sevgi (13 Şubat 2018 - Salı)
Kızıldan beyaza Aksultan Abdülhamit (06 Şubat 2018 - Salı)
Şark bülbülü (04 Şubat 2018 - Pazar)
Nazım Hikmet ve Bekir Sıtkı (31 Ocak 2018 - Çarşamba)
Emrah Sivas´ta (28 Ocak 2018 - Pazar)
Kış şarkıları (25 Ocak 2018 - Perşembe)
Avcılık ve Şarkışlalı Serdari (23 Ocak 2018 - Salı)
Tel helva, arabaşı ve konuk (21 Ocak 2018 - Pazar)
Mehmet Emin Yurdakul (18 Ocak 2018 - Perşembe)
Şiir şiirdir. başka söze ne hacet... (15 Ocak 2018 - Pazartesi)
Çalışan gazeteciler bayramı (10 Ocak 2018 - Çarşamba)
Yardım eyle bozatlı hızır (05 Ocak 2018 - Cuma)
Noel Baba mı Ülgen Baba mı? (03 Ocak 2018 - Çarşamba)
Bulutlar ağlamasa yeşillik nasıl güler (30 Aralık 2017 - Cumartesi)
Kış Türküleri (26 Aralık 2017 - Salı)
İnternet medyasının resmi ilan alması hayal (23 Aralık 2017 - Cumartesi)
Yerel medya ve sorunları (21 Aralık 2017 - Perşembe)
Garbın ilim ve sanatı (19 Aralık 2017 - Salı)
Zaralı Halil (13 Aralık 2017 - Çarşamba)
Gazetecilik eğitimi ve istihdam (06 Aralık 2017 - Çarşamba)
Bu da Karadenizli Fitnat Hanım (03 Aralık 2017 - Pazar)
Fitnat Hanım fıkraları (01 Aralık 2017 - Cuma)
Fitnat Hanım (28 Kasım 2017 - Salı)
Yörük ve çadır (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
Bir acı kahve (20 Kasım 2017 - Pazartesi)
Faruk Nafiz´in sanatı (15 Kasım 2017 - Çarşamba)
Atatürk´ü Anlayabilmek (10 Kasım 2017 - Cuma)
Mualla Orhon (08 Kasım 2017 - Çarşamba)
Divan-ı Lügat-it Türk (19 Ekim 2017 - Perşembe)
Ahmet Kutsi Tecer (16 Ekim 2017 - Pazartesi)
Gazetecilik ve kültür (15 Ekim 2017 - Pazar)
Fasık kime denir? (20 Eylül 2017 - Çarşamba)
Kudüs ortak hedefimiz olmalı (09 Eylül 2017 - Cumartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Dünyada bir garip veya bir yolcuymuş gibi yaşa

Hz. Muhammed