Bayramın tatile dönüşmesi: İnsanın ve hayatın çölleşmesi…
Tarih: 30.6.2017 14:32:18 / 514okunma / 0yorum
Yusuf Kaplan

Bir yanda, bayram coşkusu, sevinci, bayram günlerinin heyecanı ve neşesi...
Öte yanda, insanın şehirden, insanlardan tatile kaçışı, dekadansla dans´ı…
İşte bizim yaşadığımız şizofreninin, yörüngesini yitirmenin, esen rüzgârların önünde sürüklenmenin, çürümenin, çölleşmenin hikâyesi, ürpertici göstergesi!
Bütün bilgeler, hayatın ölüm´le, ölüm fikrinin şuuruna ermekle kâim ve dâim, anlamlı ve yaşanabilir olduğunu söylerler bize..
Doğu´nun Konfüçyüs, Tao gibi kadîm bilgelerinden Batı´nın Eflatun, Schopenhauer, Nietzsche gibi derinlikli düşünürlerine; İslâm´ın bütün ilim, irfan ve hikmet büyüklerine kadar insanlığın yetiştirdiği büyük düşünürler, sanatçılar ölümü unutan insanların hayatı yaşayamayacaklarını, hayatın ve insanlığın temel varoluşsal sorunlarına karşı duyarsızlaşacaklarını, bencilleşeceklerini ve yalnızca hız, haz peşinde koşturarak -güle oynaya- intihara sürükleneceklerini hatırlatırlar.
Ölümden kaçış, nihilizmin zaferiyle sonuçlanır: Yeryüzündeki zulmün, işgallerin, zorbalıkların nedeni insanı duyarsızlaştıran nihilizm biçimleridir.
Ölümü unutan insanlar, yaşadıklarını nasıl hatırlayabilirler ki?
Bayramı tatile dönüştüren kişiler, aslında hayatı tatil ederek çölleştirdiklerini, hakikati iptal ederek ruhsuzlaştıklarını ilan etmekten başka ne söyler ki bize!
Oysa ölümü hatırladıkça yaşar insan. Ölümü hatırladıkça, hayatı unutmaz, kendini unutmaz, hakikati unutmaz.
Ölümü hatırladıkça hayatı tadar; ölümü unuttukça hayattan kaçar.
İKİ ZIT ŞİİR TABLOSU: ÖLÜMÜN VE HAYATIN ŞİİRİ
İki tablo var karşımızda:
İlki, insanın kendinden kaçış tablosu: Tatile kaçışı... Ruhsuz insanlardan, bunaltıcı hayattan uzaklaşma arzusu belki de bu.
İkinci tablo: Bayramın hayata ve insana kucak açan coşkulu, bütünleştirici ve herkesi kardeş kılıcı, ortaklaşa yaşanan, herkesle paylaşılan neşe ve sevinç tablosu: İnsanın insandan kaçışı değil, insanın insana, hayata ve hakikate koşuşu...
Biri ölümün, diğeri dirilişin tablosu.
Biri; trajik, hatta traji komik, ölümcül ve yok edici… Diğeri; epik, destansı, diriltici ve varedici iki apayrı tablo!
İkisi de şiirsel: Biri, yokoluşun şiiri...
Diğeri, dirilişin, gelişin, hayatın; orucun yaşattığı bir aylık ruh şöleni´nin bayram´ını yapma telâşının, neşesinin ve heyecanının şiiri.
TATİL TABLOSU: İNSANIN DEKADANSLA ÖLÜM DANSI
Kafkaesk bir tablo bu aslında. Işıltılı ama ölümcül.
Picasso´nun ya da Dali´nin zevkle çizecekleri çılgın bir ölüm senfonisi!
Veya en iyi Bergman´ın çekeceği bir ölüm dansı vakitleri filmi...
İnsanın kayboluş serüveni, sonra da cenazesinin kaldırılış seremonisi!
Picassovârî ya da Dalivârî sert imgeler, yaşanan trajediyi resmeder: Dilin bir tarafa savrulduğu... Kalbin kan olup aktığı, idam sonrasını andıran bir sahnenin gerisinden bir gözün hortlamışçasına baktığı bir Picasso, Dali tablosu veya böceğe dönüşen Kafka hikâyesi...
İnsan kayboldu, kayboluyor hızla, hazla ve tamgaz…
Ölümüne kaçıyor... Şehirden kaçıyor... Tatil köylerine... Otel odalarına, sığıntı gibi yaşanılan, hapishaneden farksız otellerin hücrelerine...
Plajlara kaçıyor...
Evet, sert bir Picasso veya Dali darbesiyle çizilen, yığının, kumun, insan yığınlarının içinde, arasında, ortasında; kum tanelerinden daha da kişiliksizleşmiş, silikleşmiş, denizin kıyısına vurduğu ölüleri, canlı cenazeleri andıran yokoluş seremonilerine uçuyor...
Plajlarda, kum tanelerinden bir tane olarak çakılıp kalıyor... Gömülüyor plaja!
İnsanlığı, duyarlığı gömüyor kuma: İnsanlığın yaşadığı büyük sorunları, trajedileri unutuyor; gömüyor plaja!
Mezara...
İnsanlığın gömüldüğü mezar, plaj burada: İnsanın ve insanlığın, hayatın ve hakikatin mezarı!
Şarapla kirlenen, denizle yıkanan... şarapla kirlendikçe denizin dalgalarını vurarak kıyıya, yıkadığı, denizin insandan öç aldığı bir hayalet yer plaj.
Gök ve yer, ne der bize?
Gök´le yer, nasıl semâ eder birbirlerine?
Güneş´in ışığı niçin var?
İnsan, plajda göğe bakar ama göğün bize ne dediğini anlayamaz. Güneşle konuşamaz. Işığını öldürür Güneş´in.
Eritir plajın kumunda.
Kuma gömer Güneş´in ışığını da, kafasını da!
BAYRAM GÜNLERİNİN UMUT DOLU NEŞESİ VE COŞKUSU…
Oysa bayram günlerinin telâşı ve heyecanı ne güzeldir! Ne kadar umut dolu, sevgi dolu, insan dolu, hayat doludur, değil mi!
Bayram günlerinde yüzler güler. Yüzleri güldüren, oruç günlerinin hediyesi gönüllerdir: Arınan, dirilen, çiçek açan, bayram günlerini neşeyle ve sevinçle yaşamamızı mümkün kılan yüce ve yüceltici gönüller…
Arefe günleri, annelerin günleridir. Sadece annelere özeldir. Bayram günleri bütün ailenin, özellikle de çocukların, elbette ki.
Arefe günü, bir ışık dolar eve, her tarafa, her yere: Anneden yansıyan ışıktır bu. İşte bu ışık, bayram günlerini aşkla, coşkuyla yaşanan, doyasıya yaşanan bir meşke, ortak sevince dönüştürür…
BİR TOPLUMUN KARDEŞLİK ŞARKISINI BAYRAMLAR BESTELER…
Bir toplumun kardeşlik şiirini ve şarkısını, bayramlar besteler…
Plajın Güneş´in ışığını bile kuma gömen mezarına inat, arefe günü, annenin ışığı Güneş´e bile ışık verir, enerji verir adeta.
Mevsim yazsa güneş yakmaz.
Kışsa, anneden aldığı ışıkla, enerjiyle en küçük bir ışık hüzmesi bile bayram günlerinde insanın içini ışıtmaya, ruhunu kanatlandırmaya, bütün aile fertlerinin bir cennet bahçesinde yaşıyormuş hâlet-i rûhiyesiyle dolmalarına yeter.
Arefe günlerinde de, bayram günlerinde de yalnızca annelerin, çocukların, aile fertlerinin yüzleri gülmez sadece; ruhları da güler ve ruh üfler birbirlerine ve herkese...
O yüzden arefe günleri bir başka güzeldir, bayram günleri bambaşka.
Annelerimizin arefeleri her dâim heyecanlı, hepimizin bayramı her dem canlı, capcanlı olsun, ülkenizin ve mazlum Müslümanların kardeşliğine, huzuruna vesile olsun diliyorum Rabbimden.
Bayramınız mübarek olsun, tatilleriniz bayram olsun, sıla-i rahim ruhuyla dolsun.
Unutmayalım: Tatil, bayramda en yakınlardan kaçıştır; sıla-i rahim ise en yakınlara koşuş. Allah, sıla-i rahim yapanlardan eylesin hepimizi. Vesselâm.

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Ne olabilir ve ne yapmalı? (16 Ocak 2019 - Çarşamba)
Ne olabilir ve ne yapmalı? (08 Ocak 2019 - Salı)
Aslında, ne oldu? (05 Ocak 2019 - Cumartesi)
Annem... (01 Aralık 2018 - Cumartesi)
Bu dünya böyle gitmez! (24 Kasım 2018 - Cumartesi)
Eğitimde, ava giderken avlanmak... (06 Kasım 2018 - Salı)
İnsanlık, nereye sürükleniyor? (03 Kasım 2018 - Cumartesi)
Kazana kazana kaybediyoruz... (31 Ekim 2018 - Çarşamba)
Mesafe fikri ve hakikat medeniyeti (29 Ekim 2018 - Pazartesi)
Üniversitenin krizi (18 Eylül 2018 - Salı)
Suriye sorununda kör noktalara dikkat! (10 Eylül 2018 - Pazartesi)
Mesut Özil, Almanlara ayna tuttu (27 Temmuz 2018 - Cuma)
Zihniyet ve maarif devrimi olmadan aslâ! (19 Temmuz 2018 - Perşembe)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (29 Ekim 2017 - Pazar)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
Kervan´ın yolu niçin kesildi? (17 Ekim 2017 - Salı)
İnsansız şehir, şehirsiz insan… (12 Eylül 2017 - Salı)
Yarın, çok geç olabilir… (26 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Laiklik dogması ve sopası… (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
Sivas´ta tarihî bir toplantı (18 Ağustos 2017 - Cuma)
Osmanlı ruhu olmadan aslâ! (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Bu sistem (17 Mayıs 2016 - Salı)
Medyanın “kusursuz cinayet”i! (21 Şubat 2015 - Cumartesi)
On Emir (29 Aralık 2014 - Pazartesi)
Medeniyet fikri ve eğitim sistemi (16 Aralık 2014 - Salı)
Dil Devrimi cinayeti ve Osmanlıca meselesi (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
ÜMMET: SELÂM/ET YURDU (05 Aralık 2014 - Cuma)
En büyük tehdit: Misyoner Medya (28 Kasım 2014 - Cuma)
Eğitim (28 Kasım 2014 - Cuma)
Peygamberî çağ/rı varolmadan aslâ! (04 Kasım 2014 - Salı)
Hâriciye, Türkiye`nin altını oyarken... (01 Kasım 2014 - Cumartesi)
Urfa`nın `peygamber çiçekleri` (17 Ekim 2014 - Cuma)
Moro seferi... (25 Eylül 2014 - Perşembe)
Burası, sömürge ülkesi mi? (19 Eylül 2014 - Cuma)
Entelektüelle ve akademisyenle nereye kadar? (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
Dünya Osmanlı`ya Gebe... (05 Eylül 2014 - Cuma)
Ben`i aşıp Sen`e ulaşabilmek... (19 Ağustos 2014 - Salı)
Erdoğan`a 20 öneri (16 Ağustos 2014 - Cumartesi)
Felsefe`den Hikmet`e: Hakikatin İZ`ini sürmek... (13 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Kuşatmadan umuda… (12 Ağustos 2014 - Salı)
İngilizlere dikkat! (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hayatsız İnsanlar, İnsansız Hayatlar (07 Ağustos 2014 - Perşembe)
``Bu kadar acı için çok küçük bu Filistin` (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Hakikat ve hayal, umut ve ufuk (05 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
İbrahim Tenekeci
İbrahim Tenekeci
Siyaset ile samimiyet arasında
Mustafa Kutlu
Mustafa Kutlu
Kalp-hürmet-hizmet-merhamet
İsmail Dursun
İsmail Dursun
Sivasspor´dan Kötü Başlangıç
Kemal Öztürk
Kemal Öztürk
‘Kutsal´ sömürü
Yusuf Ziya Cömert
Yusuf Ziya Cömert
‘Umarsızca Cennet´i aramak´
Ö. Emir Doğan
Ö. Emir Doğan
(KAMİ)GAZZE, UZAK ÜLKE DEĞİL; SEYİR GÜNLÜĞÜNE EKLEYEMEYİZ
Mehmet Şevket Eygi
Mehmet Şevket Eygi
İhlâssız din hizmeti olmaz
İbrahim Kahveci
İbrahim Kahveci
Bir zamanlar duyarlıydık...
D. Mehmet Doğan
D. Mehmet Doğan
Uygarlar ve Uygurlar!
Yusuf Kaplan
Yusuf Kaplan
Türkiye´nin önündeki takoz: FETÖ zihniyeti!
Beşir Ayvazoğlu
Beşir Ayvazoğlu
‘Ben bir Türk´üm, dinim, cinsim uludur´
Yusuf Ziya Ünsal
Yusuf Ziya Ünsal
Bir Yıldız Daha Kaydı
Berat Demirci
Berat Demirci
ŞEHRİN GÖÇÜ VE “BİR ŞEHİRLİ”NİN GÖÇÜ
Gülşah Akkaş Yaman
Gülşah Akkaş Yaman
EKONOMİDE MEGALOMAN DAVRANIŞLAR
Ahmet Özdemir
Ahmet Özdemir
Gelenek mi, görenek mi, medeniyet mi?
Aydın Ünal
Aydın Ünal
Başörtüsü ve Vietnam Sendromu
Coşkun Gökkuş
Coşkun Gökkuş
Para/transfer
Prof. Mustafa Çağrıcı
Prof. Mustafa Çağrıcı
Bir çevirinin düşündürdükleri
Muhsin Kaya
Muhsin Kaya
SÜRPRİZ REKTÖRÜN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Salih Tuna
Salih Tuna
Kadir Mısırlıoğlu´nun fesi, PKK´nın kalpağı
Selahattin Çerik
Selahattin Çerik
Şükürname!
Müjgan Üçer
Müjgan Üçer
SİVAS HALAYINA DURAN GENÇLER
Muzaffer Gücer
Muzaffer Gücer
SİVASIN ÇERMİKLERİ
Osman Nuri Kesici
Osman Nuri Kesici
25 Eylül Dünya Eczacılar günü...
Mahmut Erol Kılıç
Mahmut Erol Kılıç
Bilgilendirme notu
Yavuz Bülent Bakiler
Yavuz Bülent Bakiler
DÜŞMANIYIM ASALETİN KELİMELERDE BİLE”
Fikret Ünsal
Fikret Ünsal
DEDİKODUSU ÇIKARSA OLUR
Aziz Erdoğan
Aziz Erdoğan
ÇANAKKALE RUHU DÜNDEN DİRİDİR
Zübeyir Kamil Akkaya
Zübeyir Kamil Akkaya
Batı´ya Doğru - Taklit Bitti, Tahkik Başladı!
Salih Şahin
Salih Şahin
OSMANLI ARAPLARI NASIL SÖMÜRDÜ!
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
DOLAR
5.3142
EURO
6.0386
booked.net
Sen insana ulaşmadan Allah?ı nasıl arıyorsun?.

Hz. Muhammed
Samanyolu´nda bulunan yıldızların sayısı dünya üzerinde bulunan ağaç sayısından azdır. Samanyolu´nda bilinen 100 milyar yıldıza karşılık, dünyada 3 trilyonun üzerinde ağaç olduğu biliniyor.

www.bizimsivas.com.tr
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59