BAYRAM KOKUSU
Tarih: 13.6.2018 14:51:44 / 1952okunma / 6yorum
Müjgan Üçer

İftar kokusu bayramının kokusunu da getirdi. Büyüklerimiz Ramazan bayramının bir  Şükür Bayramı olduğunu da söylerler ki Şeker Bayramı da olmuş. Ramazana elvedâdan, bayrama merhabaya geçerken 14. yüzyıl Anadolu velilerinden Elvan Çelebi´nin;  "Ayrılık, kavuşmaya vesiledir" sözünü hatırlar, dünya nizamının ayrılık üzere kurulduğunu da düşünmeden edemeyiz!

Geçen zamanların özlemiyle “Nerede o eski ramazanlar, eski bayramlar?" denir ama bu günlerin özüne varıldığında, gelenekler ve bunların kültürel köklerimize dayanan anlamları bilinerek unutulmadığında, aynı duygular aynı güzellikler günümüzde de yaşatılmış olmaz mı?   Eski ramazanlar, eski bayramlar nerede diye yakınmak yerine, eskimeyen ramazanlar ve eskimeyen bayramları idrak etmek bizim elimizdedir.  

Günümüzde de bayram yaklaştıkça ev hanımları Kadir gecesinden evvel, bayram temizliğini yaparlar. Bayram yemeklerinin hazırlığı da başlar Sivas´ta bayram arefeleri  (arife gibi söylenir) ayrı bir  özellik taşır. Arefeden bir gün önce "Şerefe günü´dür.  Bayram yemekleri, tatlıları yapılmaya bugünden başlanır, hatta eskiden memmecim gıliği de hazırlanırdı. Arefe günleri kabir ziyaretleri ile geçmişler rahmetle anılır, dualar edilir ve ruhları şâd edilir.  Yardımlar yapılır, sadakalar verilir, ihtiyaç sahipleri gözetilir.

Nereden çıktığı pek bilinmeyen ve  unutulan bir gelenek de memmecim gıliğidir. Yuvarlak anlamına gelen gılik bir ekmek türüdür.   Memmecim gıliği; 7 cm kadar çapında  küçük susamsız  simite benzer. Evlerde yapıldığı gibi eskiden çarşı fırınlarında yapılır, yirmi kadarı ipte dizili olarak ramazan ve kurban bayramı arefelerinden önce satılırdı.  Bazı evlerde memmecim gıliği özenle hazırlanır, lezzetli olması için de hamuruna yağ ve yumurta da katılırdı. Gıliklerden biri bereket için evde kıble yönünde duvardaki bir çiviye asılır, memmecim gıliğini saklayanların zengin olacağına da inanılırdı. Ramazan ve Kurban Bayramı arefesi sabahı ellerinde oklavaları veya uzun sopaları ile çocuklar komşu evlerin kapılarını sopalarının uçları ile vururken hep birlikte şöyle bağırırlardı:

         Memmecimin havası

         Mâdelerin tavası

         Gökten rahmet

         Yerden bereket

Amin amin bir gılik

Memmecim gıliği vererek çocukları sevindirmek (gılik yapamayanlar çocuklara, çörek, çerez, şeker ve para da verebilirlerdi) ve mübarek günlerde sevap kazanmak arzu edilirdi. Memmecim gezme denilen bu uygulamada çocukların söyledikleri tekerlemenin nasıl oluştuğu babam merhum Kâzım Arslan (1900-1991)  şöyle anlatmıştı:  Arefe günleri Kur´an-ı Kerim´in, En-Necm (Yıldız) Sûresi okunduğu için eskiden mahalle mektebindeki çocuklar, bayram kıyafetlerini giyer ve cüz keseleri omuzlarına asarak sabahleyin komşu evlere gelir ve bu sûreyi okurlarmış. "Ve´n-necmi izâ hevâ  Mâ dalle sâhibüküm ve mâ gavâ  Ve mâ yentiku anil hevâ” ile başlayan âyetleri, okuma bilmeyen küçük çocuklar tarafından  zamanla memmecimin havası, mâdelerin tavası”  şeklinde söylenir olmuş!

Neden arefe günleri Necm sûresinin okunduğunu  babama sormadığıma hep üzülürdüm.   Bileceklerini ümid ettiğim kimselere de sordum  ama bir cevap alamamıştım. Kıymetli hemşehrim Kadriye  Tuğut´un  "Kur´an-ı Kerim´den Tablolar ve Tesbitler"[1]  kitabında  bu sorunun cevabına dair şu bilgiler  bulunuyor:  "Necm Sûresi´nin  kelime mânâsı: Kur´an-ı Kerim. Kısım kısım oluş. Muayyen  vakitte  edâ olunun  vazife. Yıldız.  Ülker (Süreyya) takım yıldızı. Sûrenin diğer adı: Vennecmi."

 Çok şükür "muayyen  vakitte  edâ olunun  vazifeler" devam ediyor. Çocuklar memmecim gezmeseler de arefe günü sabahında  bayramınız kutlu olsun dilekleriyle komşu evlerin kapısını çalıyorlar. Bayram sabahı da yine  bayramınız kutlu olsun dileklerini sürdürüyorlar, verilen  bayram şekeri, bayram çerezi veya   bayram harçlığı ile seviniyorlar.   Çocukların  bayram gezmesine  eskiden "El öpme gezme"  de denirdi". Çocukların aile büyükleri; dede, baba ve ağabeyleriyle edâ ettikleri bayram namazları da onların unutulmaz hatıraları arasındadır.                 

 Şehrimizde bayram geleneklerimiz yaşatılıyor.  Komşu, eş, dost ve akraba ziyaretleri yapılıyor. Bayram yemekleri hazırlanıyor. Bayram kokusu; Kale´den atılan toptan başka  biraz da bu yemeklerdedir! Sivas´ta bayramların  değişmez ikramları  sebzeli et, çorba (bayram çorbası), sarma ve hurmadır. Çorba  Sivas´ın  meşhur "üzümlü çorba"sıdır. Besniüzümü (parmak üzümü), ürgüpüzümü, çekirdeksiz üzüm (eskiden kişniş üzümü denirdi),  Kâbe hurması,  kayısı (çir), incir, incaz (erik kurusu), yarma, nohut, fasulye, çok az tuz, şeker ve su  ile pişirilen bir nevi aşuredir.  Bazı evler pişince gül suyu da ilâve ederler. Özel hoşaf taslarında,  üzerine dövülmüş ceviz ekildikten sonra sofraya getirilirse tadı gibi görünüşü de muhteşemdir. Gelenekleri yaşatanlar bayram çorbasını mutlaka yaparlar. Bir bayramda üzümlü çorba ikram ettiğimiz yaşlı misafirimizin, “anamın çorbası” diyerek duygulandığını ve gözündeki yaşı hiç unutamayız.

 Etli yaprak sarması da Sivas´a özeldir. Ağzı dualı annelerimiz bu yemeğin  birer  birer sarıldığı için "tesbih çektiğini"   söyler ve   şifâlı olduğunu da hatırlatırlar. Bayram tatlıları içinde birinci sırada hurma gelir. Hurma, Sivas´a özel, güzel yöresel bir lezzettir.  Ayrıca maharetli hanımlar açma yufka tatlıları da yaparlar ki  baklava, sarığıburma, kırım (kıvrım) baklavası  - oklava tatlısı da denir-  gül baklavası  gibi çok çeşitleri vardır. Kadayıf ve sütlaç, iftarlarda olduğu gibi bayram tatlısı olarak da yapılır.  Sivas´ta bayram ziyaretleri hangi  saatte yapılırsa yapılsın mutlaka yemek ikram edilir. Ramazan ayı boyunca oruçlu olanlar, bayramda fazla yememeğe dikkat ederler, aksi takdirde, halkın mizahî  ifadesiyle  “bayram beyi” olabilirler!

 Ramazan bayramında dinlenmek için  yatanların  üzerlerine, “melekler incili yorgan örterlermiş”  inancı ve sözleri sanki cennetten dünyamıza yansıyan bir ışıktır. Zaten bayramlar da dünyadan cennete açılan pencereler değil midir?

Sivaslı olmayanlar, şehrimizde "Yas bayramı" olarak  tanımlanan  gün için,  bayram ve yas nasıl oluyor diye  sorabilirler ki açıklaması şöyledir:  Aileden birinin, aile büyüğünün  vefatından sonra gelen ilk bayram; ramazan bayramı veya kurban bayramı ölen kimsenin yakınları için “yas bayramı”dır. Ailenin vefat eden ferdi olmadan geçirilen bu ilk bayramda acılar tazelenir, hüzün yaşanır. Dinî bayramlarda komşu, akraba, eş  ve dosttan, yası olanlar unutmaz, onların acısı paylaşılır.  Bayramın ilk gününde yas evleri mutlaka ziyaret edilir. Ölene rahmet,  aileye başsağlığı ve nice acısız bayramlar dilenir.   Ölünün kırkından ve de  yas bayramından sonra ailenin yası kalkmış olur. Sade Sivas´ta değil kadim şehirlerimizde de töre ve gelenekleri bilenler,  böyle bayramlarda ailenin acılarını paylaşırlar.  

Gerek dinî gerek millî bayramlarımız; dostluk  ve kardeşliğimizin yaşatıldığı, birlik ve beraberliğimizin, dirliğimizin  şuuruna daha fazla varıldığı günlerdir. Bayramların aydınlığında   ve  mutluluğunda  hüzünlerin terk edildiği,    kırgın gönüllerin barıştığı, gerçek bayram sevinçlerinin yaşandığı, hayırlı ve feyizli nice bayramlar diliyorum.



[1]Kadriye  Tuğut,  "Kur´an-ı Kerim´den Tablolar ve Tesbitler" Esnaf Ofset, Sivas, 1999, s. 56.

 

Anahtar Kelimeler: BAYRAM, KOKUSU
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Resüller, Nebiler miras bırakmaz, onların bıraktıkları, sadakadır

Hz. Muhammed
Muzaffer Gücer
Muzaffer Gücer
BİR ÖĞRETMENİN ESERİ
Prof. Mustafa Çağrıcı
Prof. Mustafa Çağrıcı
Dinamik dindarlık
YUSUF KAPLAN
YUSUF KAPLAN
İki asırdır kendi ayağımıza kurşun sıkıyoruz, farkında mısınız?
Yusuf Ziya Cömert
Yusuf Ziya Cömert
41 dereceden 39,5´a
BERAT DEMİRCİ
BERAT DEMİRCİ
İKTASADÎ MESELLER
Talha Gurbetçi
Talha Gurbetçi
MTTB CAMİASI DERNEĞİ BASIN BİLDİRİSİ YAYINLANDI
Selahattin Çerik
Selahattin Çerik
Bana gülmeyi-doğayı anlat...
Kemal Öztürk
Kemal Öztürk
ABD´ye çok güçlü cevap nasıl verilir?
Ahmet ÖZDEMİR
Ahmet ÖZDEMİR
Nigar Hanım´a ilişkin bir çalışma
İBRAHİM TENEKECİ
İBRAHİM TENEKECİ
Onur meselesi
Beşir Ayvazoğlu
Beşir Ayvazoğlu
Rahip Brunson, Reverend Frew ve Halûk
İbrahim KAHVECİ
İbrahim KAHVECİ
Öz değerlere bakış
Mahmut Erol Kılıç
Mahmut Erol Kılıç
Düşünce sentezi yapabilmek
İsmail Dursun
İsmail Dursun
Sivasspor´dan Zor da olsa Güzel Galibiyet
Yusuf Ziya Ünsal
Yusuf Ziya Ünsal
Alır Başımı Giderim!..
Aydın Ünal
Aydın Ünal
Kahrolası piyasa!
Gülşah Akkaş Yaman
Gülşah Akkaş Yaman
BİZE BİZİ UNUTTURMA ALLAH´IM
Yavuz Bülent Bakiler
Yavuz Bülent Bakiler
DÜŞMANIYIM ASALETİN KELİMELERDE BİLE”
MUSTAFA KUTLU
MUSTAFA KUTLU
Yalnız ölüm
Ö. EMİR DOĞAN
Ö. EMİR DOĞAN
MAARİFE, MAARİFTEN BİR “BAKAN” VAR(3)
Osman Nuri Kesici
Osman Nuri Kesici
SAĞLIKTA TATLI BALLI İŞLER GÜÇLER
Müjgan Üçer
Müjgan Üçer
BAYRAM KOKUSU
Sami Akkuş
Sami Akkuş
DUA EDİN...
Ergün Diler
Ergün Diler
Kıbrıs planı
Gülşah YARLI
Gülşah YARLI
Sezona veda
Fikret ÜNSAL
Fikret ÜNSAL
DEDİKODUSU ÇIKARSA OLUR
Salih Tuna
Salih Tuna
Sen ne sandın zibidi?
Aziz Erdoğan
Aziz Erdoğan
ÇANAKKALE RUHU DÜNDEN DİRİDİR
Muhsin Kaya
Muhsin Kaya
BU ŞEHİRDE YIKMAK MODA OLDU
Zübeyir Kamil Akkaya
Zübeyir Kamil Akkaya
Batı´ya Doğru - Taklit Bitti, Tahkik Başladı!
Salih Şahin
Salih Şahin
OSMANLI ARAPLARI NASIL SÖMÜRDÜ!
S. Emrah GÖKTAŞI
S. Emrah GÖKTAŞI
Sivil toplum
Osman Nuri KESİCİ
Osman Nuri KESİCİ