Batı bataklığı
Batı bataklığı
Tarih: 8.10.2014 17:16:01 / 678okunma / 0yorum
İBRAHİM TENEKECİ

İslâm coğrafyasının birçok kıymetli beldesi, 1991`den beri bombardıman altında. Yirmi üç senedir neredeyse aralıksız devam eden bir acımasızlık ve acı. Biz şahitlik etmekten yorulduk. Ya yaşayanlar? Canlarından bezmiş midir? Kayıpları tam olarak bilen var mı? Yurdundan ayrılmak zorunda kalanları? Ege ve Akdeniz sularında boğulanları?

Batı dünyasının kahredici ayrımcılığını biliyoruz. Her daim görüyoruz. Adalete uzak, menfaate yakın politikalar. İnsafsız ve izahsız tutumlar, yaklaşımlar. Demokrasinin erdeminden bahsediyor, sonra bir darbeciyi destekliyorlar.

İki komşu ülke düşünün. Batılılar, birinde diktatörü tutuyor, diğerinde `demokrasi` deyip seçim istiyor. Böyle bir ahlak. İşte bu ikiyüzlü politikanın, bu çifte standardın bir parçası olmamak lazım.

Şunu da soralım, söyleyelim: Bu dünyada Amerika`dan, İngiltere`den, Fransa`dan, İsrail`den daha zalimi var mıdır? Olmuş mudur?

Tamam, İslâm barış dinidir. Peki, aynı şeyi, diğer dinler için de söyleyebiliyor muyuz? Sükût. İsrail`in Filistin topraklarında yaptıkları nedir ve nasıl önlenecektir? Sevgi sözcükleriyle mi? Bu büyük haçlı istilası, hoşgörüyle mi bertaraf edilecektir? Küçük bir ayrıntı: İnsan haklarının ve özgürlüğün `yurdu` olan Avrupa`da camilerimizi kim kundaklıyor? Niçin önlem alınamıyor?

IŞİD`in yaptıkları ve yaşattıkları elbette kabul edilemez. İnsanları insafsız bir şekilde öldürmeleri ve bunu görüntüye alıp servis etmeleri. Sormamız lazım: Aynı şeyi Amerika, İsrail gibi ülkeler de yapmıyor mu? Evleri, seyir halindeki araçları havadan bombalıyor, sonra görüntüleri dünyanın beğenisine sunuyorlar. O evlerin, araçların içinde kim bilir kaç masum hayatını kaybetti. Bu ülkelerin, sözü edilen terör örgütünden farkı nedir? Biri resmî, diğeri değil, o kadar.

İngiliz ağzıyla, Amerikan aklıyla konuşmamak gerekiyor. İslâm dünyasına dışardan bakmamak. Suriye`de binlerce insan işkenceyle, açlıkla öldürülürken, kimyasal silah kullanılırken, masumların üzerine varil bombaları atılırken seyredenlerin, bugün, IŞİD`e müdahale etmesi, merhamet duygusundan mıdır?

Afganistan ve Pakistan`da insansız uçaklarla katliam yapanların, aileleri topyekûn yok edenlerin Irak`taki hamleleri, acıma hissinden midir?

Bu merhamet duygusu, bu acıma hissi, Gazze`de yüzlerce çocuk devlet eliyle / gücüyle katledilirken niye oluşmadı? Hatta açık bir şekilde katiller desteklendi.

Mısır`da seçilmiş hükümeti devirenler, hakkını arayan sivillerin üzerine ateş edip sayısız insanı öldürenler, bugün, kimler tarafından ağırlanıyor, himaye ediliyor?

Çeyrek yüzyıl boyunca İslâm topraklarında hangi örgütler kuruldu yahut kullanıldı? Bu örgütler üzerinden Müslümanları döven, sınırsız bir şekilde müdahale eden kimlerdir?

Terör şüphesiyle ve `önleyici saldırı` adı altında, kaç insanın hayatı elinden alındı? Bilinemiyor. Hiçbir zaman da bilinemeyecek. `Afrika dahil.`

Bugün, İslâm dünyasının içinde bulunduğu durumu nasıl anlatacağız? Hem içerden, hem dışardan yıkılmaya çalışılan bir kale düşünelim. Allah`ın hikmetiyle, desteğiyle ve hakiki müminlerin çabasıyla, bu kale yıkılmıyor.

Tekrar edelim: Batı dünyasının ürettiği ikiyüzlü politikaların ve tahammül sınırlarını aşan ayrımcılığın bir parçası olmamalıyız.

Sayın Davutoğlu, Irak`ta yaşananları, bir öfke patlaması olarak tanımlamıştı. Burhan Kuzu, 22 Eylül günü, `IŞİD elbette bir terör örgütüdür. Bunu bölgenin başına bela eden ise Esad ve Maliki`nin acımasız mezhepçi politikalarıdır` diye yazmıştı. 27 Eylül`de ise şunları yazdı: `IŞİD`e karşı hava harekâtı yetmez. Kara harekâtı şart. (...) Müdahalenin kaçınılmaz olduğu muhakkak.` Aradaki beş günde ne değişti, doğrusu merak ediyoruz.

Irak ordusunun ve polisinin yüzde doksan beşinin Şiilerden oluştuğu söyleniyor. Hakkaniyetten bahsedilecekse eğer, önce buradan başlanması gerekmez mi? IŞİD`i etkisiz hale getirince her şey düzelecek mi? Irak`a yeniden `özgürlük` ve `adalet` mi gelecek? Bağdat`ta Sünni temizliği duracak mı? Aynı durum, Suriye ve Şam için de geçerli. Bizler bunu söylediğimiz vakit, ilginçtir, `mezhepçilik yapmakla` suçlanıyoruz. Böyle bir düzen kurulmuş, kurmuşlar. İstiyorlar ki, `Türk halkı` bile demeyelim. `Sünni` kelimesini ağzımıza almayalım.

Her fırsatta, `şiddeti doğuran bataklığın kurutulması`na vurgu yapılıyor. Şiddete neden olan iki şey varsa, biri, Batı dünyasının izlediği acımasız ve şahsiyetsiz politikalardır. Buna duyulan öfke ve isyan. Demem o ki, bataklık, batının tâ kendisidir. Önce karmaşa için uygun ortam oluştur, şartları hazırla, sonra da müdahale et. Ne güzel.

Müslümanlar olarak en büyük sorunumuz, eksikliğimiz, `bu bizim iç meselemizdir, kendi aramızda çözeriz` diyebileceğimiz kurumlardan ve iradeden mahrum bulunmamızdır. Binlerce kilometre öteden gelip `bizi` öldürmeleri bu yüzden. Israrla `İslâm Birliği` dememizin nedeni de bu. Türkiye, bir şey yapmak istiyorsa eğer, buradan başlamalıdır.

Son bir şey daha: `Bu topraklar, zulümden kaçan ve emin belde arayan milyonları; renklerine, dillerine, soylarına bakmaksızın bağrına basan, onlara kucak açan yerdir.` (Ebubekir Kurban, Türkiye Sevgisi İmandandır, sayfa 72) Araplar, Kürtler, Türkmenler, Yezidiler ve niceleri. Mazlumlar, garip düşenler. Hatta çirkin bir oyunun parçası olanlar, kullanılıp atılanlar. Kapımız herkese açıktır ve daima öyle kalmalıdır.

İçimizden bazıları ise `Mal satacak komşu kalmadı` diye yakınıyor. Böyle kimselere diyecek bir sözümüz yok.

Anahtar Kelimeler: Batı, bataklığı
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
İzzet bize, zillet size (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Kaderimizin merkezi (11 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Doğru ve düzgün olmak (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Olması gereken (04 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Yer isimlerinin peşinden gitmek (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Şimdi (27 Haziran 2018 - Çarşamba)
Bütünlüğü korumaktan yanayız (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
Benzersiz bir dönem (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
Kıymet ve kıyamet (09 Haziran 2018 - Cumartesi)
Taşınmak (07 Haziran 2018 - Perşembe)
Yaşanan ve yansıyan (02 Haziran 2018 - Cumartesi)
Tatsız bir durum (31 Mayıs 2018 - Perşembe)
Kalbî beraberlik, çıkarsız birliktelik (26 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Bazı yeni konular (23 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Halimizden memnun muyuz? (19 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Uzun bir gün (16 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Tarih dönüyor (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Dostluk nedir? (09 Mayıs 2018 - Çarşamba)
İbrahim Karagül için (16 Nisan 2018 - Pazartesi)
Bir kelimeden (11 Nisan 2018 - Çarşamba)
İçten bir seda (08 Nisan 2018 - Pazar)
Ülkü Tamer için (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Sahafnâme (01 Nisan 2018 - Pazar)
Gençlik nereye gidiyor? (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Birkaç şey birden (24 Mart 2018 - Cumartesi)
Dünya Su Günü (21 Mart 2018 - Çarşamba)
Dünya Ormancılık Günü (18 Mart 2018 - Pazar)
Son günlerde (15 Mart 2018 - Perşembe)
Dilimizde olan, kalbimizde de bulunmalıdır (07 Mart 2018 - Çarşamba)
İnsana ümit veren konular (04 Mart 2018 - Pazar)
Yıkıcı değil, yapıcı olalım (25 Şubat 2018 - Pazar)
Varlığımıza musallat olanlar (21 Şubat 2018 - Çarşamba)
Kıymetli bir çabaya şahitlik etmek (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Sultan Abdülhamid Han´ı anmak ve anlamak (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Millî uyanış (12 Şubat 2018 - Pazartesi)
Aklı karışıklar için kılavuz (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Vatandan yana olmak... (01 Şubat 2018 - Perşembe)
Dün, bugün, yarın (26 Ocak 2018 - Cuma)
Hayatın her yeri (22 Ocak 2018 - Pazartesi)
Kısaca (19 Ocak 2018 - Cuma)
Yolda olmak (08 Ocak 2018 - Pazartesi)
Edebiyat ve hayat (05 Ocak 2018 - Cuma)
Yeniden millet oluyoruz (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Millete sadakat ümmete vefa (25 Aralık 2017 - Pazartesi)
Elbette Filistin (22 Aralık 2017 - Cuma)
En küçük adım bile (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
Daima Kudüs (14 Aralık 2017 - Perşembe)
Aklıma ilk gelenler (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Bütün bu olaylar (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Ben, Öteki ve Ötesi (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Eski Vatan (28 Kasım 2017 - Salı)
Bize düşen, düşmemektir (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Kazandıkça kaybetmek (19 Kasım 2017 - Pazar)
Türkiye nedir? (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Kirli dil, kibirli hâl (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Gençliğimizin kahramanları (26 Ekim 2017 - Perşembe)
Yazmış bulunduk (20 Ekim 2017 - Cuma)
Bir kütüphane kurmak (17 Ekim 2017 - Salı)
Millet dersine çalışmalıyız (12 Ekim 2017 - Perşembe)
Yazmadan önce (09 Ekim 2017 - Pazartesi)
Altı çizilenler (05 Ekim 2017 - Perşembe)
Yolculuğumuz (22 Eylül 2017 - Cuma)
Dengemizi koruyalım (19 Eylül 2017 - Salı)
Kırsalda neler oluyor? (15 Eylül 2017 - Cuma)
Bir mesele (07 Eylül 2017 - Perşembe)
Üzücü ve şaşırtıcı olan (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Görülen lüzum üzerine (31 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Kardeşliğimizi tahkim etmeliyiz (27 Temmuz 2017 - Perşembe)
Vatanı vatansızlara bırakmadık (11 Temmuz 2017 - Salı)
İyilerle birlikte olmak (07 Temmuz 2017 - Cuma)
İyilik berekettir (03 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Türkiye, müşterek derdimizdir (05 Haziran 2017 - Pazartesi)
Aslımızdan kopamayız (02 Haziran 2017 - Cuma)
Kırk yıllık hatır (24 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Tek tesellimiz (12 Mayıs 2017 - Cuma)
Son günler için (08 Mayıs 2017 - Pazartesi)
BAHAR (05 Mayıs 2017 - Cuma)
Kazanırken kaybedilen (25 Nisan 2017 - Salı)
KISACA (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Yeniden niyet etmeliyiz (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
Yeminli düşmanlık (24 Mart 2017 - Cuma)
Dünden devam (17 Mart 2017 - Cuma)
Hayat ve bereket (15 Mart 2017 - Çarşamba)
Bize gelen, bizimle giden (06 Mart 2017 - Pazartesi)
Yirmi yıl sonra (04 Mart 2017 - Cumartesi)
Yapmak ile Yıkmak (24 Şubat 2017 - Cuma)
Arkadaşlık (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Nerede duruyoruz? (09 Şubat 2017 - Perşembe)
Pullarımız (07 Şubat 2017 - Salı)
Güzellik (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Dert söyletir, derman susturur (27 Ocak 2017 - Cuma)
Bize düşen vazife (17 Ocak 2017 - Salı)
Kar (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Buradayız, bekliyoruz (10 Ocak 2017 - Salı)
Sağlam duralım (23 Aralık 2016 - Cuma)
Evlatlarımız (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Türkiye bir mesuliyetin adıdır (20 Kasım 2016 - Pazar)
Saygı ile sevgi (02 Kasım 2016 - Çarşamba)
Fitne ateşi (21 Ekim 2016 - Cuma)
Son durum (14 Ekim 2016 - Cuma)
Türkiye´yi savunmak (10 Ekim 2016 - Pazartesi)
Devletin ve milletin bekâsı için (18 Ağustos 2016 - Perşembe)
15 Temmuz 2016 (21 Temmuz 2016 - Perşembe)
Göz gördü, gönül sevdi (14 Temmuz 2016 - Perşembe)
Dünyanın çivisi (30 Haziran 2016 - Perşembe)
Güzel bir kitap (17 Haziran 2016 - Cuma)
Hak ve Bâtıl (14 Haziran 2016 - Salı)
Yapan, yaptınız diyendir (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Kâğıt, kalem ve sosyal medya (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Fitne (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Ne durumdayız? (16 Kasım 2015 - Pazartesi)
Akan kan, yükselen kin (26 Ağustos 2015 - Çarşamba)
Kenan Evren öldü (16 Mayıs 2015 - Cumartesi)
Kültür meselemiz (23 Nisan 2015 - Perşembe)
Oyunu bozmak zorundayız (21 Nisan 2015 - Salı)
Kıyamet değil, kıyam (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Siyaset ve millet (30 Mart 2015 - Pazartesi)
Bir hilal uğruna... (24 Mart 2015 - Salı)
Bu bir gezi yazısıdır (10 Mart 2015 - Salı)
Bugün (28 Şubat 2015 - Cumartesi)
Söz vermek, almak... (27 Şubat 2015 - Cuma)
İmha ve ihya (09 Şubat 2015 - Pazartesi)
Yoldaki işaretler (05 Şubat 2015 - Perşembe)
Sözün özü (31 Ocak 2015 - Cumartesi)
Sözün namusu (28 Ocak 2015 - Çarşamba)
İnsan insanın aynasıdır (21 Ocak 2015 - Çarşamba)
Dostluk ve düşmanlık (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Hepimiz tehlikedeyiz (12 Ocak 2015 - Pazartesi)
Sarıkamış için (08 Ocak 2015 - Perşembe)
Bıldır (04 Ocak 2015 - Pazar)
Son zamanlar (01 Ocak 2015 - Perşembe)
Sana kalpten soruyorlar (28 Aralık 2014 - Pazar)
Bir insana sarılmak (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Yerli ve millî olmak (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Tarihte bugün (18 Aralık 2014 - Perşembe)
Gerçek Hayat (30 Kasım 2014 - Pazar)
Geçici menfaatler, kalıcı anlamlar (28 Kasım 2014 - Cuma)
Yaşatırsanız, yaşarsınız (26 Kasım 2014 - Çarşamba)
Kudüs için (20 Kasım 2014 - Perşembe)
Ağaçlar ve odunlar (17 Kasım 2014 - Pazartesi)
Anadolu Gençlik Derneği (13 Kasım 2014 - Perşembe)
Zengin çeşit, fakir insan (11 Kasım 2014 - Salı)
Duâ Tâneleri (07 Kasım 2014 - Cuma)
Yoksulun sırtı, zenginin karnı (05 Kasım 2014 - Çarşamba)
Yeniden Bursa (04 Kasım 2014 - Salı)
Türkiye`ye inanmak (31 Ekim 2014 - Cuma)
Bursa`nın kıymeti (28 Ekim 2014 - Salı)
Türkiye, umudun yurdu (23 Ekim 2014 - Perşembe)
Yüksek hayat tecrübesi (16 Ekim 2014 - Perşembe)
Olmadı (12 Ekim 2014 - Pazar)
Acı gerçek, tatlı yalan (07 Ekim 2014 - Salı)
Doğan ölür, yapılan yıkılır (24 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ölüm var (21 Eylül 2014 - Pazar)
Kalbin betonlaşması (11 Eylül 2014 - Perşembe)
Kıymet, bilinmek ister (09 Eylül 2014 - Salı)
Kardeşlik âdabı (05 Eylül 2014 - Cuma)
Kitabın ahlakını korumak (05 Eylül 2014 - Cuma)
Birinci Meclis Ruhu (03 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ancak birlikte başarabiliriz (29 Ağustos 2014 - Cuma)
Kardeşime dokunma! (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
Değişen bir şey var mı? (20 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Birlikte dirlik vardır (18 Ağustos 2014 - Pazartesi)
Fesadın işi: Haset (15 Ağustos 2014 - Cuma)
YARIN (10 Ağustos 2014 - Pazar)
Yolda olmak... (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hatırla ve sıkı tut (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Merhamet etmek (03 Ağustos 2014 - Pazar)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Ahirette seni kurtaracak bir eserin olmadığı takdirde fani dünyada bıraktığın eserlere kıymet verme.

BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ (R.A)