Batı ile hesaplaşma zamanı mı?
Tarih: 30.3.2017 12:59:28 / 234okunma / 0yorum
AKİF EMRE

Gazete manşetlerine, Avrupa ve Amerikalı medya aygıtlarının söylem ve ithamlarına bakılacak olursa adeta birbirini hiç anlamayan, aralarında hiçbir tarihsel temas tecrübesi olmayan farklı dünyaların tepkilerini görürüz.
Hegemonik sistemle baş etmek isteyen Müslümanların her şeyden önce entelektüel olarak Batı ile hesaplaşmaları gerekir. Hesaplaşılması gerken Batı politik polemiklerin aynasında baktığımız Batı değil elbette. Daha doğrusu sadece politik polemiklerden, güncel zıtlaşmalardan ibaret değil. Batı uygarlığının bize sunduğu düşünme biçimi, askeri ve ekonomik dayatmaları ile tüm insanlığa icbar edilen hayat tarzı olmalıdır bu.
Maddi medeniyetin cazibesi ile insana, tabiata, evrene karşı sorumluluklarınızı hatırlatan, yeniden kozmik düzen içinde eşyanın, insanın konumunun yerli yerine oturtulduğu bir teklif adına hesaplaşmadan söz ediyoruz.
Konjonktürel öfke ve sempatilerin girdabına çekilmeden temelli bir düşünsel tavır, ilkesel duruşla önce kurgunun bozulması gerekiyor. Maddi anlamda, siyasal anlamda Batı ile hesaplaşır gibi görünüp batılı kavramlarların parantezinden çıkamayanların böylesi bir kurgu bozma işlevi olamaz elbet. Üstelik zihin dünyasını batılı düşünce parantezine hapsederek karşı duruyormuş gibi olmanın sistem içi kullanışlı hale gelme riski de her zaman mümkümdür. Sistemi temelden kavramadan (bu düşünsel, siyasal ekonomik olabilir) karşı olmak, karşı olduğunu sanmak sistem içi departmanalardan birine dahil olma riskini barındırabilir.. Batılı kavramlarla ve onuun siyasal toplumsal tasavvurlarından beslenerek üstümüze gelen bir uygarlık karşısında alternatif oluşturulamaz. Bir sistemin felsefi, düşünsel temellerine vakıf olmadan ona itiraz ederken aslında onun kullanışlı argümanı olmanın acı tecrübesidir İslam alemindeki batıcıların ve çoğu karşıt görünenelerin hikayesi. İslam alemi son iki yüzyıldır künhüne vakıf olmadığı bir dünyanın tasallutuna karşı o dünyanın kavramları ve değerleri, insan ve toplum modellemeleri, ekonomik yöntemleri ile mücadele ettiğini sandı. Kendi değerler sisteminden kuşku duydukça içine yuvarlandığı maddi çöküş sürecinden çıkışı künhüne eremediği başka dünyaların değerlerini ithal ederek celladına karşı direnebileceğini düşündü. Kendi değerlerinden kuşku duydukça kendini teslim almaya gelene teslim olmayı kurtuluş için tek seçenek olduğuna ikna edildi.
Kurtuluş sandığı toplumsal siyasal modellerin dini felsefi arkaplanından bihaber olarak ya toptan karşı çıktı yahut toptan teslim oldu. Teslim olanların işi kolay gibiydi; yapacakları tek şey üretilmiş bir uygarlığa ait değer ve modelleri kopye etmekti. İster beğenelim ister beğenmeyelim her uygarlık bir bedel istiyordu. Batı kendi tarihsel geçmişi içinde bunun bedelini ödemişti.
Toptancı bir refleksle karşı çıkmak da her zaman gerçekten karşı olmak anlamına gelmiyordu. Batı uygarlığına mesafeli duranların en büyük açmazlarınan biri de bu olsa gerek. Batı´ya karşı olduğunu söylemek karşı olmak anlamına gelmiyordu. Karşıtlık yerine teklif sahibi olabilmektir esas olan.
Politik, askeri yenilmişliklerin ortaya çıkardığı öfke ve tepkiler bizi batılı paradigma içinde düşünmeye çözümü o çerçevede aramaya itebileceği pek farkedilmedi. Hala benzer öfkeli tepkilerin esiri olduğumuzu düşünebiliriz. Oysa kendinden emin bir medeniyetin çocuklarına düşen, komplekssiz ilişki içinde olmak, öykünmeden kendi farkındalığını ortaya koyabilmekti.
Islam dünyasının farklı bölgelerinde benzer Saddamlaştırmalar medyatik dil üzerinde inşa edilmeye çalışılıyor. Batı´nın kendi kamuoyunu ikna edebilmesi için propaganda araçlarını devreye sokarken karşı çıktığımız sömürgeci niyetlerine kendi dilimizle cevap vermeden önce sahaya sürülen Saddamlaştırma stratejisi bir tuzaktır. Söz gelimi batılı toplum ve insan modeli üzerine kurulu Baas ideolojisine dayalı oalrak ülkesinde toplum mühendisliği uygulayan Saadam´ın emperyal güçlerle girdiği oyunda mağdur duruma düşmesi onun batı karşıtı olduğu anlamına gelmez. Bu söylem stratejisinin tuzağına düşmeden gereken dil ve muhtevada karşı çıkmak durumundayız.
Hesaplaşma elde mevcut olanla olmayanı, muhtemel tehditlere karşı mevcut imkanların muhasebesini gerektirir. Anakronik olgular üzerinden hiçbir muhasebe yapmadan yargı cümleleri yerine kendi düşünce sistematiğine dayalı kurucu bir donanıma ihtiyaç var. Bu da konjonktürel öfkeleri aşan uzun soluklu çabayı gerektirir.
Batı´ya karşı övgü ve nefretleri aktüel siyasetin belirlediği bir ortamda temelli bir düşünsel hesaplaşmadan söz edilemez. Batılı modern dünya görüşünün uzantısı siyasal, toplumsal sorunları aynı paradigma içinde kalarak aşabilmemiz imkansız. Batılı paradigma içinde kalarak hatta kaldığını bile fark etmeden politik veya taktiksel muhalefet dili üzerinden bir sistem eleştirisi geliştirebilmenin imkanı yoktur. Sistem içi paradigmanın dışına çıkmadan sisteme meydan okuduğunu sanmak muhtemelen daha büyük açmazlara yol açacaktır.
AB´nin Amerika´nın, Rusya´nın vs, İslam dünyasına karşı geliştiridiği ötekileştirici, mahkum edici dil ve politikalara karşı kurmamız gereken dil bu dünyanın kodlarını çözerek ama farklı olarak kendi değerlerimizin kodlarına yaslanarak mümkün olabilir.
Muhatap olduğumuz sistemik sorunlar öfke fırtınalarına mağlup olamayacak kadar köklü bir hesaplaşmaya gitmeyi ona göre de hazırlıklı olmayı gerektiriyor.

 

Anahtar Kelimeler: Batı, hesaplaşma, zamanı
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
İran toplumunun gelecek tahayyülatı (23 Mayıs 2017 - Salı)
PAPA ve Avrupa´nın yön duygusu (19 Mayıs 2017 - Cuma)
Özgürleştirici efendi modeli (14 Mayıs 2017 - Pazar)
Hindistan´ın dökülen makyajı: Keşmir (04 Mayıs 2017 - Perşembe)
Erguvanlar da yanar (02 Mayıs 2017 - Salı)
Kapitalizmin iğvasına kapılmak (29 Nisan 2017 - Cumartesi)
Ne söylediği önemli (24 Nisan 2017 - Pazartesi)
Bir ‘dil´in açtığı hasar (19 Nisan 2017 - Çarşamba)
Kimyası bozulan insanlık (07 Nisan 2017 - Cuma)
Reklamın sahte gerçekleri (05 Nisan 2017 - Çarşamba)
Piramitlerin gölgesi (25 Mart 2017 - Cumartesi)
Bir fotoğraf karesinden taşanlar (24 Şubat 2017 - Cuma)
Değişen nedir? (21 Şubat 2017 - Salı)
Seküler çağın sonu (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
Sonlu teorilerin sonu (06 Şubat 2017 - Pazartesi)
Şehirlerin ahlakı (03 Şubat 2017 - Cuma)
Ayartıcı aydın hazzı (01 Şubat 2017 - Çarşamba)
Bir radikal portresi (29 Ocak 2017 - Pazar)
Boğaz´dan çıkan Arap Baharı (20 Ocak 2017 - Cuma)
Sistem, avansı geri istiyor (13 Ocak 2017 - Cuma)
Komplo ve umut (02 Ocak 2017 - Pazartesi)
Amerika neden veto etmedi? (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Parantezi kim, nasıl kapatacak? (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
Halep öfke hattı (17 Aralık 2016 - Cumartesi)
En son ne zaman? (04 Aralık 2016 - Pazar)
Yerlilerin işgali (29 Kasım 2016 - Salı)
Amerika´nın dünyaya çevrilen objektifi (31 Ekim 2016 - Pazartesi)
Sistemin sinir uçları (19 Ekim 2016 - Çarşamba)
Geleneksel sanat mümkün mü? (15 Ekim 2016 - Cumartesi)
Mahallenin gençlik sınavı (12 Ekim 2016 - Çarşamba)
Lozan´ın sesi Bağdat´tan gelir (10 Ekim 2016 - Pazartesi)
Filistinlilere -‘apartheid rejimi´ (09 Temmuz 2016 - Cumartesi)
‘Alman vekiller´ kimi temsil ediyor (11 Haziran 2016 - Cumartesi)
Şam ve Ankara´yı yaklaştıran korku (04 Haziran 2016 - Cumartesi)
Mermerde iz bırakan adam (31 Mayıs 2016 - Salı)
İslamcılık yerel mi, yerli mi? (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
Muhafazakar Makyevelizm (24 Mayıs 2016 - Salı)
Dağa çarpan hakikat gönüllüsü (17 Mayıs 2016 - Salı)
Nil´de zikir çağıltısı (25 Ağustos 2015 - Salı)
“Kudüs sevilmeden insanlığa girilemez” (16 Mayıs 2015 - Cumartesi)
Tarih, geçmiş, Ermeni meselesi (21 Nisan 2015 - Salı)
Bir siyasal metafor olarak Lozan (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Yerli olmadan çözüm hayal (27 Mart 2015 - Cuma)
Amerika’nın Netanyahu ile imtihanı (24 Mart 2015 - Salı)
HDP’nin sol ve etnik bagajı (08 Mart 2015 - Pazar)
Bir Özbek masalı (21 Şubat 2015 - Cumartesi)
Tarihçinin anıları nasıl okunmalı? (10 Şubat 2015 - Salı)
Bir kral öldü diyeler (06 Şubat 2015 - Cuma)
Hak etmek pay kapmak değildir (05 Şubat 2015 - Perşembe)
Kanın ideolojik debisi (03 Şubat 2015 - Salı)
İhvan şiddet sarmalına girerse... (02 Şubat 2015 - Pazartesi)
İstiklal Mahkemeleri efsanesi (31 Ocak 2015 - Cumartesi)
Avrupa’da Müslümanlar ve sol (29 Ocak 2015 - Perşembe)
Gırnata’da ilk ezan (23 Ocak 2015 - Cuma)
Din ve seküler merhamet (20 Ocak 2015 - Salı)
Öfke derin, fikir vasat (16 Ocak 2015 - Cuma)
‘Fransız kalma’nın dayanılmaz korkusu (08 Ocak 2015 - Perşembe)
Süreç ve şiddet sarmalı (01 Ocak 2015 - Perşembe)
İki farklı muhalif olma hali (30 Aralık 2014 - Salı)
Ortadoğu`ya “dahil olan” Avrupa (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Noel’in adını koymak (24 Aralık 2014 - Çarşamba)
Rus ‘gazı’na gelmeyelim (20 Aralık 2014 - Cumartesi)
Bölgeye müdahil olmadan dahil edilmek (16 Aralık 2014 - Salı)
Osmanlıca yahut hafıza söküm (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
Alevilik kimin sorunu? (05 Aralık 2014 - Cuma)
Eklemlenmek çürütür (01 Aralık 2014 - Pazartesi)
Havra ve siyasal şizofreni (28 Kasım 2014 - Cuma)
Devlet STK’sı (24 Kasım 2014 - Pazartesi)
Amerika’yı keşfetmenin bedeli (18 Kasım 2014 - Salı)
Müslüman tarihi mi, İslam tarihi mi? (17 Kasım 2014 - Pazartesi)
Türkiye`yi Tunus` parantezine almak (11 Kasım 2014 - Salı)
Kazanan değil kaybeden önemli (10 Kasım 2014 - Pazartesi)
ABD`nin yeni Pearl Harbor`u? (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Değerlerin ikonlaşması (04 Kasım 2014 - Salı)
Ümmet fikri öldü mü? (31 Ekim 2014 - Cuma)
Kobani`den Stalingrad çıkarmak (28 Ekim 2014 - Salı)
Söylemin esiri olmadan (28 Ekim 2014 - Salı)
Söylemin esiri olmadan (25 Ekim 2014 - Cumartesi)
Bana doğru soruyu sor (24 Ekim 2014 - Cuma)
Ertelenmiş eleştiri öldürür ! (17 Ekim 2014 - Cuma)
Süreç ve iki farklı kırılma alanı (16 Ekim 2014 - Perşembe)
`Ben demiştim` demeden (12 Ekim 2014 - Pazar)
Varoluş hükmünü savunuyorum (09 Ekim 2014 - Perşembe)
`Biden sistemi`nin gücü ve zaafı? (08 Ekim 2014 - Çarşamba)
Kredi kartı kadar itibar (25 Eylül 2014 - Perşembe)
Baas gerçekleştiremedi ama... (24 Eylül 2014 - Çarşamba)
Neo-oryantalizme IŞİD takviyesi (16 Eylül 2014 - Salı)
Bush`un ve Obama`nın 11 Eylül`ü (12 Eylül 2014 - Cuma)
İŞİD’in sosyolojisi (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
Euro İslam (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
NATO`nun temel çelişkisi (09 Eylül 2014 - Salı)
Modern kutsallık (05 Eylül 2014 - Cuma)
Almanlar Balkanlara el atıyor! (02 Eylül 2014 - Salı)
Eskiden de böyle miydi? (01 Eylül 2014 - Pazartesi)
Söylemin sosyal maliyeti (29 Ağustos 2014 - Cuma)
Devletin Müslümanlıkla imtihanı (29 Ağustos 2014 - Cuma)
Şehir üstüne güzellemeler (26 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
İman hem nurdur hem kuvvettir, hakiki imanı elde den adam kânata meydan okuyabilir.

BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ (R.A)