BASIN VE VATANDAŞ MOBBİNGİ
Tarih: 5.1.2018 15:10:23 / 1044okunma / 0yorum
Ö. EMİR DOĞAN

 

İş yaşamı her gün biraz daha zorlaşmakta, her yeni gün yeni sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bu sorunlardan biri de mobbing kavramıyla ifade ediliyor. Mobbing kelime olarak, psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, taciz, rahatsız etme veya sıkıntı vermek demektir. Türk Dil Kurumu, mobbing kavramının karşılığı olarak  “bezdiri” kelimesini belirlemiş ve bezdiriyi “İş yerlerinde, okullarda vb. topluluklar içinde belirli bir kişiyi hedef alıp, çalışmalarını sistemli bir biçimde engelleyip huzursuz olmasına yol açarak yıldırma, dışlama, gözden düşürme” olarak tanımlamıştır. Günümüzde bazı basın yayın kuruluşlarının ve bazı vatandaşların yaptığı da bezdirinin yani mobbingin daniskasıdır.

Mobbing kavramı ilk olarak 1984 yılında Dr.Heinz Leymann tarafından ortaya atılmış ve böylece bilimsellik kazanmıştır. Bazen hakaretle, aşağılamayla bazen de normalin üzerinde aşırı iş yükü yükleyerek kendini gösteren bu davranışa maruz kalmak çalışanın hem psikolojik hem de fizyolojik olarak etkilenmesine neden olabilmektedir.

Bir tacize mobbing denilebilmesi için en azından, kasıtlılık, süreklilik ve sistemlilik niteliklerini taşımalıdır. Her ne kadar mobbing türleri arasında; üst konumda yer alanların astlarına yönelik olarak gerçekleştirdikleri psikolojik taciz vakalarına, benzer görevlerde ve benzer olanaklara sahip, aynı konumdaki iş arkadaşlarının psikolojik tacizlerine, çalışanın yöneticiye psikolojik şiddet uygulamasına yer verilse, basın ve vatandaş mobbinginden bahsedilmese de basında çıkan haberler özellikle eğitim çalışanları üzerinde derin mobbing etkilerine yol açmaktadır.(mobbing konusunda geniş bilgi için bakınız: http://mobbing.gazi.edu.tr/posts/view/title/mobbing-nedir-37863)

Hal böyle iken bazı basın organları ve bazı vatandaşlarımızın şımarık bir çocuk gibi davranmaları eğitimi kaosa sürüklemektedir. Buna hakları olmadığı gibi hadleri de olmamalı. Basın baskısı ve basında çıkan haberlerin doğal sonucu olarak eğitim camiası talim-terbiyeden geri bırakılmaktadır. Öğretmenler, bu korkuyla yanlış ve çirkin davranışlarda bulunan öğrencilere müdahale edememektedirler. Bu gidişle; ergenler, dizilerden-futboldan-modadan-makyajdan-akıllı telefonlardan, magazinden konuşmayı seviyor diye bunlarla ders tamamlayan, velisi öğrencinin durumunu sorduğunda ise “senin çocuğun mükemmel” diye geçiştiren öğretmenler türeyecektir. Okul idareleri ve öğretmenler aradan çekilecek, kavgacı öğrencilerin velileri birbirlerini düelloya davet edecektir. Bir ilkokul öğrencisi dahi arkadaşının dudağını patlatabilmekte, ciddi fiziksel darp ve yaralanmalara neden olabilmektedir. Çocukları bu ve benzeri şekilde yaramaz öğrenciler tarafından şiddete maruz bırakılan öğrenci velileri, okul idarelerine başvurarak “gereğini” istemektedirler. Lakin gereği konusunda okul idarelerinin yapabileceği çok fazla bir şey bulunmamaktadır.

Basınımızın güzide anchormanlerinden her olumsuz öğretmen görüntülerini haberleştirdikleri gibi bu konuları da haberleştirmelerini, eleştirdikleri gibi çözüme dair de görüşler bekleriz.

Basının ve vatandaşın tavrı böyle olduğu sürece muallimler, sınıfta uzuneşek oynayan öğrencilere “yastık” olmaktan geri duramayacaklardır. Müdahale etse, pompalı tüfekle öldürülen meslek taşından daha fazla ülke gündemine getirileceğini bilmesi geri adım atmasına neden olacaktır. Bu nedenle; yasal olmayan yollarla elde edilen görüntüler delil olmamalı, bu görüntüler yayımlanmamalı ve yayımlayanlar hakkında ağır cezalar getirilmelidir.

Eğitim alanının temel aktörü olan eğitim ordusu, bence bilinçli olarak etkisizleştirilmekte, çocuk bakıcısı konumuna itilmektedir. Bu etkisizleştirme-itibarsızlaştırma ile amaç; toplumda en etkili meslek grubunu oluşturan eğitim-bilim koluna mensup öğretmen ve akademisyenleri hükümet düşmanı ederek birkaç milyon oy devşirmek, pek âlâ olabilir. Bu amaçla bazı basın organları yoğun bir gayret içerisindedir. Malumdur ki; şâşâlı toplantılarla ağırlananlardan çok daha fazla etkisi olan kesim, maarif camiası mensuplarıdır.

Bu yayınlar ile maalesef “bireysellik ya da bireycilik” yüceltilmektedir. Sanki çok başarılı ve bizim kültürel genlerimize uyan bir modelmiş gibi “öğrenci merkezlilik” gazlanmaya devam etmektedir. Daha önceki bir yazımızda da ifade ettiğimiz gibi(Bkz; “Çocukerkillik Üzerine” başlıklı yazımız) memleketi çocuklara teslim etmemiz istenmektedir. Böyle bir yük, çocukların sırtına sarılır mı? Efendim Ebu Hanife çocukken şöyleydi, Fatih Sultan Mehmet böyleydi savunmaları yersizdir. Fatih de Ebu Hanife de diğerleri de öğrenci merkezli eğitim anlayışıyla değil; bize özgü öğretmen merkezli eğitim anlayışıyla yetişerek FATİH oldular. Herkes bilmediği bir konuda bile cümleye “bana göre” diye başlıyor. Sen kimsin, ben kimim be hey şaşkın. Hepimizi yaratan yaşatan yönlendiren bir ALLAH var.

“Öğrenci ve vatandaş ne kadar “bireyse” memur da o kadar “birey” dir. Bu kadar birey arasında- komutan arasında asker kim peki? Bu işleri kimler yapacak ey ahali… Yetiştirme yurdunda kalan bir öğrenci yanlışından dolayı uyarıldığında “sen kimsin benim velim vali” diye öğretmenine saygısızlık yapabilmektedir. Böylece; bir halk deyimiyle “aslan kediye boğdurulmakta, hatta işin içine haddinden fazla iş stresi girdiği için aslan, kedi boğmasa da stresten ölmektedir zaten.

Bir müptezel çıkıp, il valisine bile had bildirmeye kalkışabiliyor, ülkenin reisi cumhuruna sosyal medyadan küfür edebiliyor. Bu ne terbiyesizliktir yahu. Adam camiye gider imama, okula gelir müdüre–öğretmene karışır, çocuğunu sınıf sınıf gezdirmeye kalkar. İl müdürüne talimat, bürokrata ayar vermeye kalkışır. Amiri sayan yok, memuru takan yok…

Memleketimizin büyük gücü milletimizin kendisidir. Bu milletin fertleri de sadece basın mensupları ve kamu görevlisi olmayan diğer vatandaşlar değildir herhalde? Devlet dediğimiz yapı asıl olarak valisinden yardımcı hizmetlisine kadar memurlar topluluğu değil midir?. Maalesef basın ve vatandaş baskısı nedeniyle iş yapamaz hale gelmek, tecrübeli yöneticileri istifanın eşiğine getirmektedir ve son zamanlarda yönetici istifaları artmıştır daha da artacağa benzemektedir.

Mustafa Kutlu “Hesap Günü” adlı hikâyesinde İslâmi bir devlet teorisi kurar ve başı ve sonu “ADALET” olan bir devlet önerir. Öteki unsurlar çemberin neresinde olursa olsun dönüp dolaşıp gelecekleri yer adalettir der. Bizler de öncelikle devleti temsil eden memurlara karşı, gerek vatandaş gerek basın karşısında, adaleti tesis edelim. Devlet adına iş yapan memurunu, devlet korumayacaksa kim koruyacak…

Bunlar sana mı kaldı demeyin. Çünkü bu fakir; kendisini her şeyin sorumlusu gibi görüp çalışan, didinen ve hatta telaş eden bir kuldur. Es-selam…

 

 

Anahtar Kelimeler: BASIN, VATANDAŞ, MOBBİNGİ
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
E- EĞİTİM DÖNEMİ (25 Ocak 2018 - Perşembe)
İSTİKLÂL VE İSTİKBÂL ŞAİRİ (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
OKUL AİLE BİRLİĞİ TOPLANTILARI (03 Aralık 2017 - Pazar)
ÖĞRETMENİM… (26 Kasım 2017 - Pazar)
EĞİTİMİN WC SORUNU (09 Ekim 2017 - Pazartesi)
TEOG YERİNE İBİP (29 Eylül 2017 - Cuma)
SAYIN 1.SINIF VELİLERİ… (12 Eylül 2017 - Salı)
4 DUVAR 4 TEKER UĞRUNA… (17 Ağustos 2017 - Perşembe)
“İSLAMÎ TATİL” DERKEN BAYIM… (27 Temmuz 2017 - Perşembe)
ÖĞRETMEN(SİZ) STRATEJİ BELGESİ…(2) (22 Haziran 2017 - Perşembe)
ÖĞRETMEN(SİZ) STRATEJİ BELGESİ…(1) (20 Haziran 2017 - Salı)
KUTLU DOĞUMDAN SÎRET HAFTASINA(2) (29 Mayıs 2017 - Pazartesi)
KUTLU DOĞUMDAN SÎRET HAFTASINA(1) (24 Mayıs 2017 - Çarşamba)
16 NİSAN (REFERANDUM) OKUMALARI (21 Nisan 2017 - Cuma)
YENİ BİR MİLAT: 16 NİSAN (10 Nisan 2017 - Pazartesi)
SMS ÂDÂBI (“HAYIRLI CUMALAR”) (27 Mart 2017 - Pazartesi)
PROMOSYON TARTIŞMALARI (15 Mart 2017 - Çarşamba)
ÇOCUKERKİLLİK (06 Mart 2017 - Pazartesi)
28 ŞUBATTAN 15 TEMMUZA (28 Şubat 2017 - Salı)
VALENTINE´S DAY (SEVGİLİLER GÜNÜ) (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
MÜFREDAT YENİLEMESİ YETER Mİ? (31 Ocak 2017 - Salı)
“ERBAUN”(KIRK YAŞ) ÜZERİNE (09 Ocak 2017 - Pazartesi)
KANIMIZ AKA AKA… (20 Aralık 2016 - Salı)
GÖKLER ADAMI: NURİ DEMİRAĞ (29 Kasım 2016 - Salı)
RÖTARLI ROTASYON (08 Kasım 2016 - Salı)
DARBENİN YÜZ GÜN SONRASI (25 Ekim 2016 - Salı)
İŞİMİZ CİNNETİMİZ OLMASIN (08 Ekim 2016 - Cumartesi)
AKILLI TELEFON SOYGUNU (22 Eylül 2016 - Perşembe)
CİĞERİNİZİ KURTLAR YESİN!... (24 Ağustos 2016 - Çarşamba)
DARBE NÖBETLERİ VE SAYGI DURUŞU MESELESİ (10 Ağustos 2016 - Çarşamba)
FETÖKOPAT” ENDİŞELERİM VAR(DI) (23 Temmuz 2016 - Cumartesi)
SİVAS´A ÖĞRETMEN AKADEMİSİ (18 Haziran 2016 - Cumartesi)
BEYDEBA´DAN... (31 Mayıs 2016 - Salı)
TÜBİTAK BİLİM PROJELERİ (17 Mayıs 2016 - Salı)
“YIKIK DİNİN MENSUPLARI” (04 Mayıs 2016 - Çarşamba)
MÜDÜÜÜRRR!... (16 Nisan 2016 - Cumartesi)
ŞAKA GİBİ 1 NİSAN (01 Nisan 2016 - Cuma)
ÇANAKKALE GEÇİLMEZ(Dİ) (22 Mart 2016 - Salı)
ŞEHİR VE İNSAN ÜZERİNE (08 Mart 2016 - Salı)
YENİLECEKSİNİZ… (23 Şubat 2016 - Salı)
“BAŞKANLIK” MESELESİ (02 Şubat 2016 - Salı)
SUBLİMİNAL MESAJLAR VE DİZİLER (18 Ocak 2016 - Pazartesi)
MEHMET AKİF ERSOY… (28 Aralık 2015 - Pazartesi)
MÜSLÜMAN(!) AMA PUTiNCİ... (15 Aralık 2015 - Salı)
ŞU ÖĞRETMEN DEDİKLERİ… (25 Kasım 2015 - Çarşamba)
BİR, KASIM KASIRGASIYDI… (17 Kasım 2015 - Salı)
SIRTLAN SÜRÜLERİ GİBİ SALDIRIYORLAR (15 Ekim 2015 - Perşembe)
OĞLUM REŞİT… OLMASIN (02 Ekim 2015 - Cuma)
DAĞLICA YİNE DAĞLADI!... (09 Eylül 2015 - Çarşamba)
KILIÇ SIRTINDA GÜNLER (20 Ağustos 2015 - Perşembe)
ROTASYON MU DEMİŞTİNİZ? (06 Ağustos 2015 - Perşembe)
BİR RAMAZAN BÖYLE GEÇTİ (21 Temmuz 2015 - Salı)
TERCİH MARATONU VE İHL´LER (09 Temmuz 2015 - Perşembe)
BİZE RAHAT YOK!... (27 Haziran 2015 - Cumartesi)
SEVİNDİRMEYEN ŞEÇİM 7 HAZİRAN (17 Haziran 2015 - Çarşamba)
EL BİRLİĞİYLE… (01 Haziran 2015 - Pazartesi)
19 MAYIS SONRASI DA BİR CİHATTIR (19 Mayıs 2015 - Salı)
“STRES” SEÇİMİNE DOĞRU!... (11 Mayıs 2015 - Pazartesi)
İŞÇİNİN 1 MAYISI (28 Nisan 2015 - Salı)
ÖRTÜN(ME)MEK (13 Nisan 2015 - Pazartesi)
CUMA NAMAZI VE ÇALIŞANLAR (04 Nisan 2015 - Cumartesi)
EV ALMAK YA DA AL(A)MAMAK (20 Mart 2015 - Cuma)
ALLAH BİR DAHA…YAZDIRMASIN (10 Mart 2015 - Salı)
DARBENİN POST’U VE ERBAKAN (27 Şubat 2015 - Cuma)
MÜBAREK SEVGİLİLER GÜNÜ(!)… (15 Şubat 2015 - Pazar)
MANKURTLAŞTIRILMAMIŞLARDAN MISINIZ? (27 Ocak 2015 - Salı)
TERÖR YÜRÜYÜŞÜ! (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
EĞİTİMİN KARASI, “KARMA” OLMASI (18 Aralık 2014 - Perşembe)
ÖĞRETMENİM… (24 Kasım 2014 - Pazartesi)
“KÖPEKÇE” MERAMLAR (21 Kasım 2014 - Cuma)
CİNSEL SUÇLAR(II) (22 Ekim 2014 - Çarşamba)
CİNSEL SUÇLAR(I) (21 Ekim 2014 - Salı)
SAYIN VELİ… (02 Ekim 2014 - Perşembe)
NORM FAZLALIĞI VE ROTASYON (22 Eylül 2014 - Pazartesi)
ADALET BU MU? (14 Eylül 2014 - Pazar)
EĞİTİM SAVAŞLARI (07 Eylül 2014 - Pazar)
GÜL GİBİ SAADET Mİ? (01 Eylül 2014 - Pazartesi)
“MEDYA OKUR-YAZARLIĞI’NI SEÇMELİ (20 Ağustos 2014 - Çarşamba)
KELEPİRE KONUT!... (12 Ağustos 2014 - Salı)
YEREL GAZETELERİN HABERCİLİK ANLAYIŞI (31 Temmuz 2014 - Perşembe)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Dağlar nice yüksek ise,yol onun üstünden geçer.

Yunus Emre