Barış Pınarı´nın düşündürdükleri
Tarih: 17.10.2019 00:00:01
Prof. Mustafa Çağrıcı

Ara sıra belirttiğim gibi alanım olmayan konularda yazmak bana ters geliyor. “Barış Pınarı” adını verdiğimiz askerî harekât da öyle. Devletimiz, meselenin bu noktaya gelmeden çözülmesi için üstüne düşeni, hatta çok daha fazlasını yaptı. Keşke bu çabalar sonuç verseydi! Aslında –trafikten örnek verirsek- ahlâkî bakımdan savaş bir kazadır; asıl olan barıştır ya da öyle olmalıdır. Ama kaza olmaması için sizin kurallara uymanız yetmiyor; yoldaki herkesin uyması gerekiyor. Galiba uluslararası ilişkiler de öyle. Bu noktadan sonra bize düşen, bu haklı ve âdil harekât´ı ordumuzun en az zayiat ve en yüksek başarıyla tamamlaması için dua etmektir.

***

Asıl söyleyeceklerime gelebilmek için bazı hatırlatmalar yapmam gerekiyor. Beşşar´ın babası Hafiz Esed, akıl almaz bir Türkiye düşmanlığıyla PKK´yı başından itibaren yıllarca destekledi. Bekaa Vadisini onlara tahsis etti ve yönetici kadro ile birçok örgüt elemanını oraya topladı; 20 yıl boyunca onları eğittirdi ve iyi yetişmiş teröristler olarak ülkemizin, halkımızın üstüne saldı. Onların bu güçlü desteği olmasaydı belki de örgüt bu kadar gelişemez; ülkemiz, bölgemiz ve bölgedeki bütün etnik gruplar için bu kadar büyük bir bela haline gelmezdi.

Nihayet -dışarıdan gördüğümüz kadarıyla- 1998 yılı sonlarına doğru devletimizin sabrı taştı. Zamanın Cumhurbaşkanı merhum Demirel´in, “Suriye, Türkiye´ye karşı açık bir husumet politikası izlemektedir. PKK terör örgütüne aktif destek sağlamayı sürdürmektedir. Tüm uyarılarımıza rağmen hasmâne tutumundan vazgeçmeyen Suriye´ye karşı mukabelede bulunma hakkımızı saklı tuttuğumuzu, sabrımızın taşmak üzere olduğunu bir kez daha tüm dünyaya ilân ediyorum”şeklindeki sözleri devletin kararlılığının açık ifadesiydi. Bu kararlılık karşısında -araya bazı devletlerin de girmesiyle- Suriye yönetimi bu yapının liderini ülkesinden atmak zorunda kaldı.

Ama Allah´ın işine bakın ki, Suriye yöneticilerinin Türkiye´ye karşı besleyip büyüttükleri PKK, geldiğimiz noktada Suriye topraklarının bölünmesi için savaş veren en güçlü ayrılıkçı yapı, vekâlet savaşlarının en azgın piyonu haline geldi. Daha da ilginci şu ki, vaktiyle Suriye Türkiye´yi böldürmek için bunları desteklerken, bugün ülkemiz Suriye´nin toprak bütünlüğünü korumayı da amaçlayarak bu kırk yıllık baş belasına karşı savaş veren tek ülke; Suriye halkının himayesi için en çok fedakârlık yapan ülke... Bundan daha şaşırtıcı ve acı verici olanı ise, Katar, Libya ve Somali dışındaki Arap yönetimlerinin (Filistin yönetimi dâhil) Türkiye´yi “işgalci” ilan etmeleri, bu suretle -İsrail için üretilmiş proje olduğu apaçık olan- “parçalanmış Suriye” projesine dolaylı destek vermeleridir.

Hepsinden şu ortaya çıkıyor: Suriye´deki yönetici yapı gibi diğer bazı Arap yöneticilerin de öncelikli meselesi Arap halkının bağımsızlığı, haysiyeti, hakları, vatanları değil, kendilerinin –çökmesi mukadder olan- despotik yönetimleri, makamları ve çıkarlarıdır.

***

Müslüman ülkelerin yöneticileri ve diğer güç odakları daha ne zamana kadar içeride ve dışarıda birbirinin kuyusunu kazmak gibi aptalca işlerle uğraşacaklar? El-cevap: Kur´ân-ı Kerîm´in ve sayısız hadislerin açık hükümlerine uyarak, birbirini yürekten kardeş bilip dertleriyle ilgilenecekleri zamana kadar... Küresel egemen güçlerle bir olup Müslüman kardeşlerine zarar vermek yerine, -şimdilerde AB ülkelerinin, 1400 sene önce Medineli Ensar´ın yaptığı gibi- imkânlarını birbiriyle paylaşma erdemini sergileyecekleri zamana kadar...

Velhasıl Arap âleminin güç ve iktidar sahipleri ne zaman çağdaş yönetim bilincine ulaşır da, Kur´an´ın ifadesiyle, heva-heveslerini tanrı edinip onların peşinden koşmayı bırakır; akılları, inançları ve vicdanlarıyla davranmayı hayat yasası haline getirirlerse, işte o zaman hem kardeşlerinin kuyusunu kazmaktan vazgeçer, hem de ülkelerini ve toplumlarını zillet, şiddet, güvensizlik ve geri kalmışlıktan kurtarıp çağdaş uygarlık düzeyine taşırlar.

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
‘Onun ahlakı Kur´an´dı´ (14 Kasım 2019 - Perşembe)
Üç asırlık hikâyemiz: Çağdaşlaşma - 2 (07 Kasım 2019 - Perşembe)
Üç asırlık hikâyemiz: Çağdaşlaşma (31 Ekim 2019 - Perşembe)
İhyâ´dan seçmeler: İnsan ve ahlak (24 Ekim 2019 - Perşembe)
Barış için cihad - 2 (10 Ekim 2019 - Perşembe)
Şimdi barış için cihad (03 Ekim 2019 - Perşembe)
Tarikatlarla imtihanımız (26 Eylül 2019 - Perşembe)
Din ilimlerinde yeni usûl (20 Eylül 2019 - Cuma)
Keramet mi ‘İstikamet´ mi? (29 Ağustos 2019 - Perşembe)
‘İstikamet´ (22 Ağustos 2019 - Perşembe)
Din ve ahlakta eksen kayması (08 Ağustos 2019 - Perşembe)
Kur´an´ı doğru anlama yolunda yeni bir eser (01 Ağustos 2019 - Perşembe)
Hasbihal (25 Temmuz 2019 - Perşembe)
Siyasal İslamcılıların yanlışları (18 Temmuz 2019 - Perşembe)
Aile değerleri ve cinsel farklılıklar (11 Temmuz 2019 - Perşembe)
Sorunumuz Tanzimat mı kafa yapısı mı? (04 Temmuz 2019 - Perşembe)
İslam´ın imajı: Algı ve gerçek (27 Haziran 2019 - Perşembe)
Ulema hegemonyası (20 Haziran 2019 - Perşembe)
‘İslam´ın cazibesi´nden kuşkusu olanlara (13 Haziran 2019 - Perşembe)
“Dine Davet” (24 Mayıs 2019 - Cuma)
Kur´an´da yoksullukla mücadele (09 Mayıs 2019 - Perşembe)
Kur´an´a göre yaşamak (25 Nisan 2019 - Perşembe)
Öteki Batı´yı da görmeliyiz (18 Nisan 2019 - Perşembe)
Bizim dünyada insan hakları (12 Nisan 2019 - Cuma)
Vahyin sonu mu, ‘tarihin sonu mu?´ (04 Nisan 2019 - Perşembe)
Golan Tepeleri neyi anlatıyor? (29 Mart 2019 - Cuma)
Aynayı kendimize tutmak (23 Mart 2019 - Cumartesi)
Sahi biz nereye gidiyoruz?! (07 Mart 2019 - Perşembe)
‘Özlenen geçmiş´ (21 Şubat 2019 - Perşembe)
Neden AHLAK? (15 Şubat 2019 - Cuma)
‘Değişim´ deyince… (11 Şubat 2019 - Pazartesi)
Değişim ve Muhafazakârlık (01 Şubat 2019 - Cuma)
Sosyal medyayı temizlemek için… (25 Ocak 2019 - Cuma)
Bir çevirinin düşündürdükleri (04 Ocak 2019 - Cuma)
Mazoşizme varan müsamahasızlık (02 Ocak 2019 - Çarşamba)
Ahlak merkezli dindarlıktan nerelere? (04 Aralık 2018 - Salı)
Gençler! Siz büyüklerinize bakmayın! (26 Kasım 2018 - Pazartesi)
Ehl-i Sünnet tek tip midir? (16 Kasım 2018 - Cuma)
‘Dindarlar´ın dilleri ne kadar dindar? (03 Kasım 2018 - Cumartesi)
‘Vahiy ve peygamberlik´ (25 Ekim 2018 - Perşembe)
Kur´an´ı okumak, hissetmek, anlamak (22 Ekim 2018 - Pazartesi)
İnsan olmak / İnsan kalmak (17 Ekim 2018 - Çarşamba)
İnsan olmak / İnsan kalmak (05 Ekim 2018 - Cuma)
‘Müslüman insan´ ne idi ne oldu (27 Eylül 2018 - Perşembe)
Kur´an ahlâkını anlamak için (13 Eylül 2018 - Perşembe)
Derin bir kaygı ya da çığlık (07 Eylül 2018 - Cuma)
Din-dünya ilişkisini doğru anlamak (31 Ağustos 2018 - Cuma)
Dinamik dindarlık (17 Ağustos 2018 - Cuma)
‘İran ve turan´ (27 Temmuz 2018 - Cuma)
15 Temmuz ihanetinin hatırlattıkları (19 Temmuz 2018 - Perşembe)
‘Din dili´ sorunumuz (13 Temmuz 2018 - Cuma)
Veda Hutbesi üzerine (06 Temmuz 2018 - Cuma)
Seçim sonucuna farklı bakışlar (29 Haziran 2018 - Cuma)
Dinî bilgi ve Diyanet (21 Haziran 2018 - Perşembe)
Türkiye´nin dinî ve kültürel birikimi (17 Haziran 2018 - Pazar)
İslâm´ın güncel sunumu (07 Haziran 2018 - Perşembe)
Havanda su dövmek (25 Mayıs 2018 - Cuma)
Yüz yıl önce yüz yıl sonra Ramazan (18 Mayıs 2018 - Cuma)
İslâmiyet insaniyettir (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zâhirî-Selefî din yorumu (02 Mayıs 2018 - Çarşamba)
‘Kutlu Doğum´un ardından (26 Nisan 2018 - Perşembe)
İnanç sapması-Ahlak sapması (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Dil terörü (06 Nisan 2018 - Cuma)
Diyanet´in taahhütnamesi (26 Mart 2018 - Pazartesi)
Diyanet´in taahhütnamesi (22 Mart 2018 - Perşembe)
İlâhiyatlar ‘güncelleme´nin neresinde? (14 Mart 2018 - Çarşamba)
YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM (09 Mart 2018 - Cuma)
Sert konuşma! (07 Mart 2018 - Çarşamba)
Düşünme, istişare ve iş yapma üzerine (01 Mart 2018 - Perşembe)
‘Daha az daha çoktur´ (23 Şubat 2018 - Cuma)
Nasıl bir çağda yaşıyoruz? (16 Şubat 2018 - Cuma)
Akıl ve bilim çağında din (11 Şubat 2018 - Pazar)
“1/4 domuz”: Bir kafa yapısı (30 Ocak 2018 - Salı)
Tasavvuf hakkında okunacak bir kitap (09 Ocak 2018 - Salı)
Ev sahibinin günahı (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
İnsan olarak Hz. Peygamber (12 Aralık 2017 - Salı)
‘Büyük oyun´un nesiyiz? (29 Kasım 2017 - Çarşamba)
“Küp içindekini sızdırır” (21 Kasım 2017 - Salı)
‘Sünnet´e dair (10 Kasım 2017 - Cuma)
Din görevlilerinin eğitimi (05 Kasım 2017 - Pazar)
‘Hoca Efendi´ kimliği (29 Ekim 2017 - Pazar)
Cami dernekleri (22 Ekim 2017 - Pazar)
Cami ve medeniyet (13 Ekim 2017 - Cuma)
Mehdilik sempozyumu (07 Ekim 2017 - Cumartesi)
´Anlama sorunumuz´ (29 Eylül 2017 - Cuma)
Buna ‘uygarlık´ mı diyorsunuz? (21 Eylül 2017 - Perşembe)
İbretlik ülke: Pakistan (17 Eylül 2017 - Pazar)
Müslümanlar ne kadar müslüman? (12 Eylül 2017 - Salı)
Ümmet ve Ümmetçilik (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
‘Bizim camia´nın sorunları (09 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İktisat felsefesi sorunumuz (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Diyanet ve din eğitimimiz (29 Temmuz 2017 - Cumartesi)
İslâm düşüncesinin kısa hikâyesi (07 Temmuz 2017 - Cuma)
“İslâm tevhid dinidir” ne demek? (30 Haziran 2017 - Cuma)
“Doğrusu nedir?” (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
Ramazan´a girerken (27 Mayıs 2017 - Cumartesi)
‘Din´ anlayışımız üzerine (23 Mayıs 2017 - Salı)
Gündemdeki konu: İslâmcılık (16 Mayıs 2017 - Salı)
‘Tekbir´ (10 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Kendin için istediğini…´ (18 Nisan 2017 - Salı)
Çatışma dili saygı dili (07 Nisan 2017 - Cuma)
Suizan ya da niyet okuma (22 Mart 2017 - Çarşamba)
Suizan ya da niyet okuma (17 Mart 2017 - Cuma)
Siyasetimizde güzel gelişmeler (02 Mart 2017 - Perşembe)
İslamofobi (10 Şubat 2017 - Cuma)
‘İğneyi kendimize…´ (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Hutbe ve hayat tarzı (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
Üniversiteler ve hocalar niye var? (06 Ocak 2017 - Cuma)
İlâhiyat öğretimimize dair (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
PISA raporunun düşündürdükleri (16 Aralık 2016 - Cuma)
‘Kadına şiddet´e farklı bir bakış (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Söküp atmalıyız´ ama nasıl? (29 Kasım 2016 - Salı)
“Hüve´l-Bâkî (16 Kasım 2016 - Çarşamba)
Cemaat müdafilerine… (06 Kasım 2016 - Pazar)
Din ve dünyevîleşme (22 Ekim 2016 - Cumartesi)
Müslümanlar ‘bütünleşebilir´ mi? (15 Ekim 2016 - Cumartesi)
‘Zor oyunu bozar´ (08 Ekim 2016 - Cumartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
DOLAR
5.7153
EURO
6.3279
booked.net
Kanaatten hiç kimse ölmedi, hırsla da hiç kimse padişah olmadı.

MEVLANA (R.A)
1930 yılında keşfedilmesinden 2006 yılında gezegenlikten çıkarıldığı süre zarfında Plüton Güneş´in yörüngesinde turunu henüz tamamlamamıştı. Plüton´un yörüngesini tamamlaması 248 yılı buluyor.

www.bizimsivas.com.tr
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59