Bana ne yapacağımı söyle
Bana ne yapacağımı söyle
Tarih: 23.10.2014 17:54:14 / 489okunma / 0yorum
MUSTAFA KUTLU

Ülkemizde Müslüman yazarlar (yüzde 99`u Müslüman olan bir yerde bu tabir hoş değil, belki dindar desek daha uygun olacak) şairler, akademisyenler sürekli bir modernizm eleştirisi yaparak Batı medeniyetinin insanlığı bir batağa sürüklediğini anlatıyorlar (Ben dahil). Bizim de bu medeniyetin kuyruğundan tuttuğumuzu söyleyelim. Karşılığında kendi medeniyetimizin faziletlerinden bahisle tüm dertlerin İslâm`a dönmekle hal yoluna gireceğini söylüyorlar.

Bir başka sızlanma türü de şudur: Biz iyi işler yapacağız ama CIA, Mossad izin vermiyor. Yahu kardeşim senin elin armut mu topluyor, sen de misli ile cevap versene.

Kendi medeniyetimizin faziletlerini sayarken tüm bunların `tarım toplumu`nda gerçekleştiğini unutuyoruz. İslâm şehirleri, İslâm ahlâkı, İslâm sanatı vb. için örnek verilip, menakıplar anlatılırken çok gerilere gittiğimizi bilmeliyiz.

Oysa sanayi toplumu (beraberinde tüketim ekonomisi) bambaşka değerler ve bir hayat tarzını barındırıyor.

Boğazına kadar modernizme batmış birinin modernizm eleştirisi ve fakat bunun yanında ilerleme-kalkınma-refah vadetmesi nasıl bir çelişki.

Arkadaş bana ne yapacağımı söyle.

Sürekli tenkit, sızlanma baydı artık. Cevaben suçu Müslümanların üzerine atma. Evet bu da var.

Batı medeniyeti ve modernizm eleştirisi ardından oklar Müslümanlara çevriliyor.

Efendim biz iyi Müslüman olsak her iş yoluna girecek. Ne var ki burada iş çatallanıyor. Herkesin kendine (veya ait olduğu cemaata) göre bir `iyi Müslüman` tarifi var. Kaç fraksiyona ayrılmışız bilemiyorum.

Çıkış noktamız. İslâm, ama nasıl? Hangi İslâm diyeceğim dilim varmıyor.

Bir kısım aydınımız Batı`yı da dahil ederek (Çünkü modernizm eleştirisinin âlâsı Batı`da var) yeni ama muğlak tezler ileri sürüyor. Bazıları Heidegger, Gadamer, Fuko, Nietzsche ile İbn Arabi, Mevlana, Râzî vb. isimlerini harmanlıyor. Çık işin içinden.

Yalnız burada konuya açıklık getiren bir girişimin hakkını vermeliyiz. O da şudur:

Kapitalizmin kalbi olan `Banka`ya, yani `Faiz`e alternatif olacak bir müessese bulmak ve kurmak için epeyce gayret gösterildi. Âlimler bir araya geldi, toplantı üstüne toplantı yapıldı. Sonunda `Faizsiz Banka` sıfatıyla Özel Finans Kurumları devreye girdi.

Ben bu gayreti alkışlıyorum.

Lakin bu kurumlardan birinin kuruluşuna katılan, on beş yıl orayı idare eden, şimdilerde ülkenin bankacılık sektöründe yüksek bürokrat olan bir arkadaş şu itirafta bulundu:

`Beceremedik abi, sonunda hepimiz banka olduk.`

Olsun demek ki yenildik.

Lakin davadan vazgeçilmemeli, yenile yenile yenmesini öğrenmeli.

Keşke hemen her konuda bu kadar gayret sarfedilse.

Çokları meselenin merkezine `maarif`i koyar. Üniversitelerimizi eleştirir.

Peki diyelim maarifte bir devrim yapacağız. Kim ilk mektepten, çok çeşitli fakültelere kadar müfredat programını hazırlayacak? Bu müfredata `bize ait` ne koyacak? Yeni Gazaliler, yeni Râzîler, yeni Yunuslar, yeni Mimar Sinanların yetişmesi için hangi eğitim verilecek?

Bu konu uzar gider.

Ben en iyisi fukara bir hikâyeci olarak bilgiden ziyade sezgiye dayanarak iki teklif yapayım. Hem dünya hem Türkiye için.

1. Sanayii tedricen ve ihtiyaca binaen azaltarak kesin bir şekilde tarıma dönmek.

2. Tüketim ekonomisini terkedip `Kanaat Ekonomisi`ni uygulamaya sokmak.

Bu iki temel tercih üretim ilişkilerini düzene sokacağı için yepyeni bir `zihniyet` üretecek, ortaya yepyeni bir `hayat tarzı` çıkacaktır. Ne kadar zaman alır varın düşünün.

Sanayi ve tüketimin vahşi uygulamaları hem insanı hem dünyayı bitiriyor. Bunu herkes biliyor. Ama kurulu düzenin öyle bir gücü var ki bu fasit daireden kimse dışarı çıkamıyor.

Biz Âkif misali `tek dişi kalmış canavarın` karşısına `iman`ı koyabiliriz. Bu meseleleri tartışabiliriz. Özal ile birlikte kapitalizm katarının son vagonuna itiş-kakış bindiğimizi unutmayalım.

Bu bize yakışmaz içimizdeki yarayı tedavi etmez.

Peki kim bize ne yapmamızı söyleyecek? İslâm filozofları (var mı acaba?), İslâm âlimleri, İslâm sanatçıları, siyasileri vb. Yol uzun. Ama bu yola baş koymaya değer.

Anahtar Kelimeler: Bana, ne, yapacağımı, söyle
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Şehir, kültür ve sanat (1) (11 Ocak 2018 - Perşembe)
Sanat nedir? (05 Ocak 2018 - Cuma)
Korku zamanı (22 Aralık 2017 - Cuma)
Bizim mahalle (14 Aralık 2017 - Perşembe)
Şiir öldü mü? (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Hayatın nabzı (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Hayat zor (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Hayat zor (16 Kasım 2017 - Perşembe)
Aramıza kim girdi (09 Kasım 2017 - Perşembe)
Başka format yok mu? (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Günler gelip geçerken (26 Ekim 2017 - Perşembe)
Kurban ile bayram (20 Ekim 2017 - Cuma)
Eğitimin olmazsa olmazı: Disiplin (12 Ekim 2017 - Perşembe)
Kimin borusu ötüyor? (05 Ekim 2017 - Perşembe)
Tükenmeyen hazine (22 Eylül 2017 - Cuma)
Aidiyet (14 Eylül 2017 - Perşembe)
Gergin miyiz? (07 Eylül 2017 - Perşembe)
İnsan nereye koşuyor? (04 Eylül 2017 - Pazartesi)
Atla, atla (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Eğlence (17 Ağustos 2017 - Perşembe)
Çöpten gıda (11 Ağustos 2017 - Cuma)
Tek tip (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Kirlenme (04 Temmuz 2017 - Salı)
Takva nerede? (08 Haziran 2017 - Perşembe)
Domatesin tadı (26 Mayıs 2017 - Cuma)
Hikâye ve romanda kişiler (19 Mayıs 2017 - Cuma)
“İkinci Yeni” üzerine (11 Mayıs 2017 - Perşembe)
Eğitim şart (28 Nisan 2017 - Cuma)
Devamsızlık bilgisi (16 Nisan 2017 - Pazar)
Evvelbahar (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Nurettin Albayrak (23 Mart 2017 - Perşembe)
Heidegger´in Kulübesi (17 Mart 2017 - Cuma)
Fotoğrafın anlattığı (03 Mart 2017 - Cuma)
SİZ VE BİZ (23 Şubat 2017 - Perşembe)
Büyük filim (09 Şubat 2017 - Perşembe)
Anne (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Kar yazısı (27 Ocak 2017 - Cuma)
Devlet ve şahsiyet (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Televizyonda evlilik (13 Ocak 2017 - Cuma)
“Hemşehrilikten feragat” (06 Ocak 2017 - Cuma)
Nihayet tarım (04 Aralık 2016 - Pazar)
İstanbullu kim? (19 Ekim 2016 - Çarşamba)
Ruh (06 Ekim 2016 - Perşembe)
Mazmun (21 Temmuz 2016 - Perşembe)
ŞÜKÜR (09 Temmuz 2016 - Cumartesi)
Eski eserler ve Taksim´e cami (30 Haziran 2016 - Perşembe)
DUA (09 Haziran 2016 - Perşembe)
FARKINDALIK (05 Mayıs 2016 - Perşembe)
Çağla (27 Nisan 2016 - Çarşamba)
Güle dair (21 Mayıs 2015 - Perşembe)
Huzur (26 Nisan 2015 - Pazar)
Cinayetler (19 Mart 2015 - Perşembe)
İş insanı güzelleştirir (05 Mart 2015 - Perşembe)
Çakma bunalım veya II. Yeni (27 Şubat 2015 - Cuma)
Köprü ve göç (18 Şubat 2015 - Çarşamba)
Fena (04 Şubat 2015 - Çarşamba)
Izdırabın boyutu (28 Ocak 2015 - Çarşamba)
Hayat tarzı (21 Ocak 2015 - Çarşamba)
Kar yazısı (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Taşra çıkarması (31 Aralık 2014 - Çarşamba)
Kırk milyon fidan (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Hangi muhafazakarlık (18 Aralık 2014 - Perşembe)
Dört kişiden biri (04 Aralık 2014 - Perşembe)
Birlik-beraberlik (26 Kasım 2014 - Çarşamba)
Müzik bitti mi? (19 Kasım 2014 - Çarşamba)
Bir avuç toprak (13 Kasım 2014 - Perşembe)
Kafayı çizen adam (05 Kasım 2014 - Çarşamba)
Cumhurbaşkanlığı Sarayı (31 Ekim 2014 - Cuma)
M. Seyfettin Özege (15 Ekim 2014 - Çarşamba)
Üniversite ve kütüphane (09 Ekim 2014 - Perşembe)
Halime Toros merhaba (07 Ekim 2014 - Salı)
Huşû (21 Eylül 2014 - Pazar)
Yeni Türkiye ama nasıl? (11 Eylül 2014 - Perşembe)
Sarnıçlara dönmek (04 Eylül 2014 - Perşembe)
Eski ve yeni (28 Ağustos 2014 - Perşembe)
Af adaletten üstündür (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
Hep aynı hikâye (14 Ağustos 2014 - Perşembe)
Zenginlik (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Açlık (05 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Başkasını düzeltmeniz için, önce kendinizi düzeltiniz!

HZ.ÖMER (R.A)