Bana gülmeyi-doğayı anlat...
Tarih: 9.8.2018 12:53:57 / 237okunma / 0yorum
Selahattin Çerik


Hep beklentiler başkalarının üzerine olmuştur, birisi gelecek ve ardından herşey düzelecek... Yapılacak olan bile yapılmaz, kurtarıcının yapması beklenir hep.
Geçmiş hakkında bilgisi olmadan geleceği tayin etmenin zorluğunu kimse inkar edemez. Geçmiş ile gelecek arasındaki köprünün durumu da bu bakımıyla çok önemlidir.
İşte bu noktaya dikkat etmek gerekir, Osmanlı dönemi ile Cumhuriyet dönemine giriş arasında oluşturulan büyük sekte geçmişle bağımızın yok olduğu kanısını bile korkunç derecede oluşturmuştur. Yani arada bir köprü yokmuş gibi bir görünümle karşı karşıya kalmışız.
Reddetmişiz geçmişimizi, geleceğimizi yeni bir çizgiyle oluşturmaya çalışmışız. Sonucunda ise elde var sıfır. Özellikle son yıllardaki durum bunu fazlasıyla kanıtlamaktadır. İçi boş gençlik, hayatında hiç kitap okumayan bellekler, bilgisayar kafasıyla düşünenler ve bilgisayarca cevap veren nesil. Sıkıntı büyük, okumuş cahillerin egemenliğinde bir toplum. Herşeyin başında ise: Geçmişten kopuk bir nesil. Sanki ebeveynleri yok, hiç akrabaları yokmuş gibi bir güruh.
İnanın bu durum herkesi korkutuyor. Bundan dolayıdır ki çocuklarımızı güvenle dışarı emanet edemiyor, gözümüzün önünden ayırmıyor, çocukların sokak kültürlerini yok ediyoruz.
Geçmiş anlamadan, anlaşılmadan, tanınmadan, bilinmeden silindi, silindirildi. Gelecekten umutsuz olmak artık bizlere düşmektedir.
Hikâye, asırlar evvel gözlemlenen bir olayı nakletmektedir: Bir keşiş araştırma yapmak için bir köye gitmişti. Önce o köyün mezarlığına girdi. Çünkü kültürlerin, hayat felsefelerinin böyle yerlerde gizlendiğine inanıyordu. Gözleri mezar taşlarının üzerindeki rakamlara takıldı. Mezar taşlarında 5, 867, 900, 20003, 4979, 7, 421 örneği, birbiriyle hiç de bağlantısı olmayan rakamlar vardı. Uzun uzun düşündü, fakat bu rakamların anlamını çözemedi. Köyün muhtarına gitti sordu: "Bu rakamların gösterdikleri ay mıdır, yıl mıdır, saat midir?" Muhtar gülümsedi: "Bizler bebeklerimiz doğduğu zaman, bellerine bir ip bağlarız" dedi.
"Hayatı boyunca her güldüğü an, o ipe bir düğüm atarız. Öldükten sonra ise, bellerindeki düğümleri sayar, düğümün sayısını mezar taşına yazarız."
Muhtar karşısındaki keşişin bir şey anlamadığını görünce açıklamasını tamamladı:
"Böylece onun, ne kadar ´yaşamış´ olduğunu anlarız."
Geçmişten gelen mezar taşına hiç rastlamadım, hoş rastlansada okuyamayıyoruz. Okunsa da ne kadar yaşamış olduğunu bilmek son derece zor. Ama şunu söyleyebiliriz ki, bizler hiç ama düğüm sahibi değiliz, geçmişle aramızdaki köprü yıkılmış ve gelecek içinde bir köprü ne yazık ki yoktur.
Sait Faik Abasıyanık´ın şu sözü bendenizi hep etkilemiştir. O bu satırı doğa için yazdı ama, isteyen istediği yorumu katabilir, acizane biz yazarlar içinde önemli bir dipnottur:
"Dünya değişiyor dostlarım. Günün birinde gökyüzünde, güz mevsiminde artık esmer lekeler göremeyeceksiniz. Günün birinde yol kenarında, toprak anamızın koyu yeşil saçlarını da göremeyeceksiniz. Bizim için değil, ama çocuklar sizin için kötü olacak. Biz kuşları ve yeşillikleri çok gördük. Sizin için kötü olacak. Benden hikayesi."
Çocuklarımız güzel günleri cidden zor görecek gibi... Ve hikayesi de bizlere düşecek...

Anahtar Kelimeler: Bana, gülmeyi, doğayı, anlat
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Aklından bir gündem tut! (08 Ağustos 2018 - Çarşamba)
Sultan Şehir´in tacı (05 Ağustos 2018 - Pazar)
Çatı kekliği (01 Ağustos 2018 - Çarşamba)
Araba sevdası! (31 Temmuz 2018 - Salı)
Lütfen şu gürültüye bir çare!.. (30 Temmuz 2018 - Pazartesi)
Ah bu Filistinliler!.. (27 Temmuz 2018 - Cuma)
Millet Bahçesi ve ırmaklarımız (26 Temmuz 2018 - Perşembe)
İlhamlarla tekrar merhaba... (25 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Her gün KARA!.. (14 Mart 2016 - Pazartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Adem suretinde olan herkes adem değildir?

Hacı Bektaşı Veli