BAHTİYAR VAHAPZÂDE´NİN SORUSU
Tarih: 28.2.2018 11:27:21 / 322okunma / 0yorum
Yavuz Bülent Bakiler

Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı´nın İstanbul´da yayımladığı Tarih Dergisinin Ocak 2001 sayısında Prof. Dr. Bahtiyar Vahapzâde´nin mühim bir mektubu çıktı. Bahtiyar Vahapzâde Azerbaycan Türklerinden. Şu anda hem Bakü Üniversitesinde öğretim üyesi, hem de Azerbaycan Millet Meclisinde Milletvekili.

Bahtiyar Vahapzâde Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Başkanı Prof. Dr. Turan Yazgan´a gönderdiği mektupta diyor ki:

´19, Asırda Gaspralı´nın ortaya koyduğu ‘dilde, f ikir de, işte birlik” davasının ne kadar önemli olduğunu, bugün daha fazla hissediyoruz. Fakat yazıklar olsun ki, aradan 120-130 yıl geçmesine rağmen, bugün o idealin önemini bizim bir çok aydınımız bile tam manası ile anlayabilmiş değildir. Dehşet verici olan gerçek şudur:

Rus İmparatorluğu kendi hâkimiyetinde bulunan Türk halkının başına bin bir türlü bela sardı. Onları Sibirya çöllerine sürdü. Toplu katliamlar yaptı. Alfabelerini değiştirdi. Türkçe olan dillerini yasakladı. Türkistan gibi büyük Türk yurdunda yaşayan milletimize farklı adlar verdi. Fakat buna rağmen Rus İmparatorluğu´nun asıl maksadına bazı aydınlarımız anlayamadı. Şimdi onlar Gaspralı´nın ortaya koyduğu birlik çağrısına ilgisiz kalıyorlar.  Gaspralı´nın idealini gerçekleştirmek için, ilk önce bütün, Türk halkları arasında alfabe birliğini sağlamalıyız. Çünkü alfabe birliğimiz olmadan dil birliğimiz olmaz. Dil birliğimiz olmadan fikir birliğimiz olmaz. Fikir birliği olmayınca da iş birliği yapmamız imkansızlaşır. Türk birliğini istemeyen Sovyet İmparatorluğu her bir Türk halkına ayrı bir Kiril alfabesi vererek bizi birbirimizden ayırdı. Ama biz bu meselenin kökünde yatan asıl maksadı anlayamadık.

Bahtiyar Vahapzâde devam ediyor:

“Peki şimdi ne yapmalı? Türk halkının asırlar büyü birbirinden ayrı düşmesi dilde de büyük farklar meydana getirdi. Bu yüzden eski Sovyetler Birliğinde Türk halkları kendi ana dilleriyle birbirlerini yeteri kadar anlayamadılar. Ortak bir dil olarak Rusçayla konuşmaya başladılar. Bu ise bizim için büyük bir facia idi.

Ben bunu Türk olarak, kendime büyük bir hakaret sayıyorum. Ve çıkış yolu olarak  bütün Türk halkları için iletişim dili olarak Türkiye Türkçesinin esas alınmasını istiyorum. İstiyorum ki: her Türk, kendi ülkesinde kendi lehçesinde konuşsun yazsın. Ama aramızda yapılacak toplantılarda her birimiz için iletişim dili olarak Türkiye Türkçesini esas alalım. Ben bu fikrimi ortaya attığımda Kazak ve Kırgız arkadaşlarımız memnun kalmadılar. Benim sözlerime sadece Özbek şâiri Cemal Kemal katıldı.

Sovyetler Birliğinde yaşayan halkların bir belası da, kendi ana dillerinden yıllarca uzak düşmeleridir. Bu yüzden özellikte Türkistan halkları kendi ana dillerini değil de, Rus dilinde eğitim veren okullarda okumak mecburiyetinde kaydılar. Ve neticede ana dillerini unuttular. Bu belâ Azerbaycan Türklerin´de biraz var ama yeni bir bela şudur ki, Rusça yerini ve etkisini İngilizce ´ye bıraktı. Bakü´nün aynı zamanda Ankara´nın sokaklarında geçerken. Gözüme İngilizce yazılmış reklamlar batıyor. Ben bu meseleyi Millet Meclisinde dile getirdiysem de beni destekleyen olmadı.  Çünkü yüksek makamlarda oturan kimselerin çoğu Rusça konuşuyor. Yani onlar Rusça eğitim görmüşlerdir. Rusçanın yerini İngilizce aldı. Peki bu millete yazık değil mi? Bu millet, kendi vatanında, kendisine sahip çıkamayacaksa nerede sahip çıkacak? Çocuklarımızda milli şuur hissini uyandırmak için eğitimin mutlaka ana dilde yapılması lazım. Ama biz başkasının gölgesinde olmayı, milli benliğimizden daha yüksekte tutuyoruz. İngiliz filozofu Humboldt diyor ki:

“Bir milletin ana dili, o milletin ruhudur. Maneviyatıdır”

Rus pedegoğu Uşunski diyor ki:

“Ana dilinde eğitim almayan bir çocuk büyüdükten sonra yüzüne ne kadar vatanperverlik maskesi taksa da ait olduğu millete değil, dilinde eğitim gördüğü millete hizmet edecektir.”

Bahtiyar Vahapzâde, akıl sahibi, idrak sahibi, insaf sahibi her Türk´e şu soruyu soruyor. Diyor ki:

“Ömrüm boyu düşünmüşümdür, acaba biz niçin kendimizden başka herkese benzemek istiyoruz? Ve biz niçin, önümüzü. Kökümüzü kötülemeyi ilericilik olarak değerlendiriyoruz?”

Muhterem dostum Bahtiyar Vahapzâde´ye binlerce selam olsun. Bende bu Sözün Doğrusu programında bir sorunun cevabını almaya çalışıyorum:

Acaba biz niçin kendimizden başka herkese benzemek istiyoruz? Ve biz niçin özümüzü kökümüzü kötülemeyi ilericilik sayıyoruz?

Anahtar Kelimeler: BAHTİYAR, VAHAPZ, SORUSU
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
DEVRİK CÜMLE (12 Haziran 2018 - Salı)
DEVAM ETMEK-SÜRMEK (05 Haziran 2018 - Salı)
DEPREMİN ALETSEL ŞİDDETİ (29 Mayıs 2018 - Salı)
“DEPREMİN ALETSEL BÜYÜKLÜĞÜ” (01 Mayıs 2018 - Salı)
DECCALI DEKKAL DİYE OKUMAK KİBARLIĞI (24 Nisan 2018 - Salı)
CANKUŞU-YAŞAMINI YİTİRDİ (10 Nisan 2018 - Salı)
BÜYÜK HARFLER NERELERDE KULLANILIR? (03 Nisan 2018 - Salı)
BEYAZ TÜRKÇENİN BÜYÜK ŞAİRİ (20 Mart 2018 - Salı)
BAYRAM CEMRESİ (13 Mart 2018 - Salı)
AVUSTURALYADA İNGİLİZLEŞEN TÜRKLER (06 Şubat 2018 - Salı)
AŞGABATTA KİTAP (30 Ocak 2018 - Salı)
DİLDE BİRLİĞİMİZİ BOZANLAR (06 Kasım 2017 - Pazartesi)
Dilde Birlik, Fikirde Birlik, İşte Birlik (30 Ekim 2017 - Pazartesi)
Mesela mı örneğin mi diyelim? (16 Ekim 2017 - Pazartesi)
Çaya Çorbaya Yoğun (10 Ekim 2017 - Salı)
CANKUŞU-YAŞAMINI YİTİRDİ (02 Ekim 2017 - Pazartesi)
Ana Dil mi, Ana Dili mi? (13 Eylül 2017 - Çarşamba)
SİVAS´TA İNANILMAZ BİR GELİŞME (05 Eylül 2017 - Salı)
ARGO (28 Ağustos 2017 - Pazartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Bilginin mürekkebi, şehidin kanından kutsaldır

Hz. Muhammed