AZERBAYCAN TÜRKÇESİ TÜRKİYE TÜRKÇESİ
Tarih: 13.2.2018 16:19:23 / 576okunma / 0yorum
Yavuz Bülent Bakiler

Dünyada dilin ve dininin millet hayatındaki büyük önemini en iyi anlayan devletlerin başında Rusya da var. Ruslar, Türkistan´ı ve Azerbaycan´ı işgal ettikten sonra, ilk imkânda soydaşlarımızın dinlerini ve dillerini yok etmeye çalıştılar. Çarlık Rusya Marksizm´e geçince, bizim bütün Türkistan´da 18.856 cami ve mescidimizi yıkıp yok etti. 856 camimizde ise Allahsızlık Dernekleri açtı. Sonra Türkçe yerine Rusya´yı yaygınlaştırdı. 1990 yılında Marksist imparatorluk kendiliğinden çökünce Türkistan´ın bazı bölgelerinde Türk halkının % 40´ı % 50´si Rusça konuşuyor, kendi ana dilini bilmiyordu.

Moskova´ya göre Ahıska Türkeri´nin dışında Sovyetler ´de Türk yoktu. Mesela Azerbaycan Türkleri, Moskova´ya göre Kat´iyyen Türk Değildi. “Azerbaycan halkıydı” ve onlar kat´iyyen Türkçe konuşmuyorlardı. “Azerbaycanca” danışıyorlardı.

Ben Azerbaycan´a ilk defa 1980 yılında gittim, sonra o can Azerbaycan´da onbir defa daha bulundum. Azerbaycan benim yüreğimde bir şahdamarıdır. Bu Oğuz, bu Türkmen yurduyla ilgili 15 televizyon programı hazırladım ve sundum. Azerbaycan´da gördüm ki, halk kendisini Türk olarak bilmekte ve Türkçe konuştuğunu söylemektedir. Yine Azerbaycan´da gördüm ki Komünist partisinde kayıtlı olanlar, yani Azerbaycan komünistleri ne Türklüğü kabul etmektedirler ne de konuştukları dilin Türkçe olduğunu söylemektedirler. Komünistlere göre, onlar Azerbaycan halkındandırlar ve Azerbaycanca konuşmaktadırlar. Ben Azerbaycan´da katıldığım bütün toplantılarda o Moskova yanlılarına inatla ve ısrarla anlattım ki. Bizim Azerbaycan Türkleriyle dilimiz birdir, dinimiz birdir, kültürümüz birdir, kanımız birdir. Bizde Oğuz boyuna mensubuz, Azerbaycan Türkleri de.

1982 yılında Azerbaycan´a ikinci gidişimde, bana komünist bir genç rehber olarak verdiler. Rehberim ateşli bir komünisti rehber olarak verdiler. Rehberim ateşli bir komünist olduğu için diğerleri gibi Türklüğü kat´iyyen kabul etmiyor, konuştukları dilinde Türkçe değil Azerbaycanca olduğunu iddia ediyordu. Bir gün o genç rehberimle birlikte Bakü´den Sumgayıt şehrine doğru yola çıktık. Otomobille giderken doğrusu bu ya, onu biraz düşündürmek istedim. Dedim ki:

“Ay gardaş, bizde, Türkçe´de sayılır bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi, sekiz, dokuz, on diye başlar ve devam eder. Azerbaycan´da sayılar nasıl başlar?”

Dedi ki:

“Bizde de bir, iki, üç, döt, beş, altı, yeddi, seggiz, dogguz, on diye başlayır.”

Ben çok şaşırmış gibi yaparak:

“Allah Allah” dedim. “Büyük tesadüfe bak! Dillerimiz ne kadar çok birbirine benziyor.”

Sonra ona, başımı işaretleyerek tekrar sordum:

“Türkçe´de biz buna baş, saç, kaş, göz, burun, dudak, diş, dil diyoruz. Acaba siz Azerbaycan dilinde bunlara ne diyorsunuz?”

Tam manasıyla köşeye sıkıştı. Başını önüne eğerek:

“Biz de baş, saç, gaş, göz,burun, dudak, diş, dil deyirik” dedi.

Bende çok şaşırmış gibi yaparak ellerimi bir birine vurdum.

“Allah Allah” dedim. “Şu tesadüfe bak! Dillerimiz ne kadar da çok birbirine benziyor?”

Sonra ona uzak dağları, bulutları, ağaçları, gökyüzünü, suları, çiçekleri, güneşi, kuşları, bir bir göstererek ama isimlerini önce ben Türkçe söyleyerek sordum:

“Ya bunlara siz Azerbaycan dilinde ne diyorsunuz?”

Verdiği cevaplar hep aynıydı.

“Biz de dağ deyirik, ağaç, bulut, su, güneş, gruş deyirik”

Ben her defasında hayretlere düşer gibi yapıyor, “Olamaz!Olamaz” diyordum. “Bu kadar tesadüf olamaz. Şaşırdım kaldım doğrusu!” Azerbaycan ile Türkçe birbirine ne kadar benziyor?

Derken bir köprü üzerinden geçerken tekrar sordum:

“Ay gardaş” dedim.

“Türkçe´de biz buna köprü diyoruz, bunun Azerbaycancası nedir acaba?” Gülümsedi,

“Biz buna köprü deyirik” dedi.

Toprağı göstererek sordum:

“Peki Azerbaycan dilinde siz bu toprağa ne diyorsunuz?”

“Biz ona torpağ deyirik” diye gururlandı.

Ben çok ciddi olarak “haaa” dedim. “Şimdi anladım ki bizim dillerimiz gerçekten çok farklı ve ayrı imiş. Biz toprak diyoruz, siz torpağ diyorsunuz. Toprak başka torpağ başkadır. Biz köprü diyoruz, siz körpü diyorsunuz. Dillerimiz başka olduğuna göre siz Türk de olamazsınız. Çünkü bir millet aynı dili konuşuyor. Aynı milletin böyle ayrı dili olur mu?”

Muhatabım susup kaldı. Bu hadiseyi neden anlattım biliyor musunuz? Azerbaycan Türkçesi ile Türkiye Türkçesindeki ortak kelimelerden mesela hayatı, şartı, eseri, edebiyatı, ihtiyacı, şehiri, fikiri, imkanı, tabiatı, şüpheyi, hatırayı dilimizden koparıp atanlar acaba kime hizmet ediyorlar dersiniz; hiç düşündünüz mü?

 

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
DİVAN EDEBİYATIMIZ ÜZERİNE (22 Temmuz 2018 - Pazar)
DEVRİK CÜMLE (12 Haziran 2018 - Salı)
DEVAM ETMEK-SÜRMEK (05 Haziran 2018 - Salı)
DEPREMİN ALETSEL ŞİDDETİ (29 Mayıs 2018 - Salı)
“DEPREMİN ALETSEL BÜYÜKLÜĞÜ” (01 Mayıs 2018 - Salı)
DECCALI DEKKAL DİYE OKUMAK KİBARLIĞI (24 Nisan 2018 - Salı)
CANKUŞU-YAŞAMINI YİTİRDİ (10 Nisan 2018 - Salı)
BÜYÜK HARFLER NERELERDE KULLANILIR? (03 Nisan 2018 - Salı)
BEYAZ TÜRKÇENİN BÜYÜK ŞAİRİ (20 Mart 2018 - Salı)
BAYRAM CEMRESİ (13 Mart 2018 - Salı)
BAHTİYAR VAHAPZÂDE´NİN SORUSU (28 Şubat 2018 - Çarşamba)
AVUSTURALYADA İNGİLİZLEŞEN TÜRKLER (06 Şubat 2018 - Salı)
AŞGABATTA KİTAP (30 Ocak 2018 - Salı)
DİLDE BİRLİĞİMİZİ BOZANLAR (06 Kasım 2017 - Pazartesi)
Dilde Birlik, Fikirde Birlik, İşte Birlik (30 Ekim 2017 - Pazartesi)
Mesela mı örneğin mi diyelim? (16 Ekim 2017 - Pazartesi)
Çaya Çorbaya Yoğun (10 Ekim 2017 - Salı)
CANKUŞU-YAŞAMINI YİTİRDİ (02 Ekim 2017 - Pazartesi)
Ana Dil mi, Ana Dili mi? (13 Eylül 2017 - Çarşamba)
SİVAS´TA İNANILMAZ BİR GELİŞME (05 Eylül 2017 - Salı)
ARGO (28 Ağustos 2017 - Pazartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
İlim, kendini bilmektir.

Yunus Emre