Aylar var ki…
Tarih: 6.6.2017 16:19:22 / 557okunma / 0yorum
Mahmut Erol Kılıç

Şiirde, türküde “Aylar Var Ki…” diye başlayan çok sözler vardır. Bir ayrılık, bir hasret ve bir kavuşma özlemi bu sözlerle başlar. O an, o ay, o kavuşma ayı sabırsızlıkla beklenir.
Bu söze, edebi sanatlardaki hüsn-i ta´lil denen bir tarzla baktığımız zaman hem “aylar arasında öyle bir ay var ki” diyerek rüçhaniyet ve hem de “aylar var ki onu beklerim” diyerek hasret anlamları yüklenebilir.
Bu manada bir yönüyle ayların içerisinde farklı bir ay olarak karşımıza çıkan Ramazan diğer bir yönüyle bir hasret, bir kavuşma ayı olmaktadır. Bu günlerde idrak ettiğimiz bu ay üzerine çok şeyler söylendi, söyleniyor.
Biz isterseniz önce biraz metafiziğini yapalım meselenin.
Aylar var ki…
Haber Merkezi Yeni Şafak
Zaman, zât-ı uluhiyyetin fâni olan uzay-zaman düzleminde sıfatları ve fiilleri ile zuhura geliş sürecinin fiziksel adıdır. Binanaleyh zuhur veyahut yaratılış uzayda sonsuza doğru mütemadiyen bir yayılmanın, bir açılmanın vetiresi olduğu için bu süreç beraberinde “süre”yi de doğurur. Bir bakıma süre süreçten doğar. Yani her süreç bir süredir. İlk an olan “KÜN” ile başlayan bu kronometre saliselere, saniyelere, dakikalara, saatlere, günlere, haftalara, aylara, yıllara ve asırlara doğru bir yayılım, bir açılım gösterir… Fakat hangi düzeyde olursa olsun hepsi de “an”ların toplamından ibarettir. Hepsinin içinde o “An” vardır. O zaman ân´a sövmeyin derken Hz. Peygamber acaba ne kasdetmektedir sizce?
Bu anların yoğunlaştığı zaman dilimleri vardır. On iki ayın içerisinde Receb ile başlayıp, Şaban ile devam eden ve Ramazan´da zirve yapan bu yoğunlaşma ancak yüksek idrak düzeylerinde bilinir. Arifler Recep ayı filler tecellisi, Şaban esmâ tecellisi, Ramazan ise zât tecellisi aylarıdır derler. Bu yüzden Ramazan ile Hak Teala arasında hususi bir irtibat vardır. Mekan düzleminde Kabe ve Allah irtibatı ne ise zaman düzeyinde Ramazan ve Allah irtibatı da odur. Bu sebepten bu ayın içinde yüksek tecelliler olur. Kelam, yani Kur´an bu ayın içinde ve içine nüzul eder. Kadir gecesi daha çok bu aya tesadüf eder. İnsanı maddenin uyuşturucu ve cezbedici bağımlılığından bu aydaki oruç ameli kurtarır. Hak Teala, her ibadetin bir karşılığı vardır, ama oruç ibadetinin karşılığı bizzat benimdir, bana aittir derken hususi bir tecelliden bahseder. Dıştan alınacak bir şeye ihtiyaç duymadan hayatiyetini sürdüren yegane varlık es-Samed olan Allah´tır. Oruç tutan kişi de tıpkı içten beslemeli hermetik sobalar gibi dışarıdan bir gıda almadan durabiliyorsa bu fiili ile O´na benzemeye çalışır ve Abdussamed olur. Ramazan´ı (böyle) tanıyan sonunda Bayram eder demişler. Yükselişte aldıklarını yeryüzü insanlarına hediye olarak getirir. İnsanlar da bunlardan istifade ederler.
Ramazan´ın dikey boyutundan sonra şimdi de yatay boyutuna gelelim. Yani Ramazan sosyolojisine. Bu konu nedense bazı dindarlık iddiasında olanları rahatsız etmektedir. Maneviyat ayı, ibadet ayı olması gereken Ramazan ayının sadece iftar sofraları ayı olmasından, teravih namazına gidenlerden çok Ramazan panayırlarına, eğlencelerine gidenlerin çokluğundan şikayet ederler. Şunu iyi bilmek gerekiyor ki herkes dikey boyutu yaşamak isti´dat ve kudretinde değildir. Bu hep böyle olagelmiştir. Peygamberin arkasında namaza duranlardan bazıları (ki sahabe idiler) aylardır gelmeyen kervanın sesi uzaktan gelmeye başlayınca namazlarını bozarak kervana doğru koştular. Bozmayıp ibadetine devam edenler olduğu gibi bunlar da oldu. Yani sahabi bile olsa herkes aynı mertebede değildir. Her zaman için bazıları dinin yatay boyutundan hoşlanacaklardır.
Burada esas problem yine hiyerarşi, yani meratib problemidir. Esası ve manayı veren metafizik boyuttur. Dikey olandır. Bu düzeyi Hindu dininde Brahmanlar, İslam´da ise Arifler temsil eder. Ariflerin yaşadığı Ramazan ile ârif olmayanların yaşadığı Ramazan arasında bir fark olması doğaldır. İdeal düzey hüküm koyucu, belirleyici, anlam verici düzeydir. Vâkıalar düzeyi ise oluş ve bozuluş düzeyidir ve bu yüzden hüküm koyamaz. Bu şu demektir.. Ramazan´ın asli manasını hep hatırda tutmak ve salahiyeti ona vermek koşuluyla diğer alt düzeylerde de algılanması ve yaşanmasında bir mahzur görmemek. Ta ki bu alt düzeyler esas belirleyici ve hüküm koyucu olmadıkları sürece. Böyle olmazsa o zaman dindeki her şey gibi Ramazan ayı da ilk kuruluş gayesinden sapar bambaşka bir hal alır. Dünya milletlerinin kutladıkları pek çok la-dini bayramların dahi kökenlerinin dini bir ritüelin zamanla dönüşmesiyle oluştuğu bir hakikattir. Bunun tam tersi oluşumlar da olur. Bazı la-dini oluşumların zamanla kutsallaştırılması gibi. Mesela Kolombiya´daki Che Guevara Kilisesi örneği..
Mühim olan ast üst ilişkisini muhafaza etmektir. Çok şükür ki gerek Ramazan ayı olsun ve gerekse diğer konular olsun İslam´da neyin asıl neyin tâli olduğunu bizlere öğreten binlerce âriflerimiz geldi geçti. Onların aydınlattığı yolda bir kargaşa olması söz konusu değil. Bu sebepten bazı vatandaşlarımız rahat olsunlar ve de insanları da rahat bıraksınlar. Eğer en üst düzeyde Ramazan´ı idrak etmek istiyorsalar insanların amellerini ölçüp tartmayı bir kenara koyup ârifler gibi bu ayda kendi içlerine açılsınlar, inzivaya çekilsinler, itikafa girsinler. Sadece mide orucu değil, söz orucuna da baksınlar. Daha sonra kalp ve fikir orucuna da ihtimam göstersinler. Sen´den başkasına orucum diyebilsinler. İnsanlığın hayrı için dua etsinler. Hastalar için dua etsinler. Bu düzeyde Ramazan´ı idrak edemeyen kardeşleri için de dua etsinler. Rabbim onlara da bu manevi lezzeti tattır desinler… Ama böyle yapmayıp dış alemde ne oluyor ne bitiyor diye gözlerini faltaşı gibi açanlar iç aleme kör olurlar. Sanki üzerine vazifeymiş gibi başkalarının günahlarının çetelesi tutmakla meşgul olanlar kendi benlik günahlarını görmezler. “Senin ben varım demen öyle büyük günah ki başka günah bununla kıyas kabul etmez” diyeni de işitmezler.
Ayların sultanı Ramazan´da dahi devam eden gıybet, dedikodu, iftira, hased, yalakalık ve tefrika gibi seviyesizlik hasletleri daha fazla içimizi kurutmasın diye böyle bir yazı yazmak istedim. Kaybolan yüksek değerler hiyerarşimize atıfta bulunmak istedim. Samed olduğu kadar Rahim de olan Ramazan bizi affetsin…

Anahtar Kelimeler: Aylar
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Bilgilendirme notu (17 Eylül 2018 - Pazartesi)
Ruhsallığı öldüren modern hayat (02 Eylül 2018 - Pazar)
Hoy´dan Hay´a (26 Ağustos 2018 - Pazar)
Düşünce sentezi yapabilmek (13 Ağustos 2018 - Pazartesi)
Yaz okulunda irfan dersleri (06 Ağustos 2018 - Pazartesi)
Düşüncesiz aksiyonerlik (30 Temmuz 2018 - Pazartesi)
Metodik yanlışa devam (23 Temmuz 2018 - Pazartesi)
Psikopatlar ve din (16 Temmuz 2018 - Pazartesi)
Aynoroz Adası´nda II (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Aynoroz Adası´nda -I (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Esas olan devletin bekâsıdır.. (28 Haziran 2018 - Perşembe)
Köpek yavruları ve biz (17 Haziran 2018 - Pazar)
Kadir kıymet bilmek (11 Haziran 2018 - Pazartesi)
Son 10 gün (05 Haziran 2018 - Salı)
İmparator Marcus (28 Mayıs 2018 - Pazartesi)
Sabır ve oruç (21 Mayıs 2018 - Pazartesi)
Sanman taleb-i devlet u câh etmeye geldik… (09 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Anadolu erenlerini bir bir kaybederken… (02 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Geleneksel tıp üzerinden ideolojik okumalar (11 Nisan 2018 - Çarşamba)
Tasavvufun içini boşaltan şeyhler (27 Mart 2018 - Salı)
İslâm´ın içini boşaltan Müslümanlar (21 Mart 2018 - Çarşamba)
Gençleri doğru yöneltmek (25 Şubat 2018 - Pazar)
Şîrâz… (06 Şubat 2018 - Salı)
Sofra sırları (29 Ocak 2018 - Pazartesi)
Bana göre İran´da ne oluyor? 2 (23 Ocak 2018 - Salı)
Bana göre İran´da ne oluyor? 1 (17 Ocak 2018 - Çarşamba)
Bir ilmin nefsi müdâfaâsı (08 Ocak 2018 - Pazartesi)
Müslüman Biblicalistler (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
Mevlânâ endeksi (25 Aralık 2017 - Pazartesi)
Mevlânâ endeksi (21 Aralık 2017 - Perşembe)
Dış politikada büyük oynamak (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Arap dünyası nereye gidecek (20 Kasım 2017 - Pazartesi)
Çevre ve biz (16 Kasım 2017 - Perşembe)
Mimari eserler de bir ruha bağlıdır (06 Kasım 2017 - Pazartesi)
Hüseyin misiniz, Yezid mi? (26 Eylül 2017 - Salı)
Elmalı´da Vehhâbîler (?) (20 Eylül 2017 - Çarşamba)
Hacc´ın ardından bazı tespitlerim (12 Eylül 2017 - Salı)
Aydınlanmış Medine´den selam (06 Eylül 2017 - Çarşamba)
Aydınlanmış Medine´den selam (29 Ağustos 2017 - Salı)
Din adamı vardır (22 Ağustos 2017 - Salı)
Benim İslâm üniversitem (14 Ağustos 2017 - Pazartesi)
İslam siyaset felsefesi tek midir? (07 Ağustos 2017 - Pazartesi)
Kudüs ortak hedefimiz olmalı (01 Ağustos 2017 - Salı)
15 Temmuz analizlerine devam (17 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Yaz üzerine metafizik değinmeler (08 Temmuz 2017 - Cumartesi)
Çocuklar kadar saf olmadıkça (13 Nisan 2017 - Perşembe)
Köy gençliği üzerine (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Kargalar ötmeye başlayınca bülbüller susar..

Mevlana