´Anlama sorunumuz´
Tarih: 29.9.2017 10:35:20 / 271okunma / 0yorum
Prof. Mustafa Çağrıcı

Zaman zaman gördüklerime, okuduklarıma ve ülkenin genel manzarasına bakarak, kasıtlı ya da kasıtsız okuma ve anlama yanlışlarının bizi kuşattığını hissediyorum. Bunun da yine bizi çepeçevre kuşatmış bulunan dinî, ideolojik ve siyasal bağnazlıklardan beslendiği kanaatindeyim. Elbette herkes ağzından çıkana dikkat etmeli; ne konuştuğunu, ne yazdığını bilmeli, bunun sorumluluğunu taşımalıdır. Ancak dinleyenler, okuyanlar da dinlediklerinin, okuduklarının anlamını ve amacını doğru kavramalı; sözün sahibine söylemediklerini mal etmemelidir.
Modern dönemde tabiat bilimlerinde bile tümevarım yöntemiyle ulaşılan sonuçlardan kuşku duyulabilirken soyut alanlara dair bir yazıdan, bir konuşmadan vatan hainliği, din düşmanlığı, cumhuriyet düşmanlığı gibi külli sonuçlara rahatlıkla gidilebiliyor. Doğal olarak bunlar hiçbir bilimsel ve ahlâkî temele dayanmadığı, yani yanlış olduğu için yanlış sonuçlar vermesi -bireysel ve toplumsal zararlar üretmesi- de kaçınılmaz oluyor.
Mesela yazınızda, konuşmanızda bir kişiye, kuruma veya fikre müspet yönleriyle bakıp değerlendirdiğinizde o kişiyi, o kurumu, o fikri bütün yönleriyle beğendiğiniz ve hatta savunucusu olduğunuz düşünülüyor. Bu yetmiyor; onun karşısında olan veya öyle konumlandırılan, kişi, kurum ve düşüncenin düşmanı olduğunuza kanaat getiriliyor.
Bu, daha keskin ve daha haksız sonuçlara götürecek şekilde siyasette de oluyor. Söz gelimi bir uzman –normal bir toplumda olması gerektiği gibi- ilgili siyasi kişi ve kurumların bir projesini, uygulamasını yanlış bulduğunu gerekçeleriyle yazabilir. İslâm ahlâkının “hüsnü zan” dediği ödevin de gereği olarak, doğru tutum, öncelikle bunun iyi niyetle yazıldığını düşünmek, ilgili siyasilere verilmiş bir katkı ve destek olarak yorumlamaktır. Ama ülkemizde çoğunlukla böyle bir eleştirel yazı ya da konuşmadan bir ‘toplam düşmanlık´ sonucu çıkarılıyor ve bazen gizli-açık bir linç süreci başlatılabiliyor.

***
Bu yanlış okuma ve anlamalar sadece karşı tutumlarda değil, destekleyici tutumlarda da aynıyla yapılıyor. Birinin spesifik bir konudaki analiz ve eleştirisini beğenenler de kafalarında hemen bir hedef üretiyor. Ve hüküm hazır: “Bravo hocam! Anlayan anlasın, adresini bulmuştur.” Böylece aslında analiz ve eleştiriyi yapana ait olmayıp, ona yapıştırılan isnatlar çeşitli seviyede mağduriyetler üretebiliyor.

***
Yapılması gereken nedir?
Yapılması gereken, bir konuşmacının, bir yazarın konuşma ya da yazısında kendisine koyduğu sınıra saygı göstermektir. “Kişi söylemediğinden sorumlu değildir.” Bu evrensel bir kuraldır. Söz gelimi ben, Batı kaynaklı uygarlığın bilimsel, teknik ve pragmatik başarılarıyla, ürettiği küresel ahlâkî gerçekliğin uyumsuzluğu üzerine bir analiz ve sorgulama yapmışsam: 1. Bundan asla genel bir karşıtlık üretilemez. Çünkü Batı uygarlığını oluşturan sayısız unsurlar ve bu uygarlığın insanlık için ürettiği sayısız imkânlar ve değerler var. 2. Bu eleştiriden asla Batı dışı dünyanın, daha özel olarak İslam dünyasının büsbütün günahsız olduğu sonucu da çıkarılamaz. Tam tersi, İslâm toplumları kendi elleriyle ürettikleri, hâlâ da inatla sürdürdükleri bir yığın yanlışları yüzünden bu yıkımlara karşı dirençsiz ve çaresiz kalmışlardır.
Zaman zaman biraz da ülkemizde, İslam toplumlarında ve dünyada hızla akan olayların etkisinde kalarak –nefsim de dahil olmak üzere- birçoğumuzun sergilediği yanlış tutumlar, sebepsiz ve haksız yere kırgınlıklara, düşmanlıklara ve mağduriyetlere yol açabiliyor. Böyle bir tutumdan herkesin, ama özellikle de dindar bilinen insanların şiddetle kaçınmaları gerekiyor. Çünkü bu tutum onlar tarafından sergilenince sonuçları ve vebalinin daha da ağır olacağı, yanlışlarımızın faturasının mütedeyyin kitleye ve giderek İslam´ın kendisine ödettirileceği açıktır.

Anahtar Kelimeler: Anlama, sorunumuz
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
‘Din dili´ sorunumuz (13 Temmuz 2018 - Cuma)
Veda Hutbesi üzerine (06 Temmuz 2018 - Cuma)
Seçim sonucuna farklı bakışlar (29 Haziran 2018 - Cuma)
Dinî bilgi ve Diyanet (21 Haziran 2018 - Perşembe)
Türkiye´nin dinî ve kültürel birikimi (17 Haziran 2018 - Pazar)
İslâm´ın güncel sunumu (07 Haziran 2018 - Perşembe)
Havanda su dövmek (25 Mayıs 2018 - Cuma)
Yüz yıl önce yüz yıl sonra Ramazan (18 Mayıs 2018 - Cuma)
İslâmiyet insaniyettir (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zâhirî-Selefî din yorumu (02 Mayıs 2018 - Çarşamba)
‘Kutlu Doğum´un ardından (26 Nisan 2018 - Perşembe)
İnanç sapması-Ahlak sapması (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Dil terörü (06 Nisan 2018 - Cuma)
Diyanet´in taahhütnamesi (26 Mart 2018 - Pazartesi)
Diyanet´in taahhütnamesi (22 Mart 2018 - Perşembe)
İlâhiyatlar ‘güncelleme´nin neresinde? (14 Mart 2018 - Çarşamba)
YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM (09 Mart 2018 - Cuma)
Sert konuşma! (07 Mart 2018 - Çarşamba)
Düşünme, istişare ve iş yapma üzerine (01 Mart 2018 - Perşembe)
‘Daha az daha çoktur´ (23 Şubat 2018 - Cuma)
Nasıl bir çağda yaşıyoruz? (16 Şubat 2018 - Cuma)
Akıl ve bilim çağında din (11 Şubat 2018 - Pazar)
“1/4 domuz”: Bir kafa yapısı (30 Ocak 2018 - Salı)
Tasavvuf hakkında okunacak bir kitap (09 Ocak 2018 - Salı)
Ev sahibinin günahı (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
İnsan olarak Hz. Peygamber (12 Aralık 2017 - Salı)
‘Büyük oyun´un nesiyiz? (29 Kasım 2017 - Çarşamba)
“Küp içindekini sızdırır” (21 Kasım 2017 - Salı)
‘Sünnet´e dair (10 Kasım 2017 - Cuma)
Din görevlilerinin eğitimi (05 Kasım 2017 - Pazar)
‘Hoca Efendi´ kimliği (29 Ekim 2017 - Pazar)
Cami dernekleri (22 Ekim 2017 - Pazar)
Cami ve medeniyet (13 Ekim 2017 - Cuma)
Mehdilik sempozyumu (07 Ekim 2017 - Cumartesi)
Buna ‘uygarlık´ mı diyorsunuz? (21 Eylül 2017 - Perşembe)
İbretlik ülke: Pakistan (17 Eylül 2017 - Pazar)
Müslümanlar ne kadar müslüman? (12 Eylül 2017 - Salı)
Ümmet ve Ümmetçilik (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
‘Bizim camia´nın sorunları (09 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İktisat felsefesi sorunumuz (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Diyanet ve din eğitimimiz (29 Temmuz 2017 - Cumartesi)
İslâm düşüncesinin kısa hikâyesi (07 Temmuz 2017 - Cuma)
“İslâm tevhid dinidir” ne demek? (30 Haziran 2017 - Cuma)
“Doğrusu nedir?” (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
Ramazan´a girerken (27 Mayıs 2017 - Cumartesi)
‘Din´ anlayışımız üzerine (23 Mayıs 2017 - Salı)
Gündemdeki konu: İslâmcılık (16 Mayıs 2017 - Salı)
‘Tekbir´ (10 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Kendin için istediğini…´ (18 Nisan 2017 - Salı)
Çatışma dili saygı dili (07 Nisan 2017 - Cuma)
Suizan ya da niyet okuma (22 Mart 2017 - Çarşamba)
Suizan ya da niyet okuma (17 Mart 2017 - Cuma)
Siyasetimizde güzel gelişmeler (02 Mart 2017 - Perşembe)
İslamofobi (10 Şubat 2017 - Cuma)
‘İğneyi kendimize…´ (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Hutbe ve hayat tarzı (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
Üniversiteler ve hocalar niye var? (06 Ocak 2017 - Cuma)
İlâhiyat öğretimimize dair (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
PISA raporunun düşündürdükleri (16 Aralık 2016 - Cuma)
‘Kadına şiddet´e farklı bir bakış (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Söküp atmalıyız´ ama nasıl? (29 Kasım 2016 - Salı)
“Hüve´l-Bâkî (16 Kasım 2016 - Çarşamba)
Cemaat müdafilerine… (06 Kasım 2016 - Pazar)
Din ve dünyevîleşme (22 Ekim 2016 - Cumartesi)
Müslümanlar ‘bütünleşebilir´ mi? (15 Ekim 2016 - Cumartesi)
‘Zor oyunu bozar´ (08 Ekim 2016 - Cumartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Erlerle sohbet seni de erlere katar.