Berat Demirci


ANA MUHALEFET YAHUT İTİLAF DEVLETLERİ

ANA MUHALEFET YAHUT İTİLAF DEVLETLERİ


Ana muhalefetin Türkiye ile ilgili bir hariciye politikası olmadığını söylemek mümkün değil; olduğunu da siyasî söylemleriyle anlamış bulunuyoruz. Ancak bu politikanın millî, hadi altı ilkeli cumhuriyetçilerin hoşuna gidecek haliyle söyleyelim kuvay-ı milliye ruhuna uygun bir yanı yoktur. İtilaf devletleri yahut AB yerli yerindedir ve muhalefet iktidara gelirse hariciye vekili olması muhtemel emekli monşer, onların politikasını ülkemize ufuk olarak gösteriyor. “Mavi Vatan” konusunda bahsedilen şahsın ifadesinin kendi görüşü değil, partinin görüşü olduğu da lider tarafından teyit edilmiştir. Dış politika deyince bunu dillendiren bir parti ister muhalefet olsun, ister iktidar itilaf devletlerinin temsilî yöneticisi görüntüsü vermektedir. İtilaf devletlerinin fiilen topraklarımızdan çekilmiş olması, iddialarından vazgeçtikleri anlamına gelmez.

Ana muhalefet olur da dahiliye politikası olmaz mı? Türkiyenin en büyük problemi ve yarım asırdan biri ayağına dolanan terör konusundaki görüşü, tam olarak ABD’nin dediğinin uzantısıdır. Kürt sorunu(!) denilmesi tek başına niyeti göstermektedir. Ana muhalefet partisinin başından böyle bir ses çıkması tam anlamıyla derin bölücülüğe işaret eder; taşıyan bu zilleti taşısın. Terörün şehre indirilmiş kadroları bu öneriyi bile beğenmedi; devletin bizzat terörist başı ile masaya oturması geraktiğini dile getirdi. Bu zırva değil, Amerikan tezinden bile ileri bir bölücülüktür ve tevil götürmez.

Muhalefetin resmî hariciye anlayışı itilaf devletleri ve terör devleti kurmayı biricik hedef olarak gören ABD ile mutabık gözüküyor. Seçime böyle gitmeyi düşünen bir ana muhalefetin iktidar olması demek, Türkiye’nin iki ay içinde Avrupanın oyuncağı haline dönüştürülmesi demektir. Bu haliyle öyle yahut böyle mevcut ana muhalefet bu ülkeyi yönetecek olsa: istihbaratı Mossad’a, ülke savunmasını ABD’ye, Akdeniz’i Yunanistana bırakır. HDP değil, böyle bir ana muhalefet zihniyeti ülke için daha büyük bir tehlike değil midir? Meşru omak bir şey ifade etmez; demokrasi, halka meşru olanları seçmeme hakkını vermektedir ve güzel yanı da budur.

İktidar, iktidarını sürdürmek istiyorsa muhalefetin bu söylemini el altından desteklesin, kafidir. Muhalefet, muhalefette kalmak için elinden gelenin fazlasını yapıyor. Bu kendi bilecekleri iştir, muhalefeti becerdiklerini de düşünüyor olabilirler. Yahu insan hiç olmazsa millî kahraman gibi değer gören Selçuk Bayraktar’a bir destek bildirir, tebrik eder; o kadarı bile yok. Muhalefet lideri her konuda iktidarın yaptığı her şeyi tersine döndereceği cevabını veriyor. İyi de demokrasilerde hükümetlik dediğin rey iledir, itilaf devletleri ile anlaşarak iktidar olma yolunu biz millet olarak kapattık. Başkanlık sistemine karşı çıkmaların sebebinin teknik olarak demokrasiyle ilgili olmadığını da net olarak anlaşılmıştır. Güçlendirilmiş parlamenter sistemin parlamenterlerinin darbeler karşısında nasıl zayıf kaldığını, darbelerin gerçek kurmayı ABD pekala bilir.

Halk, ana muhalefet partisini oylarıyla bir yere bağladı; özgür kalmaları için bu bağdan kurtulmaları gerekir. Oysa ısrarla bağlandıkları yerde kalmayı tercih etmektedirler. Seçim sath-ı mailine henüz girilmedi ama erkenden birilerine gelmekte olanı söylemiş olalım. Godoyu modoyu bekleyenler yine de beklesinler.

 



YAZARLAR