Ahmet Özdemir


ANA BABA SEVGİSİ

ANA BABA SEVGİSİ


Adamın iki oğlu varmış. Bir gün büyük oğlundan su istemiş. Oğlu hiç oralı olmamış. Küçük oğlu, suyun kendisinden isteneceğini anlayınca babasına seslenmiş:

- Baba, herkes söz anlamaz. Kalk bir sen iç, bir de bana ver!..

Bu fıkra, bir atasözünü çağrıştırdı:

“Babası oğluna bağ bağışlamış, oğlu babasına bir salkım üzüm vermemiş”

Anımsadığım ölçülü halk sözleri, hepimizin pay çıkarabileceği fıkra ve yukarıdaki atasözü yazımın başlığını ortaya çıkardı: Anne, baba sevgisi ...

Mayıs ayında anneler gününü, haziran ayında da babalar gününü kutluyoruz. Bu günlerde annelerimize, babalarımıza sevgimizi anlatan şiirler, güzel yazılar yayınlanıyor, radyo, televizyon programları yapılıyor. Kuşkusuz bu yıl da türlü etkinliklerle kutlanacaklar.

Gerçek olan şu ki; , Anneler Günü, Babalar Günü ilân edilmeden önce de Türk gelenek göreneklerinde ayrım yapılmadan anne ve baba sevgisi, Tanrı sevgisinin ardından, sevgilerin en kutsalı sayılırdı.

Boşuna mı söylemiş atalarımız, “Ana gibi yar, vatan gibi diyar olmaz” diye analarımızın, babalarımızın bizleri büyütmek için katlandıkları zorlukları, karşılıksız sevgilerini, acımızı acı, sevincimizi sevinç bilişlerini düşününce, onların değerini anlarız.

Anne ve baba sevgisi, yalnız Türk gelenek ve göreneklerinin temel direği değil, inanç dünyamızın da bizlere verdiği en güzel görevdir. Hazret’i Muhammed, anne ve babaya saygılı, sevgili olmayı öğütlemiştir:

“Allah’ın rızası ana ve babayı memnun ve razı etmekle kazanılır.”

“Cennet anaların ayakları altındadır.”

“Hiç şüphe yok ki üç kimsenin duası kabul olunur. Bunlar babanın çocuklarına duası, misafirin duası ve mazlumun duasıdır.”

İslamlık öncesi de Devlet Baba, Devlet Ana, göreneği vardır ki, bunlar ana-baba sevgisin yansımasıdır.

Türk insanını bir baba gibi kanatlarının altına alan, onu iç ve dış baskılardan koruyan devlet; ancak “baba” olabilir.

BABAM

Bu dünyaya kimler gelip gitmedi,

Tutkular ardında yelip gitmedi,

Fani kulluğunu bilip gitmedi,

Dili engin adam gibi bir adam;

Feleğin çarkında çığladı babam.

İrfan mektebini bilmiş okumuş,

Sabrı, şükrü ilmik ilmik dokumuş,

Merhameti, hoşgörüsü çok imiş,

Kutlu ongun, adam gibi bir adam;

İffeti özüne bağladı babam.

Geçim derdi dört yanını sarınca,

Didinen taşıyan koşan karınca,

Sebil etti var ömrünü varınca,

Gönlü zengin adam gibi bir adam;

Onurla rızkını sağladı babam.

Hem yetim, hem öksüz hem yoksulmuş,

Kimseyi incitmez bir garip kulmuş,

Atatürk aşkıyla yüreği dolmuş,

Aslı yengin adam gibi bir adam;

Coşkun ırmak gibi çağladı babam.

Sevgisi içinde hep gizli kaldı.

Bizim için onca hayale daldı.

Büyüttü okuttu yadeller aldı.

Huyu dingin adam gibi bir adam;

Yolumuza bakıp ağladı babam.

Gurbet acısına acı eklemiş,

Dualarla evlât yolu beklemiş,

Yükü ağır gelmiş, kalbi teklemiş,

Ruhu bengin adam gibi bir adam;

Göçtü yüreğimi dağladı babam

Rahmetli babam in ardından duygularımı bir manzumede dile getirmiştim. Prof. Dr. Arif şanlı lütfetmiş Nihavent makamında bestelemiş. Çok sevinmiştim. Yazımın sonuna klipini ekledim.

Anne, baba sevgisini anlatan ve gelenek göreneklerimizde yaşayan pek çok atasözünü, fıkrayı, maniyi, türküyü, halk şiirini sıralamamız mümkün.

Sözün özü şu manide toplanmış:

“Ana başa taç imiş / Her derde ilaç imiş / Bir evlât pir olsa da / Onlara muhtaç imiş.”

Geleneğimizdeki anne, baba sevgisinin nedenini anlatacak daha güzel ne olabilir?