Almanlar Balkanlara el atıyor!
Almanlar Balkanlara el atıyor!
Tarih: 2.9.2014 09:51:12 / 503okunma / 0yorum
AKİF EMRE

Türkiye doğal olarak devletin zirvesindeki değişime dikkat kesildiği sırada Almanya`da bizi yakından ilgilendiren bir toplantı yapıldı. Birinci Dünya savaşının başlamasının 100. yılında Berlin`de toplanan Balkan Konferansı tam bir Alman stratejik vizyonunun eseri. Avrupa`nın geleceğinin şekillenmesinde Doğu Avrupa`nın, özellikle de Balkanların alacağı rol ve buna hangi stratejik vizyonun şekil vereceği önemli.

Batı Balkanlar Konferansı adıyla 28 Ağustosta Berlin`de toplanan ülkelerin özellikleri, coğrafi ve ekonomik konumlarına bakıldığında bu toplantının Türkiye`yi de ne kadar yakından ilgilendirdiği açıkça görülür. Her şeyden önce toplantının ana başlığı için `Balkanlar` kelimesinin seçilmesi çok anlamlı. Amerika`nın yeni Avrupa konseptinde bölge `Güneydoğu Avrupa` olarak anılmaya başlanmasına rağmen alternatif bölge politikasıyla Almanya`nın bölgenin tarihi ve kültürel temellerine gönderme yaparak `Balkanlar`ı kullanması önemli. Türkiye`nin bile, Osmanlı mirasına sahip çıkamayarak uluslararası düzeyde terk ettiği Balkanlar terminolojisinin Almanlar açısından ne anlama geldiğinin işareti olarak okunabilir.

Toplantının tüm Balkanlardan ziyade Batı Balkanlar adı altında toplanması çözüm bekleyen sorunlara Almanların müdahalesidir. Güneydoğu Avrupa`da askeri üsler kurmasının dışında sorun/çatışma alanlarını çözmeden bırakan, Bulgaristan Romanya gibi ekonomik ve sosyal olarak son derece standart dışı ülkelerin NATO üyeliğine paralel olarak AB`ye girmelerini sağlayan Amerika`ya alternatif bir Balkan stratejisi açıkça görülüyor. Batı Balkanlar başlığı altında Amerikan nüfuzu altındaki ülkeleri dışta tutarken Balkanların tümünde dikkate alınmaması imkansız olan Türkiye`yi de denklem dışına itmiş oluyor.

Katılan ülkelere bakıldığında Yugoslavya`nın parçalanması ve soğuk savaş sonrası döneminin sorunlarını çözmeden dondurulmuş halde bekleyen ülkeler dizisi göze çarpar. Arnavutluk, Kosova, Bosna; Sırbistan, Hırvatistan, Makedonya, Slovenya... Bu ülkelerin hemen hemen tümüyle Türkiye`nin gerek kültürel/tarihi, gerek siyasi, gerekse demografik anlamda vazgeçilmez bağları var ve bu ülkelerin geleceğinde etkisi olması gerekir. Oysa Almanlar AB`deki nüfuzlarını, siyasi ve ekonomik ağırlıklarını kullanarak bu bölgenin kendi nüfuz alanları içinde şekillenmesini istiyor. Temel gerekçe de bu ülkelerin AB üyeliğine geçiş vizyonuna yardımcı olmak.

Tarihsel olarak Avrupa`nın geleceğini biraz da Doğu ile ilişkileri belirler. Özelde Almanların Rusya ve Osmanlı ilişkisi olarak bakılabilir bu duruma. Ukrayna krizinde her ne kadar Amerika ve AB Rusya ile karşı karşıya gelmiş gibi görünse de bunu ABD`nin küresel rekabeti, bölgesel olarak da Almanya-Rusya karşılaşması olarak okumalı. Özellikle enerji yolları açısından Ukrayna-Rusya çatışması Almanları birinci dereceden ilgilendirmektedir.

Berlin`deki Batı Balkanlar Konferansı dışişleri ve ekonomi bakanları düzeyinde yapılıyor. Alınan kararların takibi için her yıl toplanılması kararlaştırıldı ki bu dilek ve temennileri aşan, yaptırımı ve takibi gerektiren, süreklilik arz eden kurumsal yapı anlamına gelir.

 

Bölgede birbiriyle savaşmış ülkelerin soranlarını giderme yönünde irade beklenirken özellikle Avrupa Birliği`ne geçişte gerekli olan idari, hukuki ve yapısal reformların hızla gerçekleştirilmesi kararı alınmış. Kriz bölgelerinde savaşı durduran ama krize neden olan sorunların hiç birini çözmeden bırakan Amerika yerine Almanya`nın AB adına krizleri çözmek için inisiyatifi söz konusu.

Oysa aynı kriz alanlarında Türkiye`nin de sözünün dinlenmesi gerekirdi! Kaldı ki Bosna Hersek`le Sırbistan arasındaki sorunun belli bir düzeyde çözülmesinde Türkiye`nin önemli katkısı olmuştu. Türkiye`nin devre dışı kaldığı bir Balkan Konferansında Sırbistan`la Bosna`nın, Kosova ile Sırbistan`ın arasındaki sorunların çözülmeye çalışılmasının anlamını düşünmek gerekli. Yahut tüm bu çatışma alanlarının yanı sıra Arnavutluk`un iç sorunları yahut Makedonya`nın uluslararası konumu gibi temel konularda Türkiye`nin devre dışı bırakılması ancak özel bir çaba ile dizayn edilmiş yeni düzen arayışı demektir.

Alınan kararlar arasında, AB sürecine hazırlık babındaki düzenlemeler bir yana iki unsur önemli: Biri siyasi ve askeri krizlerin ülkeler arasında uzlaşma ile giderilmesi, ikincisi ise enerji güzergahının güvenliği meselesi.

Bunun içinde ekonomik düzenlemeler de var tabii. Ekonomi söz konusu olunca Alman iş adamlarının bölgeye katkılarının artırılması ve Avrupa`nın en fakir bölgesini oluşturan bu ülkelerle Alman sermayesinin ilgilenmesi, zaten bölgenin büyük ölçüde Almanya`nın nüfuz alanına girmesi demektir. Mevcut Alman nüfuzunun siyasi, stratejik ve ekonomik olarak tamamlanması amaçlanıyor. Ukrayna krizi ile paralel düşünüldüğünde bu konferans yeni Avrupa dengelerinin ipuçlarını barındırmaktadır.

Birinci Dünya Savaşı`nın yüzüncü yılında Türkiye durumu ne kadar sağlıklı okuyabiliyor, ya da Türkiye`yi ve onun devraldığı tarihi mirası yok sayarak kurulacak Balkan dengesi ne kadar işleyebilir? Tarihe bakınca Osmanlı sonrasında Balkanların hali malum...

Şunu unutmamak gerek: İslam Balkanlar için bir azınlık sorunu ya da Osmanlı`nın zoraki mirası değildir. Müslüman halklar ve onların jeo-kültürel gerçekliği dikkate alınmadan yapılacak düzenlemeler yeni `balkanlaşma`lara yol açabilir. Zira Müslümanlar bölgenin asli unsuru olarak siyasi ve stratejik kararlarda belirleyici unsurdurlar.

Anahtar Kelimeler: Almanlar, Balkanlara, el, atıyor
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
İran toplumunun gelecek tahayyülatı (23 Mayıs 2017 - Salı)
PAPA ve Avrupa´nın yön duygusu (19 Mayıs 2017 - Cuma)
Özgürleştirici efendi modeli (14 Mayıs 2017 - Pazar)
Hindistan´ın dökülen makyajı: Keşmir (04 Mayıs 2017 - Perşembe)
Erguvanlar da yanar (02 Mayıs 2017 - Salı)
Kapitalizmin iğvasına kapılmak (29 Nisan 2017 - Cumartesi)
Ne söylediği önemli (24 Nisan 2017 - Pazartesi)
Bir ‘dil´in açtığı hasar (19 Nisan 2017 - Çarşamba)
Kimyası bozulan insanlık (07 Nisan 2017 - Cuma)
Reklamın sahte gerçekleri (05 Nisan 2017 - Çarşamba)
Batı ile hesaplaşma zamanı mı? (30 Mart 2017 - Perşembe)
Piramitlerin gölgesi (25 Mart 2017 - Cumartesi)
Bir fotoğraf karesinden taşanlar (24 Şubat 2017 - Cuma)
Değişen nedir? (21 Şubat 2017 - Salı)
Seküler çağın sonu (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
Sonlu teorilerin sonu (06 Şubat 2017 - Pazartesi)
Şehirlerin ahlakı (03 Şubat 2017 - Cuma)
Ayartıcı aydın hazzı (01 Şubat 2017 - Çarşamba)
Bir radikal portresi (29 Ocak 2017 - Pazar)
Boğaz´dan çıkan Arap Baharı (20 Ocak 2017 - Cuma)
Sistem, avansı geri istiyor (13 Ocak 2017 - Cuma)
Komplo ve umut (02 Ocak 2017 - Pazartesi)
Amerika neden veto etmedi? (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Parantezi kim, nasıl kapatacak? (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
Halep öfke hattı (17 Aralık 2016 - Cumartesi)
En son ne zaman? (04 Aralık 2016 - Pazar)
Yerlilerin işgali (29 Kasım 2016 - Salı)
Amerika´nın dünyaya çevrilen objektifi (31 Ekim 2016 - Pazartesi)
Sistemin sinir uçları (19 Ekim 2016 - Çarşamba)
Geleneksel sanat mümkün mü? (15 Ekim 2016 - Cumartesi)
Mahallenin gençlik sınavı (12 Ekim 2016 - Çarşamba)
Lozan´ın sesi Bağdat´tan gelir (10 Ekim 2016 - Pazartesi)
Filistinlilere -‘apartheid rejimi´ (09 Temmuz 2016 - Cumartesi)
‘Alman vekiller´ kimi temsil ediyor (11 Haziran 2016 - Cumartesi)
Şam ve Ankara´yı yaklaştıran korku (04 Haziran 2016 - Cumartesi)
Mermerde iz bırakan adam (31 Mayıs 2016 - Salı)
İslamcılık yerel mi, yerli mi? (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
Muhafazakar Makyevelizm (24 Mayıs 2016 - Salı)
Dağa çarpan hakikat gönüllüsü (17 Mayıs 2016 - Salı)
Nil´de zikir çağıltısı (25 Ağustos 2015 - Salı)
“Kudüs sevilmeden insanlığa girilemez” (16 Mayıs 2015 - Cumartesi)
Tarih, geçmiş, Ermeni meselesi (21 Nisan 2015 - Salı)
Bir siyasal metafor olarak Lozan (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Yerli olmadan çözüm hayal (27 Mart 2015 - Cuma)
Amerika’nın Netanyahu ile imtihanı (24 Mart 2015 - Salı)
HDP’nin sol ve etnik bagajı (08 Mart 2015 - Pazar)
Bir Özbek masalı (21 Şubat 2015 - Cumartesi)
Tarihçinin anıları nasıl okunmalı? (10 Şubat 2015 - Salı)
Bir kral öldü diyeler (06 Şubat 2015 - Cuma)
Hak etmek pay kapmak değildir (05 Şubat 2015 - Perşembe)
Kanın ideolojik debisi (03 Şubat 2015 - Salı)
İhvan şiddet sarmalına girerse... (02 Şubat 2015 - Pazartesi)
İstiklal Mahkemeleri efsanesi (31 Ocak 2015 - Cumartesi)
Avrupa’da Müslümanlar ve sol (29 Ocak 2015 - Perşembe)
Gırnata’da ilk ezan (23 Ocak 2015 - Cuma)
Din ve seküler merhamet (20 Ocak 2015 - Salı)
Öfke derin, fikir vasat (16 Ocak 2015 - Cuma)
‘Fransız kalma’nın dayanılmaz korkusu (08 Ocak 2015 - Perşembe)
Süreç ve şiddet sarmalı (01 Ocak 2015 - Perşembe)
İki farklı muhalif olma hali (30 Aralık 2014 - Salı)
Ortadoğu`ya “dahil olan” Avrupa (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Noel’in adını koymak (24 Aralık 2014 - Çarşamba)
Rus ‘gazı’na gelmeyelim (20 Aralık 2014 - Cumartesi)
Bölgeye müdahil olmadan dahil edilmek (16 Aralık 2014 - Salı)
Osmanlıca yahut hafıza söküm (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
Alevilik kimin sorunu? (05 Aralık 2014 - Cuma)
Eklemlenmek çürütür (01 Aralık 2014 - Pazartesi)
Havra ve siyasal şizofreni (28 Kasım 2014 - Cuma)
Devlet STK’sı (24 Kasım 2014 - Pazartesi)
Amerika’yı keşfetmenin bedeli (18 Kasım 2014 - Salı)
Müslüman tarihi mi, İslam tarihi mi? (17 Kasım 2014 - Pazartesi)
Türkiye`yi Tunus` parantezine almak (11 Kasım 2014 - Salı)
Kazanan değil kaybeden önemli (10 Kasım 2014 - Pazartesi)
ABD`nin yeni Pearl Harbor`u? (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Değerlerin ikonlaşması (04 Kasım 2014 - Salı)
Ümmet fikri öldü mü? (31 Ekim 2014 - Cuma)
Kobani`den Stalingrad çıkarmak (28 Ekim 2014 - Salı)
Söylemin esiri olmadan (28 Ekim 2014 - Salı)
Söylemin esiri olmadan (25 Ekim 2014 - Cumartesi)
Bana doğru soruyu sor (24 Ekim 2014 - Cuma)
Ertelenmiş eleştiri öldürür ! (17 Ekim 2014 - Cuma)
Süreç ve iki farklı kırılma alanı (16 Ekim 2014 - Perşembe)
`Ben demiştim` demeden (12 Ekim 2014 - Pazar)
Varoluş hükmünü savunuyorum (09 Ekim 2014 - Perşembe)
`Biden sistemi`nin gücü ve zaafı? (08 Ekim 2014 - Çarşamba)
Kredi kartı kadar itibar (25 Eylül 2014 - Perşembe)
Baas gerçekleştiremedi ama... (24 Eylül 2014 - Çarşamba)
Neo-oryantalizme IŞİD takviyesi (16 Eylül 2014 - Salı)
Bush`un ve Obama`nın 11 Eylül`ü (12 Eylül 2014 - Cuma)
İŞİD’in sosyolojisi (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
Euro İslam (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
NATO`nun temel çelişkisi (09 Eylül 2014 - Salı)
Modern kutsallık (05 Eylül 2014 - Cuma)
Eskiden de böyle miydi? (01 Eylül 2014 - Pazartesi)
Söylemin sosyal maliyeti (29 Ağustos 2014 - Cuma)
Devletin Müslümanlıkla imtihanı (29 Ağustos 2014 - Cuma)
Şehir üstüne güzellemeler (26 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
İlim, kendini bilmektir.

Yunus Emre