AL AT
Tarih: 24.10.2017 11:36:19 / 439okunma / 0yorum
Muzaffer Gücer

Sekiz yaşımda iken rahmetli dedem ile ilk defa trene binip, Tecer istasyonunda indik. Dayım at getirmişti dedem bindi, bende terkisine (arkasına) oturdum ve anamın köyü Küpeli ‘ye gittik. O gün beni ilk defa gören ebem, (anneannem) hem öpüp hem ağlıyor, “Zöhre´min guzusu gelmiş Allah´ım bunu da gördüm çok şükür” diye dua ediyordu. İki gün sonra, bakınca karşıdan görünen köye, kırk elli kadar atlı ile davullu zurnalı gelin almaya gittik. Köye yaklaşınca oradan bir atlı geldi, ona bir liste verildi ve o köye geri döndü. Daha sonra köyden atlılar geldi ve bunlardan birisi bizim düğün alayında atı en görkemli olana bir cirit attı. Cirit atılan kişi onu kovalayıp ona cirit attı. Oradan birisi fırlayıp bunu kovaladı. Bizim alaya yaklaşırken biri cirit savurdu. Bizim ekipten cirit atılan onu kovaladı. Böylelikle köye vardık. İnsanlar köyün girişinde bizi karşıladı. Daha önce verilen listeye göre isimler sırayla okundu. Hane sahipleri misafirlerini alıp evlerine götürdü. Hemen soğuk ayranlar ikram edildi. Ama ayranlarını pek sevmedim çünkü o köyde küpeli gibi çeşme akmıyormuş ve ihtiyaçlarını kuyudan temin ediyorlarmış. Belki onun için dikili bir ağaç bile yoktu ve suyu kıt olduğu için adı kötü köye çıkmıştı (şimdiki adı Kazanpınar). Daha sonra düğün evine gittik halaylar çekildi çeşitli oyunlar oynandı. Akşam herkes evine gitti, yemekler yenildi, tekrar düğün evine gidildi. Meydanda büyük bir ateş yakılmış yine halaylar çekilip oyunlar oynandı. Yatsı vakti yaşlılar namaz için camiye gitti, gençler oyuna devam etti. Daha sonra evlere dağıldık. Sabahleyin yağlı, ballı, börekli, çörekli bir kahvaltı yaptık. Davul zurna çalmaya başladı, düğün evine doğru yola çıktık. At ile gelenler ellerini ceplerine attı. Çünkü eğerlenip kapı önüne getirilen atların gemlerini evin çocukları tutuyor, bunlara bahşiş vermek adettenmiş. Dualarla evden çıkarılan gelin ata bindirildi ve dönüş başladı. Köye gelince, doğru düğün evine gittik. Burada bayrağın asılı olduğu sırığın tepesinde bulunan üzeri teleklerle süslü soğana birkaç kişi tabanca ile ateş etti. Amma vuramadıkları için hediyelik koç ev sahibine kaldı. Daha sonra yine dualarla gelin attan indi. Damat damdan gelinin tepesine şeker attı. Kayınpeder ise geline bir inek ile bir tarla verdi. Düğün de sona erdi. Dedem birkaç gün sonra döndü ben kaldım.
Ve ertesi gün tarlaya azık (öğlen yemeği) götürmeye başladım. Tarlası yakın veya yol üzerinde olan akrabalar heybeye kalabalığı fazla olanlar ise hurça (heybenin daha büyüğü) yemekleri ve mutlaka yoğurdu doldurup eşeğe yüklüyorlar bende üstüne binip yola çıkıyorum, dağıtma işi nerede son bulursa orada öğlen yemeğini yiyordum. O buz gibi göze suyu ile yapılan ( çalkama) ayranla tereyağlı bulgur pilavını, taze lavaşla yemesine doyum olmazdı. Daha sonra sırayla boşları toplar köye dönerdim. Benden büyük erkek çocukların işleri olduğu için bu görev benimdi. Bu iş ve köyde dolaşmak hoşuma gitti.Ertesi yıl okul tatilinde yine köye gittim. 3. yıl gittiğimde ilk gördüğüm dayım askere gitmişti. Askerden dönen iki dayımla tanıştım, mandalar yaşlandığı için satılmış, işler bir çift öküze kalmıştı. Büyük dayım çalışmayı sevmez kağnın gölgesinde yatar uyurdu. Hayat felsefesi “Verin yiyeyim, örtün uyuyayım, gözle canım çıkmasın” atasözüne uygundu.
Diğer dayımda askere giden dayıma göre biraz beceriksizdi. Bu ikisinin çalışmasıyla verim bir hayli düştü. Harman sonunda büyük dayım 30 koyun sattı üstüne de ne kadar verdi bilemem. Köyün zengininin iki atından birini ortak olarak aldı. At da at ha epey gösterişli maşallah. İştahı da ona göre. Zaten at almaya niyetlenmiş olacak ki bir tarlaya arpa bir diğerine de yulaf ekmiş. Ertesi yıl yaz tatilinde gittiğimde ilk yıllara göre süt yağ yoğurt azalmış, amma al at var ne olacak ise, at var amma gemi bile yok. Kafasında eski bir yular var. Aynen Kızılderililer gibi çıplak ata biner onu kırlara yaymaya götürürdüm. Anası otlarken tayı elimle tımar eder, okşar severdim. Ve onu sevdiğim için gidip gelirken anasını koşturmaz, hızlı sürmezdim. İlkbaharda duyduk ki al at çalınmış. Dayım deliye dönmüş yemeden içmeden kesilmiş. Bir hafta sonra jandarma gelip müjdeyi vermiş. Atın bulundu Maraş´a git teslim al. Borç harç para bulup Maraş´a gitmiş. Meğer çalan kişi pazarda çok ucuz bir fiyata satmak istemiş. Attan anlayan bir kişi karakola şikâyet etmiş ve polis de gelip adamı sorguya çekip sıkıştırınca itiraf etmiş. Dayım güle oynaya atı getirince koç kesip, ziyafet verip, mevlüt okutmuş sanki dünyalar onun olmuş.
Keşke at bulunmasa idi derdim çünkü o kadar masraf edildi. Kışın da yedi içti yattı. Tembel dayım akşam ahıra gidip bağlamaya üşenmiş. Komşunun 13-14 yaşlarında olan oğluna bu işi havale etmiş. Şimdi hatırlayamadım, çocuk ipi uzun mu tutmuş bilmem kısa mı tutmuş, ben olanlardan anlamam sabahleyin yine çayıra götürmek için ahıra gittiğimde baktım at yatıyor ve kafasını yere vuruyor. Dayımı çağırdım. Geldi uğraştı didindi amma atı bir türlü kaldıramadı at üç gün can çekişti ve öldü. Bu arada hem dayım hem de tay gözyaşı döktü. Anlaşmaya göre tay öbür ortağınmış o da gitti. Amma yoksulluk da kapıya çöktü çünkü dayım adeta uyurgezer oldu.
Onlar askerdeyken küçük dayım bir adamı azap ( yardımcı) tutmuş. Dayım adam ve büyük oğlu yazın tarlayı herk ( sabanla sürme) peşinden çayır, sonra arpa, yulaf daha sonra buğdayı biçip harmanı kaldırdıktan sonra ilkbahardan beri o evde yiyip içen ailenin, kışlık yiyeceklerini üst baş ihtiyaçlarını karşıladı. Amma at sevdalısı büyük dayım bir yıl sonra doyasıya ekmek yesin diye 12 yaşındaki oğlunu başkasına azap verdi. Al at sevdası evden ve dayımdan çok şey götürdü.

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Vah anam, vah! Günlerde nasıl gısalmış… (17 Ağustos 2017 - Perşembe)
EVVEL ZAMAN İÇİNDE ÇOCUKLUĞUM (21 Nisan 2017 - Cuma)
ODUN PAZARI (01 Mart 2017 - Çarşamba)
SİVASIN ÜÇ GÜZELİ (29 Ocak 2017 - Pazar)
MONTEIGNE´nin Denemeleri Üzerine (08 Ocak 2017 - Pazar)
SİVAS´TA GIZ İSTEME (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
BİLMEM HALA SÖYLENİR Mİ? (09 Kasım 2016 - Çarşamba)
GARİPLER MEZARI (12 Ekim 2016 - Çarşamba)
SÜREKÇİLER (21 Eylül 2016 - Çarşamba)
MONTEIGNE´nin Denemeleri Üzerine (24 Haziran 2016 - Cuma)
Zavallı Mundar (pis) Irmak‏ (26 Mayıs 2016 - Perşembe)
KÜRÜN ( HAMAM KURNASI ) GAPMA‏ (08 Mart 2016 - Salı)
Sivas´ın Parkları ve Paşa Fabrikası (02 Şubat 2016 - Salı)
DATLI SU (12 Ocak 2016 - Salı)
YANDAN ÇARKLI‏ (28 Aralık 2015 - Pazartesi)
CİCİ ANNENİN TALİBİ‏ (30 Kasım 2015 - Pazartesi)
SİVASIN DEĞİRMENLERİ (12 Kasım 2015 - Perşembe)
BACA PİLAVI (19 Ekim 2015 - Pazartesi)
Yün Çıbığı ( çubuğu) (10 Eylül 2015 - Perşembe)
FESHANE GÜNLERİ (22 Temmuz 2015 - Çarşamba)
MİSAFİRİN KISMETİ (04 Temmuz 2015 - Cumartesi)
SİVAS´IN CAMBAZLARI (29 Haziran 2015 - Pazartesi)
Paşam Uyanık Diye (27 Mayıs 2015 - Çarşamba)
EĞRİLCE (SİVAS DEYİŞİYLE ARİLCE) (05 Mayıs 2015 - Salı)
ERMENİ KOMŞULARIMIZ (21 Nisan 2015 - Salı)
GARLI DAĞLAR (17 Şubat 2015 - Salı)
Attarlar (Sivaslı deyişiyle Ettarlar) (26 Ocak 2015 - Pazartesi)
Bizim Gapgaçcılar (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Tel Helvası (18 Kasım 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:54 07:38 12:38 15:02 17:20 18:51
İman iki eşit parçadır. Yarısı sabır,yarısı şükürdür.

Hz. Muhammed