Ö. Emir Doğan


ADAY ÖĞRETMENLİK VE ÖĞRETMENLİK KARİYER BASAMAKLARI TASLAK YÖNETMELİĞİ 

3/2/2022 tarihli ve 7354 sayılı Öğretmenlik Meslek Kanununun yasalaşmasıyla, Aday Öğretmenlik ve Öğretmenlik Kariyer Basamakları Yönetmelik Taslağı hazırlanarak eğitimcilerin görüşlerine açıldı. 


Aday Öğretmenlik ve Öğretmenlik Kariyer Basamakları, yönetmelik taslağı da içerik olarak Öğretmenlik Meslek Kanunu’ndan farklı değil. Fakat bu metin taslak olduğu ve çok doğru bir kararla eğitimcilerin önerilerine açık olduğu için kanundan beklenilen iyileştirme ve geliştirmeler yönetmelikle yapılabilir. Bunun için de Sayın Bakan Mahmut ÖZER’in davetine kulak vererek, yönetmelik hakkındaki görüşlerimizi bakanlığa iletmemiz gerekiyor. Şimdi yönetmelik taslağındaki inceleyerek bazı maddeler hakkındaki iyileştirme taleplerimizi sıralayalım. 

 

Uzman öğretmen veya başöğretmen unvanları için öngörülen yazılı sınava başvuracaklarda aranacak şartlar, yönetmelik taslağı MADDE 12 ve ilgili bentlerinde düzenlenmiş.  

 (1) Uzman öğretmen unvanı için yapılacak yazılı sınava başvuruda bulunacak öğretmenlerde; 

                 a) “Yazılı sınavın yapılacağı tarih itibarıyla aday öğretmenlik dâhil öğretmenlikte en az on yıl hizmeti bulunmak” kıstasını doğru bulanlardanım. Mesleğe bir on yıl hizmet etmeyenler “uzman öğretmen” olamamalı. Bu on yıl öğretmen olarak hizmet şartı okul müdürlüğü ve daha üst görevler için de getirilmelidir. Öğretmenliği öğrenmeden idareciliğe terfi etmenin faydasından bahsetmek anlamlı değildir. Bu maddeyi eleştirenler; “on yıl için beklemeye ne gerek var, adaylık kalktıktan sonra sınava girelim, kazananlar uzman öğretmen olabilsin” diyorlar. Bu bakış açısı doğru değildir. Mesleğe yıllarını vermiş, maarif ordusunun neferlerine haksızlıktır. Öğretmenlik; fakültede değil, sınıfta öğrenilir. Tecrübe, çok pahalı bir kazanımdır. 

                            (2)  Başöğretmen unvanı için yapılacak yazılı sınava başvuruda bulunacak uzman öğretmenlerde; 

           a) “Yazılı sınavın yapılacağı tarih itibarıyla uzman öğretmenlikte en az on yıl hizmeti bulunmak” ölçütünü ise eğitim camiasının neredeyse tamamının doğru bulmadığını söyleyebiliriz. Nedeni çok açık. 10 yıllık uzman öğretmenlikten sonra, başöğretmenlikle ilgili eğitimlerini tamamlayıp sınavda başarılı olunduğu takdirde başöğretmen olabilmeye vakit yok. Emeklilikleri yaklaşan çok sayıda öğretmenimiz bulunmakta. Emekliliği yaklaşmış bir öğretmenimizin 10 yıl uzman öğretmenlik yaptığı takdirde “başöğretmen” olamadan emekli olacak olması mağduriyetini ortadan kaldıracak şekilde bir ara formül bulunarak bu madde değiştirilmelidir. Örneğin 15 yılın üzerinde kıdemi bulunan öğretmenlerimiz 1 yıl uzman öğretmenlikten sonra başöğretmenlik müracaatında bulunacak şekilde bir düzenlemeye gidilebilir.  

 

Yazılı sınavdan muaf olan adayların başvurularında aranacak şartlar 

MADDE 13 – (1) “Lisansüstü eğitimini tamamlayan öğretmenler uzman öğretmen unvanı için öngörülen; doktora eğitimini tamamlayan uzman öğretmenler ise başöğretmen unvanı için öngörülen yazılı sınavdan muaf tutulur.” Maddesi yerindedir. Böylece kıymetli öğretmenlerimiz, bu vesileyle de olsa kendilerini geliştirmeleri, yenilemeleri için teşvik edilmiş olmaktadırlar. Ayrıca bu madde gereği uzman öğretmen sertifikası ya da başöğretmen sertifikası düzenlendiği halde Milli Eğitim Bakanlığı’nın Danıştay kararı ile uzman ya da başöğretmenliği iptal ettirip, ödediği ücretleri faiziyle geri aldığı öğretmenlerimize dair de yeni bir düzenleme yapılmalıdır. 

 

MADDE 17, Merkez Sınav Komisyonunun oluşumu ve çalışma usulünü düzenliyor. Fakat eğitim camiası bu duruma tepkili. Çünkü kendilerinden istenen bu durumun, diğer kamu görevlileri arasında bir benzeri olmadığını düşünüyorlar. Bu sınav konusu geçmişte de gündeme gelmiş o zaman da “o halde tüm kamu görevlilerine her 5 yılda bir sınav yapılsın” talepleri dillendirilmişti. İş yükü sürekli artan, çalışma şartları her geçen gün zorlaşan, veli şikâyetleri, basın ve vatandaş mobingi ile ruh sağlığı sıkıntıya giren eğitimciler sınav yerine, her 5 yılda bir zorunlu olarak check up yapılmalı, destek olunmalı, işlerini daha huzurlu ortam ve şartlarda yapmalarının yolları aranmalıdır. İlla bir sınav olacaksa bu sınav hizmet içi olarak verilen eğitim sonrası hemen oracıkta verilen eğitimle ilgili basit düzeyde olmalıdır. Emekliliği yaklaşan öğretmenler ellerinde kalın KPSS kitaplarıyla, akşam sabah mevzuat ezberlemeye mecbur edilmemelidir. 

 

            Yasalaşan Öğretmenlik Kanununu değerlendirdiğimiz yazımızda da ifade ettiğimiz gibi; 1 milyondan fazla bir kesime yapılan düzenlemelerden beklenen teveccühün güme gitmesine fırsat vermeyen iyileştirmelerle, görüş istenen öğretmenlerden ve eğitim stk’larından gelen dönütlere kulak vererek, Şube Müdürleri v.b başta olmak üzere öğretmen kökenli olan herkesin kanun ve yönetmelik kapsamına alındığı,  yüksek lisans ve doktora yapmış olmak, “uzman öğretmen” ve “başöğretmen” olmaya yeterli sayılıp ücretlerde bir artış olacağı belirtilmesine rağmen, aynı öğretmenin ileride müdür yardımcısı, müdür ya da şube müdürü olması durumunda “fiilen ders yapmış olmak” şartında düzenleme yapılmak suretiyle uzman ya da başöğretmenlik haklarından aynı şekilde yararlanacağı hükmünün eklendiği, öğretmenlik yaparken alınan ücretin, idareci olunduğunda alınamaması veya üst görevlere geçildiğinde alınamaması gibi garipliklerin olmadığı, sözleşmeli ve ücretli öğretmenliğe son verildiği, zor şartlarda görev yapan eğitimcilere ilave teşviklerin verildiği, eğitim kurumu yöneticiliğinin ikinci görev değil;  kadrolu hale getirildiği,  öğrenci-velî şiddetine karşı eğitimcileri koruyan yasal düzenlemelerin yapıldığı, ödül, ceza, disiplin, hak, yetki, görev ve sorumlulukları, serbest kılık-kıyafet hükümlerini v.s içerecek maddelerin de yer aldığı, hepsinden önemlisi, Müslüman Türk Milletinin mualliminin nasıl olması ve nasıl yetiştirileceğine dair düzenlemelerin olduğu, eğitimcileri ilgilendiren diğer kanun, yönetmelik ve yönergelerin tek bir başlıkta birleştirildiği bir yönetmelik olması temennisiyle… 

 

Es-selam…