Abdülmecid Efendi´nin ‘Nü´sü var mı?
Tarih: 27.10.2017 13:20:41 / 306okunma / 0yorum
Beşir Ayvazoğlu

Son halife Abdülmecid Efendi´nin köşkünde, İstanbul Bienali kapsamında 28 Eylül´de açılan “Kapı Çalana Açılır” isimli çağdaş sanat sergisine çıplak figürler dolayısıyla tepki gösteren bir grup, protestosunu fiilî müdahaleye dönüştürmüş. Protestonun bir vatandaşlık hakkı olduğunu, ancak bu hakkı kırıp dökme şeklinde kullanmanın yanlış olduğunu her aklı başında insan kabul eder. Ayrıca protestonun da bilgiye dayanması gerektiğini söylemeye gerek var mı?
Söz konusu sergiyi gezmeye fırsatım olmadı; bazılarının “güncel sanat” dedikleri çağdaş sanat “iş”lerini anlamak için bu “iş”lerin ne anlama geldiğini izah eden ve genellikle zor anlaşılan, hatta çok zaman anlaşılmaz metinleri okumak gerekir. İşittiğime göre, çıplaklık en “müstekreh” şekliyle teşhir ediliyormuş. Doğrusu bu teşhirin ne amaçla yapıldığını anlamadan fikir beyan etmek istemem.
Bana sorarsanız, Abdülmecid Efendi Köşkü´nü sergiye tahsis edenler, toplumun hassasiyetlerini göz önüne almalılardı. Bu köşkün “özel mülk” olduğunu biliyorum, ancak tarihî nitelik ve sembolik değer taşıyan taşıyan bir eser, “özel mülk” bile olsa, bir yönüyle kamunun malı sayılır.
***
“Halife”lerin peygamberimize vekâlet ettikleri için bu makamı hakkıyla dolduran, mütedeyyin, günah işlemekten kaçınan dinî otoriteler oldukları düşünülür. Hâlbuki hilâfet papalık gibi ruhanî değil, siyasî bir makamdır; İslâm tarihinde saltanat sistemi uygulanmaya başlandıktan sonra bu makam hep veraset yoluyla doldurulmuştur. Abdülmecid Efendi, ulema sınıfından biri, yani dinî bir otorite olduğu için değil, veliahd olduğu için halife ilan edildi. Saltanat ilga edilmemiş olsaydı, aynı zamanda padişah olacaktı.
Abdülmecid Efendi, Sultan I. Murad´dan itibaren halife unvanı benimseyen Osmanlı hanedanının bu unvanı taşıyan son temsilcisiydi ve resim yapar, Batı musikisiyle ilgilenirdi. Estetik zevki ve dünya görüşü mesela Mehmed Âkif´e değil, Tevfik Fikret´e yakındı. Onun İstanbul´a lânetler okuduğu “Sis” şiirinin muhtevasını benimsemiş olmalı ki, “Sis” isimli bir tablo yapmış ve Fikret´e hediye etmişti. Bu tablo hâlen Aşiyan Müzesi´nde sergilenmektedir.
Son tartışmalar sırasında gündeme getirilen “Avluda Kadınlar” tablosu da Abdülmecid Efendi´ye aittir.
***
“Avluda Kadınlar”ın Abdülmecid Efendi´ye ait olamayacağını yıllar önce ben iddia etmiştim, fakat “halife” unvanını taşıyan bir Osmanlı´nın “nü” resim yapmayacağı görüşünden değil, diğer resimlerindeki üslûbundan hareketle... Haremin tasvir edildiği iddia edilen söz konusu tabloda imzası yoktu. Haremin içinde büyümüş bir şehzadenin Harem´i böyle tasvir etmesinin mümkün olmadığını da düşünüyordum. Ayrıca tablo, meşhur oryantalist ressam Gustave Boulanger´nin bazı tablolarından alınan detaylar birleştirilerek vücuda getirilmiş gibi görünüyordu.
Bu konuda yazdığım yazıda “Avluda Kadınlar”ı, antik Roma´nın günlük hayatını canlandırdığı resimleriyle de tanınan Boulanger´nin “Le Harem du Palais” (Sarayda Harem), The Bathers (Yıkananlar), “The Slave Market” (Köle Pazarı) ve “A Summer Bath at Pompeii” (Pompeii´de Bir Yaz Hamamı) isimli tablolarla karşılaştırmıştım. “Avluda Kadınlar” tablosunun tam ortasında çeşmenin yanında çömelmiş kadın figürünün neredeyse aynısı “The Slave Market”´ta, geniş yapraklı ağacın bir benzeri “Le Harem du Palais”da, çiçeklerin sarıldığı sütunların benzerleri de “A Summer Bath at Pompeii”de vardır. Okuyucularımın internette rahatça ulaşabilecekleri bu tabloların üçünde, “Avluda Kadınlar”daki gibi yerde serili ve perde gibi kullanılan birbirine benzer halılar göze çarpmaktadır. Kısacası, “Avluda Kadınlar” tablosunun ressamı kim ise, muhtemelen tekniğini geliştirmek için Boulanger´nin tablolarından bazı detayları alıp bir nevi kolaj yaparak yeni bir tablo vücuda getirmiş, temrin niteliği taşıdığı için imzasını atmaya da gerek görmemişti.
***
Söz konusu yazım yayımlandıktan sonra, Dolmabahçe Sarayı´ndan değerli bir uzman, Halife Abdülmecid Efendi Kütüphanesi´ndeki bir albüme dikkatimi çekti. Meğerse son halife, yaptığı bütün resimlerin fotoğraflarını çektirerek bir albümde toplamış (Envanter 11/1244). Söz konusu albümde “Avluda Kadınlar” tablosunun fotoğrafı da vardır ve bu fotoğraf tartışmaya son noktayı koymuştur. O tarihte yönettiğim Türk Edebiyatı dergisinin Aralık 2013 tarihli 482. sayısında bu albümün kapağını ve albümdeki birkaç fotoğrafla birlikte “Avluda Kadınlar”ın fotoğrafını da yayımlamıştım.
Peki, Abdülmecid Efendi harem resimleri yapmamış mıdır? Yapmıştır! Mesela “Haremde Goethe”, “Sarayda Beethoven”, kızlarının ve Ofelya Kalfa gibi cariyelerin portreleri, bazı saraylı kadınlar... Bunların hiçbiri çıplak değil; rahmetli Sezer Tansuğ´un dediği gibi, hepsi “modernleşen saray hayatının klasik bir soyluluk içinde” yansıtıldığı resimlerdir. “Avluda Kadınlar”ı saymazsak, son halifenin tek kadın çıplağı vardır, onun da bütün anatomik özellikleri kalın bir tüle bürünmüş gibi belirsiz hâle getirilmiştir.
***
Amatörlüğü aşmış bir ressam olan Abdülmecid Efendi, öyle anlaşılıyor ki Saray koleksiyonunda “Pompeii´den İç Görünüm” isimli tablosu bulunan Boulanger´nin diğer resimlerinin de fotoğraflarını görmüş ve gençliğinde tekniğini geliştirmek amacıyla akademik üslûpta birtakım resimler yapmış, fakat imzasını attığı hiçbir resimde, yine Sezer Tansuğ´un ifadesiyle, “or yantalizmin yapay ve sahte, düzmece gerçekçilik yolunu tutmamıştır.”
NOT: Büyük sanatkâr Tanburi Necdet Yaşar´ın dün vefat ettiğini büyük bir üzüntüyle öğrendim. Kendisine Cenab-ı Hak´tan rahmet, ailesine, dostlarına ve musiki dünyamıza başsağlığı diliyorum. Gelecek yazımda onunla ilgili hatıralarımı ve düşüncelerimi anlatmaya çalışacağım.

Anahtar Kelimeler: Abdülmecid, Efendi
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
‘Muhteşem ve feyizli bir başlangıç´ (26 Ağustos 2018 - Pazar)
Rahip Brunson, Reverend Frew ve Halûk (14 Ağustos 2018 - Salı)
Mütebahhir bir dost: Metin Kayahan Özgül (07 Ağustos 2018 - Salı)
Şerefiye Sarnıcı ve sanat (29 Temmuz 2018 - Pazar)
Futbol, milliyetçilik ve ırkçılık (23 Temmuz 2018 - Pazartesi)
Eşsiz bir dost: Mustafa Çalık (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Dergâh dergisi okurken... (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Münevver, aydın, entelektüel (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Semavi Eyice ve Sultan Abdülmecid´in tuğrası (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
‘Yâr bana bir eğlence meded´ (04 Haziran 2018 - Pazartesi)
Kudüs, Mescid-i Aksa ve edebiyatımız (22 Mayıs 2018 - Salı)
Ramazan düşünceleri (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Edebiyat tarihimiz yeniden yazılmalı (08 Mayıs 2018 - Salı)
‘Geceleyin bir ses böler uykumu´ (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zulmiyye´den Adliyye´ye Yenicami (30 Nisan 2018 - Pazartesi)
Nurullah Ataç ve Tevfik Fikret (27 Nisan 2018 - Cuma)
Hayat Ağacı´ndan Bursa´da Zaman´a (19 Nisan 2018 - Perşembe)
Hekimbaşı´nın karanfilleri (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
‘Miraciye Saklı Miras´ (14 Nisan 2018 - Cumartesi)
‘Utandım bu âciz şairliğimden´ (10 Nisan 2018 - Salı)
Leyleklerin Müslümanlığı (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Bir sahafın dağarcığından (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Tophane-i Âmire´de muhteşem bir sergi (08 Mart 2018 - Perşembe)
Soyadı hikâyeleri (04 Mart 2018 - Pazar)
Shaykh Tosun Bayrak Al-Jerrahi Al-Halveti (22 Şubat 2018 - Perşembe)
Sultan Abdülhamid biyografisi yazmak (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Cinuçen Bey´in hatıraları (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Bir milyon kitap meselesi (11 Şubat 2018 - Pazar)
Müslümanlar, kitaplar ve kütüphaneler (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Haydarpaşa Garı ve tarih (25 Ocak 2018 - Perşembe)
‘Annemin Kütüphanesi´ (21 Ocak 2018 - Pazar)
Gözyaşı çeşmesi kurumasın (17 Ocak 2018 - Çarşamba)
Haydarpaşa Garı ve tarih (13 Ocak 2018 - Cumartesi)
Vampirizm ve Batı medeniyeti (09 Ocak 2018 - Salı)
İstanbul´un delifişek takvimi (04 Ocak 2018 - Perşembe)
Âkif´e, dostlarına ve dostluğa dair (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Annemarie Schimmel ve Mevlânâ (22 Aralık 2017 - Cuma)
Karacaahmet, Ali Fuad Başgil ve Atsız (16 Aralık 2017 - Cumartesi)
Osmanlı barışı ve Filistin (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Mehmet Âkif ve Nâzım Hikmet (05 Aralık 2017 - Salı)
Türkler ve Ruslar (27 Kasım 2017 - Pazartesi)
Türkler ve Ruslar (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
‘Büyük Kedi Katliamı´ (19 Kasım 2017 - Pazar)
Milli Saraylar Resim Müzesi (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Nobel Edebiyat Ödülü´ne dair güftügû (08 Kasım 2017 - Çarşamba)
TOKİ´nin yeni vizyonu (05 Kasım 2017 - Pazar)
TOKİ´nin yeni vizyonu (23 Ekim 2017 - Pazartesi)
Türk tarihçiliğinin iki İsmail´i (17 Ekim 2017 - Salı)
Osmanlı bilim mirası (06 Ekim 2017 - Cuma)
Bartók, Sarısözen ve türkülerimiz (30 Eylül 2017 - Cumartesi)
Kerkük üzerine düşünceler (27 Eylül 2017 - Çarşamba)
Bienaller ve güncel sanat (21 Eylül 2017 - Perşembe)
Mardinîzadeler Şerif Mardin (17 Eylül 2017 - Pazar)
‘Hayal Şehir´in ince ressamı (13 Eylül 2017 - Çarşamba)
Malazgirt´ten İstanbul´un fethine (30 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İstifanın üç devirdeki anlamları (25 Ağustos 2017 - Cuma)
Körleşme (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
“Vay benim köse sakalım” (11 Ağustos 2017 - Cuma)
‘İhtiyar´ın imparatorluğu (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Şehir, kent ve ‘kent kültürü´ (01 Ağustos 2017 - Salı)
‘Bir nev-civansın şûh-ı cihansın´ (20 Haziran 2017 - Salı)
‘Hezarfen´ (17 Haziran 2017 - Cumartesi)
Sahibinin aynası: Hususi kütüphane (14 Haziran 2017 - Çarşamba)
Davul muhabbeti (06 Haziran 2017 - Salı)
Fâtih´in biyografisini yazmak (01 Haziran 2017 - Perşembe)
Kızılelma muhabbeti (25 Mayıs 2017 - Perşembe)
Bir Darülelhan vardı (19 Mayıs 2017 - Cuma)
‘Ben sulh adamıyım´ (15 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Biyografi muhabbeti (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
‘Tebessüm İnkılâbı´ (28 Nisan 2017 - Cuma)
Renkler muhabbeti (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Bir ağaç gibi tek ve hür...´ (16 Nisan 2017 - Pazar)
Karga muhabbeti (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
İnci Enginün´e saygı (29 Mart 2017 - Çarşamba)
İnci Enginün´e saygı (25 Mart 2017 - Cumartesi)
‘Hezarfen Çizgen´den ‘Anbean´ (14 Mart 2017 - Salı)
Ezana ve ezan şiirlerine dair (28 Şubat 2017 - Salı)
Sanat, edebiyat ve ahlâk (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
‘Feyhaman Duran: İki Dünya Arasında´ (08 Şubat 2017 - Çarşamba)
Gazi, Serbest Fırka ve Ağaoğlu Ahmet Bey (04 Şubat 2017 - Cumartesi)
‘Zamanı Aşan Taşlar´ (29 Ocak 2017 - Pazar)
Satranç muhabbeti (23 Ocak 2017 - Pazartesi)
Refik Erduran ve Türk aydınları (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
‘Bembeyaz bir dünyada yaşamak´ (10 Ocak 2017 - Salı)
Elveda Galata Köprüsü (05 Ocak 2017 - Perşembe)
Köprüler ve tüneller (30 Aralık 2016 - Cuma)
Yüz yıl önce neler oldu? (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
‘Âlemde ziyâ kalmasa halk etmelisin, halk!´ (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Tanburî Cemil Bey ve oğlu (04 Aralık 2016 - Pazar)
‘Yangın vaaar!´ (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Tarihim, şerefim, her şeyim...´ (31 Ekim 2016 - Pazartesi)
Maymuncuk kelimeler (18 Ekim 2016 - Salı)
Sivas´ta Selçuklu´yu düşünmek (07 Eylül 2016 - Çarşamba)
Tarikatlar ve siyaset (19 Ağustos 2016 - Cuma)
Yazmak ve yazarlık hakkında düşünceler (27 Haziran 2016 - Pazartesi)
Masalları bile dönüştürmek istediler (21 Haziran 2016 - Salı)
‘Kul olayım kalem tutan ellere´ (14 Haziran 2016 - Salı)
NECİP FAZIL VE AĞAÇLAR (07 Haziran 2016 - Salı)
Aydos´un ikinci fethi (04 Haziran 2016 - Cumartesi)
HARİKA BİR FOTO-BİYOGRAFİ (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
OSMAN HAMDİ BEY VE YEŞİL CAMİ (24 Mayıs 2016 - Salı)
Üç sofra (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Bıyık hikayeleri (17 Mayıs 2016 - Salı)
MECAZ, KİNAYE,ALEGORİ, İRONİ. V.B. (03 Mayıs 2016 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Başkasını düzeltmeniz için, önce kendinizi düzeltiniz!

HZ.ÖMER (R.A)