Ahmet Özdemir


ABDULLAH SATOĞLU’NDAN “Lâle Lâle… LÂLE”

ABDULLAH SATOĞLU’NDAN “Lâle Lâle… LÂLE”


Ahmet ÖZDEMİR

Yiğit lakabıyla anılır, der atalarımız. Takma addan gocunulmaz. Şairlerimiz de duygu, düşence, davranış, tutum, durum gibi kendiyle özdeşleyen bir özelliği ile anılırlar.

Nazım'a "romantik devrimci", Orhan Veli’ye “garip”, İlhan Geçer’e “melankoli”, Namık Kemal’e “vatan”, Mehmet Akif’e “milli”, Ahmet Haşim’e “akşam”, Kemalettin Kâmi Kumu’ya “gurbet”, Arif Nihat’a “bayrak” şairi diyebilirsiniz. Ama “lale” şairinin kim kim olduğunu sorarsanız. Herkes bilir ki, o Abdullah Satoğlu’dur. Lâle, onun için bir tutkudur:

“Lâleye tutkumu herkes soruyor

Sorulur mu böyle soru bir tanem?

Dört mevsim içimde tütüp duruyor

Lâlenin sarısı moru bir tanem.

Bana tarihimden yadigâr kaldı

Diyorlar ki, "Lâle Devri" masaldı.

Lâleler gönlümce nârin, kutsaldı

Savurdu küllenen koru bir tanem ...

Abdullah Satoğlu’nun son şiir kitabının adı “Lâle Lâle… LÂLE” adını taşıyor. Diğer şiir kitaplarından da bir kaçının adlarını Yazayım: “Bir Demet

Lâle, Lâle Üstüne, Lâle Bahçelerinde, Gönlümde Açan Lâleler, Lâle Devri Masal Gibi…

Lâle, Orta Asya’dan başlayıp günümüze kadar Türk uygarlığını etkiledi. Gerek tasavvuf gerek klasik gerekse halk edebiyatımızda çok yönlü sembol işlevi gördü.

Lale, Allah ve Hilal isimleri 'Elif', 'He' ve iki 'Lam' harfinden oluşmakta ve ebced hesabında 66 yapıyordu. Yani ebcette 66’nın karşılığı 'Lale', 'Allah' ve 'Hilal' isimleriydi. Bir başka anlatımla bir ressam lâle resmi yaptığında, ya da bir şair lâle yazdığında Allah ve Hilal’e gönderme, yani telmih yapabiliyordu. Lâlenin altı yaprağı bir çanağından türlü kutsalımıza uzanan yorumlar çıkartmak mümkündü. Kaldı ki lâle, tek dal üzerinde olan tek çiçekti. Yani Lâle, vahdeti, birliği, tekliği simgeliyordu.

Nitekim Abdullah Satoğlu bir dörtlüğünde şöyle söylemekteydi:

İSTER YİNE BİR LÂLE GÖNLÜM

Ezelden aşinadır, meftun melâle gönlüm,

Ebced'le "Iâle"ye denk gelen "hilâl"e gönlüm

Feyz aldım Emirgân'da ilahi lâlelerden

Ömrüm bitse de ister yine bir lâle gönlüm!

Lâle, mutluluk diyarı Sadabad’ın 'Has Bahçe' çiçeğiydi. Şarkıları lâlezarlardan ve lâlelerden söz ediyordu.

Abdullah Satoğlu’nun da lâle şiirlerinin birçoğu da bestelenmişti.

Bilge Özgen tarafından “Hüzzam” makamında bestelenen şiiri şöyleydi:

Sen gülmeyen bahtımı gül gül açtıran bahar

Sen haz veren ruha ilk yaz akşamları kadar.

Sen sönen ümidimi yıldız yıldız parlatan

Sen ki, asi gönlüme hükmeden asil sultan.

Sen lezzeti kalmayan dünyama bir tat verdin

Sen ki, bana sevdadan nasibi kat kat verdin.

Sen engin semalarda süzülen bir beyaz kuş

Korularda âşiyan gibi kalbime konmuş.

Sen bir hazana dönen sinemde incecik dal

Sen laleler gibi aç, gönlümde ömrümce kal!

Suat Yıldırım tarafından “segah” makamında bestelenen “Benim Şarkım” adlı eserin güftesi de Abdullah Satoğlu’nundu:

“Sundukça sihr-i aşkı lâle lâle dudağın

Ellerin avucumda ve saçın darmadağın.

Varken yanımda sen her şey güzeldir âlemde.

İçimde duygu duygu filizlenir o demde;

Mevsim mevsim tutuşan hâle hâle gözlerin

En sonda düşürdü beni bu hâle gözlerin!

Lâle severler, “Lâle, bizim öz çocuğumuz," derler. Çünkü lâlenin vatanı Türkiye’dir. Batının lâleye koyduğu isimlerin bile kökeni bizden alınmadır.

Birkaç cümle ile lâle şairi Abdullah Satoğlu’dan söz edeyim:

“15 Mayıs 1934'te Kayseride doğdu. İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptıktan sonra, İstanbul Gazetecilik Yüksek Okulu'ndan mezun oldu. 1956'dan itibaren, 15 yıl süre ile günlük

siyasi" Hakimiyet' gazetesini ve aylık sanat -edebiyat dergisi "Filiz"i yayınladı. O arada Son Posta, Tercüman ve Milliyet gazeteleriyle, Anadolu Ajansı'nın Kayseri muhabirliğini yaptı.

Bir kısım şiirlerinde "İsmetî" mahlasını ve bazı yazılarında "Bülent Müşker" imzasını kullandı.

Yukarıda sözünü ettiğim şiir kitaplarının dışında Türk Şiirinde Lâle, Aşık Hasan, Kayseri-Erciyes ve Çevresi, Kayseri Pastırmacılığı, Başlangıçtan Bugüne Kadar Kayseri Şairleri, Mevlana’nın İlk Hocası Seyyid Burhaneddin,

Satoğlu Mehmet Ali Efendi Hoca, Kayseri'nin Efsane Adamı-Osman Kavuncu, Halk Şairi Molulu Revaî, Yâr Bâdesi Âyık Sefil Selimî’nin Şiirleri, Mimar Sinan Şiirleri Antolojisi, Kayserililerin Ticaretteki Başarı Sırları ve 5 Çiltlik Edebiyat Dünyamızdan Hoş Sedalar ile Kültür Bakanlığı'nca yayınlanan Kayseri Ansiklopedisi gibi önemli esenleri kaleme aldı. Ayrıca birçok ortak hazırladığı kitap ve şiir seçkileri bulunuyor.

Türk kültürüne ve folklor hazinemize katkılarından dolayı; Kayseri Sanatçılar Derneği tarafından "1982/ Folklor Ödülü, Folklor Araştırmaları Kurumu tarafından" 1996/ Türk Kültürüne Hizmet ve "Orhan Şaik Gökyay - 2006 Yılı Şiir Ödülü"nü alırken, Kayseri'de Sahabiye mahallesindeki bir sokağa "Şair Satoğlu Sokağı" adı verildi.

Yazımı Abdüllah Satoğlu’ndan “Bir Demet Lâle” ile noktalayayım:

BİR DEMET LÂLE

Öyle bir lâle ki, dört mevsim solmak bilmeyen

Ve öyle bir lâle ki, kokusu eksilmeyen;

Kumral saçları bana aşkın sihrini saçmış

Bahçe olmuş da göğsü renk renk lâleler açmış.

Göğsündedir baharın özlenen güzelliği

Sema gözünden almış renk denen özelliği.

Lâleye benzetirim baktıkça gözlerine

Zevk alırım bir demet lâleden mey yerine.

Saklı rûhumun en gizli yerinde lâleler

Açsın haşredek, kabrim üzerinde lâleler.