İsmail Dursun


BU ŞİDDET NİYE           

BU ŞİDDET NİYE                                               



                                                     

 

 

 Dünya Emekçi Kadınlar Günü  

                                                                                             İsmail DURSUN

                                                                                      Valilik İnsan Hakları Kurulu Üyesi

               Merhaba Değerli Dostlar, Bugün 8 Mart Dünya Emekçi kadınlar gününü tüm ülkede çeşitli etkinliklerle, törenlerle ‘’kadınlar günü’’ olarak her yıl kutlamaktayız.

          Ülkemizde olduğu gibi tüm Dünya ülkelerinin birçoğunda kadına şiddetin yoğunlaştığı şu günlerde daha katılımcı ve çoğulcu bir şekilde Dünyada olduğu gibi ülkemizde de kadın dernekleri ve STK ‘lar tarafından törenlerle o günün anlamı ve önemine dikkat çekilir.

        Birleşmiş Milletler tarafından tanımlanmış olan ‘’Emekçi Kadınlar Günü’’ Türkiye’de ilk kez 1921 yılında kadın dernekleri ve STK’ları tarafından yaygın ve yığınsal olarak kutlanan bir gündür.

         Hak ve özgürlüklerin, özü ‘’İnsan Haklarıdır’’ özgürlük, insan kişiliği ve düşüncesinin insan yetenekleri ve yaratıcılığının gelişebilmesi için temel bir koşul olmalıdır.

        Bu konuda kadına yapılan ihlallerde toplumsal duyarlılığı göstermeliyiz. Bugünün koşullarında ise yaşamın her alanın da son zamanlarda kadına şiddet, cinsel istismar ölüm vakaları yoğunlaşarak devam etmektedir.

           Kadın ve erkek şiddetine baktığımız da toplumsal duyarlılığın olmadığı, insanlarımızın ‘’Bana değmeyen yılan bin yaşasın’’ düşüncesinin var olduğu, ‘’Görmedim, Duymadım, Bilmiyorum, sözcüklerinin daha fazla kullanıldığı günümüzde, insafsızca uygulanan kadın şiddetlerine toplumsal tepkimizi dile getirmediğimizden, bunun bir yurttaşlık görevi olduğunu, aynı zamanda kişisel ve toplumsal zorunluluk olduğu bilincinin hale yaygınlaşmamış olması da bunlardan biri olduğuna inanıyorum.

           Bu tür insan hakları ihlallerine bir bütünlük içinde bakılıp sahip çıkmamız halinde bunları asgariye indirebiliriz.

Türkiye’de kadın-erkek eşitliği fikrinin öncüsü Atatürk, takipçisi uygulayıcısı hükümetler, kurum ve kuruluşlar kadın dernekleri ve biz yurttaşlar olmalıyız.

      Kadınlar son yıllarda kiminin eşi, kiminin babası, kiminin oğlu kızı veya bir başkası tarafından şiddete, işkenceye, zulme tecavüze maruz kalarak, onların en doğal hakkı olan ‘’ yaşama hakkı’’ elinden alınarak öldürülmekte oldukları görülmektedir..

       Değerli dostlar, demokrasilerin asıl öğesi ‘’İNSANDIR’’ (kadın-erkek) buradaki temel amaç insanı sosyal, kültürel, toplumsal ve ekonomik yaşamını özgürleştirmeden bunların önüne geçmemiz olanaklı değildir.

       Bugün ülkemizdeki gelişmelere kısa bir göz atmak gerekirse, bir kadın şiddet gördüğünü, karakola, (Polise-Jandarmaya) savcıya, mahkemeye giderek korunması gerektiğini istiyor. Bir de bakıyorsunuz ki kadın hunharca öldürülmüş olarak haberini izliyor ve okuyorsunuz. Kadını koruyamayacaksak Ondan sonra bunun adına üzülmemizden geriye kalan başka bir şey olmuyor ne kadar talihsiz bir olgu degilmi?

         İnsanların kişiliklerine bağlı, doğuştan gelen, vazgeçilmez, devredilemez, dokunulamaz’’ temel hak ve özgürlüklerin korunması demokrasinin ve Devletin kadına temel görevleri arasındadır.

Kısacası kadına (insana)yapılan şiddet ‘’BİR İNSANLIK SUÇUDUR’’

        Bu nedenle insan dünyasının, sosyal, kültürel, ekonomik, siyasal ve toplumsal alanında vazgeçilmez unsurları olan, yarınların aydınlık yüzü olan siz kadınlarımızın 8 Mart Dünya emekçi kadınlar gününüzü kutlar, gelecekte tüm başarı ve güzelliklerin sizlerin olması dileklerimle görüşmek  dileğiyle  efendim.

 



YAZARLAR