Gülşah Akkaş Yaman


11 EKİM KIZ DÜNYA KIZ ÇOÇUKLARI GÜNÜ

“Eşlerinize soylarını akrabalarını unutturmayın.”


Bu dünya oldukça garip bir dünya, bir sürü kız çocuğu diri diri gömülmüş toprağa, sonra da üstünde çiçek açmış bahar gelmiş bir yer. Kız çocuğuna hakkını şüphesiz İslam dini teslim etti. Onca cehaletin içinde efendimizin kızlarına duyduğu nezaket bir güneş gibi doğdu. “Fatıma benim parçamdır” buyurarak, efendimiz kızlarına verdiği önemi ifade buyurmuşlardır.
Ondört asır önce öğrenmeliydik aslında soyun sadece erkekten değil kız çocuğundan da yürüyebileceğini. Asrı saadetteki hanımefendilerin isimleri  babalarının künyeleri ile  birlikte söylenirdi, şimdi kızlık soy ismini kullanmak gibi. Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde buyuruyor ki; “Eşlerinize soylarını akrabalarını unutturmayın.”
Kız çocuğu çok olan aile de büyüdüyseniz, ev halkından ziyade mahalle baskısı dediğimiz bir mevzunun baskısı altında geçer çocukluk günleriniz. Aslında hiç kimse tam olarak o ailenin saadeti ile ilgilenmez, lakin hiç de üzerine vazife olmayan işlerde müdahale ederler. “İnşallah bir de oğlu olur annenin!” Sonra bir söğüt ağacına içinizi dökersiniz, avuçlarınız yüreğinizden daha küçüktür ama koskoca dua sığar içine. “İnşallah benim hiç kızım olmaz!”
Bir kız çocuğu neden beş yaşında bu duayı eder? 
Hz. Zeynep annemizin eşi esir düştüğünde, hz. Haticenin hediyesi olan gerdanlığı eşini kurtarmak için gönderdiğini gören efendimizin gözleri dolar. “Gerdanlığı almasanız, eşiniz de bıraksanız” diyen nebiyi hiç anlamamışız. O hiç hanımefendiyi üzmedi.
Cehalet kız çocuklarını toprağa gömmekle bitmedi. Erkeklerin kahvesini, çayını veren hizmet eden hep o olmalıydı, kimse onun için bir bardak çay vermemeliydi. Sonuçta kadındı. Onlara verdik tüm görevi, gelinlikle girdikleri evden kefenleri ile çıkmalarını nasit diye kulaklarına fısıldadı bu toplum. Sözel şiddete, fiziksel şiddete uğraya bilirdi, bu da normaldi, kadındı susmasını bilecekti. Öyle bir öğretiydi ki kadına, onu ya  ailesi korumalıydı, ya da eşi korumalıydı. Kendi kendini müdafaa etmeyi bile öğrenmemişti. Hakaret edilebilirdi, oda normaldi kadındı sonuçta. Namusuna kadar dil uzatılırdı. Erkek sinirlenirdi arada, saman aleviydi onların siniri. Lakin cehennem ateşi hiç de saman alevi gibi değil. Zulme uğrayan hakkını  hakkını alacak o diyarda ... 
''İffet iffetsizlerin dilinde,
Namuslara birer bekçi verilmiş,
Oda namussuzlardan seçilmiş!''
Kadın dediğiniz kişi Rabbimin Rahim Esması ile iştirak etmek de. Kainata yeter onda ki merhamet. Kız çocukları gününüz kutlu olsun. Kız çocuğuna değer veren baş tacı yapan kim varsa. Nebi ahlakıdır kız çocuğuna hürmet etmek.
Bir daha ki yazı da buluşmak duası ile.



YAZARLAR