İlâhiyat öğretimimize dair
Tarih: 24.12.2016 13:12:59 / 521okunma / 0yorum
Prof. Mustafa Çağrıcı

Bir süre önce, dinî okullarda eğitim-öğretimin kalitesini yükseltme yönünde çalışmalar yapan bir kurum, bu hususta benim de fikrimi alma nezaketini göstermişti. Hepimizi ilgilendirdiği için onlara sunduğum tespit ve önerilerin bir özetini sizlerle de paylaşmamın yararlı olacağını düşündüm.

***

Toplumumuzun “okuma özürlü” olduğu söylenir. İlâhiyat hocalığım ve Diyanet´teki görevim sırasında bu kusurun dinî eğitim alanlarında da bulunduğunu gördüm. Herkese her şeyi öğretmek mümkün değil ama herkesin birçok şeyi öğrenmesinin yolunu öğretebiliriz. Bunun mümkün olduğunu gelişmiş ülkelerin deneyimleri gösteriyor.

Her başarılı işin temelinde, kültürel birikimin yanında, o işin gerektirdiği yeterlilikte doğru ve yararlı bilgi var. Bu sebeple öğrenciye bilgi ve kültürün önemini, sıradan olmanın ötesine geçebilmek için okulda alınan bilginin yeterli olamayacağını, sürekli okumak gerektiğini anlatmalıyız.

Ayrıca ilâhiyat öğrencilerinde, -pasif bir dinleyici ve alıcı olarak kalmayıp- sorgulayıcı, eleştirici ve sürece katkı sağlayıcı aktif bir kişilik geliştirmek gerekiyor. Unutmamalıyız ki, eğitim sürecinde sorgulayıcı ve yapıcı müdahale becerisi kazandırılmamış insanlar, hayatla yüzleşince beğenmedikleri durumlar karşısında şiddet kullanmaktan başka bir çözüm yolu bilmiyorlar. Bugün İslâm dünyası bu durumun ürettiği travmaları yaşıyor.

***

İslâm toplumlarında yaşanan din bağlantılı sıkıntıların toplamından çıkardığım sonuca göre, bu dünyada dinî alanlarda verilen eğitim-öğretim artık sorun çözmediği gibi sorun üreten bir zihniyet oluşturuyor. Çünkü bu yapı, sistematiği, metodu ve muhtevası bakımından neredeyse bin yıl önceki Nizamiye medreseleriyle aynı, hatta ondan da geride. O yüzden de eskinin ‘kutsal miras´ına tutsak edilmiş olan ilâhiyat eğitimi, sorun çözen insan yetiştiremiyor. Çünkü eski dünyanın şartlarına göre oluşmuş bulunan bu miras, aklın alamayacağı kadar değişmiş olan yeni dünyaya yabancı kaldı; bu miras, bizim gerçekliğimize, bizim dünyamıza, bizim hayatımıza dokunmuyor. Elbette o miras değerli. Fakat bizler ilâhiyat fakültelerinde o mirası hâlâ o çağların anlayışıyla okutuyoruz. Bu bilgilerle, bugünün problemlerini çözme donanımı kazanmış insan yetiştirilemez; bunu görüyor, yaşıyoruz.

Ne yazık ki eğitim sistemimiz, kurumlarımız, kadrolarımız ve –hepsinden öte- siyasetimiz, hâlâ öğrenciyi kendisi, toplumu, kültür ve medeniyeti için daha verimli, daha yapıcı ve başarılı kılacak bir eğitim anlayışını içleştirebilmiş değiller. Bu olumsuz durum, dinî eğitim-öğretim kurumlarımız için fazlasıyla geçerlidir. Her çağa hitap ettiğine, her çağın ihtiyaçlarını karşılayacak yeterlilikte olduğuna yürekten inandığımız İslâm´ı, Kur´an´ı ve Peygamberimizin Sünnetini, yüzlerce yıl öncesinin anlayışına hapsetmek bizzat İslâm´a, Kur´an´a ve Sünnete haksızlık değil mi? Çünkü töhmet altında kalan İslâm oluyor, Kur´an oluyor, Peygamber oluyor. Şu halde o kaynakları çağımızda yaşayan Müslümanın gözüyle okumayı öğreten yeni bir din eğitimi ve öğretimi programı, metodolojisi ve muhtevası geliştirmeye ihtiyacımız var. Bunu yılmadan, usanmadan herkese anlatmalıyız.

Özellikle ilâhiyat öğrencilerinin İslâm´ı hayata, topluma ve insanlığa, zahmet kaynağı değil, rahmet kaynağı olarak anlayan bir zihin yapısıyla yetişmesi gerekiyor. Bunun ilk şartı da onların, önlerine konan bilgileri sorgulayan, eleştirebilen özgür bireyler olarak yetişmesidir. Aksi halde -bilgili de olsa- özgür ve sorgulayıcı birey olamamış insanlar rahatlıkla fanatizme kaymakta, başkalarının güdümüne girebilmektedir.

Hülasa, İslâm toplumlarının iki asırdan beri yaşanan sorunlara kalıcı çözümler üretememesinin ana sebebi, her şey değişirken değişmemekte direnen ilâhiyat ilimleri öğretimidir. Buna itiraz edenlere “çıktısı ortada” diyorum. Bu ‘çıktı´da, Halep katliamına fetva veren fanatik Şii mollası da var.

 

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Kur´an ahlâkını anlamak için (13 Eylül 2018 - Perşembe)
Derin bir kaygı ya da çığlık (07 Eylül 2018 - Cuma)
Din-dünya ilişkisini doğru anlamak (31 Ağustos 2018 - Cuma)
Dinamik dindarlık (17 Ağustos 2018 - Cuma)
‘İran ve turan´ (27 Temmuz 2018 - Cuma)
15 Temmuz ihanetinin hatırlattıkları (19 Temmuz 2018 - Perşembe)
‘Din dili´ sorunumuz (13 Temmuz 2018 - Cuma)
Veda Hutbesi üzerine (06 Temmuz 2018 - Cuma)
Seçim sonucuna farklı bakışlar (29 Haziran 2018 - Cuma)
Dinî bilgi ve Diyanet (21 Haziran 2018 - Perşembe)
Türkiye´nin dinî ve kültürel birikimi (17 Haziran 2018 - Pazar)
İslâm´ın güncel sunumu (07 Haziran 2018 - Perşembe)
Havanda su dövmek (25 Mayıs 2018 - Cuma)
Yüz yıl önce yüz yıl sonra Ramazan (18 Mayıs 2018 - Cuma)
İslâmiyet insaniyettir (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zâhirî-Selefî din yorumu (02 Mayıs 2018 - Çarşamba)
‘Kutlu Doğum´un ardından (26 Nisan 2018 - Perşembe)
İnanç sapması-Ahlak sapması (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Dil terörü (06 Nisan 2018 - Cuma)
Diyanet´in taahhütnamesi (26 Mart 2018 - Pazartesi)
Diyanet´in taahhütnamesi (22 Mart 2018 - Perşembe)
İlâhiyatlar ‘güncelleme´nin neresinde? (14 Mart 2018 - Çarşamba)
YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM (09 Mart 2018 - Cuma)
Sert konuşma! (07 Mart 2018 - Çarşamba)
Düşünme, istişare ve iş yapma üzerine (01 Mart 2018 - Perşembe)
‘Daha az daha çoktur´ (23 Şubat 2018 - Cuma)
Nasıl bir çağda yaşıyoruz? (16 Şubat 2018 - Cuma)
Akıl ve bilim çağında din (11 Şubat 2018 - Pazar)
“1/4 domuz”: Bir kafa yapısı (30 Ocak 2018 - Salı)
Tasavvuf hakkında okunacak bir kitap (09 Ocak 2018 - Salı)
Ev sahibinin günahı (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
İnsan olarak Hz. Peygamber (12 Aralık 2017 - Salı)
‘Büyük oyun´un nesiyiz? (29 Kasım 2017 - Çarşamba)
“Küp içindekini sızdırır” (21 Kasım 2017 - Salı)
‘Sünnet´e dair (10 Kasım 2017 - Cuma)
Din görevlilerinin eğitimi (05 Kasım 2017 - Pazar)
‘Hoca Efendi´ kimliği (29 Ekim 2017 - Pazar)
Cami dernekleri (22 Ekim 2017 - Pazar)
Cami ve medeniyet (13 Ekim 2017 - Cuma)
Mehdilik sempozyumu (07 Ekim 2017 - Cumartesi)
´Anlama sorunumuz´ (29 Eylül 2017 - Cuma)
Buna ‘uygarlık´ mı diyorsunuz? (21 Eylül 2017 - Perşembe)
İbretlik ülke: Pakistan (17 Eylül 2017 - Pazar)
Müslümanlar ne kadar müslüman? (12 Eylül 2017 - Salı)
Ümmet ve Ümmetçilik (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
‘Bizim camia´nın sorunları (09 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İktisat felsefesi sorunumuz (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Diyanet ve din eğitimimiz (29 Temmuz 2017 - Cumartesi)
İslâm düşüncesinin kısa hikâyesi (07 Temmuz 2017 - Cuma)
“İslâm tevhid dinidir” ne demek? (30 Haziran 2017 - Cuma)
“Doğrusu nedir?” (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
Ramazan´a girerken (27 Mayıs 2017 - Cumartesi)
‘Din´ anlayışımız üzerine (23 Mayıs 2017 - Salı)
Gündemdeki konu: İslâmcılık (16 Mayıs 2017 - Salı)
‘Tekbir´ (10 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Kendin için istediğini…´ (18 Nisan 2017 - Salı)
Çatışma dili saygı dili (07 Nisan 2017 - Cuma)
Suizan ya da niyet okuma (22 Mart 2017 - Çarşamba)
Suizan ya da niyet okuma (17 Mart 2017 - Cuma)
Siyasetimizde güzel gelişmeler (02 Mart 2017 - Perşembe)
İslamofobi (10 Şubat 2017 - Cuma)
‘İğneyi kendimize…´ (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Hutbe ve hayat tarzı (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
Üniversiteler ve hocalar niye var? (06 Ocak 2017 - Cuma)
PISA raporunun düşündürdükleri (16 Aralık 2016 - Cuma)
‘Kadına şiddet´e farklı bir bakış (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Söküp atmalıyız´ ama nasıl? (29 Kasım 2016 - Salı)
“Hüve´l-Bâkî (16 Kasım 2016 - Çarşamba)
Cemaat müdafilerine… (06 Kasım 2016 - Pazar)
Din ve dünyevîleşme (22 Ekim 2016 - Cumartesi)
Müslümanlar ‘bütünleşebilir´ mi? (15 Ekim 2016 - Cumartesi)
‘Zor oyunu bozar´ (08 Ekim 2016 - Cumartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
"Tenini besleyip geliştirmeye bakma, çünkü o sonunda topraga verilecek bir kurbandir.