Kadim Süsleme Sanatlarımız Sivas´ta Yaşatılıyor
Mehmet Ali Düzün 1996´dan Sivas´ta Tezhip, Ebru, Kat´ı, Minyatür ve Halı Desinatörlüğü sanatlarını icra ediyor. 250´den fazla Sivaslıya hocalık yapmış olan Düzün, Halk Eğitim Merkezi´ndeki 25 yıllık öğretmenlik kariyerinden sonra İhramcızade Kültür Merkezi´nde bir yandan talebe yetiştirmeye bir yandan da gelenekli sanatlarımızı Sivas´ta yaşatmaya devam ediyor. Kıymetli sanatkârımızla, icra ettiği gelenekli sanatlarımız, Sivas´ta sanat hayatı ve İhramcızade Kültür Merkezi hakkında keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik
Tarih: 28.7.2018 10:47:59/ 460okunma / 0yorum

Zübeyde DARENDELİ

Mehmet Ali Düzün 1996´dan Sivas´ta Tezhip, Ebru, Kat´ı, Minyatür ve Halı Desinatörlüğü sanatlarını icra ediyor. 250´den fazla Sivaslıya hocalık yapmış olan Düzün, Halk Eğitim Merkezi´ndeki 25 yıllık öğretmenlik kariyerinden sonra İhramcızade Kültür Merkezi´nde bir yandan talebe yetiştirmeye bir yandan da gelenekli sanatlarımızı Sivas´ta yaşatmaya devam ediyor. Kıymetli sanatkârımızla, icra ettiği gelenekli sanatlarımız, Sivas´ta sanat hayatı ve İhramcızade Kültür Merkezi hakkında keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Süsleme Sanatlarının Temeli: Nakkaşlık

4 farklı sanat dalı icra ediyorum. Fakat hepsinin temelinde halı desinatörlüğü var ve aslında nakkaşlık demek lazım. Ön lisans El Dokuması Halıcılık mezunuyum, akademik ilk eğitimim öyle başladı. Halı desenciliğinden sonra 1996 yılında Sivas Belediyesinin eski konservatuarında bir kursla tezhibe başladım. Yasir Cevher Yıldız hocayla tanıştık

Sanat hayatına Tezhip ile başladım diyebilirim. Sayacağımız sanatların hepsi kitap süsleme sanatı. Tezhiple uğraşıyorsanız, bir taraftan Ebru sanatıyla tanışmak durumundasınız. Yani kâğıt ve kitaba hizmet eden sanatlar. 2000´li yılların başında ebruyla tanıştım. Tezhip çalışan birisinin oradaki teknikleri kullanarak minyatür sanatını icra edebildiğini gördüm. Zaten sanatın bir dalına bulaştım mı diğer sanatları ister istemez irdelemek zorundasınız. Minyatüre de “Benim sanatım bu sanatın içinde var mı?” sorusuyla başladım. Gördüm ki tezhip sanatına hâkim olan bir kişi minyatür sanatının %60´ını halletmiş seviyeye haliyle gelmiş oluyor. Benzerlikler çok fazla çünkü. Ufak tefek teknik farklılıklar illa ki var. Sora Kat´ı sanatıyla tanıştık, ince kâğıt oymacılığı sanatı diye tanımlayabiliriz. Arapça kat´a kelimesinden türeyen bir kelime, kesmek manası taşıyor. Keserek desenleri oluşturuyorsunuz. Tasarım olarak tezhip için hazırladığınız bir deseni hem Kat´ı sanatında hem cami tezyinatında kullanabilirsiniz. Yani başta söylediğim gibi nakkaşsanız, tasarım bilgisine ve temel teknik bilgilere sahipseniz malzeme kullanımını başarıyorsanız nihayetinde fırçayla değil de kretuarla deseni oluşturuyorsunuz. O yüzden birbiriyle ilintili olduğunu vurgulamak lazım. Ebru biraz diğer tezyinat sanatlarının dışında gibi gözükür ama ondan da el hassasiyeti mevzusu yine aynıdır. Tabi ki bir nakkaş bir tezhipçi sıfırdan başlayan birine nazaran daha ivmeli bir şekilde merhale kat eder.

Sanat Hocayla Öğrenilir

Desen bilgisi, kompozisyon bilgisi, boya bilgisi, renk bilgisi hepsinin temelinde olması gereken şeylerdir. İlk aşama budur. Tabi tüm temel bilgiler tezhip sanatı öğrenirken öğrenciye verilir. Şöyle diyorum eğer kişi tezhip bilirse nakkaşlık adına birçok şeyi rahatlıkla yapabilir. Tezhip eğitiminde verdiğimiz Tezyinat dersi ile talebe nakkaşlık adına en temel bilgileri öğrenir. Önce tezhiple başlamak bu sebeple çok önemlidir. Ben aslında halı desenciliği ile başladım. Bu daha faydalı oldu diğer sanatlar adına. Halı desenciliğine özellikle dikkat çekmek isterim çünkü çok büyük ebatlarda çalışıyorsunuz tabiri caizse sanat diliyle “eliniz kırılır” veya “eli dönmeye başlamış” deriz. Halı desinatörlüğü bana çok şey kattı. 1 ay gibi bir sürede masa tenisi büyüklüğünde ebattaki bir kâğıda milimetrik kontürler çekip bitirdiğimi çok hatırlıyorum. Halı desenciliği ile başlamak bana çok şey kattı tabi sonra da iyi bir hocayla tezhip öğrendim. Akabinde minyatür sanatında direk birinden ders almadım.

Ama buraya dikkat edelim. İnsanlar hocasız bir şey öğrenmeyi maharet sayıyor. Hocasız bir şeyi öğrenmeye çalışmak, hem vakit kaybıdır hoca yılların birikimini birkaç saniyede verebilirken siz aynı işi kendi başınıza belki 10 senede keşfedemeyebilirsiniz. Hem de gelenekten uzaklaştırır. O yüzden ben kendi kendime öğrendim diyenlere üzülüyorum.

Gelenekli Sanatlar Yüzyıllara Hitap Eder

Tezhip, altınlamak altınla süslemek altınla bezelemek manalarına gelir. Klasik manada bakıldığında motifler altınla süslendiği için bu manayı kazanmış. Neden altın? Sorusu önemli. Eğer yaptığınız eserin uzun yıllar kalıcı olmasını isterseniz orijinal malzeme kullanmak zorundasınız. Orijinal malzeme kullandığınız zaman yüzyıllara hitap eden bir ürün elde edersiniz. Bu aynı zamanda tüketim çağının muhalifidir. Burası çok manidardır. Gelenekli sanatlarımız günümüzden bambaşka bir felsefeye sahiptir.

Siz yüzyıllara hitap eden bir ürün yapıyorsunuz çağımızda. Bu ne demek? İnsanlar bir tane çek yat alıyor evine 10 sene dayansa mutlu oluyor, kaliteli mal diyor. Bu esasında bizim felsefemize inancımıza ters bir düşüncedir. Dolayısıyla biz sanat yaparken yüzyıllara hitap etsin istiyoruz. Çünkü sanat yapan kişi imza atıyor. Sanatkâr imzasının hemen kaybolmasını istemez. Yüzyıllara hitap etsin ister. Sizden mesela 5 asır sonra gelen insanlar sizin imzanınız görsün ve desin ki benim atalarım böyle imzalar atmış ben de böyle kalıcı imzalar atayım desin.

Tezhibi daha çok kitap süsleme sanatı olarak anlatmak gerekir. Ama tabi günümüzde el yazması kitap haliyle çok kalmadı. Tabi ki levhalar, Kuran-ı Kerim´ler de yazılıyor. Dar manada tezhip işte bu yazıların kenarlarının süslenmesidir. Ama Tezhibi geniş manada düşünmek gerekir. Bugün süsleme adına ne varsa hepsini tezhibin içerisine katmak zorundayız. Mesela etrafımızda yeni yapılan veya restorasyonu yapılan camilerin tezyinatlarına bakıyoruz; ne acı ki motiften, desenden, tezyinden bihaber insanların elinde. İşten anlamayan insanlar yapınca da maalesef her şey yozlaşıyor. O yüzden o alanları da ben tezhip sanatının içine koyuyorum. Yetişmiş insanların yapması gerektiğini düşünüyorum.

İnsanımızın Sanata İhtiyacı Var

Tezhip sanatının ayrıca insanın ruhunu güzelleştiren tarafları da önemlidir. Sanatları tanıtırken onların, bu boyutunu da ele almak gerekiyor. Bu günümüzde son derece elzemdir.  İnsanlar, geçmişte bu sanatlar icra edilmiş günümüzde artık bunların önemi yok diye düşünebilir. Dijital ortamda her şeye ulaşım mümkün, matbusu var bunun vs… Tekrar çalışılmasına gerek görülmeyebilir. Oysa tam tersine günümüz insanının sanata daha çok ihtiyacı var. Çünkü günümüz insanı hem ruhen hem bedenen hasta. Gelenekli sanatlar bu hastalıkların doktoru olabilecek hüviyette.

Çağdaşlık Adı Altında Geleneği Yozlaştıramazsınız

Tezhip sanatını çeşitleri vardır, dönemleri vardır. Ben çok fazla kullanmak istemem ama sözüm ona çağdaş tezhip çalışanlar var, gelenekli tezhip ile devam edenler var. Ancak ben çağdaş kelimesini sadece bugün de yapıldığı için kullanırım. Fakat siz çağdaşlık adı altında geleneği yozlaştıramazsınız buna karşıyım. Sizin değerlerinizi taşıyan, genlerinizde, kodlarınızda yerini almış ve asırlarca sürdüren bir geleneğe kendi imzanızı da bırakırken çağdaşlık adı altında bu değerleri tanımlanamaz hale dönüştüremezsiniz.

Eski Türk Resmi: Minyatür

Minyatür sanatına eski Türk resmi demek daha doğru. En karakteristik özelliği içinde perspektif taşımamasıdır. Bu özelliği ile klasik dönem Batı sanatından ayrılır. Tabi çağdaşlık adı altında ben yenilik yaptım perdesi ile insanlar minyatür sanatı icra ettim diyor, kusura bakmasınlar içine perspektifi sokunca o çalışma resim sanatı oluyor.

Neden bu kadar kesin ayırıyorum? Çünkü bizim sanatlarımızın ruhunda, tabiri caizse tanrının yaptığı gibi yapmaya çalışamama felsefesi vardır. Minyatürde, mesela bir kadın çalışılmışsa bu kadın şu veya bu kadın değildir; 50´li yaşlarında Türk soyundan gelen bir kadındır o figür veya bir acem bir Avrupalı kadın resmedilmiştir. Aynı şekilde çiçekleri de böyle çalışmışız, hayvanları da böyle… Gördüğünüz kızıl, beyaz veya ala bir atı birebir resmetmeye çalışmamışsınız, onun karakterini yansıtmışsınız. Bu figürler, bugün insanların hayranlıkla baktığı soyut fikrini meydana getirmiştir. Bugün sanatçıların ulaşmak istediği veya başka bir tabirle sanat adına olması gereken asırlar önce olmuş. Belki bugünün soyut arzusundan farklı saiklerle meydana gelmiş bu eserler ama harikulade bir şey ortaya çıkmış: Soyut kavramı.

Sanatın Özü Anlamaya Çalışmaktır

Eski Türk resminde konu anlatımı ön plandadır, perspektiften uzaktır, Allah´ın yaptığı gibi bahçe tasviri veya çiçek tasviri yerine özü anlamaya çalışarak, pozisyon ya da kesit görmeye çalışarak yapılmıştır minyatür sanatı. Bu yönüyle soyuttur. Anlamaya çalışmaktır, bu yönüyle tam bir sanattır. Esasen, sanat yapmanın temelinde de bu vardır. Allah´ı iyi anlamaya çalışmak. Yani siz Allah´ın yaptığının aynını yapmak yerine Allah´ın yaptığını anlama ve tefekkür etme, üzerinde bir fikir teatisinde bulunma çabasına girersiniz. Mesela Hatai dediğimiz bir motif vardır bu, bir çiçeğin dikine kesitini nakşeder yüzyıllar içinde oluşmuş bir desendir. Burada sizi bir çiçeğin anatomisine götüren şeyler var. Sadece görüntüyü resmetmeye kalktığınızda sadece görüntüyü analiz edersiniz, kesitte ise çiçeğin her türlü detayıyla muhatap olmak durumundasınızdır. Bu size o çiçeğin yaratıcısını daha iyi anlama imkânı tanır. Ayet-i Kelime´de Allah-u Teâla buyuruyor ki “Benden en çok âlim kullarım havf eder.”. Böyle baktığımızda gelenekli sanatlar icra eden kişi, hem Allah´ı daha iyi tanıma noktasında hem Allah´ın yarattıklarını hem Allah´ın maksadını kavrama -ki en önemlisi budur- ciddi bir avantaja sahip olur.

Kat´ı sanatında da benzerlikler var, zaten motif süslüyorsunuz. Tabi bu motifler gelenek içerisinde üsluplaşmış motiflerdir. Kat´ı sanatında keserek oluşturuyoruz motifleri. Bu sanatta boyut meselesi daha ön plana çıkar. Bazı insanlar yaptığı çalışmaya dokunabileyim ister. Boyaya dokunamazsınız ama Kat´ı nın bu açıdan cazip tarafı vardır. Yaptığınız işe dokunabilirsiniz.

Ebru sanatı bambaşka bir âlemdir. Uluhi oluşumlar, Ebru sanatında daha ön plandadır. Tasavvufçuların daha çok çalıştığını gözlemliyoruz. Ebrunun insan ruhuna cazip gelmesinin altında özel nedenler var. Uluhi oluşu insanların bizzat görmesini sağlar. Klasiktir, ney sesi ile ebru sanatının birlikte icra edilmesi ruhu doyurucu tedavi edici bir özelliğe sahiptir.

Sanat Ruha Hitap Eder

Naçizane iştigal ettiğim sanatların hepsinin hem fiziken hem ruhen insana dokunan, insanı etkileyen güzelliklerinin olması ortak noktalarıdır. Atölyemize girip de farklı bir boyuta geçmeyen insan görmedim. Bu çok önemli yani yaptığınız işin insanların ruhuna hitap edebilmesi apayrı bir güzellik. Ben gelenekli sanatlarımızı, hem teknik özellikleriyle incelemek hem de ruha dokunan yönleriyle incelemek gerektiğini düşünüyorum.

 

Sivas Tezhip Ekolü

1996 yılından beri Sivas´ta, Anadolu´da sanatla iştigal ediyorum. Bir taraftan eser üretiyor, bir taraftan talebe yetiştiriyorum bu sanatlarımızı yaşatıyor, başkalarına aktarıyorum. İnsanların sanatla bağlantısını sağlayıp onların ruhi değişimlerini görmek adına Sivas´tan bir sanatçı olarak, sanat hocası olarak muazzam bir zevk aldım.

Tezhip sanatında, geçmişte bir Sivas ekolü vardır. Bununla ilgili bir çalışma yaptım. Malum Sivas türküleriyle de ünlü bir şehirdir. Türkülerde Sivaslı âşıkların doğaçlaması özellikle ön plana çıkar. Aynı şeyi ben, tezhip alnındaki Sivas ekolünde de gördüm. İnsanlar bugün bizim yaptığımız gibi tasarımları kâğıtlara hazırlayıp onun üzerinden boyamak yerine altını, onu boyayacağı zeminin üzerine sürüp doğrudan motifi çalışmış, araştırmalarımda bunu keşfettim. Çok muazzam bir şeydir bu belki çok muntazam olmasa da…  İrticalen yapılmış eserler. Bu anlamda günümüzde Sivas´ta bu işlerin içinde olmak çok hoşuma giden bir durum. Yasir Cevher hocamı Van´dan buraya bir sebeple üniversiteye hoca olarak getirdik de sonra bizler ondan ders aldık. Bizden öncesindeki kesinti bu sayede son bulmuş oldu. Bizim için bu geleneği dolaylı yoldan devralıp Sivas´ta yaşatıyor olmak apayrı bir gurur kaynağı oldu.

Sivaslılar Sanata Sahip Çıkıyor

Sivas´ta sanat öğrenme adına ve sanatı sahiplenme adına çok iyi şeyler olduğunu söylemem gerekiyor. Tezhip sanatını, naçizane 250-300 civarı insana ulaştırmışım. Bunlar arasında 60 civarında öğrencim ciddi şekilde devam ediyor. Bu benim için kıvanç verici bir durum. Ben bu ilin sanatkârı olarak, üzerime düşen görevi yerine getirdiğimi düşünüyorum hala da devam ediyoruz. İhramcızade Kültür Merkezi´nde de gönüllülük esasına dayalı hizmet yürütüyoruz.

Şunu da söylemek lazım, bu işler sanatçının veya talebenin sahiplenmesi ile olmuyor. Sanatın başka katkılarının da olması gerekir. İlgi görmeyen sanat zayi olacaktır. Sanatkâra destek olunmalı. İnsanların orijinalite fikrine alıştırılması gerekiyor. Bugün evlerimizde birer tane orijinal eserin olması gerektiğini düşünüyorum. Bunun birçok sebebi var manevi sebeplerini geçtim, maddi açıdan da sanat eserlerine sahip olunmalı. Orijinal eserler sürekli maddi anlamda üzerine koyan işlerdir. Yıllandıkça kıymetlenir. Yeni evlenen bir çiftin aldığı eser, 10 sene sonra onların eskiyen tüm ev eşyalarını yeniden düzecek değeri ulaşır. Şayet doğru işler edinilirse… İnsanlar bu orijinalite fikrine alıştırılmalıdır, kendi kültürlerinin imzasının evlerinde bulunması gerektiğinin farkına vardırılmalıdır. Yani sanat eserleri, manevi boyutunu bir kenara bıraksak bile muteber yatırımlardır. Sivas´ta sanatın bazı ayakları topal bunu yetkililere de birinci ağızdan dillendiriyoruz.

Türklerin Dimağı Açıktır

Tezyinat ilkçağlardan beri vardır. Mağara yazılarından başlar bence. Sanatın ortaya çıkmasında insanların ve toplumların inançları çok belirleyicidir. Allah´a inananlar sanatlarını da inançları doğrultusunda icra ederken inanmayan toplumlar başka sanat felsefeleri üretmiştir. Ancak sanatları İslami veya gayri İslami diye ayrıştırmayı doğru bulmuyorum çünkü tüm sanat dalları birbirinden etkilenmiştir. Ayrıca, Müslümanların icra ettiği sanat bir gayrimüslime cazip gelebiliyor, ayrıştırma bu sebeple doğru değil. Kimse hiçbir sanattan mahrum kalmamalı. Bizler, Türkler olarak kendimizi küçük görmemiz gerekiyor. Gelenekli sanatlarımızda ecdadımızın Allahtan tarafından verilmiş bir dimağ açıklığı görüyoruz. Çünkü biz Allah´ı anlamaya çalışmışız, Allah´ı anlamaya çalışmak ufku ve zihni açar ve sürekli daha iyiye sevkeder.

İhramcızade Kültür Merkezi: Nadide ve “Tesadüfen Bilinen” Bir Mekân

Öncelikle bu merkezi açan Sayın Doğan Ürgüp yönetimine ve akabinde buradaki hizmetlerin sürdürülmesini sağlayan Sayın Sami Aydın´a teşekkür etmek gerekiyor. İstanbul ve Ankara´da bu tarz tarihi mekânların sanata tahsis edildiği görgümüz var. Fakat Anadolu´da böyle, sanatlara tahsis edilen mekânları görme şansımız pek yok. Bu anlamda emsali az örnek bir uygulama oldu burası.  Ancak kör topal maalesef! Evet yönetim burayı tahsis etti belki ama yetkililerden gelip de burada ne yapıyorsunuz, kim geliyor kim gidiyor, turistler buraya geliyor mu, İhramcızade Kültür Merkezi´ni insanlar biliyor mu? diye merak eden, soran olmadı. Böyle nadide bir mekânımız var ama tanıtım noktasında çok zayıf olduğunu düşünüyorum. Sanatkârı vitrinde kullanmak sanatkârı vitrinde kullanan için bir kazanım ama vitrinde duran sanatkâr için bir kayıp olur. Biz sanatkârlar burada talebelerle ilgileniyoruz daha çok, kendi işlerimizi erteleyerek geliyoruz. İşler bir fedakârlık üzerinden yürüyor, dolayısıyla maddi kayıplarımız oluşuyor. Biz buraya vakit ayırıyorsak buranın daha farklı bir çizgide idare edilmesi gerekir diye düşünüyorum. İhramcızade Kültür Merkezi´ni bilen insanlar tesadüfen, yoldan geçerken görüp gelmiş insanlar oluyor. Yeteri kadar tanınmadığını, tanıtılmadığını düşünüyorum. Buraya yapılan yatırımın, burada icra edilen sanatların, buradaki sanatçıların karşılığı bu değil.

 

 









Kaynak:

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Gezici Çanakkale Müzesi Sivas´ta
Gezici Çanakkale Müzesi Sivas´ta
Gezici Çanakkale Müzesi Sivas´ta
Şehrimize ziyaretler devam ediyor
Şehrimize ziyaretler devam ediyor
Şehrimize ziyaretler devam ediyor
Kış hazırlıkları başladı
Kış hazırlıkları başladı
Vatandaşlar kış hazırlıklarına şimdiden başladılar. Kış mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte soba satışları başladı.
Sarısözen Sempozyumuna Davetlisiniz
Sarısözen Sempozyumuna Davetlisiniz
Türk halk müziği ve Türk folklor´ unun büyük emektarı ve üstadı hemşehrimiz Muzaffer Sarısözen Sempozyum´ una davetlisiniz. Sempozyum ve konserlere katılım ücretsizdir.
Surp Asdvadzadzin Ermeni Kilisesi Restore Edilecek
Surp Asdvadzadzin Ermeni Kilisesi Restore Edilecek
Surp Asdvadzadzin Ermeni Kilisesi Restore Edilecek
Sivas´ta olmaktan dolayı mutluyuz
Sivas´ta olmaktan dolayı mutluyuz
Sivas´ta olmaktan dolayı mutluyuz
Muzaffer Sarısözen anılacak
Muzaffer Sarısözen anılacak
Muzaffer Sarısözen anılacak
Tespih satarak geçimini sağlıyor
Tespih satarak geçimini sağlıyor
Zorlu yaşam şartlarında geçimini sağlamak için insanlar farklı iş arayışlarına girdi. Fatih Üzmez, sokaklarda tespih satarak ailesinin geçimini sağlamaya çalışıyor.
“Şirketten Etiketli Dünya”
“Şirketten Etiketli Dünya”
“Şirketten Etiketli Dünya”
STD seyirciler ile buluşmaya devam ediyor
STD seyirciler ile buluşmaya devam ediyor
Sivas Devlet Tiyatrosu (SDT), bu hafta, geçen tiyatro sezonunun oyunlarından olan ve seyredenleri kahkahaya boğan, ”Kendime Kıyamam” adlı oyunuyla seyircilerini buluşturacak.
Endonezya İçin Yardım Çağrısı
Endonezya İçin Yardım Çağrısı
Endonezya İçin Yardım Çağrısı
"Türkçeye verdiği kıymeti paha biçilemez"
"Türkçeye verdiği kıymeti paha biçilemez"
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Alim Yıldız, ‘Uluslararası Yunus Emre ve Anadolu´da Türk Yazı Dilinin Gelişimi Sempozyumu´ açılış programına katıldı.
"Sivas´ı yaşayın"
"Sivas´ı yaşayın"
Şehir Kültürünü Yayma ve Yaşatma Derneği Başkanı Ahat Türkmenoğlu, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi öğrencilerine seslendi. Türkmenoğlu, "Sivas´ta bulunduğunuz sürece Sivas´ı yaşayın. Burası yaşanılacak bir şehirdir" dedi.
Damar hastalıları için ´Gilaburu´
Damar hastalıları için ´Gilaburu´
Son bahar mevsiminin yaşandığı bu günlerde doğada yetişen bir çok yabani meyve için hasat dönemi. Özellikle Kayseri- Sivas kırsalında yabani olarak yetişen ve endemik bitki olan Gilaburu meyvesinin de hasat vakti geldi.
"Türkçeden başka dil kullanılmayacaktır"
"Türkçeden başka dil kullanılmayacaktır"
Cumhuriyet Üniversitesi Vakfı Okulları sosyal sorumluluk projelerinde yer almaya devam ediyor.
CÜ´de karma resim sergisi açıldı
CÜ´de karma resim sergisi açıldı
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim İş Öğretmenliği Bölümü öğrencileri, Öğretim Görevlisi Tamer Balıkçı´nın danışmanlığında karma resim sergisi açtı.
Veee Perde
Veee Perde
SDT, 2018-2019 tiyatro sezonunu bugün çocuk oyunu “Ayışığı Sirki” ve 4 Ekim´de ise “Lena, leyla ve diğerleri” adlı oyun ile perdelerini açacak. SDT Birbirinden iddialı oyunlarla tiyatro seyircisini bu senede kucaklayacak.
Beşir Derneği 3 Ülkede Daha Su Kuyusu Açtı
Beşir Derneği 3 Ülkede Daha Su Kuyusu Açtı
15 Temmuz Destanı´nı farklı coğrafyalarda anlatmayı amaçlayan Beşir Derneği, 250 şehit adına 250 su kuyusu açıyor.
‘Camiler ve Din Hizmetine Adanmış Ömürler´
‘Camiler ve Din Hizmetine Adanmış Ömürler´
Sivas Valisi Gül, Camiler ve Din Görevlileri Haftası´nı Kutladı
Kültürel Gezi Düzenlendi
Kültürel Gezi Düzenlendi
Sivas Çocuk Hakları İl Komitesi İle Tarihi ve Kültürel Gezi Programı Düzenledi
“İslam-Türk kültürünü gençlere hatırlatmak gerek”
“İslam-Türk kültürünü gençlere hatırlatmak gerek”
Hemşehri tanıtım günlerinin, küresel kültüre karşı bir direnç mekanizması olduğunu ifade eden Numan Kurtulmuş, amaçlarının Anadolu´daki İslam-Türk kültürünü büyük şehirlerde yaşamak ve gençlere hatırlatmak olduğunu söyledi
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Musibetin sevabına talip olmaklığın, musibeti çekmekte iken de varsa, zahidsin.

Hz. Muhammed
Prof. Mustafa Çağrıcı
Prof. Mustafa Çağrıcı
Kur´an´ı okumak, hissetmek, anlamak
BERAT DEMİRCİ
BERAT DEMİRCİ
AUDİNİN DÖRT MELEĞİ
İBRAHİM TENEKECİ
İBRAHİM TENEKECİ
Kitaplar arasında
Beşir Ayvazoğlu
Beşir Ayvazoğlu
‘Sevda bölüğünde kıdemli bir asker´
YUSUF KAPLAN
YUSUF KAPLAN
İlmihâlsiz Müslümanlık, çıkmaz sokaktır!
Ahmet ÖZDEMİR
Ahmet ÖZDEMİR
TÜRK ELLERİNDEN BİR KAÇ SES
Yusuf Ziya Ünsal
Yusuf Ziya Ünsal
Enflasyon ile top yekun mücadele
Kemal Öztürk
Kemal Öztürk
Cinayette fotoğrafın tamamını kaçırmayın
Aydın Ünal
Aydın Ünal
Medine´de son Cuma (2)
Mehmet Şevket EYGİ
Mehmet Şevket EYGİ
Müslümanların 24 ölümcül hatâsı
Gülşah Akkaş Yaman
Gülşah Akkaş Yaman
Kitap kurtları
MUSTAFA KUTLU
MUSTAFA KUTLU
Yakışıklı ceset
Yusuf Ziya Cömert
Yusuf Ziya Cömert
Kaşıkçı suikasti: Böyle bir şey olamaz!
İbrahim KAHVECİ
İbrahim KAHVECİ
Suçlu ürünler listesi
Ö. EMİR DOĞAN
Ö. EMİR DOĞAN
HOMO DÜT DÜTÜS*
İsmail Dursun
İsmail Dursun
Kaleci ve Savunma Hataları
Salih Tuna
Salih Tuna
Türk ekonomisi McKinsey´e mi emanet edildi?
Osman Nuri Kesici
Osman Nuri Kesici
25 Eylül Dünya Eczacılar günü...
Selahattin Çerik
Selahattin Çerik
Zincir
Müjgan Üçer
Müjgan Üçer
ÇOCUĞU NE OKUTUR?
Mahmut Erol Kılıç
Mahmut Erol Kılıç
Bilgilendirme notu
Muhsin Kaya
Muhsin Kaya
SİVAS´A SELAM YOLA DEVAM
Talha Gurbetçi
Talha Gurbetçi
OSMANLICAYA SAHİP ÇIKALIM
Muzaffer Gücer
Muzaffer Gücer
BİR ÖĞRETMENİN ESERİ
Yavuz Bülent Bakiler
Yavuz Bülent Bakiler
DÜŞMANIYIM ASALETİN KELİMELERDE BİLE”
Sami Akkuş
Sami Akkuş
DUA EDİN...
Ergün Diler
Ergün Diler
Kıbrıs planı
Gülşah YARLI
Gülşah YARLI
Sezona veda
Fikret ÜNSAL
Fikret ÜNSAL
DEDİKODUSU ÇIKARSA OLUR
Aziz Erdoğan
Aziz Erdoğan
ÇANAKKALE RUHU DÜNDEN DİRİDİR
Zübeyir Kamil Akkaya
Zübeyir Kamil Akkaya
Batı´ya Doğru - Taklit Bitti, Tahkik Başladı!
Salih Şahin
Salih Şahin
OSMANLI ARAPLARI NASIL SÖMÜRDÜ!
S. Emrah GÖKTAŞI
S. Emrah GÖKTAŞI
Sivil toplum
Osman Nuri KESİCİ
Osman Nuri KESİCİ