Kadim Süsleme Sanatlarımız Sivas´ta Yaşatılıyor
Mehmet Ali Düzün 1996´dan Sivas´ta Tezhip, Ebru, Kat´ı, Minyatür ve Halı Desinatörlüğü sanatlarını icra ediyor. 250´den fazla Sivaslıya hocalık yapmış olan Düzün, Halk Eğitim Merkezi´ndeki 25 yıllık öğretmenlik kariyerinden sonra İhramcızade Kültür Merkezi´nde bir yandan talebe yetiştirmeye bir yandan da gelenekli sanatlarımızı Sivas´ta yaşatmaya devam ediyor. Kıymetli sanatkârımızla, icra ettiği gelenekli sanatlarımız, Sivas´ta sanat hayatı ve İhramcızade Kültür Merkezi hakkında keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik
Tarih: 28.7.2018 10:47:59/ 361okunma / 0yorum

Zübeyde DARENDELİ

Mehmet Ali Düzün 1996´dan Sivas´ta Tezhip, Ebru, Kat´ı, Minyatür ve Halı Desinatörlüğü sanatlarını icra ediyor. 250´den fazla Sivaslıya hocalık yapmış olan Düzün, Halk Eğitim Merkezi´ndeki 25 yıllık öğretmenlik kariyerinden sonra İhramcızade Kültür Merkezi´nde bir yandan talebe yetiştirmeye bir yandan da gelenekli sanatlarımızı Sivas´ta yaşatmaya devam ediyor. Kıymetli sanatkârımızla, icra ettiği gelenekli sanatlarımız, Sivas´ta sanat hayatı ve İhramcızade Kültür Merkezi hakkında keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Süsleme Sanatlarının Temeli: Nakkaşlık

4 farklı sanat dalı icra ediyorum. Fakat hepsinin temelinde halı desinatörlüğü var ve aslında nakkaşlık demek lazım. Ön lisans El Dokuması Halıcılık mezunuyum, akademik ilk eğitimim öyle başladı. Halı desenciliğinden sonra 1996 yılında Sivas Belediyesinin eski konservatuarında bir kursla tezhibe başladım. Yasir Cevher Yıldız hocayla tanıştık

Sanat hayatına Tezhip ile başladım diyebilirim. Sayacağımız sanatların hepsi kitap süsleme sanatı. Tezhiple uğraşıyorsanız, bir taraftan Ebru sanatıyla tanışmak durumundasınız. Yani kâğıt ve kitaba hizmet eden sanatlar. 2000´li yılların başında ebruyla tanıştım. Tezhip çalışan birisinin oradaki teknikleri kullanarak minyatür sanatını icra edebildiğini gördüm. Zaten sanatın bir dalına bulaştım mı diğer sanatları ister istemez irdelemek zorundasınız. Minyatüre de “Benim sanatım bu sanatın içinde var mı?” sorusuyla başladım. Gördüm ki tezhip sanatına hâkim olan bir kişi minyatür sanatının %60´ını halletmiş seviyeye haliyle gelmiş oluyor. Benzerlikler çok fazla çünkü. Ufak tefek teknik farklılıklar illa ki var. Sora Kat´ı sanatıyla tanıştık, ince kâğıt oymacılığı sanatı diye tanımlayabiliriz. Arapça kat´a kelimesinden türeyen bir kelime, kesmek manası taşıyor. Keserek desenleri oluşturuyorsunuz. Tasarım olarak tezhip için hazırladığınız bir deseni hem Kat´ı sanatında hem cami tezyinatında kullanabilirsiniz. Yani başta söylediğim gibi nakkaşsanız, tasarım bilgisine ve temel teknik bilgilere sahipseniz malzeme kullanımını başarıyorsanız nihayetinde fırçayla değil de kretuarla deseni oluşturuyorsunuz. O yüzden birbiriyle ilintili olduğunu vurgulamak lazım. Ebru biraz diğer tezyinat sanatlarının dışında gibi gözükür ama ondan da el hassasiyeti mevzusu yine aynıdır. Tabi ki bir nakkaş bir tezhipçi sıfırdan başlayan birine nazaran daha ivmeli bir şekilde merhale kat eder.

Sanat Hocayla Öğrenilir

Desen bilgisi, kompozisyon bilgisi, boya bilgisi, renk bilgisi hepsinin temelinde olması gereken şeylerdir. İlk aşama budur. Tabi tüm temel bilgiler tezhip sanatı öğrenirken öğrenciye verilir. Şöyle diyorum eğer kişi tezhip bilirse nakkaşlık adına birçok şeyi rahatlıkla yapabilir. Tezhip eğitiminde verdiğimiz Tezyinat dersi ile talebe nakkaşlık adına en temel bilgileri öğrenir. Önce tezhiple başlamak bu sebeple çok önemlidir. Ben aslında halı desenciliği ile başladım. Bu daha faydalı oldu diğer sanatlar adına. Halı desenciliğine özellikle dikkat çekmek isterim çünkü çok büyük ebatlarda çalışıyorsunuz tabiri caizse sanat diliyle “eliniz kırılır” veya “eli dönmeye başlamış” deriz. Halı desinatörlüğü bana çok şey kattı. 1 ay gibi bir sürede masa tenisi büyüklüğünde ebattaki bir kâğıda milimetrik kontürler çekip bitirdiğimi çok hatırlıyorum. Halı desenciliği ile başlamak bana çok şey kattı tabi sonra da iyi bir hocayla tezhip öğrendim. Akabinde minyatür sanatında direk birinden ders almadım.

Ama buraya dikkat edelim. İnsanlar hocasız bir şey öğrenmeyi maharet sayıyor. Hocasız bir şeyi öğrenmeye çalışmak, hem vakit kaybıdır hoca yılların birikimini birkaç saniyede verebilirken siz aynı işi kendi başınıza belki 10 senede keşfedemeyebilirsiniz. Hem de gelenekten uzaklaştırır. O yüzden ben kendi kendime öğrendim diyenlere üzülüyorum.

Gelenekli Sanatlar Yüzyıllara Hitap Eder

Tezhip, altınlamak altınla süslemek altınla bezelemek manalarına gelir. Klasik manada bakıldığında motifler altınla süslendiği için bu manayı kazanmış. Neden altın? Sorusu önemli. Eğer yaptığınız eserin uzun yıllar kalıcı olmasını isterseniz orijinal malzeme kullanmak zorundasınız. Orijinal malzeme kullandığınız zaman yüzyıllara hitap eden bir ürün elde edersiniz. Bu aynı zamanda tüketim çağının muhalifidir. Burası çok manidardır. Gelenekli sanatlarımız günümüzden bambaşka bir felsefeye sahiptir.

Siz yüzyıllara hitap eden bir ürün yapıyorsunuz çağımızda. Bu ne demek? İnsanlar bir tane çek yat alıyor evine 10 sene dayansa mutlu oluyor, kaliteli mal diyor. Bu esasında bizim felsefemize inancımıza ters bir düşüncedir. Dolayısıyla biz sanat yaparken yüzyıllara hitap etsin istiyoruz. Çünkü sanat yapan kişi imza atıyor. Sanatkâr imzasının hemen kaybolmasını istemez. Yüzyıllara hitap etsin ister. Sizden mesela 5 asır sonra gelen insanlar sizin imzanınız görsün ve desin ki benim atalarım böyle imzalar atmış ben de böyle kalıcı imzalar atayım desin.

Tezhibi daha çok kitap süsleme sanatı olarak anlatmak gerekir. Ama tabi günümüzde el yazması kitap haliyle çok kalmadı. Tabi ki levhalar, Kuran-ı Kerim´ler de yazılıyor. Dar manada tezhip işte bu yazıların kenarlarının süslenmesidir. Ama Tezhibi geniş manada düşünmek gerekir. Bugün süsleme adına ne varsa hepsini tezhibin içerisine katmak zorundayız. Mesela etrafımızda yeni yapılan veya restorasyonu yapılan camilerin tezyinatlarına bakıyoruz; ne acı ki motiften, desenden, tezyinden bihaber insanların elinde. İşten anlamayan insanlar yapınca da maalesef her şey yozlaşıyor. O yüzden o alanları da ben tezhip sanatının içine koyuyorum. Yetişmiş insanların yapması gerektiğini düşünüyorum.

İnsanımızın Sanata İhtiyacı Var

Tezhip sanatının ayrıca insanın ruhunu güzelleştiren tarafları da önemlidir. Sanatları tanıtırken onların, bu boyutunu da ele almak gerekiyor. Bu günümüzde son derece elzemdir.  İnsanlar, geçmişte bu sanatlar icra edilmiş günümüzde artık bunların önemi yok diye düşünebilir. Dijital ortamda her şeye ulaşım mümkün, matbusu var bunun vs… Tekrar çalışılmasına gerek görülmeyebilir. Oysa tam tersine günümüz insanının sanata daha çok ihtiyacı var. Çünkü günümüz insanı hem ruhen hem bedenen hasta. Gelenekli sanatlar bu hastalıkların doktoru olabilecek hüviyette.

Çağdaşlık Adı Altında Geleneği Yozlaştıramazsınız

Tezhip sanatını çeşitleri vardır, dönemleri vardır. Ben çok fazla kullanmak istemem ama sözüm ona çağdaş tezhip çalışanlar var, gelenekli tezhip ile devam edenler var. Ancak ben çağdaş kelimesini sadece bugün de yapıldığı için kullanırım. Fakat siz çağdaşlık adı altında geleneği yozlaştıramazsınız buna karşıyım. Sizin değerlerinizi taşıyan, genlerinizde, kodlarınızda yerini almış ve asırlarca sürdüren bir geleneğe kendi imzanızı da bırakırken çağdaşlık adı altında bu değerleri tanımlanamaz hale dönüştüremezsiniz.

Eski Türk Resmi: Minyatür

Minyatür sanatına eski Türk resmi demek daha doğru. En karakteristik özelliği içinde perspektif taşımamasıdır. Bu özelliği ile klasik dönem Batı sanatından ayrılır. Tabi çağdaşlık adı altında ben yenilik yaptım perdesi ile insanlar minyatür sanatı icra ettim diyor, kusura bakmasınlar içine perspektifi sokunca o çalışma resim sanatı oluyor.

Neden bu kadar kesin ayırıyorum? Çünkü bizim sanatlarımızın ruhunda, tabiri caizse tanrının yaptığı gibi yapmaya çalışamama felsefesi vardır. Minyatürde, mesela bir kadın çalışılmışsa bu kadın şu veya bu kadın değildir; 50´li yaşlarında Türk soyundan gelen bir kadındır o figür veya bir acem bir Avrupalı kadın resmedilmiştir. Aynı şekilde çiçekleri de böyle çalışmışız, hayvanları da böyle… Gördüğünüz kızıl, beyaz veya ala bir atı birebir resmetmeye çalışmamışsınız, onun karakterini yansıtmışsınız. Bu figürler, bugün insanların hayranlıkla baktığı soyut fikrini meydana getirmiştir. Bugün sanatçıların ulaşmak istediği veya başka bir tabirle sanat adına olması gereken asırlar önce olmuş. Belki bugünün soyut arzusundan farklı saiklerle meydana gelmiş bu eserler ama harikulade bir şey ortaya çıkmış: Soyut kavramı.

Sanatın Özü Anlamaya Çalışmaktır

Eski Türk resminde konu anlatımı ön plandadır, perspektiften uzaktır, Allah´ın yaptığı gibi bahçe tasviri veya çiçek tasviri yerine özü anlamaya çalışarak, pozisyon ya da kesit görmeye çalışarak yapılmıştır minyatür sanatı. Bu yönüyle soyuttur. Anlamaya çalışmaktır, bu yönüyle tam bir sanattır. Esasen, sanat yapmanın temelinde de bu vardır. Allah´ı iyi anlamaya çalışmak. Yani siz Allah´ın yaptığının aynını yapmak yerine Allah´ın yaptığını anlama ve tefekkür etme, üzerinde bir fikir teatisinde bulunma çabasına girersiniz. Mesela Hatai dediğimiz bir motif vardır bu, bir çiçeğin dikine kesitini nakşeder yüzyıllar içinde oluşmuş bir desendir. Burada sizi bir çiçeğin anatomisine götüren şeyler var. Sadece görüntüyü resmetmeye kalktığınızda sadece görüntüyü analiz edersiniz, kesitte ise çiçeğin her türlü detayıyla muhatap olmak durumundasınızdır. Bu size o çiçeğin yaratıcısını daha iyi anlama imkânı tanır. Ayet-i Kelime´de Allah-u Teâla buyuruyor ki “Benden en çok âlim kullarım havf eder.”. Böyle baktığımızda gelenekli sanatlar icra eden kişi, hem Allah´ı daha iyi tanıma noktasında hem Allah´ın yarattıklarını hem Allah´ın maksadını kavrama -ki en önemlisi budur- ciddi bir avantaja sahip olur.

Kat´ı sanatında da benzerlikler var, zaten motif süslüyorsunuz. Tabi bu motifler gelenek içerisinde üsluplaşmış motiflerdir. Kat´ı sanatında keserek oluşturuyoruz motifleri. Bu sanatta boyut meselesi daha ön plana çıkar. Bazı insanlar yaptığı çalışmaya dokunabileyim ister. Boyaya dokunamazsınız ama Kat´ı nın bu açıdan cazip tarafı vardır. Yaptığınız işe dokunabilirsiniz.

Ebru sanatı bambaşka bir âlemdir. Uluhi oluşumlar, Ebru sanatında daha ön plandadır. Tasavvufçuların daha çok çalıştığını gözlemliyoruz. Ebrunun insan ruhuna cazip gelmesinin altında özel nedenler var. Uluhi oluşu insanların bizzat görmesini sağlar. Klasiktir, ney sesi ile ebru sanatının birlikte icra edilmesi ruhu doyurucu tedavi edici bir özelliğe sahiptir.

Sanat Ruha Hitap Eder

Naçizane iştigal ettiğim sanatların hepsinin hem fiziken hem ruhen insana dokunan, insanı etkileyen güzelliklerinin olması ortak noktalarıdır. Atölyemize girip de farklı bir boyuta geçmeyen insan görmedim. Bu çok önemli yani yaptığınız işin insanların ruhuna hitap edebilmesi apayrı bir güzellik. Ben gelenekli sanatlarımızı, hem teknik özellikleriyle incelemek hem de ruha dokunan yönleriyle incelemek gerektiğini düşünüyorum.

 

Sivas Tezhip Ekolü

1996 yılından beri Sivas´ta, Anadolu´da sanatla iştigal ediyorum. Bir taraftan eser üretiyor, bir taraftan talebe yetiştiriyorum bu sanatlarımızı yaşatıyor, başkalarına aktarıyorum. İnsanların sanatla bağlantısını sağlayıp onların ruhi değişimlerini görmek adına Sivas´tan bir sanatçı olarak, sanat hocası olarak muazzam bir zevk aldım.

Tezhip sanatında, geçmişte bir Sivas ekolü vardır. Bununla ilgili bir çalışma yaptım. Malum Sivas türküleriyle de ünlü bir şehirdir. Türkülerde Sivaslı âşıkların doğaçlaması özellikle ön plana çıkar. Aynı şeyi ben, tezhip alnındaki Sivas ekolünde de gördüm. İnsanlar bugün bizim yaptığımız gibi tasarımları kâğıtlara hazırlayıp onun üzerinden boyamak yerine altını, onu boyayacağı zeminin üzerine sürüp doğrudan motifi çalışmış, araştırmalarımda bunu keşfettim. Çok muazzam bir şeydir bu belki çok muntazam olmasa da…  İrticalen yapılmış eserler. Bu anlamda günümüzde Sivas´ta bu işlerin içinde olmak çok hoşuma giden bir durum. Yasir Cevher hocamı Van´dan buraya bir sebeple üniversiteye hoca olarak getirdik de sonra bizler ondan ders aldık. Bizden öncesindeki kesinti bu sayede son bulmuş oldu. Bizim için bu geleneği dolaylı yoldan devralıp Sivas´ta yaşatıyor olmak apayrı bir gurur kaynağı oldu.

Sivaslılar Sanata Sahip Çıkıyor

Sivas´ta sanat öğrenme adına ve sanatı sahiplenme adına çok iyi şeyler olduğunu söylemem gerekiyor. Tezhip sanatını, naçizane 250-300 civarı insana ulaştırmışım. Bunlar arasında 60 civarında öğrencim ciddi şekilde devam ediyor. Bu benim için kıvanç verici bir durum. Ben bu ilin sanatkârı olarak, üzerime düşen görevi yerine getirdiğimi düşünüyorum hala da devam ediyoruz. İhramcızade Kültür Merkezi´nde de gönüllülük esasına dayalı hizmet yürütüyoruz.

Şunu da söylemek lazım, bu işler sanatçının veya talebenin sahiplenmesi ile olmuyor. Sanatın başka katkılarının da olması gerekir. İlgi görmeyen sanat zayi olacaktır. Sanatkâra destek olunmalı. İnsanların orijinalite fikrine alıştırılması gerekiyor. Bugün evlerimizde birer tane orijinal eserin olması gerektiğini düşünüyorum. Bunun birçok sebebi var manevi sebeplerini geçtim, maddi açıdan da sanat eserlerine sahip olunmalı. Orijinal eserler sürekli maddi anlamda üzerine koyan işlerdir. Yıllandıkça kıymetlenir. Yeni evlenen bir çiftin aldığı eser, 10 sene sonra onların eskiyen tüm ev eşyalarını yeniden düzecek değeri ulaşır. Şayet doğru işler edinilirse… İnsanlar bu orijinalite fikrine alıştırılmalıdır, kendi kültürlerinin imzasının evlerinde bulunması gerektiğinin farkına vardırılmalıdır. Yani sanat eserleri, manevi boyutunu bir kenara bıraksak bile muteber yatırımlardır. Sivas´ta sanatın bazı ayakları topal bunu yetkililere de birinci ağızdan dillendiriyoruz.

Türklerin Dimağı Açıktır

Tezyinat ilkçağlardan beri vardır. Mağara yazılarından başlar bence. Sanatın ortaya çıkmasında insanların ve toplumların inançları çok belirleyicidir. Allah´a inananlar sanatlarını da inançları doğrultusunda icra ederken inanmayan toplumlar başka sanat felsefeleri üretmiştir. Ancak sanatları İslami veya gayri İslami diye ayrıştırmayı doğru bulmuyorum çünkü tüm sanat dalları birbirinden etkilenmiştir. Ayrıca, Müslümanların icra ettiği sanat bir gayrimüslime cazip gelebiliyor, ayrıştırma bu sebeple doğru değil. Kimse hiçbir sanattan mahrum kalmamalı. Bizler, Türkler olarak kendimizi küçük görmemiz gerekiyor. Gelenekli sanatlarımızda ecdadımızın Allahtan tarafından verilmiş bir dimağ açıklığı görüyoruz. Çünkü biz Allah´ı anlamaya çalışmışız, Allah´ı anlamaya çalışmak ufku ve zihni açar ve sürekli daha iyiye sevkeder.

İhramcızade Kültür Merkezi: Nadide ve “Tesadüfen Bilinen” Bir Mekân

Öncelikle bu merkezi açan Sayın Doğan Ürgüp yönetimine ve akabinde buradaki hizmetlerin sürdürülmesini sağlayan Sayın Sami Aydın´a teşekkür etmek gerekiyor. İstanbul ve Ankara´da bu tarz tarihi mekânların sanata tahsis edildiği görgümüz var. Fakat Anadolu´da böyle, sanatlara tahsis edilen mekânları görme şansımız pek yok. Bu anlamda emsali az örnek bir uygulama oldu burası.  Ancak kör topal maalesef! Evet yönetim burayı tahsis etti belki ama yetkililerden gelip de burada ne yapıyorsunuz, kim geliyor kim gidiyor, turistler buraya geliyor mu, İhramcızade Kültür Merkezi´ni insanlar biliyor mu? diye merak eden, soran olmadı. Böyle nadide bir mekânımız var ama tanıtım noktasında çok zayıf olduğunu düşünüyorum. Sanatkârı vitrinde kullanmak sanatkârı vitrinde kullanan için bir kazanım ama vitrinde duran sanatkâr için bir kayıp olur. Biz sanatkârlar burada talebelerle ilgileniyoruz daha çok, kendi işlerimizi erteleyerek geliyoruz. İşler bir fedakârlık üzerinden yürüyor, dolayısıyla maddi kayıplarımız oluşuyor. Biz buraya vakit ayırıyorsak buranın daha farklı bir çizgide idare edilmesi gerekir diye düşünüyorum. İhramcızade Kültür Merkezi´ni bilen insanlar tesadüfen, yoldan geçerken görüp gelmiş insanlar oluyor. Yeteri kadar tanınmadığını, tanıtılmadığını düşünüyorum. Buraya yapılan yatırımın, burada icra edilen sanatların, buradaki sanatçıların karşılığı bu değil.

 

 









Kaynak:

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Çiftçi; "Gürün sevdalılarını festivalimize bekliyoruz
Çiftçi; "Gürün sevdalılarını festivalimize bekliyoruz
Gürün Belediye Başkanı Nami Çiftçi, 18-19 Ağustos 2018 tarihleri arasında yapılacak olan Gürün 16. Kültür ve Sanat Festivali´ne herkesi davet etti.
Kalem ve Kelam Üstadı Mehmed Şevket EYGİ
Kalem ve Kelam Üstadı Mehmed Şevket EYGİ
Aydın olduğumu kabul etmem, okur-yazar bir vatandaşım. Henüz altı yaşındayken iki çocuk dergisine aboneydim, okuma-yazma bilmediğim için onları merhume anneme okuturdum. Okumadan, yazmadan geçen günüm yok gibidir. Elli bin kitaptan fazla özel kitaplığımı da Ankara Beştepe Külliyesi Kütüphanesi´ne vakfetmiş bulunuyorum.
Ulu Cami´nin Minaresi restorasyon bekliyor
Ulu Cami´nin Minaresi restorasyon bekliyor
Anadolu Selçuklu döneminde inşa edilen ve yaklaşık 800 yıllık olan Ulu caminin eğik minaresi bakımsızlıktan dolayı gün geçtikçe yıkılıyor. Yetkililerin hiçbir şey yapmaması halkın tepkisini çekiyor. Özellikle yurt dışında gelen vatandaşlar bu duruma tepkili.
EMEKLİLER KÜLTÜREVİ AÇILDI
EMEKLİLER KÜLTÜREVİ AÇILDI
15 Temmuz Şehitler Meydanı´na kazandırılan Emekliler Kültürevi düzenlenen törenle açıldı.
Atatürk Caddesine yakışmıyor
Atatürk Caddesine yakışmıyor
Sivas´ta geçtiğimiz yıl çürük diye yıkımı gerçekleşen Vakıflar iş hanının yıkıldığı yer uzun süredir görüntü kirliği ile gündemde. Atatürk Caddesinde vatandaşların nefes alacağı oturacağı bir Muvakkithane, yapılırsa yerinde bir karar olur.
Selçuklu ve Osmanlı şifahaneleri tanıtılacak
Selçuklu ve Osmanlı şifahaneleri tanıtılacak
Selçuklu ve Osmanlı şifahaneleri tanıtılacak
MÜSİAD´dan Kenya Hamlesi
MÜSİAD´dan Kenya Hamlesi
MÜSİAD´dan Kenya Hamlesi
Bu eseri "görmeden ölmeyin"
Bu eseri "görmeden ölmeyin"
Divriği Ulu Cami müezzini ve eserin gönüllü mihmandarı Nail Ayan: "Hiçbir motif, hiçbir şekil bir yerde bir daha kendisini tekrar etmemekte. Burada kainattaki varlıkların tekliğinden yola çıkılmış"
Yabancı Öğrenciler Sivas´ı Beğendiler
Yabancı Öğrenciler Sivas´ı Beğendiler
Yunus Emre Enstitüsü´nün düzenlediği program çerçevesinde 20 farklı ülkeden Sivas´a gelen 24 yabancı öğrenci, Belediye Başkanı Sami Aydın ile sabah kahvaltısında bir araya geldi.
EL SANATLARI DESKLENMELİ
EL SANATLARI DESKLENMELİ
Sivas Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkanı Beşir Köksal, El sanatlarının gelecek nesillere aktarılması için desteklenmesi ve teşvik edilmesi gerektiğini söyledi.
Dualarla anıldı
Dualarla anıldı
İlimizin kanaat önderlerinden biri olan İhramcızade İsmail Hakkı Toprak Hazretleri ölümünün 49. yılında Sivas Belediyesi tarafından düzenlenen Mevlid programıyla anıldı.
“Türkiye´de Örnek Teşkil Edecek”
“Türkiye´de Örnek Teşkil Edecek”
“Türkiye´de Örnek Teşkil Edecek”
1200 Euro´yu Ay Yıldız camisine bağışladılar
1200 Euro´yu Ay Yıldız camisine bağışladılar
1200 Euro´yu Ay Yıldız camisine bağışladılar
“Mahalli gazeteler ashabı mütalaaya hazırdır”
“Mahalli gazeteler ashabı mütalaaya hazırdır”
1920´lerde Kıraathane tanıtımları bu şekilde idi. “Dairei Belediye altında kuşat ettiğim kıraathanede her türlü kitaplar ve der saadet ve mahalli gazeteler ashabı mütalaaya hazırdır. Çay kahve dahi bulunur.”
Aşık Veysel Kültür ve Sanat Festivali yapılacak
Aşık Veysel Kültür ve Sanat Festivali yapılacak
Sivas´tan Dünya´ya yapmış olduğu eserler ile adını duyuran Ünlü halk ozanı Aşık Veysel Şatıroğlu anısına Aşık Veysel Kültür ve Sanat Festivali düzenlenecek
Şehit ve Gazilere büyük vefa
Şehit ve Gazilere büyük vefa
C.Ü bünyesinde hizmet veren “Sivas Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi” Müdürü Prof. Dr. Adnan Mahiroğulları, Millî Savunma Bakanlığı arşivlerindeki belgeler ışığında, şehit ve madalya alanların hangi savaşta, hangi cephede bulundukları bilgilerine yer vererek 294 sayfalık bir kitap hazırladı
Şehitler kitabı ilgi
Şehitler kitabı ilgi
Atalarının, dedelerinin şehit düştüğünü bilen veya hatırlayan Sivaslılar Cumhuriyet Üniversitesi bünyesinde yer alan CÜSAM tarafından hazırlanan ve ücretsiz olarak dağıtılan şehit düşen madalya alan Sivaslılar kitabına ilgi yoğun oldu.
Sivas´ta Ahilik Konuşulacak
Sivas´ta Ahilik Konuşulacak
Esnaf ve Sanatkarlar Derneği (ESDER), Ahilik Paneli tertip etti. 14 Temmuz Cumartesi günü saat 14.00´te Selçuklu´dan Günümüze Ahilik Kültürü ve Sivas Ekonomisi Katkısı başlığıyla Ahilik Paneli düzenlenecek
Sivas´a Tarihi yolculuk
Sivas´a Tarihi yolculuk
Tarihte birçok medeniyeti bağrında ağırlayan Anadolu´nun en görkemli şehri Sivas Tarihi yolculukta tur şirketlerinin göz bebeği konumunda
Tarihi kirletiyorlar
Tarihi kirletiyorlar
Tarihi Akbaş Baba Türbesi´nin duvarları ve Kadı Burhanettin Çeşmesinin üzerine kendini bilmez kişiler tarafından bir takım yazılar yazarak Ecdat Yadigarı esrelere zarar veriyorlar!..
Sivas´tan bir kütür adamı daha gitti
Sivas´tan bir kütür adamı daha gitti
Şehirimizin kültür adamlarından Ahmet Kaleli Bandırma´ya taşındı
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Bilginin mürekkebi, şehidin kanından kutsaldır

Hz. Muhammed