Anahtar Kelimeler: “Hükümet vebal altındadır”

YAZARLAR

“Hükümet vebal altındadır”

Kaçmaz, “İstanbul Sözleşmesi (6284) Toplumun Aile Yapısına Konulan dinamittir. Bu konuda hükümet vebal altındadır.” dedi.

 

Kaçmaz, “İstanbul Sözleşmesi (6284) Toplumun Aile Yapısına Konulan dinamittir. Bu konuda hükümet vebal altındadır.” dedi.

Bahar HIZAR

Yeniden Refah Partisi Sivas Merkez İlçe Başkanı Murat Kaçmaz İstanbul sözleşmesi hakkında açıklama yaptı.

İstanbul Sözleşmesi, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetle mücadele amacıyla 11 Mayıs 2011'de İstanbul'da imzaya açılan bir Avrupa Konseyi sözleşmesi. Mart 2019 itibarıyla toplam 46 devlet ve Avrupa Birliği tarafından imzalandı. Türkiye ise 12 Mart 2012'de sözleşmeyi onaylayan ilk ülke oldu.

İstanbul Sözleşmesi, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetle mücadele amacıyla 11 Mayıs 2011'de İstanbul'da imzaya açılan bir Avrupa Konseyi sözleşmesi. Mart 2019 itibarıyla toplam 46 devlet ve Avrupa Birliği tarafından imzalandı. Türkiye ise 12 Mart 2012'de sözleşmeyi onaylayan ilk ülke oldu.

İmzaya açılmasından sonra onay için TBMM Genel Kurulu'na sunulan İstanbul Sözleşmesi, 14 Mart 2012 tarihinde AKP, CHP, MHP ve BDP’nin oybirliğiyle 246 kabul ve sıfır ret oyuyla Meclis'te onaylandı

Sözleşmeyi her ülke adına Dışişleri Bakanları attığı için Türkiye adına da eski Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu imzaladı.

HÜKÜMET VEBAL ALTINDADIR.

Modern dünyanın toplumsal cinsiyet projesi 'cinsiyetsizleştirmek' temelleri üzerinde kurulmuştur

Cinsiyetsizlik dayatması yapan LGBT lobileri, her geçen gün 'ideolojik çete' haline dönüşmüştür. Sosyal hayatta kadın ve erkek arasında farklılıkların olmadığını savunan bu zihniyet, bireylere özgü rol ve vazifeleri reddediyor. Bu projenin temel hedefinde ise çocuklar, örf ve adetlere dayalı Türk ve müslüman aile yapısının bozulması var. Batı ülkelerindeki bazı eğitim kurumlarında çocukları cinsiyetsizleştirme mühendisliğinden geçiren LGBT lobilerinin amaç ve hedeflerini söylememize bile gerek yok.

Türkiye’de kadın cinayetleri bu sözleşmenin uygulanması ile birlikte 2020 yılına kadar daha çok artış sağlanmıştır. Buna göre;

2008'de 80, 2009'da 109, 2010'da 180, 2011'de 121, 2012'de 210, 2013'te 237, 2014'te 294, 2015'te 303, 2016'da 328, 2017'de 409, 2018'de 440, 2019'da 474 olmak üzere toplam 3.185 kadın öldürülmüştür. Buda sözleşmenin toplum üzerindeki baskıcı, pisikolojik aile yapısında her geçen gün daha da tahribatı artmaktadır.

Sözleşmenin getirdiği 6284 Sayılı Kanun'da muallaklıkta olan bir şiddet tanımı vardır. Şiddet görme ihtimalini hissettiren her şey fiziksel şiddet ile eşdeğer tutulmuştur. Bu da şiddet görülmediği takdirde şiddet uygulandığı söylenerek yetkililerle irtibata geçip baba, eş, abiyi polis eşliğinde evinden aldırtabiliyor. Bu da her hangi bir fiziksel şiddetin veya tehdidin söz konusu olmadığı durumlarda, aile arasındaki en küçük anlaşmazlık adli bir vakaya dönüştürülüyor. Devlet direkt mahrem alana girerek evin erkeğini suçlu buluyor. Bunun da pek sağlıklı sonuçlar doğurmadığı her gün haber kaynaklarından izliyoruz.

Eşcinsel evlilikler meşrulaştırılmıştır.

Yeniden Refah Partisi olarak İstanbul Sözleşmesinin iptal edilme isteklerinden biri de eşcinsel evliliklerin meşrulaştırılmaya çalışılması. Sözleşmenin, aile yapımıza “dinamit” niteliğinde olduğunu aşikardır, “Femi-faşist zihniyetle” hazırlanan ve eşcinsel evliliklere yasallık getirmeyi hedefleyen sözleşmenin iptal edilmesi istiyoruz.

Sözleşmede yer verilen “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” kavramı bugün Türkiye’de LGBT lobilerinin nasıl rahatça çalıştığını gözler önüne sermektedir.

İllaki AKP-MHP koalisyon hükümetinin bakanları milletvekilleri, brokratları hatta Sayın Cumhurbaşkanının kendisi ve ailesinin de bu sözleşmenin muhatabı olup zarar gördükten sonra mı sözleşmeyi fesh edecekler. Bazı bakanlar hatta Sayın Cumhurbaşkanı dahi bu sözleşmenin müslüman Türk aile yapısına zararlı olduğunu açıkça beyan etmesine karşın hiçbir önlem alınmamış ve atakta bulunmamıştır. Sözleşmenin yanlış olduğunu savunan siyasiler, yazarlar, toplumun her bireyine ya AKP ve KADEM  birimleri tarafından dava açılmış ya da toplum içerisinde linç kampanyaları düzenlenmiştir. İktidar bu yanlıştan bir an evvel vazgeçmeli Türk İslam aile hayatını harekete geçirecek kanunlar çıkarmalıdır.

YENİDEN REFAH PARTİSİ  olarak Bu sözleşmenin daha çok tahribata neden olmadan biran evvel FESH edilmesi gerekli olduğunu vurguluyor. Milletimizin de bu sözleşmeyi iyi okumasını ve ona göre de değerlendirmesini istirham ediyoruz.