"Avrupa´nın çok gerilerinde kaldık”
Hemşehrimiz Şair-Yazar Av. Yavuz Bülent Bakiler, "71 bin kelimeyle okuyan, düşünen, yazan nesillerle 7 bin kelimenin yüzde onuyla yani 600 kelimeyle okuyan, düşünen, yazan nesiller katiyen bir olmaz. Biz Avrupa´nın çok gerilerinde kaldık. Beynini çalıştırmayan, zengin bir kelime dünyası içinde bulunamayan kimseler edebiyatımızı, ilmi yaşayışımızı sureti katiye de geliştiremezler." dedi
Tarih: 28.12.2017 17:48:40/ 427okunma / 0yorum

 

 

Gülşah YARLI-Batuhan ÖRENLİ / ÖZEL RÖPORTAJ

Hemşehrimiz Şair-Yazar Av. Yavuz Bülent Bakiler, gazetemize özel açıklamalarda bulundu.

- Kendinizden biraz bahseder misiniz?

“23 Nisan 1936 yılında Sivas´ta doğdum. İlkokulu Ziya Gökalp İlköğretim Okulunda, Ortaokulu Lise-Orta kısmında gördüm. Lisenin 1. Sınıfını Kongre Lisesinde okudum. Sonra babamın memuriyeti dolayısıyla Gaziantep ve Malatya´da bulundum. 1955 yılında Malatya Lisesi´nden mezun oldum. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezunum. Mezuniyetten sonra bir süre Cumhurbaşkanlığı Muaf Sarayında Yedek Subaylığımı yaptım. Ankara Televizyonu ve Radyosunda çalıştım. Sonra Siyasilerimizin ısrarı üzerine Sivas´a geldim ve Sivas´ta Belediye Başkan Adayı olarak bir ara siyasi faaliyette bulundum. Çünkü beni burada Belediye Başkanı yapmak istiyorlardı. Daha sonra milletvekili seçimlerine girdim. Milletvekili seçimlerinde 1976 yılında 5. sıradaydım 4 kazandı ben kaybettim. Sonraki seçimde ön sıraya girdim 3 kazandı ben kaybettim. Sonraki seçimlerde 3. sıradaydım 2 kazandı ben kaybettim. Sonraki seçimlerde 2. sıradaydım 1 kazandı ben kaybettim. Sonra toplanıp Ankara´ya gidip memuriyet hayatıma devam ettim.”

“BENİM KİTAPLARIMIN EN AZ SATILDIĞI VİLAYET MEMLEKETİM SİVAS´MIŞ”

- Şiir yazmaya ve kitap çıkarmaya ne zaman, nasıl başladınız?

“Sivas´ta iken çocukluk yıllarımda halk şairlerimizi dinleye dinleye halk şiirlerimizi ve edebiyatımıza karşı yakın bir ilgi duydum. Sonra Ziya Gökalp İlkokulunda okurken sınıf öğretmenimiz Makbule Yurderi´nin isteği üzerine şiirler yazdım. Liseye kadar bu böyle devam etti. Lisenin 2´inci sınıfında okurken kız kardeşimi bir elektrik kazasında kaybettik. O münasebetle hemen hemen her gün kız kardeşimin mezarı başında oldum ve onun için ölüm şiirleri yazdım. Yazdığım bu şiirleri o yıllarda İstanbul´da yayınlanmakta olan Türk Sanatı Dergisi´ne gönderdim. Türk Sanatı Dergisi´nin sahibi Abidin Mümtaz Kısakürek mana mültefit bir mektup yazdı ve derginin şairleri arasında kabul ettiklerini söyledi. 1953 yılından itibaren İstanbul dergilerinde yazıp çizmeye devam ediyorum. Önce şiirlerimi ‘Yalnızlık´ ismi altında topladım sonra ‘Duvar´ isimli kitabım çıktı. Sonra ‘Seninle´ adlı kitabım yayınladı. Daha sonra bütün şiirlerimi ‘Harman´ ismi altında bir araya getirdim.

…KİTABIMIN BİR ŞAHESER OLDUĞUNU AÇIKLAMAYA BAŞLADILAR

1978-79 yıllarında devletimizi temsilen Yugoslavya´da yapılan şiir festivaline katıldım. Döndükten sonra ‘Üsküp´te Türk Eserleri´ adlı televizyon programını hazırlayıp sundum hem de orada gördüklerimi yazdım. Bunlar daha sonra ‘Üsküp´ten Kosova´ya´ ismi altında yayınladı. Benim ilk nesil kitabımdır. Tahminlerimin üzerinde çok büyük ilgi gördü. O tarihe kadar kitaplarını büyük bir hayranlıkla okuduğum yazarlar, ‘Üsküp´ten Kosova´ya´ adlı kitabımın bir şaheser olduğunu açıklamaya başladılar. Doğrusu bu iltifat karşısında yazmak ihtiyacını duydum ve 1979-80 yıllarından itibaren yazılarda kaleme aldım. Bu güne kadar 24 kitabım yayınlandı ve bu kitaplarım Yakın Plan Yayınları arasında çıktı. Yakın Plan Yayınlarının sahibinin bana bildirdiğine göre bu 24 kitabımın satışının Türkiye çapında 1 milyon rakamını geçmiş durumdadır. Yalnız bu arada şunu bilhassa belirtmek istiyorum, benim kitaplarımın en az satıldığı vilayetlerin başında Sivas geliyor. Bunu son derece tabi karşılıyorum. Çünkü Sivas bir Türk ve Müslüman şehirdir. Türk ve Müslümanında en büyük özelliklerinin başında okumaması geliyor. Sivas´ta benim kitaplarımın satılmaması elbette büyük bir acının ifadesi ama ne yapalım Sivas´ın durumu bu noktada. Şunu çok büyük bir açıklıkla ifade etmek istiyorum, benim Sivas´ta çok yakın arkadaşlarım var. Berat Demirci Sivas´ta beni en iyi anlatan en iyi yazan kalemlerin başında geliyor. Ama bunun yanında size bir hususu açıklamak istiyorum, benim Sivas´ta Kangal Köpeği kadar değerim yoktur. Çünkü Kangal Köpeği benden daha fazla bilinir, daha fazla sevinir, benden daha fazla ilgi konusu olur. Ne yapalım ki memleketimizin durumu bu noktada. Bunu bir tespit babında ortaya koyuyorum. Buradan 81 yaşında olduğumu bilmenizi isterim.”

“HATIRALARIMI YAZMAYA BAŞLADIM”

- Yeni bir kitap hazırlığınız var mı?

“Yayınlanacak yeni kitaplarım var. Arkadaşlarımın ısrarı üzerine hatıralarımı yazmaya başladım. Kısmet olursa bu kitabı 2018 yılının ilk aylarında ‘Vay Başıma Gelenler´ ismi altında yayınlamak istiyorum. Türkiye´de devleti, milleti, vatanı ayakta tutan değerleri benimsemek, sevmek ve onları yazmak kolay bir iş değildir, bu işin içinde bulunan bir kimse olarak söylüyorum. Devlet hayatında da bu münasebetle çok büyük zorluklar, çileler geldi. Onları kısmet olursa ‘Vay Başıma Gelenler´ adlı kitapta yayınlamak istiyorum. Onun dışında daha Allah ömür verirse yazacağım kitaplar var. Görelim gün ola harman ola.”

“VATANDAŞLARIMIZ OKUMUYORLAR, KİTAP VE KÜTÜPHANEDEN UZAK KALIYORLAR”

- Çocukluğunuzdaki Sivas ile günümüzdeki Sivas´ı karşılaştırır mısınız?

“Benim çocukluk yıllarımdaki Sivas ile bugünkü Sivas katiyen mukayese kabul etmeyecek bir durumda. Arkadaşlarımla birlikte Tekke yönüne doğru gittik. Eskiden Kazancılar ile Tekke yönü arası adeta bir köy manzarası, kasaba manzarası bile değil, bir gecekondu bölgesi gibi görünüyordu fakat oralardan geçtiğim zaman şaşırdım kaldım. Diğer mahallelerde de öyle şehirde büyük gelişme var. Ama itiraf ederim bu büyük gelişmeler yanında Sivas ne dereceye kadar kendi değer ve kültürlerine bağlıdır, ne dereceye kadar okur-yazar insanımız vardır, evlerimiz ne kadar kitapla güzelleşmiştir bunu bilmiyorum. Ama ben uzun yıllar Kültür Bakanlığında çok üst mevkilerde çalıştım. Oralardan aklımda kalan bir takım tespitlerim var. Nitekim Cumhuriyet Üniversitesi´nde Edebiyat koluna mensup arkadaşların hazırladığı bir günde konuştum. Yaklaşık 300 kişinin doldurduğu bir salonda kürsüye çıktım. Ve orada konuşmamın esnasında bir soru sordum, dedim ki “Kimin evinde bir kütüphane varsa lütfen işaret buyursunlar görüyüm.” dedim. 300 kişilik salonda sadece3 kişi parmağını kaldırdı. Çok büyük felakettir ama bunu ben Sivas için tabi gördüm. Vatandaşlarımız okumuyorlar, kitap ve kütüphaneden uzak kalıyorlar. Bunu Sivas´ta görmenin büyük üzüntüsünü yaşadım. O yüzden dünkü Sivas ile bugünkü Sivas´ı imar bakımından mukayese etmek mümkün değildir, çünkü bugünkü Sivas, dünkü Sivas´tan en az kırk kat daha önde ama kültür meselelerimize bağlılık konusunda bana sorarsanız bugünkü Sivas ile dünkü Sivas arasında hemen hemen hiçbir fark yok gibi.”

“BİZ AVRUPA´NIN ÇOK GERİLERİNDE KALDIK”

- Gençlerin edebiyata bakış açısı hakkındaki düşüncüleriniz nelerdir?

“Bir Fransız Yazarı var Honore de Blazac diye. O diyor ki: “Millet, edebiyatı olan topluluktur!”. Çünkü edebiyatın temeli dile dayanıyor. Dil olmazsa edebiyat olmaz, dil olmazsa millet olmaz. Bu konularda da milletimiz büyük karanlıklar içerisinde bulunuyor. Bunu resmi rakamlara dayanarak şöyle açıklayabilirim: İngiltere´de 12 yıllık eğitimden geçen çocukların ders kitapları 71 bin kelimeyle yazılıyor. Bu rakam Japonya´da 40 bin, İtalya´da 32 bin, Türkiye de ise 6-7 bin civarında değişmektedir. Şimdi şunu düşünmenizi istiyorum, 71 bin kelimeyle okuyan, düşünen, yazan nesillerle 7 bin kelimenin yüzde onuyla yani 600 kelimeyle okuyan, düşünen, yazan nesiller katiyen bir olmaz. Bizim üniversiteye giden çocuklarımız aynen dışarıdaki simitçiler gibi, gittim, geldim, baktım, gördüm, yattım, acıktım gibi kelimelerle konuşuyorlar. Bunlar sokak Türkçesidir. Bu Türkçeyle yaşayan ya da bu Türkçeye sahip olan kimselerin ortaya ciddi bir eser koymaları mümkün değildir. Nitekim bizde bunun sıkıntılarını görüyoruz. Bu bakımdan biz Avrupa´nın çok gerilerinde kaldık. Beynini çalıştırmayan, zengin bir kelime dünyası içinde bulunamayan kimseler edebiyatımızı, ilmi yaşayışımızı sureti katiye de geliştiremezler. Bunu Sivas´ta da görmenin derin üzüntüsünü ve utancını yaşadım.”

“BU GERİLİKTEN SİVAS NE ZAMAN KURTULUR BUNU BİLEMİYORUM”

- Türkiye genelinde ve birçok yabancı ülkede konferanslar verdiniz. Peki memleketiniz olan Sivas´ta size karşı ilgi nasıldı?

“Türkiye´de 70 şehrimizde davet aldım, kürsüye çıktım. Bunun yanında Türkiye dışında yaklaşık 35 ülkede bulundum. Bu gitmiş ve konuşmuş olduğum yerler arasında kültür dünyasına esasında en ön sıralarda bulunan şehirlerin başında Sivas geliyor. Mesela Sivas´ta Cumhuriyet Üniversitesinden Doğan Kaya isimli bir arkadaşımın bana söylediğine göre dünden bugüne bin civarında halk şairimiz yaşamıştır. Yani bin halk şairimizin harman olduğu bir yer. Halk şiirimiz dün olduğu gibi inşallah bugünde devam edecektir. Ama bizim halkımızın hem halk şiirimize karşı hem kendi kültür değerlerimize karşı bakış tarzı katiyen arzu edilen seviyede değildir. Bunu da utanarak ifade etmek istiyorum. Bu gerilikten Sivas ne zaman kurtulur bunu bilemiyorum.

AŞIK VEYSEL BİZİM BOY AYNAMIZDIR

- Mesela demin söylediğim “Benim Sivas´ta Kangal Köpeği kadar değerim yoktur.”, Aşık Veysel´in de yoktur. Kaldı ki Aşık Veysel bizim Türkiye çapında iftihar vesilelerimizden birisidir. Aşık Veysel bizim boy aynamızdır. Biz bütün güzellikleri Aşık Veysel´in şiirlerinde, nasihatlarında bulabiliriz. Ama o 1973 yılında vefat ettiği zaman onun heykelini diktirmek için Hürriyet Gazetesi bir kampanya açtı, Sivas ayağa kalktı: “Biz bu adamın heykelini buraya diktirmek istemiyoruz.” diye. Halbuki biz onu büyük bir şerefle kabul etmeliydik. Bu Sivas´taki halkın büyük cehaletinden kaynaklanıyor. Büyük cehaleti sadece büyük kelimesiyle ifade etmek mümkün değildir, bir felakettir bu konuda halkımızın düşünce sistemi. O bakımdan Veysel gibi kimselerin Sivas´ta bir itibara sahip olduklarını söyleyemem. Birtakım kimseler Veysel´i sevmiyorlar mı, elbette çok seviyorlar, bende Veysel çok seven kimselerden birisiyim. Ama bunu Sivas çapında düşündüğümüz zaman halkın taassup içinde bulunduğunu söylemek istiyorum.”

“ALEVİLER DE SÜNNİLER DE MÜSLÜMANDIR”

- Alevi-Sünni ve Sivas´taki Madımak Olaylarından bahsedebilir misiniz?

“Bizim milletimizin halkı bir bölümüyle Alevi bir bölümüyle Sünni´dir. Ben bu meseleleri derinden inceleyen bir kimse olarak söylüyorum, bizim Türkiye´deki Alevilerimiz Türkmen boylarındandırlar. Onlarda Türk boyundan geliyorlar bizde Türk boylarından geliyoruz. Yani onlarla biz aynı ırka mensubuz, aynı dini inancına mensubuz. Alevilerde Müslümandır, bizde Sünni camiaya ya mensup kimseler Elhamdülillah Müslümanız. Ama çok açık ve kesin söylüyorum, kendisine güvenen varsa gelsin konuşalım onlarla. Türkiye´deki ve Sivas´taki Aleviler katiyen Aleviliği bilmiyor, Sünniler katiyen Sünniliği bilmiyor. Birisi kendisini Alevi sanıyor hiç alakası yok, birisi kendisini Sünni sanıyor hiç alakası yok.

MADIMAK´I YAPANLARIN İSLAMİYET´LE İLGİSİ YOK

Alakası olmadığı için de Sivas´ta Madımak faciası meydana geliyor. Bu Madımak faciası meydana geldiğinden ben İstanbul basınında yazıyordum, orda söyledim, kanaatimi açık açık ifade ettim. Dedim ki, Madımak faciasını öyle gaflet, cehalet, delalet, ihanet, facia, felaket kelimeleriyle anlatamayız. Bu kelimeler Sivas´taki Madımak hadisesi karşısında annem, yavrum, canım, hayatım gibi yumuşak kelimelerdir. Biz gaflet, felaket gibi kelimelerin bin misli daha kuvvetlisini bulmalıyız ve bu hadiseyi o kelimelerle anlatmalıyız. Sivas´ta 37 vatandaşımızın yakılması felaketin ötesinde bir felakettir. Bunu yapanların İslamiyet´le insanlıkla uzaktan yakından milyarda değil trilyonda bile ilgisi yoktur. Cahil, ahlaksız, aptal adamların meydana getirmiş olduğu bir cinayettir.

MİLLETİMİZ, ÜZERİMİZDE OYNANAN OYUNLARDAN HABERDAR DEĞİL

Ama bu cinayetten 3 gün sonra Erzincan´da Başbağlar Köyünde mukabil grup oradaki 35 vatandaşımızı hayvanlarıyla birlikte diri diri yakmışlardır. Bu da aynı şekilde vahim bir durumdur. Şimdi her sene 3 Temmuz´da Sivas´taki bu hadiseyi telhin etmek için ‘Sivas´ın intikamını alacağız´ diye bağıranlar var ama Türkiye´den 2 kişi Erzincan´daki Bağbağlar hadisesini telhin için yürümüyor neden? Yani Sivas´ta Madımak Otelinde yakılan kişiler insandır da, Erzincan´ın Başbağlar Köyünde yakılan insanlar bitki midir, ot mudur, taş mıdır nedir? Kimse onların intikamını alma üzerinde durmuyor. Milletimiz, üzerimizde oynanan oyunlardan haberdar değil. O bakımdan ben şahsen hem Sivas´ta yaşanan hadiseden hem de Erzincan´da yaşanan hadiseden anlatılmaz ölçüde derin üzüntü duyuyorum. Bu Sivas´taki Madımak hadisesi münasebetiyle Aleviliği Türkiye´de komünizme götürüp bağlayan yani Marksizm´in kölesi olan bir takım kimseler Madımak Otelinin müze haline getirilmesini istediler. Bu konuda yazdılar ve çizdiler. Hatta devrin Milli Eğitim Bakanına da bu hususta tesirli oldular. Ben 40 defa bakanla konuştum yazılarda yazdım, Madımak´ı müze haline getirmek “Madımak kel başa şimşir tarak vurmaktır” dedim.

SİVAS´TA KİTAP OKUTMAK, TÜRKİYE´NİN AY´A FÜZE GÖNDERMESİ KADAR MÜHİM BİR HADİSE

Dedim ki, eğer bizim elimizden geliyorsa yapabiliyorsak, Hacı Bektaşi Veli Hazretlerinin Makalat isimli kitabını 1 milyon adet bastırarak Orta Anadolu´da dağıtalım. Çünkü ne Alevi ve Aleviliğin ne olduğunu biliyor, Sünni´de Sünnilikten haberdar değil. Orda Hacı Bektaşi Veli çok iyi anlatıyor İslamı, onu anlatmalıyız, onu ortaya koymalıyız. Bu çok zor bir iş. Türkiye´de 64 sayfalık bir kitabı okutmak hele de Sivas´ta, Türkiye´nin Ay´a füze göndermesi kadar mühim bir hadisedir. Ama meydanlarda çıkmak, bağırmak, çağırmak, yakmak, yıkmak son derece basit bir iş. Nitekim benim bu yazılarım dikkate alınmadı ve Madımak bir müze haline getirildi. Madımak Oteli müze haline getirildiği zaman Valilik günün 24 saati Madımak Müzesinin altında 2 polisi nöbetçi olarak tutuyor. Ne yaradı şimdi. Çünkü dünkü Madımak Otelini yakanlar ahmaklar, aptallar müze haline getirilen Madımak´ı da yakabilirler. Ama Hacı Bektaşi Veli´yi okuttunuz mu insanlarımıza? O zaman millet Hanya´yı, Konya´yı anlar, bu düşmanlıklar ortadan kalkar.”









Kaynak:

Anahtar Kelimeler: Avrupa gerilerinde kaldık
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
100. Yılda 100 Proje
100. Yılda 100 Proje
‘Sivas Kongresi´nin 100. Yılında 100 Proje´nin belirleme ve değerlendirme toplantısı Valimiz Davut Gül´ün başkanlığında Sivas İl Özel İdaresi´nde gerçekleştirildi.
Doğanşarlılar Festivalde Buluşacak
Doğanşarlılar Festivalde Buluşacak
Doğanşar 53.Geleneksel Ahmet Ayık Karakucak Güreşleri ve Bal Festivali 18 - 19 Ağustos tarihinde yapılacak.
Çiftçi; "Gürün sevdalılarını festivalimize bekliyoruz
Çiftçi; "Gürün sevdalılarını festivalimize bekliyoruz
Gürün Belediye Başkanı Nami Çiftçi, 18-19 Ağustos 2018 tarihleri arasında yapılacak olan Gürün 16. Kültür ve Sanat Festivali´ne herkesi davet etti.
Kalem ve Kelam Üstadı Mehmed Şevket EYGİ
Kalem ve Kelam Üstadı Mehmed Şevket EYGİ
Aydın olduğumu kabul etmem, okur-yazar bir vatandaşım. Henüz altı yaşındayken iki çocuk dergisine aboneydim, okuma-yazma bilmediğim için onları merhume anneme okuturdum. Okumadan, yazmadan geçen günüm yok gibidir. Elli bin kitaptan fazla özel kitaplığımı da Ankara Beştepe Külliyesi Kütüphanesi´ne vakfetmiş bulunuyorum.
Ulu Cami´nin Minaresi restorasyon bekliyor
Ulu Cami´nin Minaresi restorasyon bekliyor
Anadolu Selçuklu döneminde inşa edilen ve yaklaşık 800 yıllık olan Ulu caminin eğik minaresi bakımsızlıktan dolayı gün geçtikçe yıkılıyor. Yetkililerin hiçbir şey yapmaması halkın tepkisini çekiyor. Özellikle yurt dışında gelen vatandaşlar bu duruma tepkili.
EMEKLİLER KÜLTÜREVİ AÇILDI
EMEKLİLER KÜLTÜREVİ AÇILDI
15 Temmuz Şehitler Meydanı´na kazandırılan Emekliler Kültürevi düzenlenen törenle açıldı.
Atatürk Caddesine yakışmıyor
Atatürk Caddesine yakışmıyor
Sivas´ta geçtiğimiz yıl çürük diye yıkımı gerçekleşen Vakıflar iş hanının yıkıldığı yer uzun süredir görüntü kirliği ile gündemde. Atatürk Caddesinde vatandaşların nefes alacağı oturacağı bir Muvakkithane, yapılırsa yerinde bir karar olur.
Selçuklu ve Osmanlı şifahaneleri tanıtılacak
Selçuklu ve Osmanlı şifahaneleri tanıtılacak
Selçuklu ve Osmanlı şifahaneleri tanıtılacak
MÜSİAD´dan Kenya Hamlesi
MÜSİAD´dan Kenya Hamlesi
MÜSİAD´dan Kenya Hamlesi
Bu eseri "görmeden ölmeyin"
Bu eseri "görmeden ölmeyin"
Divriği Ulu Cami müezzini ve eserin gönüllü mihmandarı Nail Ayan: "Hiçbir motif, hiçbir şekil bir yerde bir daha kendisini tekrar etmemekte. Burada kainattaki varlıkların tekliğinden yola çıkılmış"
Yabancı Öğrenciler Sivas´ı Beğendiler
Yabancı Öğrenciler Sivas´ı Beğendiler
Yunus Emre Enstitüsü´nün düzenlediği program çerçevesinde 20 farklı ülkeden Sivas´a gelen 24 yabancı öğrenci, Belediye Başkanı Sami Aydın ile sabah kahvaltısında bir araya geldi.
EL SANATLARI DESKLENMELİ
EL SANATLARI DESKLENMELİ
Sivas Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkanı Beşir Köksal, El sanatlarının gelecek nesillere aktarılması için desteklenmesi ve teşvik edilmesi gerektiğini söyledi.
Dualarla anıldı
Dualarla anıldı
İlimizin kanaat önderlerinden biri olan İhramcızade İsmail Hakkı Toprak Hazretleri ölümünün 49. yılında Sivas Belediyesi tarafından düzenlenen Mevlid programıyla anıldı.
“Türkiye´de Örnek Teşkil Edecek”
“Türkiye´de Örnek Teşkil Edecek”
“Türkiye´de Örnek Teşkil Edecek”
1200 Euro´yu Ay Yıldız camisine bağışladılar
1200 Euro´yu Ay Yıldız camisine bağışladılar
1200 Euro´yu Ay Yıldız camisine bağışladılar
“Mahalli gazeteler ashabı mütalaaya hazırdır”
“Mahalli gazeteler ashabı mütalaaya hazırdır”
1920´lerde Kıraathane tanıtımları bu şekilde idi. “Dairei Belediye altında kuşat ettiğim kıraathanede her türlü kitaplar ve der saadet ve mahalli gazeteler ashabı mütalaaya hazırdır. Çay kahve dahi bulunur.”
Kadim Süsleme Sanatlarımız Sivas´ta Yaşatılıyor
Kadim Süsleme Sanatlarımız Sivas´ta Yaşatılıyor
Mehmet Ali Düzün 1996´dan Sivas´ta Tezhip, Ebru, Kat´ı, Minyatür ve Halı Desinatörlüğü sanatlarını icra ediyor. 250´den fazla Sivaslıya hocalık yapmış olan Düzün, Halk Eğitim Merkezi´ndeki 25 yıllık öğretmenlik kariyerinden sonra İhramcızade Kültür Merkezi´nde bir yandan talebe yetiştirmeye bir yandan da gelenekli sanatlarımızı Sivas´ta yaşatmaya devam ediyor. Kıymetli sanatkârımızla, icra ettiği gelenekli sanatlarımız, Sivas´ta sanat hayatı ve İhramcızade Kültür Merkezi hakkında keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik
Aşık Veysel Kültür ve Sanat Festivali yapılacak
Aşık Veysel Kültür ve Sanat Festivali yapılacak
Sivas´tan Dünya´ya yapmış olduğu eserler ile adını duyuran Ünlü halk ozanı Aşık Veysel Şatıroğlu anısına Aşık Veysel Kültür ve Sanat Festivali düzenlenecek
Şehit ve Gazilere büyük vefa
Şehit ve Gazilere büyük vefa
C.Ü bünyesinde hizmet veren “Sivas Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi” Müdürü Prof. Dr. Adnan Mahiroğulları, Millî Savunma Bakanlığı arşivlerindeki belgeler ışığında, şehit ve madalya alanların hangi savaşta, hangi cephede bulundukları bilgilerine yer vererek 294 sayfalık bir kitap hazırladı
Şehitler kitabı ilgi
Şehitler kitabı ilgi
Atalarının, dedelerinin şehit düştüğünü bilen veya hatırlayan Sivaslılar Cumhuriyet Üniversitesi bünyesinde yer alan CÜSAM tarafından hazırlanan ve ücretsiz olarak dağıtılan şehit düşen madalya alan Sivaslılar kitabına ilgi yoğun oldu.
Sivas´ta Ahilik Konuşulacak
Sivas´ta Ahilik Konuşulacak
Esnaf ve Sanatkarlar Derneği (ESDER), Ahilik Paneli tertip etti. 14 Temmuz Cumartesi günü saat 14.00´te Selçuklu´dan Günümüze Ahilik Kültürü ve Sivas Ekonomisi Katkısı başlığıyla Ahilik Paneli düzenlenecek
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
İki kişiyi aşan, bir başkasına da söylenen her sır, yayılır.

Mevlana
Yusuf Ziya Ünsal
Yusuf Ziya Ünsal
Hayırlı Bayramlar!..
Muzaffer Gücer
Muzaffer Gücer
BİR ÖĞRETMENİN ESERİ
Prof. Mustafa Çağrıcı
Prof. Mustafa Çağrıcı
Dinamik dindarlık
YUSUF KAPLAN
YUSUF KAPLAN
İki asırdır kendi ayağımıza kurşun sıkıyoruz, farkında mısınız?
Yusuf Ziya Cömert
Yusuf Ziya Cömert
41 dereceden 39,5´a
BERAT DEMİRCİ
BERAT DEMİRCİ
İKTASADÎ MESELLER
Talha Gurbetçi
Talha Gurbetçi
MTTB CAMİASI DERNEĞİ BASIN BİLDİRİSİ YAYINLANDI
Selahattin Çerik
Selahattin Çerik
Bana gülmeyi-doğayı anlat...
Kemal Öztürk
Kemal Öztürk
ABD´ye çok güçlü cevap nasıl verilir?
Ahmet ÖZDEMİR
Ahmet ÖZDEMİR
Nigar Hanım´a ilişkin bir çalışma
İBRAHİM TENEKECİ
İBRAHİM TENEKECİ
Onur meselesi
Beşir Ayvazoğlu
Beşir Ayvazoğlu
Rahip Brunson, Reverend Frew ve Halûk
İbrahim KAHVECİ
İbrahim KAHVECİ
Öz değerlere bakış
Mahmut Erol Kılıç
Mahmut Erol Kılıç
Düşünce sentezi yapabilmek
İsmail Dursun
İsmail Dursun
Sivasspor´dan Zor da olsa Güzel Galibiyet
Aydın Ünal
Aydın Ünal
Kahrolası piyasa!
Gülşah Akkaş Yaman
Gülşah Akkaş Yaman
BİZE BİZİ UNUTTURMA ALLAH´IM
Yavuz Bülent Bakiler
Yavuz Bülent Bakiler
DÜŞMANIYIM ASALETİN KELİMELERDE BİLE”
MUSTAFA KUTLU
MUSTAFA KUTLU
Yalnız ölüm
Ö. EMİR DOĞAN
Ö. EMİR DOĞAN
MAARİFE, MAARİFTEN BİR “BAKAN” VAR(3)
Osman Nuri Kesici
Osman Nuri Kesici
SAĞLIKTA TATLI BALLI İŞLER GÜÇLER
Müjgan Üçer
Müjgan Üçer
BAYRAM KOKUSU
Sami Akkuş
Sami Akkuş
DUA EDİN...
Ergün Diler
Ergün Diler
Kıbrıs planı
Gülşah YARLI
Gülşah YARLI
Sezona veda
Fikret ÜNSAL
Fikret ÜNSAL
DEDİKODUSU ÇIKARSA OLUR
Salih Tuna
Salih Tuna
Sen ne sandın zibidi?
Aziz Erdoğan
Aziz Erdoğan
ÇANAKKALE RUHU DÜNDEN DİRİDİR
Muhsin Kaya
Muhsin Kaya
BU ŞEHİRDE YIKMAK MODA OLDU
Zübeyir Kamil Akkaya
Zübeyir Kamil Akkaya
Batı´ya Doğru - Taklit Bitti, Tahkik Başladı!
Salih Şahin
Salih Şahin
OSMANLI ARAPLARI NASIL SÖMÜRDÜ!
S. Emrah GÖKTAŞI
S. Emrah GÖKTAŞI
Sivil toplum
Osman Nuri KESİCİ
Osman Nuri KESİCİ