"Avrupa´nın çok gerilerinde kaldık”
Hemşehrimiz Şair-Yazar Av. Yavuz Bülent Bakiler, "71 bin kelimeyle okuyan, düşünen, yazan nesillerle 7 bin kelimenin yüzde onuyla yani 600 kelimeyle okuyan, düşünen, yazan nesiller katiyen bir olmaz. Biz Avrupa´nın çok gerilerinde kaldık. Beynini çalıştırmayan, zengin bir kelime dünyası içinde bulunamayan kimseler edebiyatımızı, ilmi yaşayışımızı sureti katiye de geliştiremezler." dedi
Tarih: 28.12.2017 17:48:40/ 516okunma / 0yorum

 

 

Gülşah YARLI-Batuhan ÖRENLİ / ÖZEL RÖPORTAJ

Hemşehrimiz Şair-Yazar Av. Yavuz Bülent Bakiler, gazetemize özel açıklamalarda bulundu.

- Kendinizden biraz bahseder misiniz?

“23 Nisan 1936 yılında Sivas´ta doğdum. İlkokulu Ziya Gökalp İlköğretim Okulunda, Ortaokulu Lise-Orta kısmında gördüm. Lisenin 1. Sınıfını Kongre Lisesinde okudum. Sonra babamın memuriyeti dolayısıyla Gaziantep ve Malatya´da bulundum. 1955 yılında Malatya Lisesi´nden mezun oldum. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezunum. Mezuniyetten sonra bir süre Cumhurbaşkanlığı Muaf Sarayında Yedek Subaylığımı yaptım. Ankara Televizyonu ve Radyosunda çalıştım. Sonra Siyasilerimizin ısrarı üzerine Sivas´a geldim ve Sivas´ta Belediye Başkan Adayı olarak bir ara siyasi faaliyette bulundum. Çünkü beni burada Belediye Başkanı yapmak istiyorlardı. Daha sonra milletvekili seçimlerine girdim. Milletvekili seçimlerinde 1976 yılında 5. sıradaydım 4 kazandı ben kaybettim. Sonraki seçimde ön sıraya girdim 3 kazandı ben kaybettim. Sonraki seçimlerde 3. sıradaydım 2 kazandı ben kaybettim. Sonraki seçimlerde 2. sıradaydım 1 kazandı ben kaybettim. Sonra toplanıp Ankara´ya gidip memuriyet hayatıma devam ettim.”

“BENİM KİTAPLARIMIN EN AZ SATILDIĞI VİLAYET MEMLEKETİM SİVAS´MIŞ”

- Şiir yazmaya ve kitap çıkarmaya ne zaman, nasıl başladınız?

“Sivas´ta iken çocukluk yıllarımda halk şairlerimizi dinleye dinleye halk şiirlerimizi ve edebiyatımıza karşı yakın bir ilgi duydum. Sonra Ziya Gökalp İlkokulunda okurken sınıf öğretmenimiz Makbule Yurderi´nin isteği üzerine şiirler yazdım. Liseye kadar bu böyle devam etti. Lisenin 2´inci sınıfında okurken kız kardeşimi bir elektrik kazasında kaybettik. O münasebetle hemen hemen her gün kız kardeşimin mezarı başında oldum ve onun için ölüm şiirleri yazdım. Yazdığım bu şiirleri o yıllarda İstanbul´da yayınlanmakta olan Türk Sanatı Dergisi´ne gönderdim. Türk Sanatı Dergisi´nin sahibi Abidin Mümtaz Kısakürek mana mültefit bir mektup yazdı ve derginin şairleri arasında kabul ettiklerini söyledi. 1953 yılından itibaren İstanbul dergilerinde yazıp çizmeye devam ediyorum. Önce şiirlerimi ‘Yalnızlık´ ismi altında topladım sonra ‘Duvar´ isimli kitabım çıktı. Sonra ‘Seninle´ adlı kitabım yayınladı. Daha sonra bütün şiirlerimi ‘Harman´ ismi altında bir araya getirdim.

…KİTABIMIN BİR ŞAHESER OLDUĞUNU AÇIKLAMAYA BAŞLADILAR

1978-79 yıllarında devletimizi temsilen Yugoslavya´da yapılan şiir festivaline katıldım. Döndükten sonra ‘Üsküp´te Türk Eserleri´ adlı televizyon programını hazırlayıp sundum hem de orada gördüklerimi yazdım. Bunlar daha sonra ‘Üsküp´ten Kosova´ya´ ismi altında yayınladı. Benim ilk nesil kitabımdır. Tahminlerimin üzerinde çok büyük ilgi gördü. O tarihe kadar kitaplarını büyük bir hayranlıkla okuduğum yazarlar, ‘Üsküp´ten Kosova´ya´ adlı kitabımın bir şaheser olduğunu açıklamaya başladılar. Doğrusu bu iltifat karşısında yazmak ihtiyacını duydum ve 1979-80 yıllarından itibaren yazılarda kaleme aldım. Bu güne kadar 24 kitabım yayınlandı ve bu kitaplarım Yakın Plan Yayınları arasında çıktı. Yakın Plan Yayınlarının sahibinin bana bildirdiğine göre bu 24 kitabımın satışının Türkiye çapında 1 milyon rakamını geçmiş durumdadır. Yalnız bu arada şunu bilhassa belirtmek istiyorum, benim kitaplarımın en az satıldığı vilayetlerin başında Sivas geliyor. Bunu son derece tabi karşılıyorum. Çünkü Sivas bir Türk ve Müslüman şehirdir. Türk ve Müslümanında en büyük özelliklerinin başında okumaması geliyor. Sivas´ta benim kitaplarımın satılmaması elbette büyük bir acının ifadesi ama ne yapalım Sivas´ın durumu bu noktada. Şunu çok büyük bir açıklıkla ifade etmek istiyorum, benim Sivas´ta çok yakın arkadaşlarım var. Berat Demirci Sivas´ta beni en iyi anlatan en iyi yazan kalemlerin başında geliyor. Ama bunun yanında size bir hususu açıklamak istiyorum, benim Sivas´ta Kangal Köpeği kadar değerim yoktur. Çünkü Kangal Köpeği benden daha fazla bilinir, daha fazla sevinir, benden daha fazla ilgi konusu olur. Ne yapalım ki memleketimizin durumu bu noktada. Bunu bir tespit babında ortaya koyuyorum. Buradan 81 yaşında olduğumu bilmenizi isterim.”

“HATIRALARIMI YAZMAYA BAŞLADIM”

- Yeni bir kitap hazırlığınız var mı?

“Yayınlanacak yeni kitaplarım var. Arkadaşlarımın ısrarı üzerine hatıralarımı yazmaya başladım. Kısmet olursa bu kitabı 2018 yılının ilk aylarında ‘Vay Başıma Gelenler´ ismi altında yayınlamak istiyorum. Türkiye´de devleti, milleti, vatanı ayakta tutan değerleri benimsemek, sevmek ve onları yazmak kolay bir iş değildir, bu işin içinde bulunan bir kimse olarak söylüyorum. Devlet hayatında da bu münasebetle çok büyük zorluklar, çileler geldi. Onları kısmet olursa ‘Vay Başıma Gelenler´ adlı kitapta yayınlamak istiyorum. Onun dışında daha Allah ömür verirse yazacağım kitaplar var. Görelim gün ola harman ola.”

“VATANDAŞLARIMIZ OKUMUYORLAR, KİTAP VE KÜTÜPHANEDEN UZAK KALIYORLAR”

- Çocukluğunuzdaki Sivas ile günümüzdeki Sivas´ı karşılaştırır mısınız?

“Benim çocukluk yıllarımdaki Sivas ile bugünkü Sivas katiyen mukayese kabul etmeyecek bir durumda. Arkadaşlarımla birlikte Tekke yönüne doğru gittik. Eskiden Kazancılar ile Tekke yönü arası adeta bir köy manzarası, kasaba manzarası bile değil, bir gecekondu bölgesi gibi görünüyordu fakat oralardan geçtiğim zaman şaşırdım kaldım. Diğer mahallelerde de öyle şehirde büyük gelişme var. Ama itiraf ederim bu büyük gelişmeler yanında Sivas ne dereceye kadar kendi değer ve kültürlerine bağlıdır, ne dereceye kadar okur-yazar insanımız vardır, evlerimiz ne kadar kitapla güzelleşmiştir bunu bilmiyorum. Ama ben uzun yıllar Kültür Bakanlığında çok üst mevkilerde çalıştım. Oralardan aklımda kalan bir takım tespitlerim var. Nitekim Cumhuriyet Üniversitesi´nde Edebiyat koluna mensup arkadaşların hazırladığı bir günde konuştum. Yaklaşık 300 kişinin doldurduğu bir salonda kürsüye çıktım. Ve orada konuşmamın esnasında bir soru sordum, dedim ki “Kimin evinde bir kütüphane varsa lütfen işaret buyursunlar görüyüm.” dedim. 300 kişilik salonda sadece3 kişi parmağını kaldırdı. Çok büyük felakettir ama bunu ben Sivas için tabi gördüm. Vatandaşlarımız okumuyorlar, kitap ve kütüphaneden uzak kalıyorlar. Bunu Sivas´ta görmenin büyük üzüntüsünü yaşadım. O yüzden dünkü Sivas ile bugünkü Sivas´ı imar bakımından mukayese etmek mümkün değildir, çünkü bugünkü Sivas, dünkü Sivas´tan en az kırk kat daha önde ama kültür meselelerimize bağlılık konusunda bana sorarsanız bugünkü Sivas ile dünkü Sivas arasında hemen hemen hiçbir fark yok gibi.”

“BİZ AVRUPA´NIN ÇOK GERİLERİNDE KALDIK”

- Gençlerin edebiyata bakış açısı hakkındaki düşüncüleriniz nelerdir?

“Bir Fransız Yazarı var Honore de Blazac diye. O diyor ki: “Millet, edebiyatı olan topluluktur!”. Çünkü edebiyatın temeli dile dayanıyor. Dil olmazsa edebiyat olmaz, dil olmazsa millet olmaz. Bu konularda da milletimiz büyük karanlıklar içerisinde bulunuyor. Bunu resmi rakamlara dayanarak şöyle açıklayabilirim: İngiltere´de 12 yıllık eğitimden geçen çocukların ders kitapları 71 bin kelimeyle yazılıyor. Bu rakam Japonya´da 40 bin, İtalya´da 32 bin, Türkiye de ise 6-7 bin civarında değişmektedir. Şimdi şunu düşünmenizi istiyorum, 71 bin kelimeyle okuyan, düşünen, yazan nesillerle 7 bin kelimenin yüzde onuyla yani 600 kelimeyle okuyan, düşünen, yazan nesiller katiyen bir olmaz. Bizim üniversiteye giden çocuklarımız aynen dışarıdaki simitçiler gibi, gittim, geldim, baktım, gördüm, yattım, acıktım gibi kelimelerle konuşuyorlar. Bunlar sokak Türkçesidir. Bu Türkçeyle yaşayan ya da bu Türkçeye sahip olan kimselerin ortaya ciddi bir eser koymaları mümkün değildir. Nitekim bizde bunun sıkıntılarını görüyoruz. Bu bakımdan biz Avrupa´nın çok gerilerinde kaldık. Beynini çalıştırmayan, zengin bir kelime dünyası içinde bulunamayan kimseler edebiyatımızı, ilmi yaşayışımızı sureti katiye de geliştiremezler. Bunu Sivas´ta da görmenin derin üzüntüsünü ve utancını yaşadım.”

“BU GERİLİKTEN SİVAS NE ZAMAN KURTULUR BUNU BİLEMİYORUM”

- Türkiye genelinde ve birçok yabancı ülkede konferanslar verdiniz. Peki memleketiniz olan Sivas´ta size karşı ilgi nasıldı?

“Türkiye´de 70 şehrimizde davet aldım, kürsüye çıktım. Bunun yanında Türkiye dışında yaklaşık 35 ülkede bulundum. Bu gitmiş ve konuşmuş olduğum yerler arasında kültür dünyasına esasında en ön sıralarda bulunan şehirlerin başında Sivas geliyor. Mesela Sivas´ta Cumhuriyet Üniversitesinden Doğan Kaya isimli bir arkadaşımın bana söylediğine göre dünden bugüne bin civarında halk şairimiz yaşamıştır. Yani bin halk şairimizin harman olduğu bir yer. Halk şiirimiz dün olduğu gibi inşallah bugünde devam edecektir. Ama bizim halkımızın hem halk şiirimize karşı hem kendi kültür değerlerimize karşı bakış tarzı katiyen arzu edilen seviyede değildir. Bunu da utanarak ifade etmek istiyorum. Bu gerilikten Sivas ne zaman kurtulur bunu bilemiyorum.

AŞIK VEYSEL BİZİM BOY AYNAMIZDIR

- Mesela demin söylediğim “Benim Sivas´ta Kangal Köpeği kadar değerim yoktur.”, Aşık Veysel´in de yoktur. Kaldı ki Aşık Veysel bizim Türkiye çapında iftihar vesilelerimizden birisidir. Aşık Veysel bizim boy aynamızdır. Biz bütün güzellikleri Aşık Veysel´in şiirlerinde, nasihatlarında bulabiliriz. Ama o 1973 yılında vefat ettiği zaman onun heykelini diktirmek için Hürriyet Gazetesi bir kampanya açtı, Sivas ayağa kalktı: “Biz bu adamın heykelini buraya diktirmek istemiyoruz.” diye. Halbuki biz onu büyük bir şerefle kabul etmeliydik. Bu Sivas´taki halkın büyük cehaletinden kaynaklanıyor. Büyük cehaleti sadece büyük kelimesiyle ifade etmek mümkün değildir, bir felakettir bu konuda halkımızın düşünce sistemi. O bakımdan Veysel gibi kimselerin Sivas´ta bir itibara sahip olduklarını söyleyemem. Birtakım kimseler Veysel´i sevmiyorlar mı, elbette çok seviyorlar, bende Veysel çok seven kimselerden birisiyim. Ama bunu Sivas çapında düşündüğümüz zaman halkın taassup içinde bulunduğunu söylemek istiyorum.”

“ALEVİLER DE SÜNNİLER DE MÜSLÜMANDIR”

- Alevi-Sünni ve Sivas´taki Madımak Olaylarından bahsedebilir misiniz?

“Bizim milletimizin halkı bir bölümüyle Alevi bir bölümüyle Sünni´dir. Ben bu meseleleri derinden inceleyen bir kimse olarak söylüyorum, bizim Türkiye´deki Alevilerimiz Türkmen boylarındandırlar. Onlarda Türk boyundan geliyorlar bizde Türk boylarından geliyoruz. Yani onlarla biz aynı ırka mensubuz, aynı dini inancına mensubuz. Alevilerde Müslümandır, bizde Sünni camiaya ya mensup kimseler Elhamdülillah Müslümanız. Ama çok açık ve kesin söylüyorum, kendisine güvenen varsa gelsin konuşalım onlarla. Türkiye´deki ve Sivas´taki Aleviler katiyen Aleviliği bilmiyor, Sünniler katiyen Sünniliği bilmiyor. Birisi kendisini Alevi sanıyor hiç alakası yok, birisi kendisini Sünni sanıyor hiç alakası yok.

MADIMAK´I YAPANLARIN İSLAMİYET´LE İLGİSİ YOK

Alakası olmadığı için de Sivas´ta Madımak faciası meydana geliyor. Bu Madımak faciası meydana geldiğinden ben İstanbul basınında yazıyordum, orda söyledim, kanaatimi açık açık ifade ettim. Dedim ki, Madımak faciasını öyle gaflet, cehalet, delalet, ihanet, facia, felaket kelimeleriyle anlatamayız. Bu kelimeler Sivas´taki Madımak hadisesi karşısında annem, yavrum, canım, hayatım gibi yumuşak kelimelerdir. Biz gaflet, felaket gibi kelimelerin bin misli daha kuvvetlisini bulmalıyız ve bu hadiseyi o kelimelerle anlatmalıyız. Sivas´ta 37 vatandaşımızın yakılması felaketin ötesinde bir felakettir. Bunu yapanların İslamiyet´le insanlıkla uzaktan yakından milyarda değil trilyonda bile ilgisi yoktur. Cahil, ahlaksız, aptal adamların meydana getirmiş olduğu bir cinayettir.

MİLLETİMİZ, ÜZERİMİZDE OYNANAN OYUNLARDAN HABERDAR DEĞİL

Ama bu cinayetten 3 gün sonra Erzincan´da Başbağlar Köyünde mukabil grup oradaki 35 vatandaşımızı hayvanlarıyla birlikte diri diri yakmışlardır. Bu da aynı şekilde vahim bir durumdur. Şimdi her sene 3 Temmuz´da Sivas´taki bu hadiseyi telhin etmek için ‘Sivas´ın intikamını alacağız´ diye bağıranlar var ama Türkiye´den 2 kişi Erzincan´daki Bağbağlar hadisesini telhin için yürümüyor neden? Yani Sivas´ta Madımak Otelinde yakılan kişiler insandır da, Erzincan´ın Başbağlar Köyünde yakılan insanlar bitki midir, ot mudur, taş mıdır nedir? Kimse onların intikamını alma üzerinde durmuyor. Milletimiz, üzerimizde oynanan oyunlardan haberdar değil. O bakımdan ben şahsen hem Sivas´ta yaşanan hadiseden hem de Erzincan´da yaşanan hadiseden anlatılmaz ölçüde derin üzüntü duyuyorum. Bu Sivas´taki Madımak hadisesi münasebetiyle Aleviliği Türkiye´de komünizme götürüp bağlayan yani Marksizm´in kölesi olan bir takım kimseler Madımak Otelinin müze haline getirilmesini istediler. Bu konuda yazdılar ve çizdiler. Hatta devrin Milli Eğitim Bakanına da bu hususta tesirli oldular. Ben 40 defa bakanla konuştum yazılarda yazdım, Madımak´ı müze haline getirmek “Madımak kel başa şimşir tarak vurmaktır” dedim.

SİVAS´TA KİTAP OKUTMAK, TÜRKİYE´NİN AY´A FÜZE GÖNDERMESİ KADAR MÜHİM BİR HADİSE

Dedim ki, eğer bizim elimizden geliyorsa yapabiliyorsak, Hacı Bektaşi Veli Hazretlerinin Makalat isimli kitabını 1 milyon adet bastırarak Orta Anadolu´da dağıtalım. Çünkü ne Alevi ve Aleviliğin ne olduğunu biliyor, Sünni´de Sünnilikten haberdar değil. Orda Hacı Bektaşi Veli çok iyi anlatıyor İslamı, onu anlatmalıyız, onu ortaya koymalıyız. Bu çok zor bir iş. Türkiye´de 64 sayfalık bir kitabı okutmak hele de Sivas´ta, Türkiye´nin Ay´a füze göndermesi kadar mühim bir hadisedir. Ama meydanlarda çıkmak, bağırmak, çağırmak, yakmak, yıkmak son derece basit bir iş. Nitekim benim bu yazılarım dikkate alınmadı ve Madımak bir müze haline getirildi. Madımak Oteli müze haline getirildiği zaman Valilik günün 24 saati Madımak Müzesinin altında 2 polisi nöbetçi olarak tutuyor. Ne yaradı şimdi. Çünkü dünkü Madımak Otelini yakanlar ahmaklar, aptallar müze haline getirilen Madımak´ı da yakabilirler. Ama Hacı Bektaşi Veli´yi okuttunuz mu insanlarımıza? O zaman millet Hanya´yı, Konya´yı anlar, bu düşmanlıklar ortadan kalkar.”









Kaynak:

Anahtar Kelimeler: Avrupa gerilerinde kaldık
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Kaya´ya ‘Fahri Hemşehrilik Beratı´
Kaya´ya ‘Fahri Hemşehrilik Beratı´
Sivas İl Özel İdaresi Genel Sekreterimiz Mehmet Nebi Kaya´ya, Altınyayla Belediye Başkanlığı tarafından ‘Fahri Hemşehrilik Beratı´ takdim edildi.
2 Farklı Oyunla Perde Denecek
2 Farklı Oyunla Perde Denecek
Sivas Devlet Tiyatrosu (SDT), hem Sivas´ta hem de Anadolu´nun çeşitli sahnelerinde perde açarak, sanatseverlerle aralıksız olarak buluşmaya devam ediyor.
"Doktor balıklara" Rus ilgisi
"Doktor balıklara" Rus ilgisi
Rusya´dan 3 ve Ukrayna´dan bir televizyon kanalı "doktor balıkların" tanıtımı için çekim yaptı
“Sivas Modern Bir Kültür Merkezine Kavuşuyor”
“Sivas Modern Bir Kültür Merkezine Kavuşuyor”
Sivas Valisi Salih Ayhan, yapımı devam eden Sivas Kültür Merkezi inşaatını gezerek yetkililerden bilgi aldı.
Kulüpler Gezi Düzenlemeye Devam Ediyor
Kulüpler Gezi Düzenlemeye Devam Ediyor
Kulüpler Gezi Düzenlemeye Devam Ediyor
Türcü Natürmort ve Hiçbir Şey Sergisi Açıldı
Türcü Natürmort ve Hiçbir Şey Sergisi Açıldı
Türcü Natürmort ve Hiçbir Şey Sergisi Açıldı
Perde de sırada "Lena, Leyla ve Diğerleri" var
Perde de sırada "Lena, Leyla ve Diğerleri" var
Perde de sırada "Lena, Leyla ve Diğerleri" var
“Hz. Ebu Bekir Sempozyumu” düzenlendi
“Hz. Ebu Bekir Sempozyumu” düzenlendi
“Hz. Ebu Bekir Sempozyumu” düzenlendi
İhtiyaç Sandığı
İhtiyaç Sandığı
Sivas Merkez Şehit Erdal Çetin İlkokulu´nda okul idaresi tarafından “İhtiyaç Sandığı” adlı bir uygulama başlatıldı.
SEZONUN İLK TURNESİ
SEZONUN İLK TURNESİ
Sivas Devlet Tiyatrosu (SDT), “Kargo” isimli yeni oyunuyla yarın seyircilerine perde açacak.
Lezzetli bir turşunun sırrı  ´Organik sebze´
Lezzetli bir turşunun sırrı ´Organik sebze´
Kış mevsiminin yaklaşmasıyla geleneksel olarak yapılan turşu kurma hazırlıkları da devam ediyor.
Sevilen Lezzet ´Sivas katmeri´
Sevilen Lezzet ´Sivas katmeri´
Türkiye´nin her yerinde olduğu gibi Sivas´ta da sevilen lezzet ´Sivas katmeri´
Müze Ve Ören Yerlerinin Ziyaretçi Sayısı Son 2 Yılda Azaldı
Müze Ve Ören Yerlerinin Ziyaretçi Sayısı Son 2 Yılda Azaldı
2000 ile 2017 arasında müze ve ören yerlerinin ne kadar ziyaretçi ağırladığı açıklanırken, 2000 yılından beri neredeyse düzenli olarak artış gösteren ziyaretçi sayısında son 2 yıldır azalma yaşandığı görüldü.
Sivas´ın Renkleri YÖREX´te Tanıtıldı
Sivas´ın Renkleri YÖREX´te Tanıtıldı
“Sizin Oraların Nesi Meşhur” sloganı ile Antalya Ticaret Borsası (ATB) tarafından Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin (TOBB) desteğiyle Antalya´da bu yıl 9´uncusu düzenlenen Yöresel Ürünler Fuarı (YÖREX) devam ediyor.
Sivas YÖREX fuarında
Sivas YÖREX fuarında
YÖREX Yöresel Ürünler Fuarı, 28 Ekim 2018 tarihine kadar açık kalacak. YÖREX´de Sivas´a has ürünlerde stantlarda yerini aldı.
Gül, Gizli Geçidi İnceledi
Gül, Gizli Geçidi İnceledi
Osmanlı ve Selçuklu dönemine ait çok sayıda eserle açık hava müzesini andıran Sivas´ta tarihi meydandaki Çifte Minareli Medrese´nin eyvan kısmında bulunan gizli geçidin tamamının ortaya çıkarılması için çalışma başlatıldı. Valimiz Davut Gül, geçidin bulunduğu yeri ziyaret ederek yetkililerden bilgi aldı.
Tarih Yeniden Onarılıyor
Tarih Yeniden Onarılıyor
Çifte Minare´nin restorasyon çalışmalarına başlandı
Gezici Çanakkale Müzesi Sivas´ta
Gezici Çanakkale Müzesi Sivas´ta
Gezici Çanakkale Müzesi Sivas´ta
Şehrimize ziyaretler devam ediyor
Şehrimize ziyaretler devam ediyor
Şehrimize ziyaretler devam ediyor
Kış hazırlıkları başladı
Kış hazırlıkları başladı
Vatandaşlar kış hazırlıklarına şimdiden başladılar. Kış mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte soba satışları başladı.
Sarısözen Sempozyumuna Davetlisiniz
Sarısözen Sempozyumuna Davetlisiniz
Türk halk müziği ve Türk folklor´ unun büyük emektarı ve üstadı hemşehrimiz Muzaffer Sarısözen Sempozyum´ una davetlisiniz. Sempozyum ve konserlere katılım ücretsizdir.
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
"İşlediğiniz günahları gizlediğiniz gibi, iyilikleri de gizleyiniz "

YUSUF KAPLAN
YUSUF KAPLAN
Hava, kurşun gibi ağır! Basîret şimdi lazım bize!
BERAT DEMİRCİ
BERAT DEMİRCİ
BUNLAR HEP BASİT MANTIK KURALLARIDIR
İbrahim KAHVECİ
İbrahim KAHVECİ
Sorun sadece döviz ve faiz olsa keşke
Prof. Mustafa Çağrıcı
Prof. Mustafa Çağrıcı
Ehl-i Sünnet tek tip midir?
Yusuf Ziya Cömert
Yusuf Ziya Cömert
Para görününce vicdan sıvışır
Mehmet Şevket EYGİ
Mehmet Şevket EYGİ
İslam´ın ölçütleri
İBRAHİM TENEKECİ
İBRAHİM TENEKECİ
Son günlerin dünyası
MUSTAFA KUTLU
MUSTAFA KUTLU
Âlet işler el övünür
Gülşah Akkaş Yaman
Gülşah Akkaş Yaman
Nasılsın dediklerinde
Selahattin Çerik
Selahattin Çerik
Şükürname!
İsmail Dursun
İsmail Dursun
Sivasspor´dan Beşiktaş´a Futbol Dersi
D. Mehmet Doğan
D. Mehmet Doğan
Yatay talimatlar, dikey uygulamalar!
Kemal Öztürk
Kemal Öztürk
Sessiz karşı devrim
Müjgan Üçer
Müjgan Üçer
SİVAS HALAYINA DURAN GENÇLER
Beşir Ayvazoğlu
Beşir Ayvazoğlu
TÜYAP Kitap Fuarı´na ve Selim İleri´ye dair
Yusuf Ziya Ünsal
Yusuf Ziya Ünsal
Avucunuzdaki Kelebek
Aydın Ünal
Aydın Ünal
Dikkat, PKK dönüşüyor
Ahmet ÖZDEMİR
Ahmet ÖZDEMİR
Ey ana toprağı, ey Anadolu
Muzaffer Gücer
Muzaffer Gücer
SİVASIN ÇERMİKLERİ
Ö. EMİR DOĞAN
Ö. EMİR DOĞAN
“YAZIN ÜÇ AY YATAN ÖĞRETMEN” HA!
Salih Tuna
Salih Tuna
Türk ekonomisi McKinsey´e mi emanet edildi?
Osman Nuri Kesici
Osman Nuri Kesici
25 Eylül Dünya Eczacılar günü...
Mahmut Erol Kılıç
Mahmut Erol Kılıç
Bilgilendirme notu
Muhsin Kaya
Muhsin Kaya
SİVAS´A SELAM YOLA DEVAM
Talha Gurbetçi
Talha Gurbetçi
OSMANLICAYA SAHİP ÇIKALIM
Yavuz Bülent Bakiler
Yavuz Bülent Bakiler
DÜŞMANIYIM ASALETİN KELİMELERDE BİLE”
Sami Akkuş
Sami Akkuş
DUA EDİN...
Ergün Diler
Ergün Diler
Kıbrıs planı
Gülşah YARLI
Gülşah YARLI
Sezona veda
Fikret ÜNSAL
Fikret ÜNSAL
DEDİKODUSU ÇIKARSA OLUR
Aziz Erdoğan
Aziz Erdoğan
ÇANAKKALE RUHU DÜNDEN DİRİDİR
Zübeyir Kamil Akkaya
Zübeyir Kamil Akkaya
Batı´ya Doğru - Taklit Bitti, Tahkik Başladı!
Salih Şahin
Salih Şahin
OSMANLI ARAPLARI NASIL SÖMÜRDÜ!
S. Emrah GÖKTAŞI
S. Emrah GÖKTAŞI
Sivil toplum
Osman Nuri KESİCİ
Osman Nuri KESİCİ